National Geographic Fotoğraf Yarışması, 2008
22/12/2008, 17:38
National Geographic’in her yıl düzenlediği fotoğraf yarışmasının sonuçları duyurulmaya başlanmış. Henüz dünya birincileri yok ortada, fakat NG’in İngilizce yayın birincileri 100.000 fotoğraf arasından belirlenmiş durumda. Tüm liste, mansiyonlar ile beraber burada. Bir süre sonra diğer kategorilerin birincilerine de aynı adresten ulaşmak mümkün olur herhalde. Bense İnsan, Yer ve Doğa kategorisi birincilerine ve jüri yorumlarına yer vereyim istedim.
Bu arada bağlantıyı takip ederseniz “İzleyicilerin seçimi” diye bir kısım olduğunu da göreceksiniz; jüri seçimleri ile aradaki farka bakıp şaşırmak çok keyifli. Bir eserin değeri ile ilgili fikir veren parametreler arasında neden en önemsiz kriterin “izleyici” olduğuna dair güzel bir örnek bence. Bu aynı zamanda fotoğraf paylaşım sitelerinin editörsüz olanlarının neden sürüm sürüm sürünmeye mahkum olduklarının, neden kayda değer fotoğrafların çoğunlukla övgü ve methiye çöplüğünün görsel yığıntıları arasında kaybolup gitmeye mahkum oluşunun da nedeni. Her fırsatta laf sokmazsam edemiyorum. Yaram var da gocunuyor muyum nedir. Fakat siz aşağıdaki fotoğrafı izlerken nasıl bir yorum yapardınız ya da favori fotoğraf paylaşım sitesinde nasıl yorumlar alırdınız onu düşünün.
“İnsan” kategorisinin birinciliğine şu fotoğrafı ile Kanada’lı Joshua Monaghan değer bulunmuş:
![]() “Portrait of Sarah, age 27″ © Joshua Monaghan |
Jürinin üyelerinden iki tanesi bu fotoğraf için şöyle demiş:
Bu gizemli fotoğraf ebedi ve nihayetsiz -sahtelikten, gösterişten uzak basit bir güzelliği var –Monica Corcoran, National Geographic fotoğraf yönetmeni.
Fotoğrafa bakmaya devam ediyor ve bu kadını merak ediyorum. Muğlak ve gizemli çekim izleyiciyi ne zaman ya da hangi zaman aralığında çekildiği bilgisine sahip olmaktan kurtarıyor. Yoksa bir resim mi bu? Tüm bilinmeyenler izleyiciyi hakikatlerden azat ediyor ve yorum yapmaya yüreklendiriyor” –Tyrone Turner, bağımsız fotojuralist.
“Yer” kategorisi birinciliğinin sahibi ise Hindistan’dan Subhrajit Basu:
![]() “Untitled” © Subhrajit Basu |
Fotoğraf Batı Bengal’deki Kolkata sokaklarında düzenlenen bir güreş müsabakasında çekilmiş. Önceleri çok fazla ilgi duyulan bir spor olan güreşe olan ilginin son zamanlarda sponsor eksikliği yüzünden azaldığını, popülerliğin bu tip sokak müsabakaları ile güreşe yeniden kazandırılmaya çalışıldığını söylüyor fotoğraf sahibi.
Bu arada Katrina Kasırgası’nı dünyanın belleğine fotoğrafları ile kazıyan Tyrone abimiz de bu fotoğraf ile ilgili bir şeyler eklemekten geri kalmamış:
Mekan’ın önemi bu fotoğraf için çok önemli; bu sebeple bu kategoride onurlandırılmayı hak ettiğini düşünüyorum. Arka plandaki yüzlerin her birine, güreşçilerin arkasındaki binaya sürekli bakmaktan kendimi alamıyorum. –Tyrone Turner, bağımsız fotojuralist
“Doğa” kategorisinin birincisi ise aşağıdaki fotoğrafı ile Kanada’dan Wendy Erlendson:
![]() “Untitled” © Wendy Erlendson |
İneklerden korkan ve bu fotoğrafı da bir çitin arkasından çeken sayın Wendy hanımablamız, birincilik getiren fotoğrafı için şunları işitiyor:
İneğin fotoğrafçıya ve izleyiciye attığı haberdar ve sofistike bakış bu fotoğrafı çok özel yapan şey –Susan Welchman, National Geographic fotoğraf yönetmeni.
Tyrone abimiz yeniden sahnede:
Işığın kalitesini ve ineğin asaleti hissiyatını çok sevdim. –Tyrone Turner, bağımsız fotojuralist
İneğin üzerindeki muazzam ışığın ben de pek beğendim. Güneşin sol-üst taraftan güçlü bir şekilde ineğin üzerine düştüğü gölgelerden beli, bu fotoğrafı sıra dışı kılan şey ise ineğin az pozlanmış olmasını beklediğimiz sağ tarafının da hem ayrıntı hem de ışık açısından doyurucu olması. Üstüne güzel bir kadraj ve iyi bir zamanlamayı da eklediğinizde nur topu gibi, mükemmel bir fotoğrafınız oluyor. Fakat beni bu fotoğrafta en çok hastası eden şey ineğin tepesindeki o bir tutam saç oldu. “Ne o öyle, kuaförden mi geliyorsunuz inek hanım” diye sorardım orada olsa idim.
Yine de ben birincilik ödülünü, sizlerin de huzurlarında, Jose Hernandez tarafından Alaska’da çekilmiş olan “havada bir balık uğruna didişen kartallar” fotoğrafına veriyorum. Mansiyon almış bu fotoğraf, yukarıda verdiğim bağlantıyı ziyaret ederseniz hangi fotoğraftan bahsettiğimi bir kaç tık sonunda pek iyi anlayacaksınız. Zamanlaması, ışığı, kadrajı, sıradışılığı ile dehşet verici bir fotoğraf bence.






December 23rd, 2008 at 15:17
Ben ilkini tek geçiyorum. İnek de güzel (nasıl da yüzeysel bir ad taktım aahhah) ama ilki bir başka güzel.
“Bu gizemli fotoğraf ebedi ve nihayetsiz -sahtelikten, gösterişten uzak basit bir güzelliği var ”
Budur yorumum da…
Şimdi vizyonu geniş olmakla ilgili bir giriş yapacağım ama hakikaten bunun da ötesinde birşey bu fotoğraf seçim konusu. Yıllarca fotoğrafla ilgilenmiş ama üstüne bir tuğla koyamamış, çekilenlerin ötesine geçememiş daha da önemlisi cesur olmaya becerememiş bir juri seçmiş olsaydı bunları göremezdik.
Hangisi daha değerli? İzleyicinin seçimi mi? İngiliz jürisi mi yoksa Türkiyedeki jüri mi?
Bence hiçbirinin çekilen fotoğrafa artı bir değer kattığı yok. Fotoğraftır en nihayetinde (bknz Cem Yılmaz GORA kilim satıcısı Arif)
Ama bir ödüllendirme ve daha da önemlisi “bakın agalar, bu fotoğraf şu şu nedenle; sizin bakış açınızda da çığır açacak, böyle çekmek zorunda değilsiniz ama bu çekimin duygusu her türlü kültürün ötesinde “sadece insan hali” nedeniyle size örnek olarak sunuluyor” ise sırada olmamalı. Belki ben de çekebilmeliyim ama çekemediğim için “evet cidde budur” diyebilmeliyim. Hem çekilebilinecek kadar yakın, hem de çekemediğim için özel…
Uf çok öznel konular bunlar Meren, gidip gelip açıyorsun.
December 23rd, 2008 at 17:23
Katılıyorum.
Dediğin doğru, hiç bir jüri çekilen fotoğrafın değerini değiştirmiyor. Fotoğraf zaten orada. Değeri belli. Görebilen görüyor, göremeyen kaçırıyor, fakat bu onun değerini değiştirmiyor. Fakat jürinin bir fonksiyonu ve sorumluluğu da var: yıllar boyu biriktirdikleri deneyimin onlara kazandırdığı vizyonla bizim göremediğimizi görüp bize ulaştırmak. İşte bu yüzden seçen kişinin fotoğrafla sınırlı olmamak üzere “özel” olmasını bekliyorsun:
Kemal Nuraydın dışındaki isimler daha çok “popüler” tercihler. Popüler tercihlerin popüler olmasının bir nedeni vardır, bu yüzden de popüler tercihler yapmaları beklenir, öyle de yaparlar. Mesela İngiltere’de birinci olan fotoğraf burada daha ilk aşamada “net değil” diye elenir. Orada birinci olan fotoğraf burada “inek bu, çok sıradan” diye elenir. Kaybeden fotoğraf olur. Sonra böyle fotoğraflar birileri “net değil” ya da “çok sıradan” der diye çekilmez olurlar. Ya da çekenler bizlere ulaşmazlar.. Kaybeden biz oluruz.
Bir sorumluluk var ortada, orası kesin bence. Fakat modernizmin popülarite kaygısı her şeyi ezip geçiyor.. Bu yüzden öznel konular dediğin şeyleri tartışmak, onlar üzerine düşünmek bence güzel.
Selamlar.
December 24th, 2008 at 14:57
“Kaybeden fotoğraf olur. Sonra böyle fotoğraflar birileri “net değil” ya da “çok sıradan” der diye çekilmez olurlar. Ya da çekenler bizlere ulaşmazlar.. Kaybeden biz oluruz.”
Buna katılıyorum dostum. Tam anlamıyla benim düşündüğümü özetler nitelikte bir cümle.
Bu arada geçen gün düşünüyordum da, herkes müzik yapmaya, fotoğraf çkmeye, şarkı söylemeye vs vs.. gibi hani sanatın bir tarafından tutup birşeyler üretmeye başladı. Artık kolay ulaşılabilir oldu bu örneğini verdiğim sanat dallarının ekipmanına… Ve düşündüm de sanki fazlasıyla bir ego tatmini yarışı var gibi. Hani fotoğraf çekmeyi sevdiğinden, o anın içinde bulunmak, yaşamak yahut bir kurgu yaratmanın zevkinde ziyade; “bakın ben de yapıyorum” duygusu ağır basmaya başladı…
Eee öznel olmasa bu kadar yazmaya / konuşmaya imkan vermez zaten ;)