Babamla Günlerim
10/06/2009, 13:11
Photo Essay çalışmalarının oldum olası hastası olmuşumdur. Fotoğraf ile düz yazının birleştiği yerde fotoğrafın gösteremediğini yazı ile göstermek, yazının açıklayamadığını fotoğraf ile anlatmak çok güçlü bir karışım halini alıyor bence. Henüz az önceki cümlelerle ifade edilebilecek seviyede bir tane çıkmış olmamasına karşın arşivlerde benim de keyif alarak hazırladığım fotoğraflı düz yazılarım var:
Bu gün sizi şu ana dek okuduğum en güçlü photo essay’lerden birisi ile tanıştırmak istedim: Days with my Father (sitenin navigasyonu biraz fena, bir de ne yazık ki İngilizce dışında bir dile çevrilmemiş).
Phillip Toledano’nun elinden çıkma bu çalışma kısa süreli hafızası olmayan dolayısıyla her 15-20 dakikada bir her şeye yeniden başlayan yaşlı babasının ölümünden önceki günlerinin küçük bir belgeseli. Çok kişisel bir çalışma, fakat Toledano’nun eseri herkesin içinden bir şeyler çıkarabileceği kadar herkese ait ayrıntılar ile dolu. Bir çoğunuzun hali hazırda okumuş olma ihtimali var, fakat eğer şu ana kadar rastlamadı ya da okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim, 15-20 dakikanızı alacak.
![]() © Phillip Toledano, Days with my Father |
Babasının yazdığı notlardan birisi (Phillip bu not için “Bu babamla ilgili her şeyi özetliyor” demiş fotoğrafın sol tarafında, not defterinde ise “hayatımın geri kalanı ile ne başarabileceğime dair ciddi şekilde düşünmek istiyorum” yazıyor):
![]() © Phillip Toledano, Days with my Father |
Farklı şeyleri anlatıyor olsa da benzer bir fotoğrafımız da çıktı Phillip Toledano ile (benimki de burada, üstten dördüncü):
![]() © Phillip Toledano, Days with my Father |






June 10th, 2009 at 17:18
Tam da anneme adresini göndermek için sana soracaktım. Reader’ı açtım ve bu yazıyı gördüm. Telepati vuku bulmuş.
June 10th, 2009 at 17:57
Telepatiye inanmıyorum ama bir güç var (hehe).
June 12th, 2009 at 07:02
Başlığı ve küçük fotoğrafı görünce “evet evet neden daha önce rastlamadım böyle bir photo essay’e” dedim içimden…
Biraz da kalbim acıdı. Bizimkileri düşündüm. Ben de mi yapsam diye gaza geldim. Paylaşamam heralde ben. Çok özel olur bu fotoğraflar benim için…
June 12th, 2009 at 19:17
Ben de paylaşamayabilirim. Bilemiyorum ki. Bir yandan da bu o kadar güçlü bir şey ki birisinin tek başına sahiplenip paylaşmaması sanki toplumun geri kalanına haksızlık olurmuş gibi geliyor. Derin mevzu :)
June 15th, 2009 at 04:11
çok etkileyici,
yaşlanmak kim ne derse desin kötü bir şey
babanın kısa hafıza kaybı olayı daha katlanılır kılsa da ilk fotoğraflardan birinde aynada kendi görüntüsünü görünce dehşete kapılması çok tanıdık.
mesela erol büyükburç, benim çocukluğumda tarkanla eşdeğerdi, yakışıklıydı, popülerdi
şimdi farkında mı bilmiyorum ama programlarda karikatür gibi kullanılıyor
hırçınlığı eski günlerin bir daha geri gelmeyeceğiniz bilmekten kaynaklanıyor
ben erol büyükburç’um diye kükrüyor ama ne fayda kimseye bir şey ifade etmiyor, o genç görünmeye çalıştıkça karikatürleşen yaşlı bir adam.
bu arada siz evde yüzyüze görüşmüyor musunuz:)
June 15th, 2009 at 10:30
O farkında değildir ama onun üstünden çuvalla para kazanan menajeri, ailesi farkındadır da bir şey söylemiyorlardır. Erol Büyükburç’un masalara vurduğu programı YouTube’den görünce acımıştım ben de kendisine.
Ben yaşlıları hep çocuklara benzetirim. İnsan belli bir yaşa kadar yaşlanıp sonra bir U dönüşü ile çocuklaşmaya başlıyor sanki..
Görüşüyoruz :p O mesajı lab’dan yazmıştı Duygu :)
June 18th, 2010 at 08:25
[...] önce bu günlüğe alzheimer hastası olan babasının son günlerini belgelediği Babamla Günlerim isimli projesi ile konuk olmuş olan Phillip Toledano, sanatçı kimliğinin fotoğraf ile [...]
July 25th, 2010 at 02:32
Days with my Father ,
linki açmaya karar verirken duygusal biri olarak, beni çok etkileyeceğini düşündüm elbette fakat bu derece salya sümük olacağımı düşünmedim hiç. O son bölümde, boş yeşil koltuğa uzun uzun bakıp “now he’s gone to Paris, to meet my mom” cümlesini okurken bir anda kendimi hıçkıra hıçkıra ağlarken buldum ağzımı kapatarak, uyuyan eşim duymasın diye.Serde erkeklik var ya :) Hani “erkekler ağlamaz” ya.. Garip olan şey, yorumu yazarken hala gözyaşı döküyor olmam, depresyonda mıyım ben acaba?..
Bu photo essay ile buluşmama vesile olan sana teşekkürler..
July 25th, 2010 at 02:42
Neden depresyonda olasın Safacığım. Ağlayamayanlar depresyonda olabilecekleri ihtimalini hesap etsinler asıl ;)
Dolu dolu yaşıyorsun işte hayatı, bu essay’e bakıp hiçbir şey alamayanlar düşünsün. Samimi geribesleme için çok teşekkürler.
Sevgi, selam.