Nuri Bilge Ceylan, Sinematografi, Fotoğraf

26/05/2008, 23:27

“Bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum”

Cannes festivalinde çok değerli bir ödül alan ve unutulmaz eserlerini taçlandıran Nuri Bilge Ceylan’ın insanın boğazını düğümleyecek derinlikteki bu hisleri insanın kolaylıkla hatırlayabileceği kadar kısa bir cümleye sığdırabilme yeteneği kendisinin fotoğrafçı kimliği ve fotoğraf anlayışı ile çok fena halde örtüşüyor bence.

Ayrıca hislerini Orhan Pamuk ya da Fatih Akın gibi dehalara vatan hainliğini yakıştıran dangalakların dahi anlayabileceği sadeliğe indirgemedeki başarısı da, fotoğraflarına bakarken sahip olduklarını hissettiğim “herkesin anladığı kadarını alacağı, fakat muhakkak herkesin bir şeyler bulacağı” sıfatı ile de pek güzel örtüşüyor. Bu açıdan Oğuz Atay’a benzetiyorum kendisini.

Nitekim unutamadığım filmlerinin hem yazarı, hem yönetmeni, hem de görüntü yönetmeni olan bu nadide şahsın eserlerinin yoğunluğu beni hep çok etkilemiştir (bu arada sinema içerisinde görüntü yönetimi, yani “cinematography”, sinema filmi için görüntü kaydederken ışıklandırma ve kamera tercihleri yapma disiplinidir ve haliyle birçok açıdan fotoğraf sanatıyla yakından ilgilidir). Örneğin Uzak‘ı izleyip sinema salonundan çıkarken etrafımdakilere “her karesi başarı ile kurgulanmış bir fotoğraf karesi gibiydi” dediğimi ve fotoğraf ile ilgilenen bir kişi olarak bir kıskançlık hissine büründüğümü hatırlıyorum.

Ceylan’ı sadece sinemadan tanıyanlar kendisinin ne kadar başarılı bir fotoğrafçı olduğunu bilmiyor olabilirler; ve sevgili okur, eğer bu tanıma uyuyorsan seni kınamakla kalmıyor az sonra bu harika kişinin fotoğrafları ile tanışacağın için kıskanıyorum da. Ben bu keyfi uzun süre önce yaşadım ve o günü halâ pek iyi hatırlıyorum.

İşte sinemadan önce fotoğrafla ilgilenen, sinema ile fotoğraf yaşantısına ara veren, daha sonra sinema ve fotoğrafa verdiği ağırlığı bir nebze olsun dengelediği serisinden, Sinemaskop Türkiye‘den bir kaç kare, lütfen serinin tamamını görüntülemeyi ihmal etmeyin:

Bu arada yukarıdaki seriyi 40.000 dolar değerinde, 160 milyon piksellik, on-the-fly HDR yapabilen küçük bir canavar olan Seitz Roundshot D3 ile çektiğini belirtmek istiyorum ki evde denemeyin:

Kendisini sahip olduğu “ülke sevgisi” ile tanımlamayacak kadar muvaffak, ülkesini ve güzelliklerini unutmayacak kadar akıllı, bu hislerini dile getirecek kadar tatlı, sıcak insan. Hastasıyım.

Umarım bu ödül eserlerinin, onlara hak ettikleri değeri verecek daha fazla insana ulaşmasını sağlar.


“Nuri Bilge Ceylan, Sinematografi, Fotoğraf” için 23 yorum yapılmış.

  1. Alper Bektaş

    http://www.turksolu.org/119/ceyhun119.htm

    merencim şu orhan pamuğu bi incele istersen nobeli nasıl aldığı filan :)sevgilerimle

  2. A. Murat Eren

    Pfft. Rica edeceğim.

    Bana işkembeden konuşan adam muamelesi yapmaz mısınız lütfen…

  3. Anonymous

    Bir kaç hafta önce, ofiste, Gökçen ve Ekin ile “bu adam bunları ne ile çekiyor?” diye hallice kurmuş, bir o kadar da kıskançlığımızdan çatlamıştık, 3 gün önce de, Ali Işıngör’ün ofisinde, “Uzak” filminin afişinin önünde 10 dakika kadar benzeri bir diyalog yaşadıktan sonra şimdi hem bunu yazmış olman hem de arada “Seitz Roundshot D3″ bilgisi rahatlattı beni :)

    caglar10ur

  4. elifcan

    merhaba, açıkçası ben de çok merak etmiştim, o fotoğrafları nasıl bir şeyle çekmiş olabileceğini. okuyunca ben de rahatladım, en azından kıskançlığım bir nebze azaldı :)
    şaka bir yana, filmlerinden önce fotoğraflarıyla tanıyorum kendisini, erdal kınacı ile birlikte hayran olduğum üç fotoğrafçıdan birisi. diğeri de sizsiniz, belirtmeden geçemeyeceğim :)
    nuri bilge’yi de buradan tebrik ve kendisine teşekkür edelim, yalnız ve güzel ülkesini yalnız bırakmadığı için…

  5. A. Murat Eren

    erdal kınacı ile birlikte hayran olduğum üç fotoğrafçıdan birisi. diğeri de sizsiniz, belirtmeden geçemeyeceğim :)

    Efendim bu abartılı iltifatınız karşısında ne diyeceğimi bilemedim, ne bileyim, en azından çok teşekkür filan edeyim. Fakat benim gibi bir amatör Ceylan, Kınacı gibi dahilerin yanına kesinlikle yakışmadı :)

    Selamlar.

  6. elifcan

    rica ederim, anlayabiliyorum sizi, ben de amatör olarak birşeyler yapmaya çalışıyorum zaten biraz da o yüzden, nuri bilge, erdal kınacı, ikisi de benim gözümde ilahlaştırdığım kişiler. siz, dediğiniz gibi amatör olarak önüme koyabileceğim bir hedef gibisiniz daha çok… görüp, tanıdığım amatör fotoğrafçılar arasında,-yani meslek olarak bu işle ilgilenmeyenler demek istiyorum, yanlış anlamayın :)- en iyisi ve örnek aldığımsınız. bu arada yeditepe üniversitesinde öğrenciyim ben, inşallah bir ara sizi de misafir ederiz, linux ile ilgili, o da olmadı dijital fotoğraf ile ilgili bir etkinlikte :)
    iyi çalışmalar..

  7. TheCeLList

    Kendisi buradaki (Strasbourg)
    Türk sinemasi festivaline davetliydi 3 sene önce. Uzak filminin gösterimi sonrasi sohbet etme sansi bulmustum.
    Fotografin ne kadar özel ve tamamen kisisel olduguna degindi en çok.

    Sinema dünyasi malum, onlarca kisinin elinden geçiyor fikriniz, bazen kirli ellerden geçip pis bisey cikiyor ortaya bazen de (Ceylan gibi yapimcisi sizseniz) fikriniz kismen istenilen sekilde yapita dönüsebiliyor.
    Tam tersine, fotograftaki öznellik hatta biraz da yalnizlik fotografin daha da zor olabilecegi konusunu düsündürüyor bana. Ikisini de kendine özgü ve basarili olarak yürütebilen nadir insanlardandir diye ekliyorum.

    Baska bir sohbet konusuna da filmlerinde müzik kullanmamasinin ben denizin dikkatini cektigi için kendisine yonelttigim ‘neden ki’sorusu vesile oldu. O da seyirciyi etkilemede müzik faktörünü kullanmanin kolay yola kaçmak oldugundan bahsetti ve kendisinin daha çok görüntülerle ve sade ama güclü diyaloglarla etki yaratmak istedigini söyledi.

    Sessizlik esas alinarak cekilen filmlere diyecek lafim yok. Fakat bununla, igrenc holivud muzik yigintisi dolup tasan filmler arasinda çok guzel seyler yapiliyor ve yapiladabilir diyorum.

  8. A. Murat Eren

    Fakat bununla, igrenc holivud muzik yigintisi dolup tasan filmler arasinda çok guzel seyler yapiliyor ve yapiladabilir diyorum.

    Kesinlikle katılıyorum.

    Öte yandan sinemayı müzik ile fotoğraf arasında bir yerlerde görüyorum ben, mesela “Uzak” fotoğraf ucuna yakın, “Hair” müzik ucuna yakın dersem düşündüğüm şeyi daha kolay canlandıracak bir şey söylemiş olurum sanırım.

    Ayrıca Nuri Bilge Ceylan’ın fotoğraf konusundaki düşüncelerini duymak da çok keyifli idi, teşekkürler :)

    Sevgiler.

  9. ET

    Açık konuşmak gerekirse -ki gerekir sanırım- NCB’nin filmleri bana yavan geliyor. Nasırlı, ama kırışıksız eller gibi… Hissediyorsunuz, ama tutunamıyorsunuz.

    Fotoğraflarını bilmezdim, sevili Meren sayesinde öğrenmiş oldum, ama şaşırmadım. Hele Meren’in seçtiklerinin ilki ve sonuncusu tam alamet-i farika sayılacak cinsten NCB işleri gibi durdu. Ukalalık yapmayı severim, aynı işleri hallice bir orta format makine ile de pek güzel çekebilirdi…

    Müzik lafı açılınca dayanamayıp rengi, görüntüyü, müziği, insanı, dokuyu manyakça kullanan ve beni benden alan bir yönetmene gönderme yapmak isterim: Wong Kar Wai. İşte kadife dokunuşlu, hüzünlü eller, ince parmaklar, tenin sıcaklığı…

    Sonuçta zevkler ve renkler meselesi… ve de eller diyeyim!

    Merencim, bu arada, biliyorsun işte!

  10. A. Murat Eren

    Müzik lafı açılınca dayanamayıp rengi, görüntüyü, müziği, insanı, dokuyu manyakça kullanan ve beni benden alan bir yönetmene gönderme yapmak isterim: Wong Kar Wai. İşte kadife dokunuşlu, hüzünlü eller, ince parmaklar, tenin sıcaklığı…

    Ah çok isabet oldu bu, ben de ne zamandır şöyle yeni bir yönetmen keşfetsem bir şekilde de izlesem, araştırsam, öğrensem diyordum kendi kendime. Bir de eser önerisi yaparsan bu beyefendiden direk Netflix’te kuyruğa ekleyeceğim sayın Tekman’cığım :)

    Merencim, bu arada, biliyorsun işte!

    Teşekkür ederim efendim ;)

    Sevgiler,
    Selamlar.

  11. Anonymous

    Ben ivedelikle “My Blueberry Nights” öneriyorum efenim…

    caglar10ur

  12. ET

    “In the Mood for Love”ı on kere seyrettim, bi on kere daha seyrederim… Nassosa DVD’si var :-P

    Sigara dumanları, duvarlardaki dokular, kadının kıyafetleri ve özellikle kumaşlar, ışıklar gölgeler, Hong Kongluların sesli yemek yemeleri… tam bir şölen!

  13. ET

    Evet, “My Blueberry Nights”ı gördükten sonra ve dahi özellikle ve öncelikle “In the Mood for Love”.

    Çağlar, senin de MBN’ı neden sevdiğini biliyorum :-) Sen de ItMfL bul ve seyret, olmadı ben DVD’sini getirem…

  14. TheCeLList

    Sinemada müzigi ya çok sade olunca ya da tek bir temanin obsesif sekilde surekli tekrarlanip beynimize kazinmasi halinde seviyorum.

    Cümlenin ikince kismina iliskin örneklerim arasinda Requiem for a dream, Dom za vesanje, Cria cuervos gibi filmler var..

    Cria cuervos’u; bu siralar çok nostaljim geldi, çocukluk hatiralarim depresti, Türk dizileri bayagilinda olmayan dramatik filmleri pek severim, off ispanyolca ne güzel bir dil, aa bu ne güzel bir sarki* filan diyenlere siddetle tavsiye ederim.

    *http://fr.youtube.com/watch?v=pczJsUbqblY

  15. ET

    @thecellist:

    HAcı, biz o siteye bakamıyoruz, Ankara bilmemne mahkemesi yasaklamış.

    Şöyle bi ıslıkla flean şeyetsen…

  16. TheCeLList

    Evet islikla da çaliyim da Türkiye bi gün beni de kapatir gibi geliyor.

    Sinirim bozuluyor böyle seylere.
    Aslinda youtube Türkiye’yi kapatsin da tam olsun dicem, oda olmicak simdi. Neyse..

  17. Anonymous

    Yazdıklarınızı okudum fakat bence siz bu yasakları yanlış anlıyorsunuz, izin verin anlatayım;

    Dünya’nın başka bir yerinden YouTube denilen bu web sitesine ulaşım yasak mı? Hayır.

    Mesela bu “karar sebebi” videoları, illa bu kadar ciddiye alıyorlarsa, sildirmeye çalışmak falan yerine Dünya’nın kalanı için o içerik orda dururken, Türkiye’den bu siteye girmeyi yasaklamak ne demek?

    Tabi ki mahkemelerimiz aslında Dünya’nın geri kalanını Türk’ler den koruyor.

    Ayrıca Tekmancığım DVD’yi getirirsen daha güzel olur, tabi şimdi Meren çıkıp “ulan buraya gelip niye yazıyorsun bunu” diyecek ama olsun, canım çekti kızmasını :)

  18. TheCeLList

    Aah ah, fakat sevgili mahkememiz unutmus ki asil “Türkler” Türkiye disinda milyonlarca mevcut, onlardan kim koruyacak?

  19. burcu

    nuri bilge ceylan’la ilgili soylediginiz tum sozlere katiliyorum. ben de istanbul’da bir sergisine gidebilmis, bazi fotograflarini kanli canli onumde gormenin zevkine varmistim. fakat fotografla ilgili hicbir teknik bilgisi olmayan biri olarak bir sorum olacak size. hangi makinayala cektigini bildiginizden belki bunu da biliyorsunuzdur diye dusundum. bu fotograflar tamamen cekildikleri gibi mi basiliyorlar? yani renkler bazen dogal gorunmuyor gozume, acaba bir degisiklik mi yapiyor fotograflarda?

    bu benim bilgisizlik ve ilgisizligimden kaynaklaniyor da olabilir. gozume dogal gorunmemesi gozlerimin bozuklugu bile olabilir hatta!

  20. A. Murat Eren

    bu fotograflar tamamen cekildikleri gibi mi basiliyorlar? yani renkler bazen dogal gorunmuyor gozume, acaba bir degisiklik mi yapiyor fotograflarda?

    Bu fotoğraf makinesinin arkasına takılan bir panel var, onunla beraber kullanılıyor. Bu panel ile bu makine bir anlamda üzerine PC’nizi monte ettiğiniz bir fotoğraf makinesine dönüşüyor. O bilgisayar sayesinde fotoğraf daha kaydedilmeden önce HDR işlemlerindeki renk, kontrast değerlerini belirliyor, memnun kaldığınız halini kaydediyorsunuz.

    Yani fotoğraf aslında çekimi ile makinenin belleğine kalıcı olarak kaydedilmesi arasındaki sürede zaten çok ciddi bir dijital müdaheleye uğruyor :)

    Selamlar.

  21. sina

    Bu makinayı da görmüş, fotoğrafları da bilen biri olarak Ceylan\’ın bu makina ile cektiğini bilmiyordum. Panoramik için birleştirme yapmadığı düşüncesi ağır basmıştı aslında zira birleştirmede ciddi problemler yaşayabiliyoruz (özellikle insan ve hareket varsa fotoğrafta)

    Yalnız, Ceylan baba sanki biraz böyle varlıklı bir şahıs gibi geliyor. Odasını da görmütüm bir yerde yok yoktu nerdeyse. Böyle şeyler duyunca hoşuma gidiyor. Sanki zengin varlıklı ailelerden hiç aklı başında, üretken adam çıkmaz hissiyatını önyargısını öldürüyor. Bilmiyoum tabi belki de değildir zengin falan.

    Neyse maddi varlığı bir yana, fotoğraflardaki hdr tadı bilgisayarda verildiğini, hatta bazılarında montaj olduğu hissi var bende. Misal ilk fotoğraflardaki koyunlar hakikaten böyle bir form almış olmaları çok zor geliyor. Erdal abi için \"fotoğraf tanrıları hep yanında be abi, nereye gitsen nereye objektif uzatsan bir olay, bir an oluyor yakalıyorsuın\" diyorduk :)) Fotoğraf tanrıları reloaded

    Nacizane bendenizin de bir denemesi var. Çekerken aklımda yoktu ama birleşince ve duzenleyince aklıma nbc gelmiyor değil. Bknz: http://img199.imageshack.us/i/melankolistanbul05.jpg/

  22. A. Murat Eren

    Sina bu makine tam anlamı ile bir canavar. Çalışma prensibi bir anlamda view camera + digital back konseptine benziyor, yani bu kameranın ardındaki bilgisayarın özelliklerini deliler gibi değiştirmek mümkün oluyor. Hatta yeni bir computer unit güncellemesi varmış 2006′da, benim şimdiki bilgisayarımda daha kallavi :)

    Bu konuyu araştırırken özellikerini okumuştum bu arkadaşın. Çektiğin fotoğrafların bir kaçını seçmene, “bunları al HDR ile merge et bakalım” demene ve sonucu anında görmene olanak verdiğini biliyorum mesela. Pekalâ 5.000 dolar daha pahalı olan modelinde “şuralara bir kaç koyun serpiştir bakalım” seçeneği bile olabilir..

    Bu arada ben NBC’ın öyle çok zengin filan bir aileden geldiği hissine hiç kapılmadım aslında. Özellikle babasını çektiği fotoğraf serilerinde son derece mazbut bir hayat yaşamış olan bir amca izlenimi almıştım gördüklerimden. Herhalde sen de biliyorsundur o seriyi.

    Bu arada İstanbul fotoğrafın pek güzel. Onca zaman geçirdim İstanbul’da, nasıl dışarı çıkıp fotoğraf çekmedim diye kızıyorum kendime böyle güzel İstanbul fotoğraflarını gördükçe…

  23. oguz

    Siz konuyu acali baya olmus ama ben yeni okuyorum yinede eklemeden gecemedim. NBC islerinin hic bir orijinalitesi yoktur arkadaslar. (bkz. http://www.artfaul.com/index-artfaul.html ) Sadece fotograflari degil yukaridada deginildigi uzere cinematografisi guzel oldugu icin seyirci bulan NBC filmlerinin gozde goruntuleri (3 maymun’da tren camindan basini cikarma gibi) daha once birebir uygulanmistir. (bkz. sn. 2:25 http://www.youtube.com/watch?v=k7OYBC2qNbg&feature=related ) Roportajlarini izlerseniz neyi niye yaptigini bilmedigini sizde kolayca farkedebilirsiniz. Filmleri bir sey soylemiyo zaten..

Bir yorum bırakın, şanınız yürüsün