Damian Tatum

21/03/2008, 20:51

Nedense portre fotoğrafı çekmek bana hep çok zor gelmiştir. Web sitemde bir miktar “portre gibi görünen fotoğraflar” olsa da, aslında şu ana kadar kendim dışında hiç kimsenin portresini çekmedim; “çekmedim” derken denemediğimden değil, denedim. lâkin beceremedim.

Neden beceremediğimi anlatabilmem için önce portre ne demek, onu tanımlamam lazım: Portreyi, herhangi bir kişinin (ya da bir kaç kişinin bir arada) sanatsal sunumu olarak tanımlamakta sakınca görmüyorum; portreyi bir kişinin diğer sıradan fotoğraflarından ayıran şey ise içerisindeki kalıcı “ifade” olsa gerek. İşte benim beceriksizliğim de bu kelimenin tanım içerisine girdiği yerde başlıyor; çünkü yılların deneyimi ve yaşanmışlığı ile şekillenmiş bakışların sahibinin tek bir ifadesini seçip saklamaya gelince iş, benim içim bir garip oluyor üzerinize afiyet.

O fotoğrafta size bakan kişi aslında gece uyurken, arabasına benzin doldururken, elinde alışveriş listesi ile markette dolaşırken, boş gözlerle televizyona bakarken, çamaşır yıkarken ya da sizin onun fotoğrafını çekmenizi heyecanla bekler vaziyette fotoğraf makinesine bakarken böyle görünmüyor oluyor. Fotoğrafçı olarak sizin yapmanız gereken şey ise, bir noktada, belki de hayatında yaptığı hiç bir şeyi yaparken takınmadığı bakışlar arasından, onu sizin gözünüzden en iyi ifade edenini yakalamak ve bu görüntünün başkaları için de o kişiyi ifade edeceğini ummak. Zor iş.

Neyse. Geçen hafta Damian Tatum (New Orleans’taki arkadaşlarımdan birisi) benden kendisinin portresini çekmemi rica etti. Kendisine aynen size söylediğim gibi daha önce hiç portre fotoğrafı çekmediğimi söyledim. “Biliyorum, biraz da nasıl bir şey çekeceğini merak ettiğim için istiyorum zaten” dedi. “Akıllı adam” dedim içimden. Kendisine de “peki” dedim.

Bu gün gittim evine, ışıklandırma için elimizde hiç bir şey olmadığı için Damian’ın iki spot lambasını ve gün ışığının çeşitli kombinasyonları ile istediğim ışıklandırmayı elde etmek zorunda idim. Ki bu kısım yaklaşık 45 dakika sürdü. Fotoğraf çekme kısmı da bir diğer 30 dakika aldı. Bu da sonuç:

Damian maske koleksiyonu yapmakta olan bir mühendis. Akıllı, zeki birisi. Siz konuşurken söylediklerinize gerçekten önem verdiğini hissedebiliyorsunuz fakat ilgisi çok hızlı yön değiştirebiliyor (hatta ilgisi bedeninin de yönünü değiştirdiği zaman tadından yenmez durumlar söz konusu olabiliyor; siz konuşurken Damian’ı aniden mis gibi kokan hamburgerlere doğru ilerlerken görebiliyorsunuz).

Her neyse.. Gönderdim, bu fotoğrafın güzel bir baskısını bekliyorum artık.

Blog Widget by LinkWithin

“Damian Tatum” için 2 yorum yapılmış.

  1. mormomlati

    korkmama sebep oldu maske .ve korku az buz bir korku değil ; bütün vücudumu ele geçiren bir korkuydu .

  2. Okan Özeren

    Merhabalar;
    Bu ifade sanki hala biraz “bu Murat benim portremi nasıl çekecek acaba?” ile az karışık “uff! yine köşedeki hamburgerciden tüten dumanlar, aramızdaki yolu katetti ve ben kendimi gülmemek için zor tutuyorum” iç geçirişi ile tütsülenmişcesinemsi gibi.
    Şaka bir yana, güzel kare olmuş olmasına ama şakaya da iliştirdiğim gibi, gerçekten o bahsettiğin ifadeyi yakalayamamışsın ve yakalayabilmen için birkaç deneme daha yapman gerekiyor kanımca.
    Bir de, soldaki spot zannettiğim şey gibi bir başka spot da sağ tarafta yapacağı etki ile duvarda bir maske gölgesi hasıl etseydi hoş dururdu sanki. Tabii, affınıza sığınarak ettiğim lafügüzaf’da bahsi geçen tavsiyeyi de ciddiye almazsanız sevinirim.
    Kısa keseyim de boş sözlerim daha büyük bir boşluk oluşturmasın şu güzel sanat eserinin güzide yorumlarını barındıran alanda.
    Hoş kalın emi :).

Bir yorum bırakın, şanınız yürüsün