"Işık, gölge, vesaire."

A. Murat Eren, eşi olan pek sayın Duygu hanımlar ile beraber New Orleans'ta yaşıyor. Internet'teki asıl evi burada. Görüntülemekte olduğunuz günlüğü ise fotoğraf başta olmak üzere mesleği ile doğrudan ilgili olmayan mevzular hakkında görüşlerini ve düşüncelerini yazmak için kullanıyor. Ah, yazmak demişken Meren aynı zamanda Moleschino.org yazar tayfasının bir parçası. Çok yönlü filan bir arkadaş yani (smiley).

Pardus! Hemen!

Get Firefox!

OpenOffice Kullan


Creative Commons License
Anasayfa Hareketleniyor..

Söz verdiğim Pinhole yazısını halâ tamamlayamadığımın farkında olmadığımı sananlar yanılıyorlar. Kesinlikle devam edeceğim. CCD sensörümüz bozduktan hemen sonra sipariş ettiğim temizleme edevatının gelmesinin üç hafta sürmesi bu gecikmenin en büyük mesulü aslında.

Biraz vakit ayırıp meren.org'un anasayfasını biraz düzenledim. Yarın da devam edeceğim. İki satır kod yazarak galerimi istediğim gibi oluşturmama olanak sağlayan digikam'a ve geliştiricilerine teşekkür ederim.

Bu arada bu içeriksiz blog entry'sini bir kaç müthiş fotoğrafçı ile bitireyim ki rss feed'lerinizden beni silmeyin:

Andrzej Dragan: Bazılarımıza klişe, yeterince fotoğraf izlememiş olanlarımıza ise etkileyici gelebilecek portre çalışmalarının sahibi. Yetenekli birisi olmadığını söyleyenleri ciddiye almayalım, alanları uyaralım.

Jan Saudek: Müthiş bir insan, fotoğraf idolü. Özellikle 1966 - 1970 yılları arasında yaptığı çalışmalar bile bir ömür için fazla sayılabilecek bir üretim ve verimliliğin eseri bence. Vaktiniz varsa Suadek'in fotoğraflarını dikkatle inceleyin, bu kadar istikrarlı ve az materyal ile istediğini sunabilen kaç fotoğrafçı var acaba diye sorun kendinize.

Bu iki fotoğrafçı ile ilgili düşüncelerinizi yorumlarda görmek ve tartışmak isterim diyeceğim ama, yorum yazacak kadar fazla insan tarafından takip edilmediğimi tahmin ettiğim için susmayı yeğliyorum ;)

Nikon D70 ile Pinhole


Bu yazı daha önceki yazılardan birisinde bahsettiğim Pinhole mevzusunun digital bir makine ile nasıl icra edileceğine dair bilgiler içeriyor olacak. Burada anlatılanlar Nikon serisi 16x24mm. CCD sensöre sahip bütün makineler için geçerli olacak hesaplamalardan yola çıkılarak elde edilmiş bilgiler olacaklar. Bu makineler Nikon D70, D70s, D100, D1X modellerini de kapsamaktadır.

Öncelikle pratikte gerçekleşen olayları tam olarak anlamak isteyenler için bir miktar teori.

İlk önce bir pinhole kamera ile çekilen görüntünün net olması için etkili olan -bir önceki yazıda da bahsi geçen- kriterlerin arasında nasıl bir ilişki olduğundan bahsedelim. Üstünkörü bir bakış ile pinhole deliğinin çapı ve bu deliğin sensöre olan uzaklığının netlik ile ilgili bir ilişki içerisinde olacağı optik ya da matematik konularından hoşlanan birisi tarafından kolayca görülebilir. Hatta aynı kişi biraz hayal meyal de olsa deliğin çapının, deliğin ışığa duyarlı yüzeye uzaklığının karekökü ile orantılı olduğunu da hissedebilir sanırım :)

Optik konularında yaptığı alışmalar ile ün salmış olan Slovak bilim insanı Jozef Maximilián Petzval (1807 - 1891), yaptığı çalışmalar sonucunda bir Pinhe düzeneğinin net fotoğraflar üretbilmesi için delik çapı ve deliğin ışığa duyarlı yüzeye uzaklığı arasındaki bağıntıyı formulize etmiş (elleri dert görmesin):



Bu formülün bileşenleri şöyle,

d     : Deliğin çapı.
f : Deliğin sensöre (ya da film kağıdına) uzaklığı.
lambda: Sensörün (ya da filmin) duyarlı olduğu ışık dalgaboyu.

Gördüğünüz gibi, deliğin açıldığı yüzeyin Z eksenindeki boyu, yani kullanılan malzemenin kalınlığının netlik üzerinde hiç bir etkisi yok. Fakat başka bir şey üzerinde etkisi var, ve onu daha sonra tartışacağız. Önce Nikon bir makine için net görüntü elde etmemizi sağlayacak bir deliğin kaç milimetre olması gerektiğini hesaplayalım.

Deliğin kaç milimetre olduğunu hesaplayabilmemiz için bilmemiz gereken değerlerden birisi olan lambda, yani sensörün duyarlı olduğu ışık dalgaboyunun değerini biliyoruz -CCD sensör üzerindeki IR-cut yüzey çıkartılmadığı zaman durumda-: 650nm.

Diğer bilinmeyen ise f, yani deliğin sensöre olan uzaklığı. Bu noktada aslında deliği nasıl bir şeye açacağımızı bilmemiz gerekiyor. Ben şimdilik Nikon'un body-cap'i yani hiç bir lens takılı değilken kameranın içine toz girmemesi için kullandığımız kapaktan faydalanarak bir pinhole yapacağımızı öngördüğüm için uzaklığı body-cap'ten sensöre kadarki mesafe olarak alıyorum. O da tüm digital Nikon'larda yaklaşık olarak 5.5cm.

Evet, bu veriler ışığında elde edilen verileri formüldek yerlerine yerleştirdiğimizde şöyle bir sonuç elde ediyoruz:

d = 1.9 x (5.5cm x 650nm)1/2
= 1.9 x (5.5cm x 0.000065cm)1/2
= 1.9 x (5.5cm x 0.000065cm)1/2
= 1.9 x (0.0003575cm2)1/2
= 1.9 x 0.0189cm
= 0.035cm
d = 0.35mm

Yani, eğer Nikon bir body'nin body-cap'i dolaylarında bir deliğe sahip olacaksak, çekeceğimiz fotoğrafların net olması için bu deliğin çapının 0.35mm, yani milimetrenin üçte biri büyüklüğünde olması gerekiyormuş.

Evet. Geldiğimiz nokta itibarı ile kullanacağımız yüzey üzerine, çok küçük uzunluklardan bahsediyor olsak da yaklaşık olarak ne kadarlık bir delik açtığımızda çekeceğimiz fotoğrafların net çıkacağını biliyoruz.

Peki ya lensin görüş açısı?

Bu tamamen pinhole lensin sensöre olan uzaklığı ile ilgili. Nikon için yapılabilecek pinhole lensler cihazın fiziksel sınırları nedeni ile 5 santimetreden daha yakın olamıyor sensöre (body-cap'e takılan içbükey malzemeler ile son fiziksel sınır zorlanıyor, fakat daha fazla yaklaşmasının önünde hiç bir şeye çarpmadan inip kalkmak zorunda olan bir "ayna" engeli var; makinenizin içine bakıp çekim esnasında nasıl çalıştığını hayal ederseniz kolayca neden 5 santimetreden daha fazla yaklaşamadığımızı anlarsınız, elbette bunun da hacky yolları var, fakat bu noktada zaten risk altında olan makinemizi daha fazla riske atmak istemiyoruz).

Deliğin sensöre olan uzaklığını değiştiremiyor olduğumuza ve sensör alanı da sabit olduğuna göre (16mmx24mm) yapabileceğimiz bir şey yok. Elimizdeki pinhole lens bu koşullarda, yaklaşık 70-75mm'lik bir objektifin görüş açısına sahip oluyor (bu bilgi benim kendi gözlemlerim sonucu elde ettiğim bir veri, bunu sonraki haftalarda fırsat bulduğumda basit şekilde formulize etmeyi düşünüyorum, daha önceden etmiş olan birisi varsa öğrenmek isterim).

Fakat bir başka sorun daha var, sensör yüzeyimiz çok küçük ve lens sensöre çok uzak. Bu yüzden pinhole etkisi olan, fotoğrafın köşelerinde bir karaltı ve ortasından uzaklaştıkça artan optik bozulma ile bizim fotoğraflarımızda karşılaşmıyoruz. Bunun nedeni üzerinde delik açılan malzemenin kalınlığı ile ilgili. Bunun nedeninin daha kolay anlaşılabilmesi ve kıyaslanabilmesi için üşenmedim ve buraya kadar okumuş olan siz meraklılar için iki adet çizim hazırladım:







Yukardaki kesitlerde en soldaki gri dikdörtgenler sensörü, eğriler pinhole deliğinin açıldığı yüzeyleri, birbirini kesen iki düz çizgi ise maksimum görüş açısını temsil ediyor. Ayrıca deliğin çapı, deliğin sensöre uzaklığı ve sensör alanları iki çizimde de eşit. Tek değişen materyalin kalınlığı.

1 numaralı çizimde ince olan materyal üzerine açılmış delikten geçen ışık sayesinde lens geniş bir açıyı izleyebiliyor. Fakat sensör boyutu çok küçük olduğu için görüntünün çok büyük bir kısmı sensörün dışında kalan alanlara denk geliyor. Dolayısıyla çok ince materyaller ile hazırlanan pinhole lensler (Nikon için 0.7 milimetreden daha ince materyallerle hazırlananlarda) pinhole etkisi, yani köşelerdeki kararma ve bozulmalar fotoğraflarda gözlemlenmiyor.

2 numarali çizimde ise her şey sabitken materyalin kalınlığı arttırılıyor ve görüntünün oluştuğu alan daralıp sensörün alanına yaklaşıyor. Bu çizimlerdeki sensör kesitlerinin kısa kenar uzunluğunda olduğunu ve 3 boyutlu düşünüldüğünde görüntüyü temsil eden çizgilerin bir koni oluşturduğunu hayal ederseniz sensörün kenarlarında bozulmanın etkilerinin hissedileceğini kolayca anlayabilirsiniz.

Benim yaptığım denemeler sonucunda ortaya çıkan sonuçlara göre fotoğraflarda pinhole etkisini yakalamak için Nikon makinelerde kullanılan ve pinhole deliğinin açıldığı materyalin kalınlığı, yaklaşık olarak 0.8mm ile 1.1mm arasında olmalı.


Bütün bu bilgilerin ardından artık Nikon D70 için iyi performans veren bir pinhole lensi nasıl yaptığımı anlatmaya başlayabilirim.

(Devam edecek..)

Pinhole

Pinhole ile ilgili kısa ve öz bir yazı okuyarak bütün olayı kafasında canlandırabilecekler için kendi öğrenebildiğim kadarından mütevellit bir günlük yazısı yazmaya karar verdim.

Pinhole, yani iğne deliği fotoğrafçılığının teorik altyapısını karanlık ve kapalı bir ortama çok küçük bir delikten giren ışığın tam karşısındaki duvarda dışardaki görüntünün aynısını oluşturmasına dayandırır. Yani elinize her tarafı kapalı bir dikdörtgenler pirizması aldığınız zaman bir yüzeyinde açtığınız minik delik, o yüzeyin tam karşısında ters bir görüntü oluşturur. Eğer görüntünün oluştuğu yüzeyde ışığa duyarlı herhangi bir şey varsa küçük bir fotoğraf makinesi hazırlamış olursunuz.



Hatta bu yöntem ilk zamanlarda (daha ortada fotoğraf makinesi denebilecek bir şey yokken), insanların para karşılığı portrelerini çizen zanaatkârların bir karanlık odanın içindeki bezde deliğin diğer tarafında ve aydınlıkta oturan kişinin portresi ile ilgili bir eskiz oluşturabilmesi ve işini hem hızlı bir şekilde hem de gerçeğine çok yakın bir portre ile sonuçlandırabilmesi için kullanılmış. Zaten daha sonra ışığın üzerinde görüntü oluşturduğu bezin yerine ışığın etkileri ile kimyasal bir dönüşüme uğrayıp bu izleri ölümsüzleştiren bir maddeyi koymayı akıl eden de fotoğraf makinesinin mucidi olmuş.

Bu arada bu düzeneklerde korkunç bir optik teorisi işler, bu konunun biraz ayrıntısına girip ışığın o delik çevresindeki davranışını hayal etmek pek keyiflidir; belki bir sonraki yazımda bunlara daha çok değinmeye çalışırım, fakat şmidilik şunu söyleyeyim: Bahsi geçen deliğin yarıçapı, deliğin ışığa duyarlı yüzeye uzaklığı ve deliğin üzerinde açıldığı yüzeyin Z eksenindeki uzunluğu (kalınlığı) arasında çok hassas dengeler söz konusudur ve bu seçimler doğrudan netliği, pozlama süresini ve o delikten ibaret olan objektifinizin kaç milimetrelik bir objektif olacağını etkiler. Fotoğraf üzerine eğitim veren kurumlarda bu bilgilerin teorik olarak verildiğini biliyorum, fakat verilen bilgilerin bunları insanın kendi kendine bulması kadar etkili olacağına ve matematik bilmeyen bir insanın kafasında bu dinamikleri modelleyebileceğine inanmıyorum.

Bu arada kendim ile ilgili bir not düşmek istiyorum: Yaklaşık 9 yıl boyunca bass gitar çaldım. Çeşit çeşit müzik türünde çalan bir sürü farklı insan ile beraber çalıştım. Sonra Jazz'a bulaştım ve bir daha kopamadım. Hiç bir zaman Jazz ile uğraşmanın ve 4 sesli armoninin modları arasında seslerin uyumu denen ve fizik teorileri ile kolayca modellenebilecek 'duygu candy'lerine kafa patlatmanın keyfini diğerler türlerden alamadım. Pinhole da bende yaklaşık hisler uyandırdı. Jazz nasıl ki bir müzisyenin dönüp dolaşıp saplanacağı bataklık ise, Pinhole da bir fotoğrafçının eninde sonunda toslayacağı bir şey. Ayrıca nasıl ki insanlar Jazz'dan anlamıyorlar ve beğenecek bir şey bulamıyorlarsa, Pinhole için de aynısının geçerli. Herneyse..

Pinhole'u ışığa duyarlı herhangi bir yüzey ile denemek mümkün. Bu bir fotoğraf kağıdı da olabilir, negatif de olabilir, CCD sensör de olabilir. Örneğin SLR dijital makinelerin objektifleri çıkarıldığında bu iş için biçilmiş kaftan olurlar -diye düşündüm. Pinhole ile ilgili araştırma yaparken böyle düşündüm ve kendi kendime nasıl yapabileceğimi hesap etmeye başladım. Bir şeyler kafamda netleşip işe koyulmadan önce Internet'te araştırdım ve gördüm ki zaten bu konuda, yani dijital makinelerin camera obscura formuna dönüştürülmesi ile ilgili bir kaç makale ve örnek yayınlanmış. Fakat "bir işin iyi olmasını istiyorsan kendin yap" dedim ve hiç bir şey okumadan kendi imalatım Pinhole lensler ile kısa bir süre sonra denemeler yapmaya başladım. Pinhole ile ilgili bir sonraki yazıda Nikon D70 ve Nikon'un diğer digital SLR kameraları için nasıl Pinhole lens yapılabileceğini ve bu işin risklerini anlatacağım. Bu işi gerçekten denemek isteyen ve benim gibi kendi yöntemini kendisi geliştirmek istemeyenler okuyabilirler..

Aşağıda gördüğünüz fotoğraf New Orleans uptown'daki bir iş merkezinin fotoğrafı, CCD sensörümü kullanılmaz hale getirmeden önce Nikon D70'im ile çektiğim son Pinhole çalışmam:



Ayrıca her yılın Nisan ayının son Pazar günü kutlanan bir Dünya Pinhole Günü etkinliği var. Her yıl çekilen fotoğrafları da galerilerinde yayınlıyorlar. Eğer bir göz atayım derseniz.

New Thumb in the Town..

Evet. Bir blog sahibi daha oldum.

Sağ tarafta bir yerde yazdığı gibi Internet'teki asıl evim http://cekirdek.pardus.org.tr/~meren/blog/ adresinde. O adresi daha çok Pardus ile ilgili çalışmalardan bahsetmek ve teknik konularda yazmak için kullanacağım.

İkinci bir blog açma nedenim ise çeşitli alanlarda rahat rahat atıp tutabileceğim, ukalâlık yapabileceğim, insanlarla yorumlar aracılığı ile tartışabileceğim bir mecraya sahip olmak istemem. Fotoğraf bu alanların başında gelecek diye tahmin ediyorum. Moleschino.org da var tabi burada yazacaklarımı yazabileceğim, fakat -bence- orası, takip edenlerin kalabalıklığı nedeni ile daha bir ciddi ve dikkatli olunması gereken bir yer.

Pek güzel.