Fotoğraf Çeken bir Dağcı: Tunç Fındık

29/07/2009, 19:14

Artvin’den dönerken Uygar’ın verdiği dergileri karıştırıyordum. Dergiler arasında Atlas, National Gegraphic gibi bildik tanıdık dergilerin yanında bir kaç tane de -daha önce hiç adını duymamış, elime almamış olduğum bir dergi olan- Geo vardı (biraz karıştırınca National Geographic ile Atlas arasında bir yerlerde olan bir dergi izlenimi bıraktı bende).

Dergiyi elime alır almaz sağ üst köşedeki “Dhaulagiri’de ilk Türk” haberi gözüme çarptı. Küçüklüğümden beri dağcılığa ve dağ sporlarına karşı ilgi duyan birisi olarak derginin notunu vermeye bu yazıdan başlamaya karar verdim. Çok zor beğenen bir insan olduğumdan sayfaları çevirirken yüzümde az önce ekşi bir şey yemiş bir ifade vardı. Dergi sayfalarını hep böyle çeviririm ben.

Yazıyı açınca bunun aslında ufak bir haber yazısı olmadığını, dağcının ta kendisi olan Tunç Fındık’ın ağzından yazılmış bir yazı olduğunu gördüm. “Eh, o kadar şeetmiş, okuyalım bari” dedim.

Tabi o sırada henüz Tunç Fındık’ın, Nasuh Mahruki’nin ardından Everest’e çıkmış olan ikinci Türk dağcı olduğunu, çevirdiği ve yazdığı kitaplarla Türkiye’de dağcılık sporunun en önde gelen isimlerinden birisi olduğunu, şu ana kadar sadece 13 dağcının başardığı 14×8000 hedefi (dünyada 8000 metrenin üzerinde olan 14 zirveye de çıkmak) doğrultusunda yol alan birisi olduğunu (bu 14 zirvenin de 3 tanesine çıkıp inmiş olduğunu), şu anda en zor zirvelerden birisi olan K2 zirvesine tırmanıyor olduğunu filan bilmediğimden kendisi ziyadesiyle “normal” idi gözümde. Yazıdan da çok bir şey beklemiyordum açıkçası.

Yazının ortalarına geldiğimde ise yelkenleri suya indirmiş, zevkle okuduğum yazı ile ilgili ayrıntıları aktarmak üzere zırt pırt Duygu‘yu rahatsız edecek kadar içine düşmüştüm. Duygu da o sırada hiç ilgisini çekmeyen bu ayrıntıları “rahat bırak da ben de kendi dergimi okuyayım” bakışları ve ve gergin “hı hı. tamam.”lar eşliğinde dinliyor fakat ben bu durumu itina ile görmezden geliyordum:

Şşt. Tunç Fındık diye bi adamın yazısını okuyorum da, Nepal’de zirveye çıkmak için bir ton bürokrasi gerekiyormuş. Adamın eşyalarını birinci kampa 90 hamal taşımış. Hehe amma da komik di mi. Bence çok komik.

Düygü. Düygü! Bak bi. Şşş. 8000 metreye çıkınca oksijen seviyesi deniz seviyesinin üçte birine düşüyormuş ve bizimkisi de oksijen tüpsüz çıkmış. Diyafram mı kalır insanda be. Hehe. Bi de hava -35 derece imiş. Ne soğuk di mi.

Şşt bak bi. O yükseklikte adamlar çok su kaybettikleri için neredeyse tüm vakitleri kar suyu eritip içmekle geçiyormuş. Bi de bir dağcı burada donarak ölmüş, cesedini kimse almamış. Bak fotoğrafı da var. Burada. Şşş.

Düygü! Bu okuduğum şey çok güzel, bence elindekini bırakmalı ve bunu okumalısın. Ama ben daha bitirmedim. Ben bitirince okursun, acele etmek yok. Bence bunu kesinlikle okumalısın Düygü’cüğüm. Bunu okumamış birisi ile konuşacak hiç bir şeyim olamaz benim bence. Evet. Şimdi müsaade edersen yazıyı okumaya dönmek istiyorum. Anlayışın için tşk. (…)

Yazı alışageldiğimiz ve benim artık okumaktan hiç keyif almadığım klişe gezi yazılarından birisi değildi. Yazar müthiş bir iş yapmıştı, bunu da harika bir dille yazmıştı. Hepsinin ötesinde yanında götürdüğü fotoğraf makinesi ile çektiği fotoğraflar da ziyadesiyle kalbur üstü idi. Örneğin 7600 metre dolaylarında zirve yolunda kurdukları son kampın fotoğrafı içinde bulundukları koşulları çok güzel anlatıyor:


© Tunç Fındık

Özetle yazı harika idi. Dağcılık zaten çok etkileyici bir spor. Çok büyük bir keyifle okudum.

Amerika’ya döner dönmez de Tunç Fındık denen bu şaheser insanı araştırdım biraz. Tanıyan herkesin kendisinden çok mütevazi, çok samimi, dağcılık camiasının en sevilen isimlerinden birisi olarak bahsettiğini görünce sevgim ve saygım katlandı.

Bu kadar mütevazi insanların kendi kendilerini tanıtmak için çaba sarf etmeyeceklerini biliyor ve bunun sizin onu tanımanıza engel olmamasını istemiyor olduğum için de bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Geo dergisinin 43. sayısında yer alan yazısını muhakkak okumalısınız. Tunç Fındık’ın kişisel web sayfası da burada: http://www.tuncfindik.com/. Çektiği fotoğraflar, yazdığı kitaplarla ilgili bilgiler, hazırladığı posterler ve biyografisine web sayfasından ulaşabiliyorsunuz, gidip bir göz atmalısınız.


© Tunç Fındık

Geo dergisine ve Tunç Fındık’ın sponsorlarına sevgi ile doldum. Bundan sonra ekipmanlarımı The North Face‘ten alacağım mesela.

Tags: , ,

“Fotoğraf Çeken bir Dağcı: Tunç Fındık” için 14 yorum yapılmış.

  1. Necati Demir

    GEO’yu ilk sayısından beri takip ediyorum, şöyle bir sloganı var: “Sana Dünyayı Anlatır” (Bknz. dergi kapağı). Ve bu sloganın sorumluluklarını da yerine getiriyorlar.

  2. Ceren

    Tunç muhteşem bir insandır. Yaşadığı her acı, her tatsız deneyim onu daha da bağladı sanki dağcılığa. Dağlarda kaybettiği can dostlarını da yüreğinde çıkartıyor sanırım her zirveye.

  3. Lady Lazarus

    ikinizin de (çiftsiniz ya siz hani :) enerjisine hayranım. hem öğrenimini – kariyerini sürdür, hem gez toz ve bi yığın hobiyle uğraş hem de bunları aksatmadan, özenle başkalarına aktar! harikasınız!

    ben Geo’yu keşfedeli epey zaman oldu. Mali’deki Dogon’larla ilgili bi sayısı vardı derginin, tadı halâ damağımdadır. bizi Tunç Fındık’la tanıştırdığınız için de teşekkürler.

    konuyla biraz alakasız olacak ama, diyelim ki ben fotoğraf sanatına pek meraklı fakat bu konuda hem teknik hem de estetik anlamda neredeyse “sıfır”a yakın bi insanım, ekipman, ışık, gölge vesaire konusu açılınca Karagöz – Hacivat diyaloglarına giriyorum filan… üstelik te taşradayım diyelim, bu konuda seminerlere, kurslara katılmak hem zaman hem de para açısından beni çok yoracak. ama işte dediğim gibi “heves” tavan yapmış… ulaşabildiğim en makul fiyatlı dslr’ı alsam ve bununla sokağa çıksam… yani çıkmadan önce, ben nasıl çalışabilirim ve ne okuyabilirim de kendi kendimi yetiştirebilirim bu konuda? aslında internette bu konuda bulabildiğim hemen hemen herşeyi okuyorum, ama bi hiyerarşi, bi düzen oturtmuş değilim bu okuma konusunda… hattâ benim yaklaşık 10 yıldır, vasatın altında bi takım compact dijitallerle yerel haber fotoğrafçılığı deneyimim var, gazetede çalışıyorum. ama şimdi bildiğim bütün bölük pörçük şeyleri unutup, sadece kendim için, sıfırdan başlamak istiyorum, anlatabildim mi?

    ilginize şimdiden teşekkürler…

  4. gonul

    tunc findik. harika! tesekkurler!

    GEO’daki yaziyi da okumayi cok isterim ama sitelerinde pdf olarak yok sanirim…

  5. Atilla Aktuna

    Tunç Fındık’ı CNN Türk’te Her Yerde Bir Haber Var adlı programda izledim (Bir yerlerde mutlaka bu programa bir link vardır, ben bulamadım gerçi :). Dhaulagiri tırmanışı için kendisinin yaptığı çekimler ve anlatımlarla.

    Bulabilirsen mutlaka izle derim,

    Selamlar,

  6. Boray Biçer

    Tunç Fındık, dağcılığın kurumsal anlamda bir”spor” olarak yerleşmesi için çaba gösteren, bu yolda önemli çalışmalar yapan bir dağcıdır. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 100. yılı dolayısıyla “Fenerbahçe Dünya Zirvelerinde” projesini dağcı arkadaşı Mustafa Kalaycı ile birlikte gerçekleştirmiş ve inanılması zor bir iş başarmıştır. Gurur kaynağımızdır!

    Benim bakarken başım döndü fotoğraflara; vizörden bakan kim bilir ne duygular yaşamıştır. Yaşanılası bir deneyim!

  7. A. Murat Eren

    İki gündür yorumlara yanıt yazacağım diyor ve fakat bir türlü yazamıyorum. Hepinize çok teşekkürler.

    Bu arada Tunç Fındık K2′ye tırmanışı ekip ve rota sorunları sebebiyle bırakmış. Sağlık olsun, güvenlik her şeyden önce gelir. Yurda dönüyormuş, seneye deneyecekmiş. Bol şans kendisine.

    Lady Lazarus, öyle bir soru sormuşsun ki :) İki satır, geçiştirmeci bir yanıt yazmak istemiyorum. Belki bir ara bu konuda bir yazı yazarım (aklımın bir kenarında olacak).

    Selamlar.

  8. Boray Biçer

    Sevgili Lady Lazarus,

    Verdiğiniz örneğe uyan kişi tam olarak benim!!

    Isparta’da Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapıyorum. İlk fotoğraf makinamı ortaokul ikinci sınıfta hediye etmişti ailem. Ancak bir hayli masraflı bir hobiye dönüşünce (film, banyo vs.) bir süre ara verdim fotoğrafa.. Öğretmenliğe başlayınca depreşti eski heyecan ama sizin de aklınızı karıştıran bilgi yığını beni de buldu. Heyhat! İnanılmaz bir veri akışı var bu konuda ve -hemen her hobide olduğu gibi- bilgiçliği elden bırakmıyor. Üzerine konuşulacak konu futbol veya siyaset gibi oynak bir zemin sanılıyor birçoklarınca.. Nitekim, bir biçimde fotoğrafla ilgilendiğinizi söylediğinizde 15 ila 65 yaş arası herkesin “konu uzmanı” olduğunu hemen fark edebilirsiniz.

    Ben ne yaptım?

    Hayatımı öğrenme ve öğretme üzerine kurduğumdan, en azından bu benim profesyonel mesleğim olduğundan- bir süre araştırma yapayım dedim -demez olaydım! ilk karşılaştığım, Canon-Nikon savaşları oldu. Yüzyıl Savaşları’ndan beter bir fanatizmin kucağına düşmemek mümkün değil bu konuda! Örnekse, elindeki Canon 450D ile Nikon D300′ü karşılaştırıp model numarası daha büyük olduğu için “Canon daha iyidir” diyen satıcılar göreceksiniz. Benzer biçimde, “Nikon’da maviler çok baskın en iyi Canon abi!” deyip iddiasını temellendirmeyen yeniyetmeler etrafınızda fink atacak.

    Ya sabır diyeceksiniz bir süre sonra, belki de kısa bir süre sonra -benim gibi!

    İlk yaptığım, başlangıç seviyesi DSLR cihazları ölçüp biçmek oldu. Herkeste olduğu gibi bende de kimi takıntılar var: bendeki “minimalizm”. Her nesnede sadelik olmalı, bir tür tutku ya da takıntı gibi bu bende.. Makinalara göz attığımda, Nikon’ların pek sade durduğu dikkatimi çekti hemen. Çocukken izlediğim birçok filmlerde F serisinin güzel perde sesi kulağımda yer etmişti zaten.

    Gördüğünüz gibi, makina seçiminde kişisel deneyim, beğeni ve yaşantı önemli yer tutuyor. Bütünüyle öznel bir yaklaşım bu bence.. Biz makinayı seçmiyoruz, o bizi seçiyor.

    Bir süredir Nikon D40X kullanıyorum sonuçta. Üzerindeki kit lensine bir lens de eklemedim.

    Fotoğrafı teknik yönden öğrenmek de taşrada çok zor.. En azından Isparta’da kurs yok. Ben de NG Fotoğraf Eğitimi seti ile başladım. Nikon’un çok sayıda öğretici üçüncü parti videoları var. Sitesinde de güzel eğitici filmler.. Yine de zamanla ve emekle kendi üslubunuzu oluşturduğunuzu göreceksiniz.

    İşin tuhafı, taşrada çekim yapmaya başladığınızda yaşadıklarınız, makina seçiminizi hemen unutturuyor. Benim boyum yaklaşık 2 metre.. Elimde makina, sırtımda Lowepro Compudaypack, capri pantolon ve Converse tişörtle çekim yapıyorum örneğin.. Çevreme yaklaşıp uzun uzun beni izliyorlar. Kimisi cesaret edip yaklaşıyor ve “Hello mister” diyor! Bir Türk, elinde fotoğraf makinası, üstelik 2 metre boyu var -çok tuhaf geliyor bu durum taşra insanına.. Bu konuyla ilgili kuramsal ölçekte bir yazı yazacağım fotoğraf günlüğümde..

    Pek yardımcı olamadım. Fotoğraf bir macera çünkü.. Herkes kendi macerasını yaşıyor ve sonuçta Orta Dünya’da kimse kalmıyor.

    Kolaylıklar dilerim.

  9. Utku Kaynar

    Tunç Fındık, dünyanın 8000m. yüksek 14 zirvesine yürüyor. Tanımaktan büyük onur duyduğum, dağ gibi bir dağcı. Adam gibi adam. Üstelik, dağcılığının ilk yıllarında Nikon FM2 ile başlayan şimdi dijital ile süren bir fotoğraf yolculuğu da var.

    Murat Eren, çok iyi bir yazı yazmışsınız. Tebrikler.

    Lady Lazarus, sizin için bir okuma listesi yayınlayacağım bloğumda.

    Dostlukla,

    Utku Kaynar

  10. sina

    Bahsettiğin kişi bu olmalu önceki yazında…
    Sponsorları blie var ne guzel birşey bu.

    Bu arada farketmemiştim daha önce hiç ama yuzleri hep böyle mi oluyor? kar çarpması yuzunden? /

  11. A. Murat Eren

    Bu arada farketmemiştim daha önce hiç ama yuzleri hep böyle mi oluyor? kar çarpması yuzunden?

    Açıkçası ben de bilmiyorum, sormaya da utandım :) Kesin bilen birisi çıkar, yazar bir ara.

  12. Nazim Keven

    Yuzlere bir sey olmuyor(en azindan korudugunuz surece) o fotografta gorunen deri burun korumaligi, burnun gunesten ve UV den kavrulmasini onlemek icin.

    Tunc bir tanedir, ailecek hastasiyiz. Bu kadar alcakgonullu, bu kadar basarili bir dagci. Ve harbi alpinist ekolden dagci, hem yuksek irtifa, hem dagcilik, hem uzun duvar tirmanisi, hem spor tirmanislar, hem boulder, hem selale….onune ne gelirse tirmanir Tunc, tirmanmayi sever ozunde, dogada olmayi sever. Alaca’ya(kendisi aladaglarin nisbeten en basit tirmanisi olarak kabul edilir) klasik rotasindan cikmakdan bile keyif alir, daha once onlarca kez cikmis olsa bile. Super guzel insan!

    Lady Lazarus: Fotografin teknik kismini baslingicta at cope derim ben, teknik kismini ihtiyacin oldukca, ihtiyacin oldugunu hissettiginde ogrenirsin. (Arkayi nasil flu yapicam, ya da hizli bi ani dondurmak istiyorum vs. gibi sorular sormaya basladikca arastirir ogrenirsin) Insanlar teknik bilgiyi, makineyi vs. biraz fazla abartma egilimindeler, saatlerce lenslerden isiktan golgeden konusurlar.(ki onemsiz degil ama baslingicta gerek yok) iphone ile, canon powershotlar ile cekilmis ne galeriler gordum D300′u olan bir suru insan hayatlarinda bir tane oyle kare cekmemistir. Fotograf gorsel, dusunsel ve hayalgucu gerektiren bir hobi, makine sadece bir arac, arkasindaki insan onemli. Butcenin yettigi olcude bi kamera al ve cekmeye basla. DSLR’lar baya ucuzladi, ama megazoom tadinda kameralarda gayet olur. Internetten ustalarin fotolarina bak bolca, baska iyi fotografcilarin fotolarina. Fotografi en iyi ogrenme yolu bence baskalarin fotograflarina bakmak ve bolca fotograf cekmek. Hata yaptikca, fotograflarindaki hatalari gordukce ogreniceksin. Kursu falan salla, eskiden karanlik oda teknigi ogrenmek icin kurslar bi derece anlamliydi, simdi dijital cagda hersey bilgisayarda, her seyi internetten ogrenebilirsin. Misal ben su abinin anlattiklarindan cok sey ogrendim:

    http://www.pbase.com/pnd1

    Elemanin fotograflarina cok bayilmasam da gorsel olarak anlattigi kavramlar (soyutlama, ust uste bindirme ve insani degerler vs.) uzerine dusundukce daha cok sey ogreniyorum, fotograflarimda uygulamaya calisiyorum.

  13. elif üzer

    Tunç Fındık harika bir insan.. keşke burada olsanız da sunumlarından birine katılabilseydiniz.

    umarım aşağıdaki linkten izleyebilirsin K2 ye gitmeden önce cnn turk’e konuk olmuştu.

    http://www.cnnturk.com/video/cnn.turk.tv/her.yerde.1.haber.var/programlar/2008/08/22/her.yerde.bir.haber.var/9308.239167/index.html

  14. elif üzer

    Tunç Fındık Everest zirve fotoğrafı ile Petzl tikka kafa lambaları ile ilgili bir fotoğraf yarışmasına katıldı :)
    http://concours.tikka2.com/photo.php?id=8a991c354fa14e3a54ee9065a078791a&lang=en

Bir yorum bırakın, şanınız yürüsün