"Işık, gölge, vesaire."

A. Murat Eren, eşi olan pek sayın Duygu hanımlar ile beraber New Orleans'ta yaşıyor. Internet'teki asıl evi burada. Görüntülemekte olduğunuz günlüğü ise fotoğraf başta olmak üzere mesleği ile doğrudan ilgili olmayan mevzular hakkında görüşlerini ve düşüncelerini yazmak için kullanıyor. Ah, yazmak demişken Meren aynı zamanda Moleschino.org yazar tayfasının bir parçası. Çok yönlü filan bir arkadaş yani (smiley).

Pardus! Hemen!

Get Firefox!

OpenOffice Kullan


Creative Commons License
"Bir Şeyin Sanat Eseri Olması İçin Ne Lazım?"

Haftada bir kaç kez anasayfamın ve günlüğümün çeşitli istatistiklerine ve özellikle insanları günlüğüme getiren Google aramalarının neler olduğuna bakmayı ihmal etmiyorum. Bu günlük yazısının başlığı da bir Google araması ile siteye yolu düşmüş birisine ait. İstatistik demişken son bir ayda bu sayfalara gelenlerin dünya gezegeni üzerindeki dağılımları yaklaşık olarak şöyle imiş (günlüğe gelen feedback'lere bakan da biz bize takılıyoruz sanar):

http://meren.org/images/meren.org-bolge.png

Her neyse.

Aslında başta böyle provokatif bir soruya yanıt yazmaya niyetim yoktu (smiley). İsteksizce "neden böyle bir yazı yazayım ki" dedim kendi kendime. Fakat bir on saniye daha düşününce hiç bir şeyin tanımını yapmadan, bir şeylerin o tanımlamadıkları kavramların, "tamamıyla dahilinde" ya da "tamamıyla haricinde" olduğunu büyük bir cesaretle söyleyiveren ve bu konuda iddialaşan insanlara karşı içimde beslediğim antipatinin beni bu konuda yazmaktan başka bir yolla boşaltamayacağım bir enerji ile doldurduğunu hissettim. Hem düşüncelerimi paylaşmamda ne sakınca olabilirdi ki? (son sözler).

Bir şeyin sanat eseri olması için ne lazım? Bunun yanıtını tek bir cümle ile verebilecek cürete sahip birisinin aynı zamanda aklı başında birisi olma ihtimaline bu günlerde pek inanmıyorum (çok pesimistim son zamanlarda); hele de bu tip konularda çalışan akademisyenlerin bile üzerinde anlaştığı ortak bir çerçeve yok iken.

Bu durumda soruyu biraz değiştiriyorum ve vereceğim yanıt ile hem "sanat", hem "sanatçı" hem de sorunun orjinalinin aradığı yanıta dair benim sahip olduğum görüşlere ışık tutacak bir forma sokuyorum: "Sanat eserlerinin ortak özellikleri nelerdir?".

Aslında sanat eserlerininin, ortak özelliklerinden bahsedilebilecek kadar formal bir kalıba sokulmaya çalışılması benim kafamdaki sanat anlayışı ile çelişen bir düşünce; bir şeyin sanat olduğundan ne kadar bahsedemezsek bir şeyin sanat olmadığını da o kadar iddia edemeyiz. Öte yandan bu günlüğe arada bir göz gezdiren, "sanat", "sanatçı" ve "sanat eseri" konularında benden çok daha deneyimli ve bilgili kimseler olduğunu biliyorum, belki onlar bu paragrafın ilk cümlesi ile ilgili farklı görüşlere sahiptirler, bilemiyorum.

Bununla beraber kendi adıma Salvador Dali'nin "The Persistence of Memory" isimli tablosu ile Marcel Duchamp'ın "Fountain" isimli pisuvarı arasında ya da Oğuz Atay'ın "Tehlikeli Oyunlar" isimli romanı arasında belirgin bir fark göremiyorum. Bana göre saydıklarımın her biri birer sanat eseri ve kendi aralarında ortak olan bir takım özellikleri de yok değil. Yani kalıplara sokmak istemediğim bir şeyin ortak yönlerini hissediyor olmaktan da geri kalmıyorum. İşte bu noktada kendi kendime yeten bir tanım yapmak beni rahatsız etmiyor.

Kaşla göz arasında revize ettiğim sorunun yanıtına dönersek bence şunlar sanat eserleri için kabul edilebilir ortak özellikler:

  • Elzem ya da sıradan ihtiyaçlara cevap vermek için üretilmezler.
  • Farklı seviyelerde algılanabilirler ve farklı yorumlara açıktırlar.
  • İçerdikleri fikirleri ortaya çıkarmak için yaratıcı algılama gerektirirler.

Bu saydıklarım ilk aklıma gelenler ve kuvvetle inandıklarım. Ek olarak bir alt seviyede şunları sayabilirim:

  • Ortaya çıkışlarının ardında özgün ve sıradışı bir düşünce vardır.
  • Beceri gerektiren bir çaba sonunda ortaya çıkartılırlar.
  • İçerdikleri fikirler akla kolay gelir türden değildir.

Bu özellikler aynı heykeltıraş tarafından yapılabilecek bir "nazar boncuğu" ile "düşünen adam" heykeli arasındaki farkı kendime anlatabilmeme olanak sağlıyor (fiziksel boyutlarına ve harcanan emeğe takılmayın). Bu özelliklerden yola çıkarak bir şeylerin kategorizasyonunu kendimce daha net yapabiliyorum.

Arif olanın anladığını ve daha fazlasına ihtiyacı olmadığını bildiğimden yazmaya devam edip her ayrıntıya değinmeye gerek duymuyorum, fakat ilerleyen bir tarihte bu perspektiften fotoğraf mevzusunu nasıl değerlendirdiğimi yazabilirim belki..

Comments on ""Bir Şeyin Sanat Eseri Olması İçin Ne Lazım?""

 

  Blogger afrikalitacir @ 16/11/06 02:19 demiş ki:

Merhabalar,
Benim iki kavam arasindaki catismamin cikis noktasi ise biraz farkli,
1. eger bir kisiyi sanatci olarak adlandirmis ve eger o kisi snatci ise, yaptigi hersey sanat eseri midir?
2. Eger bir kisi sanatci degil ise yaptigi bir heykel, resim, cektigi fotograf yada vs. sanat eseri olabilir mi?
Biliyorum ki eger birine hayir ya da evet dersek digerinin cevabi da ayni olmalidir....
Bir eserin sanat eseri olarak adlandirilmasi icin onu yapan kiside bahsettiginiz sanatci vasiflari olmalidir diyebilir miyiz?
Kusura bakmayin donup dolasip cikmaz diyalogu daha da dagitmaya basladim...
Gorusmek uzere,
Sevgiler, saygilar...

 

  Anonymous meren @ 16/11/06 12:02 demiş ki:

Sevgili afrikalitacir,

Bence bir eserin sanat eseri olarak adlandırılması ile eseri ortaya çıkaran kişi arasında bir ilişki olması gerekmez bence.

Sanatçı vasıfları taşıdığı öngörülen bir kişinin yaptığı her şey sanat eseri olmayabileceği gibi bir ortaya koyduğu şey sanat eseri olarak değerlendirilen bir kişinin de sanatçı vasıfları olması gerekmez. Zaten sanatçı olma vasfı gibi bir şeyin varlığı da ayrıca sorgulamaya açık bir şey bence..

Öte yandan kimin sanatçı kimin sanatçı değil olduğu ya da neyin sanat eseri neyin sanat eseri değil olduğu kişiden kişiye, toplumdan topluma değişir. Bu yüzden birisinin sanatçı ya da bir şeyin sanat olduğunu insanlara kabul ettirmeye çalışmak ne kadar mantıksız bir aktivite ise tersi de aynı derecede mantıksızdır diye düşünüyorum :)

Öte yandan bilen ya da fikri olan birisi çıkıp "birisinin sanatçı olması için vasıflar vardır ve onlar da şunlardır" derse merakla okurum sözlerini.


Selamlar.

 

  Blogger afrikalitacir @ 17/11/06 09:19 demiş ki:

Tekrar merhaba,
gercegi soylemem gerekirse bu kadar acik, sade ve barisik bir yaklasim duymud olmak beni rahatlatti..
Nedenine gelince, kimi insanlar sanati ve sanatciyi iki kelime ile tanimlayip... "AAA altinda kesin gormedigimiz anlamadigimiz birsey vardir, ne de olsa sanatci " gibi ucuz populist yakistirmalar ile sanat ve sanatci kavramlarina ihanet ediyorlar....
Murat EREN iyi bir fotograf sanatcisi dememe kim engel olabilir ki? benim hep savundugum sey de buydu, belki yazida belirttiginiz bir kac tanima kendimce uygun gordugum kisi ve eserlere sanatci / sanat eseri olarak yaklasmamda ne gibi bir problem ve zarar olabilir ki?
Eger "Hala Kizginim Sana" fotografi bana HC Bresson un Taksi soforleri fotografindan cok sey ifade ediyorsa bu beni fotograftan anlamayan adam da yapmaz.....
Sevgiler Saygilar

 

  Anonymous badtwin @ 17/11/06 13:36 demiş ki:

"Murat EREN iyi bir fotograf sanatcisi dememe kim engel olabilir ki?"

Ben engel olurum!

Murat Eren iyi bir fotoğraf sanatçısı filan değildir, kendisi de aksini iddia edemez, bir tane adam gibi fotoğrafı yoktur.

Pis ukala Murat Eren. Fotoğrafları da hiç güzel değildir.

 

  Blogger Zafer (Zoti) @ 17/11/06 14:35 demiş ki:

Fazla kavram karmaşasına sürüklenmeden uzaklaşmak niyetindeyim. Çünkü otursak, sabah akşam tartışsak şu blog aleminde ortak bir noktaya varamayacağımız bir konuya el atmış meren yine.
Her ne kadar yorum yazma özürlüsü olsamda bir iki kelam edeyim.

"Elzem ya da sıradan ihtiyaçlara cevap vermek için üretilmezler."
bence böyle bir kısıtlama pek doğru
değil. Bu aynı zamanda sanat eseri denen şeylerin üretilmeden önce her sanat eseri olması amacı taşıması gerekliliğini doğurur. O zaman da sanat için yapılan her şey sanattır, sonucuna varır otururum kenara. Çok basit bir şey, bir ihtiyaç için yola çıkarsınız ortaya koyduğunuz şey "sanat eseri" olarak kabul görür, ağzınızı açıp bir şey diyemezsiniz.

"# Beceri gerektiren bir çaba sonunda ortaya çıkartılırlar.
# İçerdikleri fikirler akla kolay gelir türden değildir."

kesin doğrudur diyeceklerimden ikisi.

"Farklı seviyelerde algılanabilirler ve farklı yorumlara açıktırlar."
doğrudur ama bence yine de kesin değildir. Genişletmek gerekir. zaman olgusu devreye gireceğinden, girmesi gerektiğinden algılanamadığı zamanlar ve yorum getirilemediği dönemler olan, zamanla kıymete binen bir çok sanat eseri, sanatçı sayılabilir.

Ama sanat eserleri ile ilgili ortak bir nokta söylememi isteseydiniz, muhakkak ki hepsini insanı bir noktada "şaşırtması"dır derdim.

saygılar

 

  Blogger afrikalitacir @ 22/11/06 04:10 demiş ki:

PS:
Sevgili Murat Eren,
haritada Afrika nin olmamasina alinmaliyim bilemem
"""badtwin said..
Murat Eren iyi bir fotoğraf sanatçısı filan değildir,..............Pis ukala Murat Eren. Fotoğrafları da hiç güzel değildir."""
sozleri beni rahatlatti, demek ki Murat EREN sanatcidir demek gayet olagan bir durum imis, en azindan sanatci deildir diyecek kadar dogal imis:)



Zafer (Zoti) said... durumu cok guzel aydinlatmis, belki yuzyilardir suren bu tartismanin bir parcasi olabilmek adina yazmistim bir seyler...
Selamlar

 

  Anonymous meren @ 23/11/06 09:35 demiş ki:

"PS: Sevgili Murat Eren,
haritada Afrika nin olmamasina alinmaliyim bilemem
"

:)

Kesinlikle alınmalı değilsiniz efendim. Haritayı keserken aklıma geldi aslında 'şu Güney Afrika noktalarından birisi Afrikalitacir' diye, fakat sadece iki nokta olduğu için haritayı bu şekilde kestim. Bu gezegenin en sevdiğim kıtasından onu bu şekilde dışarıda bırakacağım kadar az ziyaretçi gelmesine neden olan dünyevi dengelere, lanet olsun.

Blog'un okunurluğu uğruna Çin, Hindistan ve Arjantin'den de insanlar imajın dışında kaldılar, bu vesile ile kendilerine de selamlarımızı göndermiş olalım.

Ayrıca Zafer ve Badtwin'e de görüşlerini paylaştıkları için teşekkürler ;)


Selamlar.

 

  Anonymous Anonymous @ 24/11/06 03:56 demiş ki:

selamlar,
Soyut anlamlı bir kavramı sanat eseri olarak kabul ediyorsak -ki ben kabul etmiyorum - söylenebilecek pek fazla şey yok,
şöyle ki, soyut fotoğraflar ,soyut çizimler bana göre basit çizimlerdir, "soyut" adını ve tarihini tam olarak hatırlamıyorum su anda X sanatçısı Y tarihinde söyle birşey söylemisti, "Dikey çizgiler renkler soyut sanattır,yatay cizgileri yasaklıyoruz" simdi ne kadar sığ bir düşünce öyle değil mi ? :)
soyut başlı başına bir sanat değildir bence, sanat eseri illa birşeyler anlatması gerekiyor.Fikir herkesin aklına gelir cinsten de olsa eğer ortaya cıkartılan calısma 4*4 lük ise bence bu sanat eseridir,teknik acıdan illa süper olması gerekmiyor bazı zaman, fikir tekniğin önüne de gecebiliyor.
Ama fırçayı eline alıp bir perdeyi fırca darbeleri vurarak ortaya cıkan "şey"in adın "sanat eseri" denilmesi yanlış.o zaman herkes bunu cok rahatlıkla yapabilirdi.Böyle ki bir yapıtın sanat eseri olabilmesi sağlam fikir,akıllıca olması, bazen de cok cok basit bir fikrin minimalize edilmiş olması , cok sade tertemiz bir görüntü gibi,

aslında bunun üzerine cok daha fazla yazı yazılabilir ama kaba taslakta bunları düsünüyorum,,

murat güzel bir konu secmişsin bende sana bu konuyu bir kac hafta sonra yazmayı düsünüyordum eline saglk:)

safak yildiz.

 

Yorum gönder