"Işık, gölge, vesaire."

A. Murat Eren, eşi olan pek sayın Duygu hanımlar ile beraber New Orleans'ta yaşıyor. Internet'teki asıl evi burada. Görüntülemekte olduğunuz günlüğü ise fotoğraf başta olmak üzere mesleği ile doğrudan ilgili olmayan mevzular hakkında görüşlerini ve düşüncelerini yazmak için kullanıyor. Ah, yazmak demişken Meren aynı zamanda Moleschino.org yazar tayfasının bir parçası. Çok yönlü filan bir arkadaş yani (smiley).

Pardus! Hemen!

Get Firefox!

OpenOffice Kullan


Creative Commons License
Damian Tatum
Nedense portre fotoğrafı çekmek bana hep çok zor gelmiştir. Web sitemde bir miktar "portre gibi görünen fotoğraflar" olsa da, aslında şu ana kadar kendim dışında hiç kimsenin portresini çekmedim; "çekmedim" derken denemediğimden değil, denedim. lâkin beceremedim.

Neden beceremediğimi anlatabilmem için önce portre ne demek, onu tanımlamam lazım: Portreyi, herhangi bir kişinin (ya da bir kaç kişinin bir arada) sanatsal sunumu olarak tanımlamakta sakınca görmüyorum; portreyi bir kişinin diğer sıradan fotoğraflarından ayıran şey ise içerisindeki kalıcı "ifade" olsa gerek. İşte benim beceriksizliğim de bu kelimenin tanım içerisine girdiği yerde başlıyor; çünkü yılların deneyimi ve yaşanmışlığı ile şekillenmiş bakışların sahibinin tek bir ifadesini seçip saklamaya gelince iş, benim içim bir garip oluyor üzerinize afiyet.

O fotoğrafta size bakan kişi aslında gece uyurken, arabasına benzin doldururken, elinde alışveriş listesi ile markette dolaşırken, boş gözlerle televizyona bakarken, çamaşır yıkarken ya da sizin onun fotoğrafını çekmenizi heyecanla bekler vaziyette fotoğraf makinesine bakarken böyle görünmüyor oluyor. Fotoğrafçı olarak sizin yapmanız gereken şey ise, bir noktada, belki de hayatında yaptığı hiç bir şeyi yaparken takınmadığı bakışlar arasından, onu sizin gözünüzden en iyi ifade edenini yakalamak ve bu görüntünün başkaları için de o kişiyi ifade edeceğini ummak. Zor iş.

Neyse. Geçen hafta Damian Tatum (New Orleans'taki arkadaşlarımdan birisi) benden kendisinin portresini çekmemi rica etti. Kendisine aynen size söylediğim gibi daha önce hiç portre fotoğrafı çekmediğimi söyledim. "Biliyorum, biraz da nasıl bir şey çekeceğini merak ettiğim için istiyorum zaten" dedi. "Akıllı adam" dedim içimden. Kendisine de "peki" dedim.

Bu gün gittim evine, ışıklandırma için elimizde hiç bir şey olmadığı için Damian'ın iki spot lambasını ve gün ışığının çeşitli kombinasyonları ile istediğim ışıklandırmayı elde etmek zorunda idim. Ki bu kısım yaklaşık 45 dakika sürdü. Fotoğraf çekme kısmı da bir diğer 30 dakika aldı. Bu da sonuç:



Damian maske koleksiyonu yapmakta olan bir mühendis. Akıllı, zeki birisi. Siz konuşurken söylediklerinize gerçekten önem verdiğini hissedebiliyorsunuz fakat ilgisi çok hızlı yön değiştirebiliyor (hatta ilgisi bedeninin de yönünü değiştirdiği zaman tadından yenmez durumlar söz konusu olabiliyor; siz konuşurken Damian'ı aniden mis gibi kokan hamburgerlere doğru ilerlerken görebiliyorsunuz).

Her neyse.. Bu fotoğrafının güzel bir baskısını kendisine hediye edeceğim.

Senin İçin "Gitti, Gelmeyecek" Demişlerdi
Yalan söylemişler efendim.



Bunca zamandır nerelerde olduğuma, neden fotoğrafla ilgili yazmadığıma dair bir çok bahane üretebilirim. Fakat kendimi son zamanlarda mütemadiyen çeşitli günlüklere yazamıyor olmamla ilgili bahaneler üretiyor vaziyette bulduğum için, bu seferlik kendimi bu baskıdan azat ediyorum siz -belki de hiç kalmamış- sevgili okurlarımın yüksek müsaâdeleri ile.

Davet edildiğim ve henüz yazmayı beceremediğim f: günlük ise merenbeyinyazamadığıiçinüzüntüduydukları listesinde başı çekiyor, hemen ardında da, elbette, Moleschino geliyor. Kendilerine ilgi göstereceğim günler yakındır.

Yukarıda gördüğünüz fotoğrafı bu gece Duygu ile evimizin kapısının önünde sigara içerken görüp çektim, uzun zamandan beri çektiğim ilk fotoğraf. Sigarayı da kesinlikle bırakmak istiyorum bu arada, yeri gelmişken bir kez daha tekrarlamak isterim.

Her neyse, fazla uzatmayayım ki "oh amma yazdım" doyumuna ulaşıp bir daha yazı yazmak için gereken itkinin eşik enerjisini ancak iki ayda dolacak seviyeye çekmeyeyim.