Siyah Beyaz Düğün

30/08/2007, 13:50

Oldum olası evlilik merasimi, düğün, nişan, sünnet gibi aktiviteler içerisinde bulunmaktan rahatsızlık duymuşumdur.

Özellikle söz konusu olan evlilik olunca en fazla yıpranan iki kişi gelin ve damattır genelde. Çünkü karşıdaki aileyi henüz yeterince tanımayan -ve muhtemelen ömürlerinin kalan kısımlarında da yeterince tanıyamayacak olan ve buna rağmen birbirleri hakkında karşılıklı ön yargıları ve huysuzlukları olan- ailelerinin karşılıklı beklentilerini yerine getirmek ve makul sınırlar içerisinde gerçekleştirmeye çalışmak zorunda kalır evlenenler, bir takım anlaşmazlıklar, tatsızlıklar, inceden huzursuzluklar kaçınılmazdır..

Gelinlerin ve damatların sessiz sakin evlenmek yerine günler süren hazırlık eziyetine ve bir sürü tatsız sürprize neden katlandıklarını hiç bir zaman anlayamamışımdır. Daha öncesinde, yani evlenmeden önce, gelin ve damatların neden sadece beraber yaşamak yerine gelin ve damat olmayı tercih ettiklerini de anlayamıyordum. Fakat sonra anladım, bu yüzden kimseye evlendikleri için kızmıyorum artık. Sadece herkesin kafasında farklı şekilde canlandırdığı bir merasimin yükü altında ezileceklerini bile bile çoğunlukla ailelerden gelen düğün dernek beklentilerine hayır diyememelerini anlayamıyorum ve anlayamayacağım (anlama fırsatı bir kez ayağıma kadar geldi, onu da Düygü ile el ele verip teptik).

Her neyse. Dediğim gibi evlilik merasimleri içerisinde bulunmaktan haz almayan bir insanım. Fakat geçen hafta Cumartesi günü siyah bir ailenin düğününü fotoğraflama şansım vardı ve bir türlü yanına istediğim gibi yanaşamadığım siyah camianın içerisinde rahatça dolaşabilmeme ve onların kendi içlerindeki dinamikleri biraz daha anlayıp merakımı gidermeme olanak sağlayacak bu fırsatı geri çevirmek istemedim.

Öğrendiğime göre gelinin evi önünden kalkan bir konvoy yaklaşık 40Km. uzakta olan İkinci Baptist Kilisesi’ne gidilecek ve orada gerçekleşen evlilik merasiminin ardından geri dönülecek ve gelinin babasının evinde küçük bir parti verilecekti. Kilisedeki merasimin resmi başlama saatine 45, evden tahmini hareket saatine ise 15 dakika kala olay yerine varmıştım. Fakir ve Katrina yıkıntıları ile dolu olan sokakta bir Limuzin görünce bu kontrast New Orleans sıcağında içime bir serinlik zerk etti, üzerinize afiyet.

30 dakikadır dışarıda bekliyordum ve az önce içime zerk olan serinlikten eser kalmamıştı. Kilisede olunması gereken saate 15 dakika kalmış olmasına rağmen ortalıklarda kimse yoktu, gelin, sağdıçları ve gelinin babası hala evden çıkmamışlardı. Yetişemeyeceğimiz artık aşikardı. Aklıma Wal-Mart’ta, Burger King’de ya da bilimum “bir miktar daha hızlı hareket edilse hayatın çok daha çekilir hale geleceği” pozisyonlarda görev yapan siyahların yavaşlıkları ve umursamazlıkları geldi.. Büyük bir alışveriş merkezinde et reyonunun önündeki 10 kişilik sırada bekleyen bir müşteri olduğunuzu düşünün (tercihan işten geliyor ve en kısa zamanda eve ulaşmak istiyor olduğunuzu da düşünebilirsiniz), arka tarafta ise insanlara istedikleri etleri temin etmekle görevlendirilmiş iki görevlinin insanlara sırtlarını dönmüş, kendi aralarında gülmelerinden anlaşıldığı kadarı ile pek keyifli olan sohbetlerinin sizin tanıklık edebildiğiniz kadarı ile 5. dakikasını doldurduğunu ve sizin bu konuda sohbet etmekten sıkılmalarını beklemekten başka hiç bir şey yapamayacağınızı hayal edin. Biraz hayal ederseniz yapılacak en güzel şeyin aslında hiç bir şey yapmamak ve aslında bu olayı hayal etmemek olduğunu anlayabileceğinizi sanıyorum. Ben de saat 4:00′da kilisede başlayacak olan merasim için henüz yola bile çıkmamış olmamıza rağmen 4 dakika geç kalmış olduğumuz gerçeğini düşünmeyi bir kenara bırakmış ve Limuzin’in iri şöförü ile sohbet etmeye başlamıştım – ki Gelin çıkageldi.

Hemen yola çıkıldı. Hız sınırının saatte 95km olduğu otoyolda bu konvoyu gözden kaçırmamak için saatte 120-130km hıza kadar çıktığımı hatırlıyorum. Fırsattan istifade gördüğüm siyahların çoğunluğunun altlarında bir araba olduğunda ve otoyola çıktıklarında normalde çok sakin ve yavaş insanlar olduklarını unutuveriyor olduklarına dair geliştirdiğim hipotezimi pekiştiriyorum.

Kilometrelerce yol gittikten sonra 25 dakikalık gecikme ile vardığımız kiliseyi görünce biraz hayal kırıklığına uğruyorum. Amerikan filmlerinin yarattığı bilinçaltı bir yanılsama ile bir katedral yavrusu filan görmeyi beklerken koskoca İkinci Baptist Kilisesi’nin kendi meşrebinde bir bina olduğunu görmek çabuk kabul edilebilir cinsten bir hayal kırıklığı değil..

Öte yandan geri dönmek için çok geç. Kendi kendime “zaten istesem de dönüş yolunu kendi başıma bulamam” derken damat beyler Hummer bir cip ve arkadaşları ile teşrif ediyorlar. Damat solda duran kişi. Sağdaki ise gelinin kardeşi olan ve etkinlik boyunca benim orada oluşumdan duyduğu rahatsızlığı bakışları ile dile getiren bir arkadaşımız (benim ortalarda olmadığımı ve onu görmediğimi düşündüğü anlarda ise hemen saçının orasını burasını düzeltmeye çalıştığını görüyorum).

Aşağıdaki bey ise benim bu düğünde olmamı sağlayan, beni bu özel günlerine davet etmiş olan kişi: gelinin babası. Kucağındaki de gelinin ve damadın henüz evlenmeden önce sahip oldukları iki çocuktan, büyük olanı (çok sıradışı bakışlara sahip, etkileyici bir çocuk). Gelinin babası ve gelinin babasının babası ile aramız çok iyi. Çünkü orta yaşın üstündeki bu insanların çoğunun ön yargıları yok. Onlar, hem bir Türk’ün yıllar önce atalarına haksızlık eden beyazların soyu ile hiç bir ilgisi olmadığının farkında olacak kadar kültürlü, hem de hayatın gerçeklerini ve dinamiklerini özümsemiş, bunlarla belirli bir noktaya kadar barışık yaşamayı öğrenmiş insanlar. Gençler arasında ise, bir noktada artık onları hiç ilgilendirmeyen tarihi gerçekleri hayatlarının merkezine koyup kaynağı belli olmayan sentetik bir nefret ile yaşayan çok fazla siyah var (bir noktada onların bu yaptıklarını haklı çıkaracak şekilde yaşayan beyazlar olduğunu inkar etmek mümkün değil, fakat yine de ben geçmişte bu kadar acı çekmiş ve haksızlığa uğramış bir toplumun daha bilinçli ve amaçlı olmak gibi bir gayenin peşinden koşmayışını kabullenemiyorum).

Bu arada Gelin’in babasının genç gösterdiğine bakmayın. Kendisinin 9 çocuğu var. Yaşına ve en büyük çocuğuna bakınca ilk çocuğuna 17 yaşında sahip olduğu gibi bir hesap ortaya çıkıyor. Bu da Amerika’lılar ile ilgili beni en çok şaşırtan şeylerden birisi: “Çabuk evlen, çok çocuk yap”. Bu şaşkınlık da Amerika’lıların aslında bilinçli ve kültürlü bir toplum olduğu ön yargısından ve Türkiye’deyken filmlerden, dizilerden edinilen Amerikan özentiliğinden ileri geliyor. Halbuki Amerikan toplumunun bazı konularda Türk toplumundan pek de bir farkı yok. Amerika bir Avrupa ülkesi değil, arada bir bunu kendime hatırlatmak zorunda kalıyorum. Her neyse. Artık yakışıklı damadımız ve sağdıçları kilisenin içindeler.

Orada sorup soruşturarak öğrendiğim kadarı ile merasim gelinin babasının gelini damada teslim etmesi ile başlıyor. Damat içeride, pederin yanına geliyor ve sağdıçları ile beraber kilisedeki herkes sessizce beklemeye başlıyor. O sırada peder “gelini getirebilirsin” diye sesleniyor. Bir şeyler olmasını bekliyorum, fakat bir şey olduğu yok. Aradan “acaba bir şeyleri mi kaçırıyorum” diye kendi kendime sorduğum bir 3 dakikanın ardından kilisenin kapısı açılıyor ve baba, az sonra müstakbel kocasına teslim edeceği kızı ile beraber kapıda beliriyor, herkes ayağa kalkıyor; ben ise istediğim fotoğrafı çekebilmek için halâ yerdeyim.

Damadın gelini teslim almasının ardından beraberce Pederin önüne gidiyorlar ve merasim başlıyor. İncilden bir şeyler okunuyor, eşler birbirlerine sözler veriyor, yüzükler takılıyor, Peder bu beraberliği tanrının kendisine verdiği yetkiyi kullanarak kutsuyor.


Bunların ardından gelin ve damat Kilise’den dışarıya karı ve koca olarak çıkıyor, limuzinlerine atlayıp evlerindeki küçük partiye doğru yollanıyorlar.

“Siyah Beyaz Düğün” için 17 yorum yapılmış.

  1. bizans

    ben de siyahları anlamaya çalışıyorum uzaktan, ama anlayamıyorum orası ayrı…

    iyi bir çalışma, bilgilendirici ve köşeyazısı kıvamında…

    bir yastıkta kocasınlar diycem… ama paşa gönülleri bilir tabii :)

    yeni yazıyı şimdiden beklemeye başladım bile…

  2. A. Murat Eren

    :)

    Teşekkür ediyorum görüşleriniz için.

    Evet, siyahları anlamak çok güç gerçekten. Ben %80′i siyah olan bir şehirde yaşıyor olmama rağmen anlayamazken sizin uzaktan anlamanız gerçekten büyük bir başarı olur. Anlarsanız bana da anlatın :)

    Öte yandan siyah kardeşlerimiz pek “bir yastıkta kocama” taraftarı görünmüyorlar bana. Zira erkeklerin çok çok büyük bir kısmı eşlerini aldatıyor, oran bu kadar büyük olunca kadınların da en azından bir kısmının eşlerini aldattığı sonucu ortaya çıkıyor (zaten erkek aldatıyorsa kadının aldatmamasının önünde hiç bir engel göremiyorum). Birden fazla evlilikler, ayrılıp yeniden barışmalar ve sonrasında yeniden ayrılmalar filan çok sıradan şeyler.

    Nitekim bu kadar genç yaşta evlenince beklenebilecek sonuçlardan birisi sanırım bu sarsıntılar da.

    Selamlar.

  3. Özgür Tekinşen

    Gercekten cok buyuk bir keyifle yazinizi okudum ve fotograflari izledim. O merasim kitalar ve kulturler arasi ancak bu kadar guzel ozetlenebilirdi herhalde. :)
    Merak ettigim bir konuda su : Bu kareler spontane olarak mi cikti. Yoksa oncesinde planladiniz mi?

  4. A. Murat Eren

    Teşekkürler Özgür Bey.

    Merak ettigim bir konuda su : Bu kareler spontane olarak mi cikti. Yoksa oncesinde planladiniz mi?

    Bir olayı dokümante etmek istediğinizde daha önceden planlama şansınız, akışını değiştirme ya da durdurma şansınız olmuyor.

    Zaten ben görüntülemeye çalıştığım anların benden etkilenmemesini, doğal olmaya devam etmesini sağlamaya çalışarak fotoğraflamaya çalışıyorum.

    Fotoğraflar o anda aklıma gelen fotoğraflar. Bir kurgu ya da plan yok :)

    Selamlar.

  5. mormomlati

    dedeyle torunun fotografı . . .
    dönüp dönüp baktığım fotograf karesi oldu . hatta rüyalarıma girecek şekilde .

  6. caglar10ur

    Yazı harika, fotoğraflar doyumsuz. Olmuşsun gene :)

  7. Anonymous

    Merhaba Murat Bey,
    Dugun calismaniz cok guzel olmus.Fotograflari gorunce aklima Evrim Icoz geldi. Ben Portland’da yasiyorum ve bu sehirde olupta Evrim Bey’in calismalirini bilmemek imkansiz! Kendisiyle daha tanismasakta size bahsetmek istedim. http://www.evrimgallery.com
    Selamlar…
    Ebru Korbek

  8. Utku Kaynar

    güzel bir çalışma olmuş.

    hafiften fotoroportaj tadi var. tebrikler…

  9. Cemali

    Gerçekten çok güzel bir çalışma Murat bey.
    Devamını bekliyorum.Arşivinizde de geziniyorum.
    Sevgilerle…

  10. nurvenur

    Sanirim benim favorim, kilisedeki ters isik calismasi oldu. Isigi cok iyi kullanmissin.

    Bir de siyahlarla dolu bir mahallede yasamama ragmen, bir tane bile fotograf cekemedim. Sanki cekersem beni doveceklermis gibi bir his var icimde. Tebrikler valla, hem dugunlerine davet edilmissin, hem de fotograf cekme izni koparmissin.

  11. Evrim Icoz - Portland Photographer

    Tebrikler, guzel bir calisma.

  12. Anonymous

    fotograflar ve yaziniz cok hosuma gitti.

  13. deniz ural

    Yazının adı ve içeriği bu kadar uyumlu olabilirdi.
    Beyaz limuzin, beyaz takımlar, beyaz ışıklar ve simsiyah insanlar; Siyah Beyaz karelerde…

    Benim favori fotoğrafım, dört tane yanyana koyduklarından ikincisi. Amerikan filmi sahnesi tadında.
    Fakat keşke ufaklığın bahsettiğin bakışlarını direk yakalayabildiğin bir kare olsaymış.

    Teşekkürler

  14. Sohbet

    Beautiful article! It’s just what i needed to understand. Happy Day’s

  15. gizem

    teşekkür ederim ilgilendiğiniz için şimdi kafamda bişeyler oluştu ve ödevimi yaptım iyi çalışmalar…

  16. kremini

    Teşekkürler mükemmelbir çalişma

Bir yorum bırakın, şanınız yürüsün