"Işık, gölge, vesaire."

A. Murat Eren, eşi olan pek sayın Duygu hanımlar ile beraber New Orleans'ta yaşıyor. Internet'teki asıl evi burada. Görüntülemekte olduğunuz günlüğü ise fotoğraf başta olmak üzere mesleği ile doğrudan ilgili olmayan mevzular hakkında görüşlerini ve düşüncelerini yazmak için kullanıyor. Ah, yazmak demişken Meren aynı zamanda Moleschino.org yazar tayfasının bir parçası. Çok yönlü filan bir arkadaş yani (smiley).

Pardus! Hemen!

Get Firefox!

OpenOffice Kullan


Creative Commons License
Adams Street between Hickory and Birch

Artık yok size öyle uzun uzun cümleler.



Kolleksiyonun tümünü görmek için fotoğrafın buraya tıklayın. O kadar :/

Comments on "Adams Street between Hickory and Birch"

 

  Anonymous baratrion @ 11/11/06 17:52 demiş ki:

Chimney
Angel
Inexplicit
Beloved
Lone
Annabel

en beğendiklerim bunlar, Lone'a ayrica aşık oldum. bosuna Aykan Özener'e ithaf edilmemis tabii. ne yalan söyleyeyim "yeni bir lens procesi"nde yazdıklarınız cok bir anlam bulmamıştı bende. ama simdi görüyorum ki tilt shift'in yakışacağı konular olabiliyormuş.

bir sonraki adımın holga olmasını istiyorum :)

 

  Blogger A. Murat Eren @ 11/11/06 23:32 demiş ki:

Merhaba,

> ne yalan söyleyeyim "yeni bir
> lens procesi"nde yazdıklarınız cok
> bir anlam bulmamıştı bende. ama
> simdi görüyorum ki tilt shift'in
> yakışacağı konular olabiliyormuş.

Beğenmenize sevindim. Bir konu daha var çok yakışacağını tahmin ettiğim, fakat 3-4 ay gerekecek o seriyi ortaya çıkarmam için :) Sürpriz olsun halâ takip ediyor olursanız.

> bir sonraki adımın holga olmasını
> istiyorum :)

Holga ilk göz ağrılarımdan birisi. Şu anda elimin altında iki modified Holga var, fakat henüz kendimi Holga'ya hazır hissetmiyorum. Fakat belli de olmaz :)

Bu arada Holga demişken Jeniffer Shaw'ın çalışmalarını izlemenizi tavsiye ederim daha önce bakmadıysanız. Pek severim kendisini (iyi bir fotoğrafçı olmasının yanında pek tatlı bir insandır).


Selamlar.

 

  Anonymous baratrion @ 12/11/06 08:20 demiş ki:

holga olayını denemek cok isterdim. buralarda bulunur mu acaba? sanmam. hersey tamam olsa filmi sorun olur :S

Mrs. Shaw'ı zaten daha önce blogunuzdan tanıyoruz :) holgayla nasil seyler yapilabilecegine güzel örnekleri var. sizin de calistiginiz audubuon parktaki fotolarini ben cok begendim.

bu arada deviantart'ta size yazdigim insanlarin islerine bakabildiniz mi?

comment

ayrica su iki insani ilave edebiliriz oraya:

luminescense

unfinishedsympathy

 

  Blogger A. Murat Eren @ 12/11/06 10:02 demiş ki:

Merhabalar tekrar,

Gönderdiğiniz mesajdaki isimlere bakmıştım, çok teşekkürler buradan da. Yalız 291 grubu dışındakiler pek ilgimi çekmemişti.

Fakat son gönderdiğiniz isimler arasından luminescense gerçekten çok çarpıcı işler çıkarmış ortaya. Hem çok samimi hem de çok kuvvetli fotoğraflar. Hem Holga kullanmayı hem de print etmeyi bilenlerden belli ki :) Takip edeceğim. Tekrar teşekkürler.

Holga bulmak o kadar zor olmasa gerek, bir şirketin biraz fahiş fiyatlardan Türkiye'ye getirmeye başladığını öğrendim (fahiş olsa ne olur, 20 milyon yerine 35 milyon olsun). Eğer bir şekilde bulamaz iseniz başka bir şeyler düşünürüz.


Selamlar.

 

  Anonymous baratrion @ 12/11/06 11:17 demiş ki:

kuru93 'ün deneysel fotoğrafçılığını da mı beğenmediniz? adam fotoğrafları yağmurda çamurda bekletiyor, şişe diplerinden fotoğraf çekiyor yahu :) gerçi çok fazla iş gönderiyor, bir nevi spam oluyor o da...

http://www.deviantart.com/deviation/41626831/

http://www.deviantart.com/deviation/32802427/

http://www.deviantart.com/deviation/32990960/

su tip isleri pek bir ilgincime gidiyor ama.

anachronistic photographer diye tanimlamak lazim bunlari tabii.

hangi şirket acaba biraz araştırayım. onun filmi yanılmıyorsam 120mm değil mi, aslında dedigim gibi onu bulması zor olur. banyoyu arkadasin karanlik odasinda halledebiliyoruz en azindan..

 

  Blogger A. Murat Eren @ 12/11/06 12:00 demiş ki:

Merhaba,

> kuru93 'ün deneysel
> fotoğrafçılığını da mı
> beğenmediniz? adam fotoğrafları
> yağmurda çamurda bekletiyor, şişe
> diplerinden fotoğraf çekiyor yahu :)

Beğenmedim dersem yalan söylemiş olurum. Bir açıklama yapmaya çalışayım bu beyefendinin ilgimi pek çekmemiş olması ile ilgili.

3-4 yıl önce toy camera ve polaroid ile çalışan geniş sayılabilecek bir çevrem vardı. Bu yüzden bu fikirler bana ilk zamanki kadar orjinal gelmiyor. Saygı duyuyorum, fikir olarak hoşuma gidiyor, bir gün belki ben de yaparım. Fakat bunları "yapmak", "ortaya çıkarmak" yani işin teorisi ve mutfağında yer almak, hacker'lık yapmak zevkli bana göre, "izlemek" değil.

Toy camera ve polaroid ile uğraşanlar çoğunlukla bir şey yaparlarken ortaya ne çıkacağını tam olarak bilmeden yapıyorlar denemelerini. Benim ise bir fotoğrafa bakarken en çok ilgilendiğim şey fotoğrafı çekenin onu çekmeyi tercih ediş nedeni. Bu neden beni etkilediğinde teknik anlam kazanıyor. "Art for art's sake" kavramına düşman değilim. Hatta bazen zaten başka bir alternatifinin olmadığına inanıyorum. Fakat teknik hatrına fotoğraf kokusu aldığımda, bu beni bozuyor biraz.

Bu noktada benim nazarımda Shaw'ı ya da luminescense'i kuru93'ten ayıran şey bu.

> anachronistic photographer diye
> tanimlamak lazim bunlari tabii.

Ben experimental photographer diye tanımlamayı tercih ederdim sanırım.

Tabi bunlar benim kendi meşrebimdeki düşüncelerim :)


Teşekkürler,
Selamlar.

 

  Anonymous baratrion @ 13/11/06 08:20 demiş ki:

Aslina bakarsaniz geçmişin araçlarını kullanıp bugünde geçmişi aradıkları için anachronistic dedim. Deneysel deyince benim de aklıma daha farklı şeyler geliyor.

Gerçekten ifade ettikleri bakımından salt sanat için sanat düzeyinde değerlendirebilirler ve bu çoğunluğa bir şey ifade etmeyebilir. Benim etkilenmemin başlıca nedeni de aslında hissettirdikleri, yansımalarından çok en basit mânâda 'ilginçlikleri'.

Yalnız kafam bir konuda karışık... Daha önce Ara Güler bahsinde biraz konuşmuştuk fotoğrafçının belgeleyeci vasfını. Oradan hareketle, Shaw'ın New Orleans için bıraktığı mirasın bu zamanın görüntülerini ne kadar yansıttığı muamma. Bol vignettingli, brownish tonlu görselliğin bakana verdiği zevk dışındaki etkiden söz ediyorum. Bir yandan da, eşek yüküyle para verip aldıkları makinelerle evinin balkonundan "karda yürüyen adamın bıraktığı iz" fotosu çeken de bir yerde yanlış yapıyor gibi geliyor.

Bir zaman geliyor ki amaç acaba sadece nefs köreltmek mi? Özcan Yurdalan, "hobi olarak hafta sonları beyin ameliyatı yapsam olur mu?" demişti.

Toparlayamamış olabilirim, aklıma gelen şekilde yazdım. Burayı gereksiz doldurdugumun da farkındayım :) Bu son olsun.

 

  Blogger A. Murat Eren @ 13/11/06 17:03 demiş ki:

Merhabalar,

"(...) Yalnız kafam bir konuda karışık... Daha önce Ara Güler bahsinde biraz konuşmuştuk fotoğrafçının belgeleyeci vasfını. Oradan hareketle, Shaw'ın New Orleans için bıraktığı mirasın bu zamanın görüntülerini ne kadar yansıttığı muamma. Bol vignettingli, brownish tonlu görselliğin bakana verdiği zevk dışındaki etkiden söz ediyorum (...)"

Kendimi doğru bir şekilde ifade edemediğimden korkmaya başladım. Fotoğrafçı belgeleyici sıfatını da takınabilir. Fakat bu fotoğrafçının yükümlülüklerinden birisi kesinlikle değildir. Shaw'ın işlerinin hoşuma gitmesinin nedeni onun bir şeyi yaparken ortaya ne çıkacağını bildiği için yapıyor olması. Yani baştan itibaren ne yaptığını biliyor olduğu için, söylemek istediği şeyi söyleyebilmek üzere karanlık odasının ışığını kapatıyor.

kuru93'ü benim gözümde farklı bir yere koyan işte bu kritik nokta.

Anachronism'e olan itirazımın temelinde ise anachronism'in kendi içerisinde tutarlı bir ortamda zamansal bağlamda kontrast oluşturacak kavramlara (ya da bu bir fotoğraf ya da sinema eseri ise objelere) yer vermektir diye biliyor oluşumdan ileri geliyordu (yani benim bildiğim kadarı ile 2500 yılında geçtiği belli olan bir filmde at arabası görüyorsak bu anachronism'dir, bu yüzden kuru93'e experimental demeyi tercih ettiğimi söyledim :)). Bu arada benim bildiğim anachronism tanımı doğru değildir belki.

"(...) eşek yüküyle para verip aldıkları makinelerle evinin balkonundan "karda yürüyen adamın bıraktığı iz" fotosu çeken de bir yerde yanlış yapıyor gibi geliyor.

Bir zaman geliyor ki amaç acaba sadece nefs köreltmek mi? Özcan Yurdalan, "hobi olarak hafta sonları beyin ameliyatı yapsam olur mu?" demişti.
"

Aslında burada önemli olan nokta insanların fotoğafı neden çekiyor oldukları. Benim dediğim yere geliyoruz bu şekilde de. Eğer adam eşek yükü para sayıp aldığı makine ile kardaki ayak izlerinin fotoğrafını çekmeyi kafasına koymuşsa baştan, bu başımla beraber (benim ilgimi çekmez, fakat yaptığı şeyi neden yaptığını bilen herkese duyduğum gibi saygı duyarım). Amaç sadece nefs köreltmek olmayabilir. Amaç çok ciddi varyasyonlar gösterebilir kişiden kişiye. Belirli bir kalıba sokmak yanlış.

Bu noktada da Özcan Yurdalan'ın sözü "büyüklerimizden saçmalar" listesine makul bir derece ile giriyor. Tabi kendisi beyin cerrahlığını hobi olarak yapan doktorlar olduğuna ya da fotoğrafın amatörce icra edilemeyecek bir hobi olmadığına inanıyorsa onu başka bir listeye almak lazım bence.

"Burayı gereksiz doldurdugumun da farkındayım :)"

Rica ederim, ben keyif alıyorum buraların boş olmamasından. Fikir alışverişi kadar yararlı ne olabilir :)


Selamlar.

 

  Anonymous baratrion @ 14/11/06 13:57 demiş ki:

Yok siz iyi ifade etmiştiniz. Ben aslında geçen zamanda çoğu kez farklı noktalara geldim. Dediğim tarzdaki kolaycı fotoğraflar genelde kabul görüp hatta bir de ödül alacak sekilde pohpohlaninca eskilerin otomatik bir tepkisi oluyor Özcan Yurdalan gibi.

Kendimce makbul olanın bir şey bırakmak olması gerektiğine de inanıyorum, hatta iyiden iyiye bir işe yaramalı fotoğraf diyorum. İçinde bulunduğumuz saldirgan ve arsiz imaj çağının kekremsi kokusunun bir şekilde birilerine bir şeyler ulaştırarak dağıtılabileceğine inanıyorum. (Salt fotoğrafla olacak iş değil tabii ki)

"Sergi yaptım a dostlar holgamla"; Irak işgaline karşı Blair'e toplu e-posta çekmek kadar entel geliyor şu zamanda.

Erdal Kınacı'nın Engelliler Sergisi ise daha farklı değil mi? Elbette Shaw ya da bir başkası bu tarz bir toplumsal mesaj amaçlamıyor olabilir, bu yaptığı işe saygı duyulmayacağı anlamına da gelmez evet. Yani bütün onlari "Fotoğrafın diskuru budur." diye söylemedim. İlginç "görüntü"ler şeklinde aklımda yer ediyorlar, dediğim gibi beğeniyorum ve denemek isterim; ama bir yandan da onlar yeni notlar aldırıyorlar bana.

Ben özünde -sırf kendi adıma- birşeyleri sorguluyorum. "Kendim fotoğrafla ne yapabilirim?"den hareketle... Yoksa hiç kimseyi hiçbir tarz için tahakküm altına alacak bir anlayışım yok. Zaten söylediğim bir tek kendimi bağlıyor :)

 

Yorum gönder