Kutsal Kitapların Özgün Kelimeleri

22/03/2009, 13:34

Fotoğraf ile ilgili bir yazı değil bu, fakat “bir şeylere ilgi duyacak noktaya” varmış olan herhangi birisinin ilgisini çekebilecek bir materyale sahip olduğunu düşünüyorum. Başta yayınlamayacaktım, fakat olaya böyle bakınca yayınlamaya karar verdim. Mesele şu: Toplamda 3 milyardan daha fazla insanın kutsal kabul ettiği iki kitap olan İncil ve Kur’an’a kuş bakışı baksak ne görürüz? Herkesin kendince bir takım yanıtları olduğunu tahmin ediyorum. Fakat bu soruya biraz daha formal bir yanıt vermek de mümkün olabilir mi?

Bu yaptığım şeyin ardındaki motivasyonun ‘geek’ merakından ibaret olduğunu anlamanızı istiyorum öncelikle (bunu aklıma Koray düşürdü, böyle suçu onun üstüne de atarım (“bu Koray da çok oluyor artık” dediğinizi duyar gibi oluyorum)). Her neyse. Gayet aşikar olmasına rağmen şöyle bir feragatnameyi de buraya peşinen iliştireyim: Bir şeyin iyi ya da kötü reklamını yapmak gibi bir niyetim olmadığı gibi kendisini Müslüman, Hristiyan ya da ateist olarak tanımlayan bir insanı gücendirmek gibi bir gayem de yok.

Ne yaptım?

  • Kur’an ve İncil’in Türkçe meallerini buldum. Kur’an Diyanet İşleri’nden, İncil İngiltere’deki büyük bir organizasyondan geliyor (en geçerli Türkçe çevirinin bu olduğuna biraz araştırmadan sonra kanaât getirdim).
  • Kur’an içerisindeki 114.401, İncil içerisindeki 120.858 kelimenin geçiş sıklıklarını (frekanslarını) buldum. Ardından bu kelimeleri köklerine grupladım (örneğin “baba”, “babası”, “babam”, “babamız” kelimelerinin hepsi “baba” kelimesinde birleşti, dolayısıyla frekansları da toplanıp baba kelimesinin frekansı oldu).
  • Bu liste içerisinden Türkçe’de en sık rastlanan kelimeleri çıkardım (ilk önce daha bilimsel bir yaklaşım olması için Türkçe’de en çok geçen ilk 1000 kelimeyi çıkarmıştım. Fakat hem bu kadar kelime çıkınca metinlerde pek bir şey kalmadığından, artı bu çalışmanın bilimsel bir kaygısı olmadığından, hem de örneğin “ateş” ya da “dünya” kelimesi Türkçe’de çok geçmesine rağmen bu kitaplar içerisinde daha derin bir anlama sahip olduğundan kelimeleri bu şekilde elemenin iyi bir yöntem olmadığına karar verdim, dolayısıyla Türkçe’de en çok rastlanan 1000 kelimeyi doğrudan çıkarmak yerine, sıralı kelime listesinden kelimeleri elimle seçerek eledim).
  • Geriye kalan özgün kelime listesi içerisinden 10 seferden daha az geçen kelimeleri çıkardım. Bu sayede elimde aşağı yukarı şu liste kalmıştı: kitap içerisinde 10 sefer ya da daha fazla geçen, fakat sıradan olmayan ve Türkçe dilinin gramer ihtiyaçları yüzünden kullanılmayan kelimelerin bir listesi kaldı.
  • Merak etmeyin, bunların çok büyük bir kısmını yazdığım programlarla hallettim, neredeyse hiç yorulmadım.

Bu listeleri çizdirince aşağıdaki resimler çıktı ortaya. Tahmin edebileceğiniz gibi bir kelimenin büyüklüğü o kelimenin geçiş sıklığı ile doğru orantılı (bir ölçek olması açısından şöyle bir ipucu vereyim: ilkinde en sık geçen Allah kelimesi 3357 kez geçiyor, ikincisinde en sık geçen İsa kelimesi 1852 kez geçiyor). İki kitabı da okuyan çok az insan olduğunu tahmin ediyor olsam da sonucun kimseyi şaşırtacağını sanmıyorum. Fakat beni şaşırtan ayrıntılar olmadı değil. Örneğin iki kitabın ana karakterleri ve etrafındakilerin nerede ise tamamı erkek olmasına rağmen, iki kitapta da “kadın” kelimesi “erkek” kelimesinden daha çok geçiyor. Dediğim gibi bu bilimsel bir çalışma değil (bilimsel doğrulukta bir çalışma olmasının önünde sadece keyfi engeller var, o ayrı). Siz de kendi merakınızı giderin; dünyadaki tüm kitaplar arasında gerçekten okumuş insan sayısının, hakkında konuşan insan sayısına oranı en düşük olan ilk iki kitap hakkında siz de kendi incelemenizi yapın (tabi bunu yaparken bunların çok iptidai sonuçlar olduğunu hatırlayıp en azından bu resimler üzerinden felsefe yapmaya başlamayın).

Bu Kur’an:

Bu da İncil:

Büyük hallerine buradan ulaşabilirsiniz: http://ff.im/86oLH


“Kutsal Kitapların Özgün Kelimeleri” için 24 yorum yapılmış.

  1. farukahmet

    Bu “allah”lara her surenin başındaki besmeleler de dahil mi? Onları atmak gerekir bence, 600 küsur eder. Gerçi pek bir şeyi değiştirmez ya…

  2. A. Murat Eren

    Dahil değil, onlar ayrıca sayılmış vaziyette “iman” kelimesinin altına denk düşmüşler.

  3. Ahmet Alpat

    Çok güzel olmuş Murat eline sağlık. Yazdığın programların kaynak kodlarını paylaşacak mısın :) Nasıl yaptığınla ilgili, teoriği ve pratiği üzerine de bir yazı çıkarmak ister misin? Süper olur öyle bir şey yaparsan. Çok makbule geçer.

  4. A. Murat Eren

    Selam Ahmet,

    Benim de aklıma gelmedi değil ama kodları toparlayıp başkaları tarafından da kullanılabilir bir şey haline getirmeye çok üşendim (işin yapması en zevkli olabilecek kısmını wordle.net’in üzerine yıktığımdan ve dolayısıyla geriye paylaşmaya değer pek bir şey de kalmadığından üşendim belki de, bilemiyorum :)).

  5. Ahmet Alpat

    Selam Murat,

    Kelimelerin frekanslarını ve temel köklerine indirmeyi kodlarla yaptın galiba? Python kullandığını tahmin ediyorum, öyle mi? Bir de konu açılmışken sorayım; C ile herhangi bir dosya türünden (pdf, doc, chm vs..) kelime sayısı, senin yaptığın gibi tekrar eden kelimeler vs okunabilir mi? Gerçi bu blogla hiç alakası yok konuların ama elin değmişken sana zahmet.. :)

    Teşekkürler.

  6. A. Murat Eren

    Evet ortak kökleri gruplamayı ve geri kalan her şeyi Python ile yaptım. Öte yandan diğer sorunun yanıtı da “evet”, ortalıkta neredeyse her dosya biçimi için onu okuyan açık kaynak kodlu bir uygulama olduğu için bu dosyalar içerisindeki verileri okuyacak uygulamaları kolayca, diğerlerinden “esinlenerek” yazabilirsin :) Eğer vakit nakit ise işleme başlamadan evvel dosya biçimleri arası dönüşüm yapmak ve dosyayı kolaylıkla okunabilecek bir başka biçime dönüştürmek de çözüm olabilir tabi.

  7. beyhan

    inanç konusuna giren bir metni kısmen nicel kısmen nitel bir analize tabi tutmak riskli ve zor da olsa, o keyfi engeller kalksın bence. yoksa yazık olur.

  8. Uğur Samsa

    Güzel bir çalışma olmuş. Ellerine sağlık.

    Not : Resimlerin büyüğüne ulaşılmak istendiğinde ’404 hatası’ veriyor.

  9. amarat

    Elinize sağlık.

  10. Sinan Canan

    Çok başarılı ve orijinal bir çalışma, tebrik ederim.. Düşünceyi ilerletenler işte hep böyle meraklarının peşinden gidenler olmuştur şimdiye kadar.. Devamını bekliyoruz :)

  11. Deniz Ural

    (…)dünyadaki tüm kitaplar arasında gerçekten okumuş insan sayısının, hakkında konuşan insan sayısına oranı en düşük olan ilk iki kitap (…)

    Ha ha, müthiş bir tespit olmuş! Sayılara başvurmaya gerek kalmayacak kadar kesin bir doğru maalesef.

    (tabi bunu yaparken bunların çok iptidai sonuçlar olduğunu hatırlayıp en azından bu resimler üzerinden felsefe yapmaya başlamayın).

    Gördüğüm kadarıyla Kuran bulutundaki Allah kelimesi, İncil bulutundaki İsa ve Tanrı kelimelerinin neredeyse tam toplamı. Yani şöyle bir durum var: Allah=İsa+Tanrı. İsa peygamberin Hristiyan inancında Tanrı’nın oğlu olması dolayısıyla Tanrı olarak görüldüğünü düşünürsek, oldukça doğru bir denklem aslında. (Çıkan sayılara da bakmak lazım tabi.)

    Ben Kuran’ı çocukluğumdan beri Türkçe olarak babamdan dinledim, ortaokulda şüpheye düştüğüm ilk günlerde gece kalkıp gizli gizli okudum, üniversitede ise kelime kelime, notlar alarak tekrar okudum. İncil’i ise lisede bir kez okumuştum. Ne anlattığını hatılamıyorum ama Kuran’a göre çok daha yumuşak, babacan bir hissiyat bırakmıştı dilimde. Eğer kelimeleri maviden kırmızıya doğru sırayla olumlu-olumsuz diye renklendirebilseydik Kuran bulutunun rengi kırmızıya, İncil’inki maviye daha yakın olurdu gibi görünüyor. Bu bakımdan da bana sonuçlar doğru gözüktü. (Tabi bu yorum oldukça subjektif.)

    Böyle olunca, biraz felsefe yapmakta sakınca yok bence :)

    1- Bir kutsal kitapta “şüphesiz” kelimesini bu kadar çok geçmesi beni hep şaşırtmıştır. Çünkü böyle vurgular, elindeki argümanın karşı tarafı ikna etmek için yeterli olmadığını içten içe bilinen durumlarda kullanılır. Kuran’da Allah ve aynı anlama gelen Rab kelimesinden sonra en çok geçen kelime “şüphesiz.” Ayrıca “andolsun” kelimesinin de böyle bir vurgu olduğunu düşünürsek (‘yeminle, vallahi, inan ki gibi) bu sayı daha da artacaktır. Bir yanlış çeviri durumu var diye düşündürtecek kadar garip.
    2- İncil’de çok geçen kelimelerden biri de “Yahudi”. İncil, İsa peygamberi öldüklerine inandıkları için pek güzel anmadığı Yahudileri, oldukça sık tekrar etmiş. Karşısına bir düşman koyarak varlığını anlamlandırma konusunda Kuran’ın “kafir”leri, İncil’in “Yahudi”lerine göre oldukça küçük kalıyor. İncil’de kin duygusu, dolaylı olarak daha baskın.
    3- Her iki kitapta da sayıları çok yakın olan kelimeleri çıkarıp, her ikisinde de tavırları aynı olanları (olumlu veya olumsuz) elersek, din bakımından evrensel olan kavramlara ulaşabilir miyiz acaba? (İman, gök, insan gibi.)
    4- …

    Velhasıl velkelam, oldukça güzel ve üzerinde düşünülmesi gereken bir çalışma olmuş. En azından, iki kitabı şöyle bir karşılaştırma olanağı tanıyor. Eline sağlık, teşekkürler.

  12. baratrion

    1- Bir kutsal kitapta “şüphesiz” kelimesini bu kadar çok geçmesi beni hep şaşırtmıştır. Çünkü böyle vurgular, elindeki argümanın karşı tarafı ikna etmek için yeterli olmadığını içten içe bilinen durumlarda kullanılır. Kuran’da Allah ve aynı anlama gelen Rab kelimesinden sonra en çok geçen kelime “şüphesiz.” Ayrıca “andolsun” kelimesinin de böyle bir vurgu olduğunu düşünürsek (’yeminle, vallahi, inan ki gibi) bu sayı daha da artacaktır. Bir yanlış çeviri durumu var diye düşündürtecek kadar garip.

    E zaten bu bakis acisindan -karsi taraf, ikna, ileten, iletilen– ‘suphesiz’den sonra genellikle gelen birinci cogul sahis ‘biz’in sizi daha fazla sasirtiyor olmasi gerekmez mi? Kutsal kitap denen seyin bir yerden bir yere ‘inen’, the chosen one’a yarattiklarini pek de sallamayan baba figurunden gelen kissadan hisseler, kozmik tehditler olarak algilarsak 1 degil 131486776543213487945 tane sasirtici ‘yanlis ceviri var sanirim’ denen absurtlukler buluruz. Bu acidan bakinca bir ateist olarak din cok komiktir de hakikaten, balik karninda yasayan adam, konusan yilan, sizi seven ama ayni fikirde olmayinca sizi akla hayala gelmeyecek iskencelere tutan kizilcik sopali Tanri filan. Bence son derece komik ve meren gibi feragatnameye ihtiyac duymadan ben bunlarin hakikaten sacma olduklarini soyleyebilirim, gucenenlerin kendi sorunu.

    O tanri figurunu ben de ‘tani’miyorum yani.

    Fakat niye soyle dusunmuyoruz; bilgiyi yorumlayanin bilincine gore baskasina “lan bak valla yeminlen, inanmazsin bak gecen” gibi duyulan seyler bir baskasina “kendinden baskasi mevcut olmayanin cokluktaki her meydana gelen/gorulenin asil kaynagiyim (biz) diyerek kendi kendini tasdik etmesi” gibi gelebilir. Kimsenin kimseyi ikna ettigi yoktur belki yani di mi, teklif gibi gorunen baskasinin tespihidir falan. (Bunu boncuklu tespih anlayana selam ederim)

    Allah da Rab’la ayni anlama gelmiyor bu arada.

  13. farukahmet

    Bir kutsal kitapta “şüphesiz” kelimesini bu kadar çok geçmesi beni hep şaşırtmıştır. Çünkü böyle vurgular, elindeki argümanın karşı tarafı ikna etmek için yeterli olmadığını içten içe bilinen durumlarda kullanılır. Kuran’da Allah ve aynı anlama gelen Rab kelimesinden sonra en çok geçen kelime “şüphesiz.” Ayrıca “andolsun” kelimesinin de böyle bir vurgu olduğunu düşünürsek (’yeminle, vallahi, inan ki gibi) bu sayı daha da artacaktır. Bir yanlış çeviri durumu var diye düşündürtecek kadar garip.

    Hem Meren’in yaptığı “iptidaî”lik uyarısından dolayı, hem de bu konular bu aralar beni çok yorup bıktırdığı için, bir din tartışmasına girmeyi hiç istemiyorum, ama Kuran’ı o kadar okuduğunu söyleyen birinin bunları demesini garip karşıladım. İlkin, yemin etmenin, iddia ettiğimiz şeyin gerçek olmadığını içten içe bildiğimizin bir göstergesi olduğu iddiası bana çok garip geldi. Elbette böyle örneklerin oluştuğu anlar da vardır yaşamda, zaten yaşamda her türlü örneklerin oluştuğu anlar var, ama burada düpedüz bir abartma görüyorum ben. İkincisi, Kuran’da “andolsun” kullanılırken neredeyse daima bir şeyin üzerine yemin edilir: atıyorum, “esen rüzgara andolsun ki”, “yazan kaleme ve onu tutan ele andolsun ki” gibi… ve her seferinde başka bir şeyin üzerine yemin edilir. Ve genelde bu üzerine yemin edilen şeyler son derece sıradan şeylerdir, el, rüzgar, kalem, tırtıl, her neyse… Tanrı’nın (veya meşrebinize göre, Muhammed’in) böyle yaparak gündelik ve sıradan görünen şeylerdeki mucizeye dikkat çekmeye çalıştığı söylenebilir, başka şeylerin yanında. Sizin bahsettiğiniz “yalan söylediğini bildiği için iyice vurgulayarak üstünü kapama gayreti” ile uzaktan yakından ilgisi yok yani.

    Şunu da ekleyeyim ki Meren’in ve Baratrion’un da değindiği “yorum farkı” meselesine bir örnek olsun: “şüphesiz” kelimesinin büyüklüğünü görünce benim aklıma ilk gelen düşünce, kitapta insana seslenen Tanrı’nın (ya da Muhammed’in), insanın nasıl da daima şüphe içinde kıvranan bir mahluk olduğunun ne kadar farkında olduğunu gösterdiğiydi. Bir yandan “şüphesiz”le başlayan cümleler kurarak devamlı insanı ikna etmeye ve onu bitmez tükenmez şüphelerin verdiği acıdan sıyırıp teskin etmeye çalışan, bir yandan da andlarını mucizelere, büyük olaylara değil de hep insanın çevresine baktığında kolayca görebileceği gündelik şeylere dayandırarak, bu sıradan şeylere (yani var olan her şeye) sinmiş olan, daha doğrusu bizzat bunların var olmasındaki asıl mucizeye dikkatini çekmeye çalışan bir hal…

    Meren,
    ilk yorumu ben yazmıştım ama kaba günümdeymişim, çalışmanı övmeyi ve ne kadar hoşuma gittiğini söylemeyi ihmal etmişim; geç kalmış teşekkür ve tebriklerimi kabul et. Bir de ilk gördüğümde aklıma gelen şey, mesela Burak Arıkan’ın Ergenekon.tc‘de yaptığı gibi bir şeyi bu grafiğe de uygulamanın ne hoş olacağıydı. Yani sadece kelimeler ve onların büyüklükleriyle değil, bunların kendileri aralarındaki atıf/beraber-bulunma hallerinin inceli kalınlı bağ çizgileriyle de görünür hale getirilmesi. Anlatabildim mi emin değilim.
    Bir de “İncil” derken herhalde ilk 4 kitabı (Matta, Yuhanna, Markos, Luka) kastediyorsun. Onların haricindeki 23 Yeni Ahit incilini de bu işe katmak ilginç sonuçlar verebilir. Apokrif incilleri saymıyorum bile.

    Baratrion,
    Allah ile Rab arasında, özellikle tasavvufta, Mutlak Bir’in farklı kademelerinin ismi olmaları hasebiyle bir fark var; ama o inceliğe girmezsek son kertede aynı şeyi betimlemiyorlar mı? Kastettiğin nedir? Basit bir etimolojik farklılıktan bahsetmiyorsun herhalde?

    Selamlar.

  14. Deniz Ural

    Bir kutsal kitapta kullanılmaması gereken ifadeler diye bir liste olsaydı, “şüphesiz ki” vurgusu, dediğiniz gibi “biz”le birlikte (fakat bulutta ‘biz’ kelimesi yok.) en başta dururdu herhalde. Milyonlarca insanın inandığı bir dinin kitabında bununla karşılaşınca ‘bir yanlışlık mı var acaba’ diye düşünmemek elde değil. Ama büyük olasılıkla bir yanlışlık yok.

    Doğrudan inanan-inanmayan diye iki taraf belirleyip birbirine saldırmaktansa birbirini anlamaya çalışmak daha çok daha doğru. Ben duruşumu belirtmedim (ki aslında oldukça net ve gerekçelidir), bu yazı altında gerek de duymadım. Bu nedenle “siz din denen komik ve saçma şeye inananlar” imanızı üzerime almıyorum ama doğru bulmadığımı belirtmek isterim.

    Rab kelimesinin karşılığı TDK’da yok. Ama ekli halleri olan Rabbani (Allah ile ilgili) ve Rabbena (Tanrımız!) kelimeleri var. Rab ve Allah, Tanrı anlamına, yani aynı anlama gelir.

  15. Deniz Ural

    Sevgili Faruk Ahmet, “andolsun” konusunda haklısınız. Benim aklımda “andolsun ki” diye başlayan cümleler vardı yanlış olarak.

    Ancak, “şüphesiz ki” konusunda abarttığımı düşünmüyorum. Belki tek bir anlamı varmış gibi değerlendirmem eksik fakat abartı değil. Bir ‘yorum farkı’. Benim okurken hissettiğim hep buydu.
    (Bir önceki yorumum Baratrion’a cevaben yazılmıştır. Ben yayınlarken sizin yorumunuz henüz yoktu.)

  16. baratrion

    Doğrudan inanan-inanmayan diye iki taraf belirleyip birbirine saldırmaktansa birbirini anlamaya çalışmak daha çok daha doğru.

    Buna katildigim gibi benim acimdan o ayrimin cok da keskin olmadigini soyleyeyim. Faruk Ahmet’in dedigi gibi ben de mumkun mertebe bu muhabbetlerden baymis durumdayim; fakat babasindan duyduguna/gordugune bodoslamasina yardiranlardansa kafasi daha cok calisan ateistlerle din konusunu konusmayi her daim daha anlamli buluyorum. (Hala yanlis anliyorsaniz size ateist demiyorum/ima etmiyorum bu arada, kendimden bahsediyorum, sanirim “safini goster de ona gore tartisalim” gibi algilamissiniz)

    Rab ile Allah arasinda elbette semantik bir fark var. Birimden konusurken onun ozelliklerini meydana getiren anlaminda Rab; ama o ozelliklerin asil sahibi ve o ozellikler dahil tum ozellikleri kendinde toplayan, butun isimlerin, anilanlarin sahibi anlaminda Allah kullanilir. Cunku herkesin Rabbi ayridir; ama herkesin Rabbi Allahtir. Oradan konustugunda o sebeple ‘biz’ olan, baska yerde mutlak karanliktir. Cunku kendi kendini ancak kendi bilebilir. Dolayisiyla Allah adi en nihayetinde konustugumuz varligin zatini da karsilar. (Bu ornegi mikro duzeyde kendi uzerinizde de deneyebilirsiniz [1]) “Rabbim Allah’tir” gibi sozler bunun icindir. Kur’an’da herhangi bir ifadeyi equally likely sekilde “onu aldim bunu koydum negzel oldu” seklinde kullanamazsiniz. Ama ben anlayabiliyorum kafa karisikliginin sebebini. TDK’ya sormanizdan da belli. Ben Arapca bilmiyorum, dolayisiyla Arapca aslindan okumak gibi bir sansim olmadi ama Rahman, Rahim’in esirgeyen bagislayan, inzal’in indirme (download), rasul, nebi gibi tanimlamalarin (ikisinin birden!) farsca peygamberle karsilandiginda neler olabilecegini tahmin edebilecek kadar Arapca biliyorum. (Ha Kur’an tercume edilebilir mi derseniz, edilemez zaten.)

    1: Benim adim meren. meren’in ozellikleri: akilli, komik filan bi kisilik. ama bu ozellikler disinda bizim bilmedigimiz bir suru ozelligi olabilir meren’in. dolayisiyla biz meren’i tam anlamiyla bilemeyiz, herhangi bir davrasini ya da ozelligi uzerine meren boyledir diyip onu kisitlayamayiz. meren’i onun kendini bildigi gibi de kimse bilemez, anlayamaz… seklinde.

  17. A. Murat Eren

    Sabah bir kalktım 6 tane yorum :)

    Hepsini okuma şansım olmadı henüz, fakat çok hızlıca gözüme çarpan bir kaç şeye yanıt vereyim:

    Baratrion, feragatnameyi Moleschino’dan hatırlayabileceğini tahmin ettiğim “Allah’ın Adamı” kılıklı insanların gereksiz propaganda ve saldırıları ile bu günlükte başa çıkmak zorunda kalmamak ümidi ile yazmıştım. Şu ana değin işler rast gitti görünüyor :)

    farukahmet, ergenekon.tc’deki gibi kelimeler arası context ilişkilerini de ortaya koyan bir grafik hazırlamak çok keyifli olabilir, güzel öneri. Ayrıca teşekkür ederim. + Tüm incilleri bir araya koyup inciller arası farklara işaret eden bir çalışma yapılabilir, fakat eminim Avrupa’da bu tür çalışmaların bin türlüsü yapılmıştır.

    Deniz Ural, bulut içerisinde “biz” kelimesi yok çünkü kişi zamierlerini çıkardım kalabalık yapmasınlar diye. Belki de çıkarmamalıydım :)

    Selamlar.

  18. isminivermeyenbirizleyici

    inançlı ve araştırmacı bir insan olarak yapılan çalışma ilginç geldi ve hoşuma gitti. tahrif edilmesine rağmen incilde “tanrı” ve “isa” kelimelerinin (“mesih” ve “rab” da aynen) geçiş sayılarının aynı olması da çok manidar. ancak ilk dikkatimi çeken “muhammed” kelimesine hangi kökler dahil edildi merak ettim çünkü aynı gibi görünen “muhammed” ve hemen altındaki “apaçık” kelimeleri tüm meallerde ortalama olarak 20 (muhammed) ve 200 (apaçık) kez geçiyor. buna apaçık kelimesine açık vs gibi köklerin de eklediğini düşünürsek, hesapta var gibi geldi bana. genel itibariyle değişik bir çalışma olmuş bu kadar araştırmanın inancınız açısından size faydası olup olmadığını da merak etmiyorum değil. zira internette bir çok sitede Kuran’da geçen kelime tekrarları ile ilgili bir çok reddedilemeyecek türden mucizevi rakamlara ulaşbiliyoruz günümüzde.

  19. A. Murat Eren

    buna apaçık kelimesine açık vs gibi köklerin de eklediğini düşünürsek (…)

    Düşünmeyin :) Apaçık kelimesinin kökü açık olarak alınmadı ve apaçık kelimesine hiç bir şey eklenmedi.

    ancak ilk dikkatimi çeken “muhammed” kelimesine hangi kökler dahil edildi merak ettim çünkü aynı gibi görünen “muhammed” ve hemen altındaki “apaçık” kelimeleri tüm meallerde ortalama olarak 20 (muhammed) ve 200 (apaçık) kez geçiyor.

    Muhammed özel isim olduğu için ona da hiç bir kök dahil edilmedi. Tüm mealler derken neyi kast ediyorsunuz, kelimeleri nasıl saydınız bilemiyorum. Fakat Diyanet İşleri Bakanlığı’nın Kur’an-ı Kerim mealinde “Muhammed” kelimesi 157, “apaçık” kelimesi 154 kez geçiyor ve burada bir hata yok.

    Selamlar.

  20. isminivermeyenbirizleyici

    parantez içindeki yorumlar katılmış olabilir. bazı gelenekçiler ayetlerin anlamlarını çarpıtabilmek ya da akıllarınca Hz Muhammed’in şanını yüceltebilmek için parantez içine sanki Hz Muhammed’e soylenmiş gibi ismini yazabiliyor.

    çalışmada hata olup olmaması imani açıdan bir problem teşkil etmeyeceği için konunun uzamamasında fayda var :) sonuç itibariyle hoş bir çalışma olmuş.

    Selamlar

  21. Serdar Kara

    Selamlar;

    Güzel çalışma olmuş, ellerine sağlık.

    Not : Merhamet kelimesine dikkat çekmek isterim.

  22. ergin atalmış

    evet gerçekten güzel gorünüyor. peki kullanılan font nedir?

  23. metin

    çok güzel bir çalışma. ancak fotoğrafı tıklayınca büyük boyu açılmıyor sayfa hatası veriyor =)
    baskı alabilmek için onu düzeltirseniz sevinirim. teşekkürler.

  24. A. Murat Eren

    Tamamdır, büyük hallerine ulaşabileceğiniz bir bağlantı verdim yazının sonunda.

Bir yorum bırakın, şanınız yürüsün