Bir Diğer Fotoğraf Yarışması Ayıbı

2/10/2009, 23:28

Bu seferki ayıbın mimarı mesulü, Fotografevi… Olan bitenden Sina Demiral‘dan aldığım e-postaya kadar haberim yoktu. Fotoğrafların ve fotoğrafçıların yarıştırılmasının temelinde yatan motivasyondan felsefi nedenlerle pek hazzetmiyor olsam da bu ayıbı gündeme getirmem gerektiğini düşündüm; çünkü bazen sesimizi çıkarmadığımızda, yapılan ayıptan bizim payımıza da bir şeyler düşüyor.

Fotoğrafevi, kendi cümleleri ile, Türkiye’de fotografın gelişmesi ve yaygınlaşması için hiç durmadan üretirken, fotografın sınır tanımayan yolculuğuna çıkan herkese kapısını açıp, rehberlik etmeyi, Türkiye’nin sanat ve kültür ortamına fotograf merceğinden katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bu amacına da organize ettiği sergiler, gösterileri, söyleşiler, seminerler, fotoworkshoplar, projeler ve çeşitli yayınlarla gerçekleştirdiğini iddia ediyor.

Yukarıdaki amaçlara ne kadar yaklaşabildiklerinin taktirini olayın kısa ve hızlı bir özetini yaptıktan sonra size bırakacağım: Fotoğrafevi ve HSBC ortaklığı ile düzenlenen “Görmek Değer Vermektir” isimli bir fotoğraf yarışması düzenler. Büyük ödül 14.000TL’dir. Jüri üyeleri arasında Sabit Kalfagil ve -jüri demirbaşı- Ara Güler de vardır.

190 fotoğrafçının katıldığı yarışmanın sonuçları ve ilk ona kalan katılımcıların ismi Fotografevi’nin web sayfasından yayınlanır. Buraya kadar her şey normal:

(Neden Internet’te yayınlanan bir haberin kaynağına link vermeyip ekran görüntüsünü koyduğumu az sonra anlayacaksınız (ekran görüntüsünü bana ulaştıran Özgür Çakır‘a da ayrıca teşekkür ederim)).

Finale kalan isimler şöyledir:

- Serap Şahan Sokol (iki porftolyosu ile)
- Savaş Boyraz (iki porftolyosu ile)
- Şinasi Göktürkler
- Mustafa Bilge Saktın
- Coşkun Aşar
- Berk Bilgin
- Ebru Çınar
- Ali Fuat Altın

Sonuçlar açıklandıktan sonra yarışmaya katılan fotoğrafçılardan birisi olan Gökhan Bedir yarışmada finale kalanların çok büyük bir kısmının Fotografevi’nde seminer ve eğitim veren kişiler olduğunu fark eder ve bu konuda şikayette bulunur ve durumu protesto eder (çünkü tahmin edebileceğiniz gibi yarışmayı düzenleyen kurumda faaliyet gösterenlerin ve yakınlarının yarışmaya katılmasının yasak olduğu yarışma kurallarından birisidir hem de yasak olmasa bile fena halde etikten uzak bir davranıştır).

Fotografevi bu protestoya -Türkiye’deki bir profesyonel organizasyona yakışır şekilde- apar topar eğitmenlerin isimlerini internet sayfalarından kaldırarak cevap verir.

Fakat sayfanın eski hali Google’ın ön belleğinde durmaktadır (belli ki Fotografevi ya Google’ı ya da insanları ahmak yerine koymamayı bilmemektedir). Mevzu büyür.

Bu apar topar değiştirdikleri sayfanın 7 Eylül 2009 tarihindeki hali (kazanan listesi ile aşağıdaki isimleri kıyaslayın):

Bu da aynı sayfanın bu günkü hali:

Ardından şikayet ve protestolara yanıt vermekte ikinci aşamaya geçer ve bu sefer kazananlar listesini değiştirirler:

Geriye kalan isimler şu hale gelir (önceki listede yer alan koyu isimler gitmiştir), mevzu kendilerince kapanır:

- Savaş Boyraz (iki porftolyosu ile)
- Şinasi Göktürkler
- Ebru Çınar
- Ali Fuat Altın

Fakat bu konuyu bu şekilde örtbas etmelerine müsaade etmemek gerek.

Fotografevi bu ayıbı ile Türkiye’deki fotoğraf camiasına yaptığı katkıdan daha büyük bir zarar vermiş olabilir. Ayrıca sadece fotoğraf camiasının saygınlığını ve kendi isimlerini değil, HSBC’nin prestijini de zedelediler.

Ayrıca yaptıkları açıklama gerçekten çok komik, neredeyse insan zekâsı ile, insanın düşünme kabiliyeti ile, insan haysiyeti ile alay eder nitelikte:

Görmek Değer Vermektir Fotoğraf Yarışması ilk 10 finalistlerinde yer alan bazı portfolyoların katılım şartnamesine uygun olmadığı tespit edilmiştir. Bu bilgi doğrultusunda yarışma şartlarına uygun olmayan portfolyolar finalist listesinden çıkarılmıştır.

Bu mevzu edilgen cümlelerle, sanki tespit edilmesi çok zor olan bir şey sürpriz bir şekilde kendiliğinden ortaya çıkmış gibi gösterilerek toparlanacak bir şey değil ne yazık ki. Mesela analamadığım şeylerden birisi de Sabit Kalfagil’in, aynı kurumda eğitmen olarak faaliyet gösterdiği isimleri nasıl olup da kendisinin de içinde olduğu bir jürinin finale bırakmasına müdahale etmediği (belki bu isimleri tanımıyordu, belki o an hatırlayamadı, belki yarışma kurallarını okumamıştı, belki aklına bunun etik olmayabileceği gelmemişti, bilemiyorum). Kendisi gerekli görürse bu enteresan detay ile ilgili bir açıklama yapar herhalde. Fakat o zamana kadar, Fotografevi’ni pişkinliği bir kenara bırakmaya davet etmek gerekli, hem de ciddi bir şekilde.

İşe yukarıda yaptığım alıntıyı şu şekilde değiştirerek başlayabilirler bence:

Görmek Değer Vermektir Fotoğraf Yarışması finalistlerini duyurduktan sonra aldığımız tepkiler sonucunda listede yer alan 8 finalistten 4 tanesinin aslında yarışmayı düzenleyen Fotografevi bünyesinde eğitim veren kişiler olduğunu tespit ettik ve isimlerini listeden çıkardık. Bu hatadan ötürü özür diliyor, mağdur olan fotoğrafçılardan bizleri affetmelerini rica ediyoruz.

Bu da yan çizmek, gerçekleri eğip bükmek. Ama en azından yukarıdaki kadar arsızca değil. Eğer web sayfasını benim elime verseler ben şöyle yazardım sanırım:

Etik, kural demedik, Görmek Değer Vermektir Fotoğraf Yarışması finalistlerinin bir kısmını sizlerden, bir kısmını da bizlerden seçtik. Eğitmenlerimiz olarak listelediğimiz isimlerin ve onların yakınlarının bizim düzenlediğimiz bir fotoğraf yarışmasında finale kalmasında garip bir şey göremedik. Bizim ülkede bu işler böyle yürür. İhaleleri de iktidar yanlılarına veririz mesela. Ha sanat, ha siyaset. “Dünyanın Yerel Bankası” olmakla övünen HSBC’nin bu konuda bize anlayış göstereceğine hiç şüphemiz yok. Zira mevzunun ziyadesiyle yerel olduğu konusunda bize katılacağınızı tahmin ediyoruz.

Lütfen bu mevzuyu duyurun. Duyurun ki,

  • HSBC çalışmak için kimi seçtiğinden, Fotografevi de yaptığından utansın,
  • Fotografevi edilgen cümlelerle mevzuyu örtbas etmeye çalışmak yerine olaya samimi bir açıklama getirsin ve özür dilesin.
  • Bununla da kalınmasın, bir başka jüri kursun, katılımcıların tümü yeniden değerlendirsin, yeni bir finalist listesi oluştursun.

Böylece hem Fotografevi insanların gözünde yitirdiği kredisini toparlasın, hem seneye bu yarışmayı tekrarlamaya yüzleri olsun, hem de birileri böyle hatalar yapmadan önce iki kez düşünmeyi öğrensin.

İlgili bağlantılar:

_____

GÜNCELLEME (05/10/09):

Fotografevi 05/10/09 itibarı ile,

  • Jürinin yeniden toplanıp finalistleri yeniden değerlendireceğine dair bir açıklama yaparken (internetin ve organize olmanın gücü),
  • Özür dilemeye ve düzgün bir açıklama yapmaya gerek görmüyordu (yüzsüzlüğün ve kibirin gücü).

Daha önce finalist olduğu ilan edilip şimdi “jüriyi yeniden toplamak zorunda kaldık, herkesi yeniden değelendirecekler” denilen kişilerin yaşadığı psikolojik çalkantıyı da kimsenin umursadığını sanmıyorum. Bence tutarlılık ve kalite bu organizasyonun jürisinde daha fazla “yer almamayı” gerektirir…

(Recep Güleç‘e değişikliği haber verdiği için teşekkürler).

_____

GÜNCELLEME (12/10/09):

Fotografevi fotoğraf yarışmasına dair duyurular silsilesine noktayı koydu. İçeriğin tamamı şu adreste: http://www.fotografevi.com/yazidevam.asp?haber_id=121 daha önce yaptıkları yazanları değiştiriverirler diyerek içeriği şu adrese de kopyaladım: http://pastehtml.com/view/091012DG8wdPYH.html. Metnin tamamına burada yer vermeyeceğim, fakat bazı alıntılar yapıp düşüncelerimi yazmazsam da rahat edemem.

Başından beri Fotografevi’nin doğru olanı geç de olsa yapacağı ümidi ile hareket ettim açıkçası. Fakat son açıklamaları ile Fotografevi’nde doğru olanı yapacak kadronun, “böyle böyle hatalar yapıldı fakat şimdi şu şekilde düzeltiyoruz” diyecek sağduyunun yer almadığını görüyorum.

Ben Fotografevi’nin varlığını bu yarışma fiyaskosuna kadar bilmiyordum, haklarını olumlu ya da olumsuz reklam yapmaktan hiç bir çıkarım yok. Fakat dilerim Fotografevi yazıp Google’da arayanlar bir süre sonra bu olan bitene tanık olacaklar, insanlar arkadaşlarına “Fotografevi’ni nasıl bilirsin?” diye sorduklarında bu mevzudan haberdar olacaklar. Zamanla Fotografevi eriyip giderken, Türkiye’de meydana gelen boşluğu işini layığı ile yapan bir başka organizasyon dolduracak. Dilerim tüm olan bitene göz yuman HSBC de sessizliğinin ve umursamazlığının neticelerine katlanacak.

Yarısı Fotografevi propagandası ve boş laf olan açıklamalarının dikkate değer bölümlerinden bazı satır başları ile bu mevzuyu kapatıyor ve Türkiye’nin fotoğraf tarihindeki bu rezaleti başkalarının da tanıklığı için arşivliyorum.:

  • Jüri’nin yeniden toplanıp, yeniden değerlendirme yaparak seçtiği son finalistler şunlar:


    - Savaş Boyraz (iki porftolyosu ile)
    - Şinasi Göktürkler
    - Ebru Çınar
    - Ali Fuat Altın



    dikkat ederseniz açıkladıkları ikinci liste ile aynı. Yani Fotografevi diyor ki, “jüri bir daha bir araya geldi, herkesi yeniden değerlendirdi, 10 kişilik kontenjan için aynı 4 kişiyi bir daha seçti”. Bu Hamaney’in “oyları bir daha saydık” demesi kadar inandırıcı, fakat spekülasyon yapmanın alemi yok. Eğer bir günah varsa bu jürinin boynunda.

  • Açıklamaya göre “internet ortamında yapılan spekülasyonlar üzerine“, “Fotografevi ile ilgileri olduğu düşünülen katılımcıların daha fazla yıpranmaması amacı ile spekülasyonlara neden olan isimlere ilişkin sonuçlar” iptal edilmiş. Yani aslında yarışmadan diskalifiye edilen isimlerin Fotografevi ile hiç bir ilgileri yokmuş, yarışmanın hiç bir kuralı çiğnenmemiş, herkes sütten çıkmış kaşıkmış, fakat “İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN SPEKÜLASYONLAR ÜZERİNE” bu katılımcıların “DAHA FAZLA YIPRANMAMASI” için bu kişiler yarışmadan diskalifiye edilmiş. Yani aslında bu arkadaşlar ve Fotografevi’nin aslında hiç bir suçu yokmuş. İlk şikayetin ardından apar topar değiştirilen web sayfasında aslında isimleri yokmuş. Bu arkadaşlar o kadar sütten çıkmış kaşık imiş ki, SIRF SİZLER SPEKÜLASYON YAPTIĞINIZ İÇİN yarışmadan diskalifiye edilmişler (suç sizin yani aslında)… Ben size bu insanlar nasıl daha fazla yıpranmazdı söyleyeyim: DİSKALİFİYE EDİLMEYEREK. İnsanların tamamının aptal olduğu bir dünyada yaşıyor olsa idik “kurallar çiğnenmemişti ama onlar yıpranmasın diye diskalifiye ettik” fena olmayan bir açıklama olabilirdi gerçekten… Fakat insanların tamamının aptal olmadığı bir dünyada kişilerin aklına şöyle basit bir soru takılabilir: “Madem her şey kurallara uygundu, madem bu kişilerin bir günahı yoktu, neden onları savunmak yerine yarışmadan diskalifiye ettiniz? Yarışmacılarınıza bu kadar mı değer veriyorsunuz?“… Hatta kimileri şunu bile düşünebilir: “Böyle utanç verici bir özür ile örtülmeye çalışılan kabahat, acaba bu özürden ne kadar daha utanç verici olabilir“…

“Bir Diğer Fotoğraf Yarışması Ayıbı” için 106 yorum yapılmış.

  1. ulaş devrim karasungur

    Türkiye de fotoğraf yarışması denilince artık midem bulanıyor.

    Bence ” sözde finale ” kalan

    Savaş Boyraz
    Şinasi Göktürkler
    Ebru Çınar ve
    Ali Fuat Altın’ da

    hemen yarışmadan geri çekilmeliler.Eğer fotoğraf konusunda samimilerse tabii ki.

    Ben onların yerinde olsam kesinlikle böyle bir kumpanyaya malzeme olmak istemezdim.

    Türk Fotoğrafının sicil dosyası bayağı bir kabarık.

  2. A. Murat Eren

    Tabi, şu durumda çok talihsiz bir durumdalar.

    Bence de çekilmeseler de en azından katılımcıların yeniden değerlendirilmelerini talep etmeliler.

    Öte yandan ideal davranışın çekilmek olduğuna tartışmasız şekilde inansam da herkesten bunu beklemeye içim el vermiyor. 14.000 az para değil, birisinin fotoğraf ekipmanı parası olabilir. “Eğer Fotografevi doğru olanı yapıp değerlendirmeyi tekrar etmeyecekse çekilmemizin ne anlamı var o zaman” diyebilirler pekalâ ve ben kendilerine hak da veririm.

    Böyle bir durumda yarışmadan çat diye çekilecek bir sürü fotoğrafçı olduğuna eminim. Fakat o fotoğrafçıların bir çoğu da zaten en başta bu tip yarışmalara girmekten pek hazzetmiyor.

    Selamlar.

  3. Haluk Enacar

    Ben gülüyorum dakikalardır.

    En çok da webmaster’a acıdım.

    “Sil sil sil. hemen hemen hemen… Eğitmenler sayfası”
    ” Hemen finalistler sayfasından da… Çabuuuuuuk Çabuuuuuk”

    :)

    peh…

  4. A. Murat Eren

    Bu gün sözü dinlenen, sağduyulu “bir dostumuz”, HSBC’nin kurumsal ilişkilerde çalışan bir tanıdığına durumu iletip, mevzunun sosyal ağlar ve blogosphere’de çok fazla yayılmasından önce HSBC’nin bu konuda küçük de olsa bir açıklama yapmasının çok yerinde bir PR hareketi olabileceğini düşündüğünü söylediğini söyledi bana. Bundan resmi bir sonuç çıkar mı bilemiyorum, fakat HSBC’nin haberi yoksa bile çok kısa zaman içerisinde kesinlikle olacak.

  5. gökhan bedir

    Durum gerçekten çok ilginç, fotoğrafevini arayan arkadaşlar 1.’nin bu diskalifiye olan kişlerden olduğunu öğrenmişler bizzat Hasan Şenyüksel’den. Onlar da bu durumda 2. olan kişiyi 1. seçmişler. Benim kaygım para vs değildi ki biz; fotoğraf ekipmanı-ulaşım-harcanan zaman-emek derken zaten buralardan gelecek paradan çok daha fazlasını harcıyoruz. Ben hayatımı avukatlıkla kazanıyorum o yüzden fotoğraf camiasından tokat yerim, bana iş vermezler gibi bir kaygım yok, ki bu işin içinde olup bu işten ekmek yiyen insanlardan da çok büyük destek geldi. Burada adlarını tekrarlamak istediğim İlkay Duran (eğitmenlerin ödül aldığını ilk fark eden bana bildiren odur), İrem İlyas, Özgür Çakır, Engin Güneysu’ya tekrar teşekkür etmek istiyorum ve tabii diğer destek verenlere… Burada yanlış bir durum vardı ve düzeltilseydi belki de durum bu kadar itibar kaybına neden olmayacaktı fotoğrafevi için (en azından benim gözümde). Fakat alelacele eğitimcilerin kimler olduğuna dair sayfanın değiştirilmesi, üstüne kendisince bana ders vermeye kalkan fotoğrafevi yazı işleri müdürü Umut Sülün’ün maili gelince bu kez çok haklı olduğumuzu ve yanlışlıkla yapılmış-insan hatası olan bir durum olmadığını anladım. Bir kişi olsa belki insanların gözünden kaçardı fakat 4 kişi… bir yarışma sekreteryasının bunu gözden kaçırması nasıl mümkün olur, jüri üyelerine eldeki verilere göre bir diyeceğim yok sonuç olarak onlar öyle ya da böyle seçerler ve sekreterya şartnameye uyulup uyulmadığını inceleyip gerekli işlemleri yapar. Eğer ortada bir hata yoksa sonuç düzeltilmemeliydi yok ama bir hata varsa bu hatadan bahsedilmeliydi, bazı portfolyolar şartnameye uymadığı için elendiler gibi bir açıklama kimseyi tatmin etmiyor doğrusu. HSBC nin durumdan haberdar olmadığına eminim çünkü şikayetleri çok ciddiye alıp 3-5 saat içinde gerekeni yaptılar ve bir kez daha bu ciddi davranışlarından ötürü onlara teşekkür ediyorum.

    aslında en kötüsü bu yaşanan durum değil. Bu yarışmaya katılmış- katılmamış birçok insanlar mail ve telefon yoluyla görüştük ve hepsinde bir hayalkırıklığı var, bu insanların birçoğu fotoğrafa soğuduğunu söylüyor. İyi bir yere gelmek için kimsenin kanatlarının altına girmek istemeyenlerin bu ülkede yazılı medyada çıkmalarının imkansız olduğunu görüyorlar ve umutları kırılıyor. George Orwell’in hayvan çiftliği’ndeki satırları gibi “her hayvan eşittir, bazıları daha eşittir”.

    son olarak şunu da yazmak istiyorum; HSBC nin geçen seneki yarışmasında ilk 10 a girip 2. oldum, fotoğrafevinin yayını olan İz dergisinde portfolyom yayınlandı, ayrıca Ara Güler ve Hasan Şenyüksel’in jüri üyesi olduğu Allianz’ın yarışmasında s&b dalda 2. oldum.Özetle kimseye garezle veya nefretle yapılan bir durum yok sadece salak yerine koyulmanın verdiği şaşkınlık ve salak olmadığımızı göstermenin azmi vardı. Bundan sonra da bu tarz durumların takipçisi olup kimsenin aptal olmadığını göstereceğimize inanıyorum

  6. A. Murat Eren

    Merhabalar,

    aslında en kötüsü bu yaşanan durum değil. Bu yarışmaya katılmış- katılmamış birçok insanlar mail ve telefon yoluyla görüştük ve hepsinde bir hayalkırıklığı var, bu insanların birçoğu fotoğrafa soğuduğunu söylüyor. İyi bir yere gelmek için kimsenin kanatlarının altına girmek istemeyenlerin bu ülkede yazılı medyada çıkmalarının imkansız olduğunu görüyorlar ve umutları kırılıyor.

    Evet. O kısmı can sıkıcı gerçekten. Fakat bu şekilde hisseden arkadaşların görmesi gereken bir şey var: artık sosyal paylaşım ağları ve günlükler sayesinde kimseni yazılı basın ya da üstat sayılan kişiler tarafından tanınmaya ihtiyacı yok. Hele birkaç kişi yüzünden fotoğrafa küsmeye ise, hiç gerek yok.

    Şu, ümit verici olduğu kadar da geçerli bir önerme bence: Samimi ve özenli işler çıkaran herkes eninde sonunda hak ettiği değeri görür. Bunu engellemeye de ne yarışma jürilerinin ne de yazılı basının gücü yeter. Hayal kırıklığına uğrayan, ümitsizliğe düşen arkadaşlar gönüllerini ferah tutsunlar.

    Selamlar.

  7. Okan Akan

    http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=957406&Date=03.10.2009&CategoryID=77

    Mide bulandırıcı adam kayırmaların yürüyüp gittiği güzel ve yalnız ülkemizde, Polis Teşkilatı gibi Fotoğrafevi de tekkeyi bekleyenleri ödüllendirmeyi seçmiş, bilinmedik birşey yok maalesef. Umudu kıran pek çok şey var ortada. Ama fotoğrafa küsmeyi içermemesi gerek bunların. Suç fotoğrafta değil, rantı fotoğraf mezesiyle üleşenlerde de.

    Örgütlü olmayı bunca önemseyen biri olarak şehrimdeki üç fotoğraf derneğine de yıllardır üye olmayış sebebim bu kepazelikle ortaya çıkmış durumda. Aslında etekteki taşlar dökülmeye başladı diye sevinmek gerekir bu rezalete….

  8. sema

    Akademisyenlerinden, amatörüne profesyoneline kadar kirlenmiş bir fotograf ortamıyla karşı kaşıyayız. Bu kadar olur dedirtiyor insana. Ancak 10 kişi ilk elemede seçilecekti. İtirazdan dolayı bu sayı 4′e indi. Kurumla iletişim haline olan kişilerin hakkını yediği kişilerden 6 kişi tekrar ilk ona eklenmemeli mi?

  9. Özgür Çakır

    Yazılıp çizilenleri tekrara gerek duymuyorum :). Verilen tepki ile çok kısa bir süre içinde sonuç almış olmak güzel gerçekten. Sürece katkısı olan herkese teşekkürler…

    Lakin önemli sayılabilecek bir konuyu es geçtiğimizi farkettim onu paylaşmak isterim. Biz hala fazla iyimser bir şekilde “finalistler 8 kişiden (ikisi ikişer portfolyo ile) 4′e indirildi. Torpilli olanlar dışarda bırakıldı, ne güzel” modundayız. Ve kalan 4 kişi için etik davranış biçimi nedir acaba diye düşünüyoruz, değil mi?

    Ancak deviantart’ta yayınladığı journal sonrası Gökhan’a yarışma koordinatörünün (Umut Sülün) yazdığı cüretkar e-postada şöyle bir ifadesi var:

    “….Bahsettiğin gibi Serap Şahan Sokol, Coşkun Aşar, Mustafa Bilge Satkın bizde ders vermişlerdir ve Adnan Sokol da…

    Ayrıca ilk onda yer alan 4 kişiyi daha kişisel olarak tanımaktayım, hatta bir tanesi annemim ilkokuldan öğrencisidir…

    Zaten jüri üyelerinden bahsetmiyorum, bazılarıyla neredeyse hergün görüşmekteyiz, onların da kimi bizde ders vermiş ya da sergisini açmışız ya da kitabını yayınlamışız,

    Yani anlayacağın bırak çalışma hayatını sosyal hayatımızın önemli kısmı bu kişilerle geçmekte…”

    Bu durumda kalan 4 kişi de zaten bu ailenin bir parçası. Hatta bir tanesi koordinatörün annesinin ilkokuldan öğrencisi :). Yani sandığımız gibi finalistlerin bir kısmının değil tamamının “torpilli” olma ihtimali var. Biz hala çok iyimseriz derken demeye çalıştığım da bu :). Finalist listesinden çıkarılanlar sadece fotoğrafevi ile organik bağı olanlar. Kalanlar da eş dost vs anlayacağınız. Kimseyi zan altında bırakmak istemem ama bu e-postada yazanlardan çıkardığım sonuç bu ;)

  10. ulas devrim karasungur

    Ben hala “sözde finale” kalan 4 kişinin yarışmadan çekildiklerini açıklamalarını bekliyorum.

    Bana sorsalar;

    14 bin lira alıp, Türk fotoğrafının lekeli bir sayfasına isminin yazılmasını istersin, yoksa örnek bir davranışta bulunarak, adını temiz bir sayfaya mı yazdırmak istersin? diye…

    Tercihim temiz bir sayfadan yana olacaktır.

    Türk Fotoğrafının Panoptikumu’nu oluşturan bunak ihtiyarların, fotoğrafın karanlık tarafının lordları gibi ışık hızıyla Türk Fotoğrafını hiçsizliğe götürme çabaları bir kez daha vücut buldu
    bu yarışma ile.

    Bu panoptikumda yer alanlara bir bakınca irkilmemek mümkün değil.

    - 40 yıl önce tedavülden kalkmış dogmaları halen temel bilgi olarak satmaya çalışanlar
    - Hiç bir entel birikimi olmayan, laga-luga açıklamalarda bulunan, bunamış ihtiyarlar
    - Kafatasçılık yapıp, ırkçılığın dibine vuranlar
    - 50 yıldan beri temcit pilavı gibi aynı fotoğrafları sergileyip, basıp, tekrar tekrar satan
    tüccarlar

    Aslında liste uzun. Ama kıssadan hisse, 14 bin lira alıp Türk Fotoğrafının Darth Vader’lerinin piyonu olmak veya olmamak.

    İşte bütün mesele bu.

    Dipnot: En kısa zamanda politik ( yani ikiyüzlü ) bir çözüm bulunur. Herkes bir şekilde akıllarınca temizlenir. Bir dahaki yarışmada yine dolaplar dönmeye başlar. Falan-fişmekan.

  11. Yasemin Turan

    Yürekten tebrikler.. Ses getirmeyi başarabildiğiniz için.. Ancak bu kadarla kalmamalı.. Bu yarışma ister kalan 4 finalistle tamamlansın, ister 6 finalist daha belirlensin, üstüne yapışmış olan şaibeden kurtulamayacaktır. HSBC mi yapar TFSF mi bilemem ama birileri yarışmayı tümden iptal etmeli veya hiç değilse tamamen farklı bir jüri belirleyip tüm portfolyaları (diskalifiye olanlar hariç) yeniden değerlendimeli.. Yoksa bu güne kadar yarışma ve jüriler hakkında kulaktan kulağa yayılan söylentilerin kanıtı olarak hafızalara kazınacaktır.

  12. Özgür Çakır

    : )
    Alın size bir taze haber daha:
    Kalan 4 kişiden iki portfolyosu ile finale kalan Savaş Boyraz 1970 doğumlu!

    Ben bayağı eğlenmeye başladım yahu ;)

    Bilmeyenler için not: Yarışma genç fotoğrafçıları destek vs amaçlı olup 35 yaş altı olma zorunluluğu var şartnamede.

  13. Doğan Emre Yakupoğlu

    ben birşey sormak istiyorum,
    yarışma sonucu yayınlanmadan önce TFSF\’nin kontrolünden geçmiyor mu ? eğer öyleyse TFSF de yerle bir durumda. Yani birde 39 yaş mevzuu var.
    anlaması güç..

  14. Sina

    Özgür;
    Adam 1970 doğumlu ama belki kendini genç hissediyordur :P
    Olamaz mı? :))

    Öncelikle bu olayın açığa çıkmasındaki başarısı için Gökhan Bedir’e ve Özgür Çakır ile diğer arkadaşlara teşşkür etmek gerekli. Ben sadece bu konuyu sana bildireyim de haberdar ol istedim.

    Türkiye’de fotoğraf ile ilgilenen topluluk ve bu topluluğun yaşattıkları gerçekten ilginç bir hal almaya başladı. Fotokritik zamanından, ki buna sen de şahitsin Murat; ne tür oyunlar döndüğünü ve dönebileceğin tahmin edebiliyoruz (Bknz al gülüm ver gülüm anasayfa problemleri vs..)

    Ama dünyanın en büyük banklarından biriin sponsor olduğu, yine Türkiye’nin en önemli fotoğraf kurumlarından birinin düzenlediği ve yine Türkiye’nin en iyi fotoğrafçılarından denilebilecek? kişilerin jüri üyesi olduğu bir organizasyonda da böyle olmasın artık. Gerisini düşenmiyorum, küçük olanlarda neler dönüyrdur.

    Açıkçası bu yarışma ile iyice ortaya çıkan ve daha öncesinde de birçok yarışmada kıllandığımız durumlar demekki bizim paronoyaklıığımız değilmiş, şüphelenmete haklıymışız.

    -Aynı isimlerin hep aynı jüri üyelerinin olduğu yarışmalarda dereceye girmesi
    -Aynı fotoğraf ile tek yarışmada derece alınabilir kuralı hiçe sayılarak her yarışma aynı fotoğraf ile derecye girilmesi

    vs vs… bu haksızlık ve kural tanımamazlık uzar da uzar…

    Amacı sanat olmayan, fotoğraf ise bir süre sonra mesleki derformasyona uğramışcasına, kişinin kafasında eskisi kadar önceliği olmadığı asıl amacın bir müddet sonra para, hırs, tanınmışlığa dönüşmesi aslında bu kişilerin ne kadar erdemli! oldğunun bir göstergesi.

    Bu guzel yazı için ellerine sağlık Murat…

    Not: HSBC’nin yerinde olsam, yarışmadan sponsorlğumu çeker bu yarışmaya fotoğraf gönderen herkese 200 kişi falan sanırım, 14000 lirayı paylaştırırdım.

  15. Özgür ALTAY

    Fotoğraf yarışmalarına binbir hevesle katılmak isteyen ve fotoğraf sanatına gönül veren biz amatörlerin şevkini kırmak bu kadar kolay işte… Bunu yapan Fotoğraf evi olmuş bir başkası olmuş farketmez, ülkemizde bazı ince noktalara sahip çıkılmaması çok acı… İnsanlar sürekli aldatılma korkusuyla yaşıyor artık her alanda. Fotoğrafta da böyle olması hayal kırıklığı oldu benim için. Bu skandalın ortaya çıkmasında ve geniş kitleye duyurulmasında katkıda bulunan tüm fotoğraf dostlarına teşekkür ediyorum ben de…
    Açıklayıcı yazı için teşekkür ederiz Murat bey…

  16. ridvan bayrakoglu

    yasemin turan a katılıyorum. yarışma hsbc yada tfsf tarafından yenilenmelidir. tabi başka bir jüri ile. aynı jürinin 2. defa degerlendirmede dogru ve tarafsız degerlendirme yapacagını düşünmek bence saflık olur. tabi şu durumda var. 1 yıl sonra bu yarısma yada baska yarışmalarda yaklasık aynı ekip tekrar degerlendirmeler yapacak bu şekilde bir degerlendirme (tarafsızlıktan uzak ve etik olmayan).

    1 örnekte benden: 2006 yılında Koç Allianz Fotoğraf Yarışması Atlar Temalı yarışmasında da benzer bir şey olmus(sadece bunu bildiğim için bu örnek) kamil fırat renkli dalında 1. bu olacak diye diretince diger jüri üyeleri peki tamam demesiyle FOTOGRAF KAZANDI demiş ama tesadüfen bu kazanan kişi kendisinin ögrencisi imiş.

    bu örnegi şu amaçla verdim. gerek bu yarışma gerekse başkalarında bu jüri üyelerinin ihale dağıtma sistemiyle çalışmaları ve bu etik olmayan bu yaklaşımın bu zatların kendilerini değiştirmemesi durumunda yarışmalardan çok sayıda fotograf severin fotograftan soguyacagı düşünüyorum, bu düzeni kabul eden (bu düzeni bilen kişiler yani) biraz şark kurnazlıgı ile ödül alsada bu tür jüri yaklaşımı -ki ben artık bu tür jüri üyelerinin, fotograf begenisinin dünya fotografının onlarca yıl gerisinde kaldığını düşünmemden dolayı bu jüri üyelerinin isteyerek yada zorlanarak uzaklaştırılmalı diye düşünüyorum. bu zorlanma olarak ta, bu HSBC yarışmasının bir örnek, bir başlangıc olabilecegini umuyorum. ben şahsen ara güler, sabit kalfagil, kamil fırat ın (ve birkaç kişi daha) türk fotografının ilerlemesinin,degişmesinin önünde engel olarak görüyorum ve emeklilik yaşlarını gelip gectiğini düşünüyorum.

  17. Canan Doğramacı

    Bu coğrafyada her alandaki yarışmalarda, yarıştırılmaya çalışılan aslında sanat, emek, bilgiyi içeren eserler değil ne kadar lobin var, hangi juriye nekadar yakınsın..ne kadar aç gözlüsün gibi kriterler önemli bence hatta her dalda bakınız (resim, heykel, fotoğraf..) hep aynı isimler juri. Bilgiyse tamam da eminim onlarında içeriğine şöyle bir bakılsa ne davalar çıkacaktır. Benim fotoğrafta bildiğim bir tane var örneğin adam juri; oğlu yarışmacı ve oğluna ödül var o yarışmada…bu coğrafyada bunlarla savaşacak kadar güçlü olduğumuzda belki bizde onlardan olacagız..!

  18. mustafa gezer

    BU demektirki finale 3 portfolyo kaldı (adam 70 doğumluysa gerçekten) bunun dışında birşeyler oursa bana göre bu iş mahkemede biter selamlar.

  19. leicator

    “HSBC Bank’ın 35 yaş altı genç sanatçıları destelemek amacıyla 2008 yılına başlattığı fotoğraf yarışması” diyor sayfalarinda. utanmiyorlar hic. HSBC bu konuda bir seyler yapmali, HSBC siz benim sponsor oldugum yarismayi nasil bu hale koyarsiniz diye basmali samari.

    secici kurul “görmeye, görülmeye değer olan, hayatımızda kıymetli olan şey nedir?” sorusuna cevap aramis, yine sayfadan alinti. belli ki secici kurul, hayatimizda kiymetli, gormeye deger sey olarak itirazlarla elenen, onun bunun dostu 4+1 finalist bulmus.

    “Sabit Kalfagil, Ara Güler, Mehmet Günyeli, Cengiz Karlıova, Cem Erciyes Kutup Dalgakıran, Kamil Fırat, Hasan Şenyüksel ve Ömer Kayalıoğlu” da artik bu pisligin bir parcasi oldular, umarim bundan sonra da bu sekilde anilirlar. Ara Guler’in zamaninda baskalari icin dedigi gibi: fotografin mikroplari bunlar.

    Allah internetten razi olsun.

  20. Recep Güleç

    yorumları ve gelişmeleri okudukça gülüyorum halimize. ne kadar iğrenç bir haldeler.

  21. Nur Aral

    Türkiye’de fotoğrafın ve özellikle fotoğraf yarışmalarının ne yazık ki durumu bu, bu adamlarla da daha iyiye gitmesi beklenemez. Türkiye’de düzenlenen peköok yarışmanın şarlatanlıkları zaten anlatmakla bitecek gibi değil. Valla bu diskalifiye olan arkadaşlara sadece gülüyorum, insan kendini ancak bu kadar rezil eder para için. E pes yahu…

  22. SAVAŞ BOYRAZ

    Burda yorumu bulunan herkese merhaba.
    Ben SAVAŞ BOYRAZ , öncelikle şunu söylemek isterim bu yarışmaya katılan ve finalistler arasında ismi bulunan kişi ben değilim. Evet hepiniz google dan arattırdığınızda benim fotoğraflarım ve bilgilerimle karşılaştınız bu nedenle de 1970 doğumlu benim bu yarışmada ne işi var ve nasıl finale kaldı diye düşündünüz. Ben yarışmaya yaş sınırı nedeni ile katılmadım, fakat gelen kutlama mesajları sonucu netten araştırdığımda formunuzda yazılanları gördüm ve bunları yazmak istedim.
    Evet adım SAVAŞ BOYRAZ, fotoğraf çekiyorum, bunları nette çeşitli sitelerde paylaşıyorum , 1970 doğumluyum, ama HSBC yarışmasında finale kalan SAVAŞ BOYRAZ ben değilim.

    Yarışmada finale kalan ama tanımadığım adaşıma da bundan sonrasında başarılar diliyorum…..

  23. nazmiyyeah yaghjian

    Hayret be, Rotshield\’lar işi şansa bırakmazlardı oysa… Dünya çok değişmiş mirim.

  24. u umit

    Hiç şaşırmadım. :)
    olaya bakınız ya tam komedi. Sina Demiral ın sayfasından buralara kadar geldim.
    Ne kadar ayıp birşey.
    Siz sadece fotograf evine olan güvenin azalmasından bahsediyorsunuz. yarışmaya katılan fotografçıların şevklerinin kırılmasından da bahsediliyor.
    Olaya birde diğer açıdan bakın fotografla ilgili birşeyler yaptığını düşündüğümüz iz dergisi, fotografevi, Ara güler, Sabit kalfagil ve bu yarışmalara sürekli juri olarak katılan saygı duyduğumuz birsürü birsürü yaşı kemale ermiş, fotografı görür bu insanlar, bu insanlar fotografı hisseder dediğimiz kişilerin zihnimizde ki onur ve haysiyet durumu ne olacak.

    Olmayın arkadaşlar bu rant ın bir parçası..
    Yarışmalarına da katılmayın bunların, fotograftan soğursunuz…

  25. SEDAT

    eee hani araştırmıştınız hani adam 1970 yılında doğmuştu oryalığı karıştırmaktan başka bir iş yapmamışsınız bence herşey düzlene kadar daha fazla araştırma yapmamak lazım. yada doğru sonuçlar a ulaşmak için doğru dürüst araştırma yapmak lazım. bence de parayı alamayan arkadaşlar tepkilerini biraz daha dikkatli vermelidirler.

  26. Özgür Çakır

    Sedat nickli kardeşim. Konuyu özünden uzaklaştırmaya çalışmana ve uslubuna bakılırsa pek iyi niyetli biri değilsin ama yine de doğan cevap hakkını kulanmak gerek.

    Serkan (serkant) kazananları araştırırken Türkiye’de fotoğraf çeken bir Savaş Boyraz’a rastlamış ve onun da 1970 doğumlu olduğunu farketmiş. Bunu da bizlerle paylaştı başka bir platformda, ben de Meren’in günlüğündekilerle paylaştım. Ki gelinen noktada yarışmayı organize edenlerin böyle bir şeye de kalkışmış olmalarını düşünmek şark kurnazlığı değildi elbette, aksine düşünmemek saflık olurdu. Ki hala başka bir Savaş Boyraz da ortaya çıkıp “o benim” demiş değil. Bu kadar gürültü kopan bir mevzudan haberdar olmuştur herhalde değil mi? Herneyse…

    Öyle bir yazmışsınız ki bunca gürültünün nedeni sanki bu 1970 doğumlu Savaş Boyrazmış gibi algılanıyor. Konumuzun bu olmadığı açık öyle değil mi?

    Bir de şu “parayı alamayan arkadaşlar” kışkırtıcı lafınız var biraz da ona değinmek gerek. “Herkes karşındakini kendi gibi bilirmiş” belki en doğru açıklama ama ben ötesine de gideceğim.
    Konunun bu noktaya gelmesinin asıl sebebi saygınlıklarını riske atarak ve tüm bu gelişmeleri göze alarak para ödülünü “dışardan” birine vermek istemeyen yarışma düzenleyicileridir. Kendi adıma, konulan ödülün bu yarışmaya katılma sebeplerimi listelersem ilk sıralarda olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Belki bankayı değil ama zorlarsam fotoğrafevini satın alabilirim sanırım, ayıptır söylemesi :)

  27. gökhan bedir

    çoşkun aşar ın bana ilettiği ve kendisiyle ilgili açıklamalara cevabıdır, kendisi de buraya yazabilirdi ama ben onun yerine yazıyorum

    http://www.deviantart.com sitesindeki sayfanızda HSBC fotoğraf yarışması ile ilgili yazılarda ve hazırladığınız dilekçede geçen ve hakkımdaki gerçekliği doğrulanmayan iddialardan ötürü kişilik haklarımın ihlal edildiğine ve şahsıma cevap hakkı doğduna inanmaktayım. Ekte bulunan tekzip yazısının sizin tarafınızdan deviantart ve gerekli diğer sitelerde yayınlanmasını talep etmekteyim. Gereğinin yapılmaması durumunda tüm hukuki haklarımı saklı tuttuğumu hatırlatırım.

    COSKUN ASAR
    Tel:+905322931343
    ISTANBUL-TURKEY
    coskunasar@yahoo.com
    coskun@photoaraf.com
    http://www.photoaraf.com
    —–
    TEKZİP

    Ben Coşkun Aşar, Fotoğrafevi’nin şu an kadrolu bir çalışanı yada serbest olarak ders veren bir eğitmeni olmadığımı beyan eder, tanınan ve bilinen bir fotoğrafçı olarak belli dönemlerde ve belli kurumların çatısı altında bazı ders ve atölye çalışmaları yaptığımı bunun sadece Fotoğrafevi ile sınırlı olmadığını, bu kurumların içinde vakıf, dernek yapısında kurumlar ve üniversiteler de olduğunu belirtmek isterim. Ayrıca Fotoğrafevi’nde sadece 2006-2007 yılları arasında ihtiyaç ve istek üzerine az sayıda ders vermiş olup bu tarihlerden sonra Fotoğrafevi ile ilişkim kalmamıştır. Fotoğrafevi’nin web sitesinde ismimin eğitmen olarak yazılı olduğundan haberim yoktur. Bu tamamen Fotografevi’nin sorumluluğundadır.

    Yarışmada yapılmış bir usulsüzlük varsa bunun iyi araştırılıp, kimin orada şu anda ders verdiği kimin ilişiği kalmadığı kişilere ulaşılarak sorulmalıdır. Eğitmen listesi olarak kopyalanan Fotografevi’nin internet sayfasında orayla ilişiği kalmamış birçok isim de görünmektedir. İnternet ortamında var olan ve kişilerin kontrolü dışında yazılmış, kullanılmış isimlerin sorumluluğu kullananlara aittir. İsmim aynı zamanda başka kurumların, oluşumların yada fotoğraf gruplarının internet sitelerinde fotoğrafçılar bölümünde izinsiz olarak kullanılmaktadır. Bunların hepsini kontrol etmek mümkün değildir.
    Ayrıca bulunan delillerin sınanmadan kişilere sorulman araştırılmadan linç edercesine, hırslı yok etmeye ve karalamaya yönelik kullanımını kınıyorum. Şunu da belirtmeliyim ki bu ülke de kendi irademle sadece iki kere yarışmaya katılmış olup bu yarışmanın ilkinin HSBC’nin 2008 yılında düzenlediği yarışma olduğunu ve bu yarışmada hiçbir derece alamadığımı belirtmek isterim. Eğer hakkımda iddia edilen ilişki doğruysa neden 2008 yılında finalist olamadığım düşünülmelidir.
    Ben hayatım boyunca dürüst, ilkeli ve etik olarak çalışmayı üretmeyi amaçlayan Türkiye fotoğraf dünyasında işleriyle ve kişiliği ile bilinen bağımsız bir fotoğrafçı olarak bağlı olduğum tek kurumun Photo Araf fotoğraf ajansı olduğunu bu kurumdan başka hiçbir kurumun çatısı altında yada güdümünde olmadığımı beyan ederim. İnternet ortamında ismimin yazılı olduğu yada adımın geçtiği web sitelerinin sorumluluğu kendilerine aittir. Hiçbir yasal dayanak ve kanıt olmadan adımın herhangi bir dilekçe, internet sayfası, blog ve forumda; Fotografevi yada başka herhangi bir kurumla bağlantılı olarak kullanılması durumunda, bunu kullanan kurumlar ve kişiler hakkında yasal yollardan hakkımı arayacağımı belirtirim.
    Kendi adıma düşeni kişisel olarak yapıyor ve hakkımda yapılan ya da yapılacak olan asılsız iddialara karşılık bu tekzip yazısını yayınlıyorum.

  28. anonim

    yukaridaki tekzip yazisi biraz komik olmus.

    “linc etmeye, saldirmaya calisiyorlar”, “kiniyorum” filan demis, “mevzu anlasildigi gibi degil, benim hicbir sucum yok” demeye getirmis, “taninan ve bilinen bir fotografciyim” demis, ama bu kadar kafa utuleme arasinda suna yanit vermeyi unutmus: hocam adin once finalistler arasinda idi, sikayet gelince cikartildi, madem bir sorun yoktu neden seni diskalifiye ettiler?

    olayin komikligini goremeyenler icin ozet: fotografevi bir sahsi kendisinden habersiz bir sekilde egitimcisi olarak web sayfalarinda listeliyor… daha sonra bu kisiyi bir yarismanin finalistleri arasinda listeliyor. daha sonra insanlar sikayet edince bu kisiyi DISKALIFIYE ediyor. DISKALIFIYE EDILEN KISI ise “beni neden sucsuz yere diskalifiye edip ismimi saibeli bir duruma dusuruyorsunuz” demiyor, insanlarin Fotografevi’ne kizdiklari platformlarda Fotografevi’ne kizanlara kiziyor, ortada tekzip edilecek bir sey varmis gibi tekzip yazilari yayinliyor.

    tekzip yazisinin sahibi sucludur demiyorum ama durum KOMIK yani.

  29. gökhan bedir

    sonuç olarak herkesin istediği şekilde istediği tarzda kendisini savunma hakkı vardır, coşkun aşar da bunu yapmıştır… dediğim gibi bu sayfa benim denetimimde ya da benimle bağlantısı olan bir sayfa olmamasına rağmen kişinin kendini savunma hakkına saygım olduğundan dolayı burada da yayınlama gereği duydum, umarım coşkun aşar aynı yazıyı fotoğrafevine de atmıştır ve onlar da kendileriyle hiçbir ilişkisi olmamasına rağmen bir kişiyi neden web sitelerinde eğitmen olarak yazdıklarını ve bu yanlışlığa rağmen neden yarışmacının portfolyosunu diskalifiye ettiğini açıklar…

  30. ulaş devrim karasungur

    Bana sorsalar; kısa sürede olsa, geçmişte eğitmenlik yaptığın bir kurumun düzenlemiş olduğu herhangi bir yarışmaya katılırmısın? diye… Cevabım kesinlikle HAYIR olurdu.

    Nasıl ki, adını Türk fotoğraf kamuoyuna bir şekilde kabul ettirmiş ( ustalar, duayenler, hocaların hocası lakaplı ) kişilerin bir çok ulusal yarışmada jürilik yaptıktan sonra bir takım ulusal yarışmalara ” yarışmacı ” olarak katılmalarını tasvip etmiyorsam, buna da bu şekilde olumsuz bakıyorum.

    Bu kişiler uluslararası yarışmalara da illa ki katılmak istiyorlarsa, çok titiz ve seçici olmalıdır.

    Bu benim duruşumdur. Başkaları istedikleri gibi düşünebilir. Herkesin duruşu kendine.

  31. A. Murat Eren

    Merhabalar,

    kişinin kendini savunma hakkına saygım olduğundan dolayı burada da yayınlama gereği duydum

    Çok yerinde bir davranış olmuş, teşekkürler. Elbette birisinin söyleyecek sözleri varsa ve bunu duyurmak istiyorsa onun önünü kapamaya çalışmak hiç yakışık almaz. Kişilerin kendilerini nasıl savunacakları da, Gökhan Bey’in de ifade ettiği gibi kendilerini bağlar.

    Coşkun Aşar isimli bir şahıs bana “Sayın yetkili, bu tekzip yazısını sitenizde yayınlayınız, yoksa hukuki haklarım saklıdır” şeklinde özetlenebilecek bir içeriğe sahip bir e-posta attı. Ben de kendisine kendisinin Coşkun Aşar olduğundan emin olmamın mümkün olmadığını ve onun istediği ismin ağzından herhangi bir şey yayınlayamayacağımı söyledim.

    Internet’te her “ben şu kişiyim” diyenin sözlerini o kişinin ağzından çıkmış gibi kabul edip yayınlamanın bazı tehlikeleri olduğunu düşünüyorum*. Bu yüzden kendisine yorum olarak girmesini tavsiye etmiştim. Mevzunun zaten kendi kendine bu şekilde çözülmüş olduğuna sevindim.

    Selamlar.

    *: Örneğin bir X Y kişisi bir şey yayınlamanızı ister, kimlik denetimi mümkün olmadığı için, talepte bulunanın X Y kişisi olduğundan emin olmadan içeriği X Y’nin ağzından yayınlarsınız, fakat bu yayınlanan şey -bizim fark edemeyeceğimiz bir bağlamda- X Y kişisini karalamak ya da ona zarar vermek için kullanılabilecek bir şey olabilir. Daha sonar bir başka X Y kişisi tutup sizi onun ağzından yanlış beyanatta bulunduğunuz için mahkemeye verirse, kimseye “bana X Y olduğunu söyleyen bir kişi geldi ve yayınlamamı istedi” diyemezmişsiniz gibi geliyor bana. Fakat bunun yerine X Y kişisi olduğunu iddia eden kişi düşüncelerini bir yorum olarak girerse, benzeri bir problem baş gösterdiği durumda “benim mevzu ile ilgim yok, X Y olduğunu iddia eden kişinin o tarihteki IP adresi burada, TurkTelekom orada, saygılar” deme şansı olur diye düşünüyorum. Gökhan Bey avukat, o daha iyi bilir mevzuatı muhakkak, benim yazdıklarım spekülasyondan ibaret

  32. gökhan bedir

    coşkun aşar a karşı hiçbir karalama yapmamama sadece ekran görüntülerinin açıklamasından ibaret olan dilekçede adı geçmesine rağmen(isteyenler tüm yazdıklarımı kontrol edebilir), yine de her kişinin düşünce açıklamasına saygı duyduğum için bunu hem kendi yazımda hem de burada paylaşmayı uygun gördüm hem de ilk gördüğüm anda, üzerinden 1 dakika bile geçmeden, şimdi gelelim coşkun aşar ın yazdıklarına benim cevabıma(kendisi isterse cevabını buraya yazabilir veya gerekli görürse hukuki yollardan yine hakkını arayabilir);

    Ayrıca bulunan delillerin sınanmadan kişilere sorulman araştırılmadan linç edercesine, hırslı yok etmeye ve karalamaya yönelik kullanımını kınıyorum. Şunu da belirtmeliyim ki bu ülke de kendi irademle sadece iki kere yarışmaya katılmış olup bu yarışmanın ilkinin HSBC’nin 2008 yılında düzenlediği yarışma olduğunu ve bu yarışmada hiçbir derece alamadığımı belirtmek isterim. Eğer hakkımda iddia edilen ilişki doğruysa neden 2008 yılında finalist olamadığım düşünülmelidir.

    elinizde yazılı olarak kurumun kendi beyanları varken, yarışma kuralları yazılı olarak varken ve durum şartnamenin açık ihlalini gösteriyorken daha fazla hangi deliller aranması gerekmektedir, yazılı olan delillere karşı kişiler aranarak sözlü beyanlara göre mi hareket etmek doğrudur? sadece bu olay için söylemiyorum genel-geçer hukuk kuralları, mantık bilimine göre yazılı deliller sözlü beyanlara göre çok daha üstün kanıtlardır. daha önce çalışılmış olması şimdi çalışılmıyor oluşu şartnamede açıklık olmadığı için (hukuki terimle söylüyorum)kurtuluş kanıtı olmamaktadır, ayrıca durumda sorun yoksa basın açıklamasında belirtilen “şartnameye uygun olmayan portfolyolar elenmiştir” sözüyle durum tamamen çelişmektedir, ki tespit edilmeyen bir kişinin de daha önce fotoğrafevinde çalıştığı belirlenmiş ve elenmiştir, özetle bu durum gösteriyor ki daha önce çalışmış olmak veya halen çalışıyor olmak şartnameye aykırıdır, şartnamede bu durumda olanların katılamayacağı belirtilmiştir.

    mesaj bana yazıldığı için mesajın içeriğini doğal olarak kişisel alıyorum(başkalarının yazdıklarına yazılsaydı onlara gönderilmesi gerekirdi), coşkun aşar dan alıntıdır “linç edercesine, hırslı yok etmeye ve karalamaya yönelik kullanımını kınıyorum.” yukarıda da belirttiğim gibi coşkun aşar ı linç eden ya da kişilik haklarına saldıran bir yazım bulunmamaktadır tam tersine bu yazısıyla coşkun aşar benim hırslı bir şekilde linç yaptığımı kendisini karaladığımı öne sürmektedir bu da türk ceza yasasına göre “suç uydurma ve iftira” suçlarını oluşturmaktadır. bana özel olarak atılmış bu yazısından dolayı ben de tüm hukuki ve cezai haklarımı saklı tutmakta olduğumu belirtmek isterim. kendisine karşı karalama içeren yazı yazanlar da varsa buradan hepsini kınadığımı da belirtirim.

    son olarak alıntıladığım paragrafın son cümlesine ilişkin yorum yapıyorum, daha önce şartnameye aykırılık olmaması bu yarışmada da şartnameye aykırı bir durum olmayacağını kanıtlamaz…

  33. Sina

    Benim anlamadığım konu şu;

    Dereceye girenler neden kendisini savunmaya çalışıyor ki?

    O şartnameyi yanlış yorumlayabilir, hatta belki doğru yorumlasa bile “yahu benim orada kontağım var, bir derece almak için bu yakınlığımı kullanayım” da demiş olabilir. Burada bir problem yok. Niyetin iyiliği yada kötülüğünden ziyade burada asıl sorumlu kişiler jürideki şahıslar ve bu fotoğraf yarışmasını düzenleyen kurumladır.

    Yaşanan olay, kişilerden bağımsız olarak sorgulanmalı ve konuyu saptıracak açıklama getiren yarışmacı veya diğer sahışların yorumları çok da dikkate alınmamalıdır. Asıl cevap vermesi gereken iki kurum ve yetkililerinden hala bir cevap yoktur.

    Hala Fotoğrafevi ve HSBC konuyla alakalı, yarışmaya katılan ve bu yarışmayı izleyen takip eden fotoğraf severleri tatmin edecek bir açıklama yapmadı değil mi?

  34. Sina

    Ben istediğim gibi yorularım Savaş, mevzu bahs kişi sen değilsin ve hala burada bizi kışkırtmaya çalışıyorsun. Ne yazıkki, Özgür gibi ben de tavrını iyi niyetli bulmuyorum.

    Eğer fotoğraf çeken tek Savaş Boyraz sen değil isen, bunu üstüne almaman gerekir.

    Ki alıyorsan dahi burada konuştuğumuz üzere asıl sorunun muhattabı katılımcı değil, katılımcıyı dikkate alan yarışma kuruludur. Sen 1970 doğumlu olarak gerçekten kendini genç hissederek :) katılabilirsin. E katılmadıysan demek ki problem yok o kişi sen değilsin ;)

    Kaldı ki, gerçekten Savaş Boyraz olduğun bile belli değil :)

    Değil mi? ;)

    O nedenle daha fazla Savaş Boyraz özeline inmemek daha doğru olacak, konumuz bu değil. Dolayısıyla yorum yazacaksan eğer konunun geneline ait yorumlarda bulnursan daha sağlıklı olur.

  35. Öner Artıç

    Güzelim ülkemizde paranın olduğu neredeyse heryerde ahbap eş dost adam kayırmaca iğrençliği oluyorken sanata gönül vermiş olan (ki artık sadece böyle bir izlenim yaratmış olduğuna inandığım) fotoğrafta otorite sahibi insanlarında bu çarka dahil olmuş olmaları ÇOK YAZIK. Ben yarışmaya katılmadım ama onca katılan ve güzel fotoğraflar yaptığına inandığım insanların emeği, zamanı, parası vs. herşeyi çalındı. Bu olayın ses getirmesinde emeği olan herkese teşekkürler. Hala söyleyecek sözleri, bu kadar tepkiye karşı tatmin edici duruşları yok.

    Yarışmanın Konusu: Görmek Değer Vermektir.
    Düzenleyen : Fotografevi
    Sonuç : 1. Fotoğrafevi
    Konuya uygun olarak eğitmenlerini GÖRDÜ, DEĞER VERDİ ve sitesinde yayınladı.

    TEBRİKLER. Başarılarınızın devamını dilemiyorum!

  36. SAVAŞ BOYRAZ

    Haklısın sina konuyu kişilerden bağımsız olarak sorgulamak gerekli, ama keşke doğru düzgün araştırma yapmadan aşağıdaki yorumu da yapmasaydın. O zaman yarışmacı veya diğer şahısların yorumlarını çok dikkate almana gerek kalmazdı.

    Sina

    October 3rd, 2009 at 13:53
    Özgür;
    Adam 1970 doğumlu ama belki kendini genç hissediyordur :P
    Olamaz mı? :))

    Öncelikle bu olayın açığa çıkmasındaki başarısı için Gökhan Bedir’e ve Özgür Çakır ile diğer arkadaşlara teşşkür etmek gerekli. Ben sadece bu konuyu sana bildireyim de haberdar ol istedim.

  37. Aziz Saltık

    Neden hiç şaşırmadım? Aslında çok şaşırmış olmayı, böyle bir şeyle daha önce karşılaşmamış olmayı, hala naif olmayı dilerdim ama maalesef… bu arada porftolyo nedir bir bilen bana anlatsın, nedense bana sebzeli nefis bir tencere yemeğini çağrıştırıyor.

  38. Burce

    Gökhan Bedir harika iş çıkarmış da Fotoğrafevi’nin ayıbını sürdürmesi çok enteresan. Zor olmasa gerek “Finalistler konusunda uyarıldık ve şu şu düzeltmeleri yaptık çünkü xyz bizim eğitmenimiz ve yarışma kuralları gereği katılım hakları yok, dikkatimizden kaçan bu hususu bize bildiren t’ye teşekkürler.” demek. Hiç olmazsa biraz samimi olduklarını düşünürdük.

  39. serkant hekimci

    Küçük bir parantez açalım, HSBC Fotoğraf yarışması finaline 2 portfolyo ile kalan Savaş Boyraz’ın 1970 doğumlu Savaş Boyraz olduğundan şüphelenmiş olmama rağmen şüphemi Gökhan Bedir ile paylaşıp iddiamı ispatlayamadığım için herhangi bir konuyla alakalı forumda paylaşmadım.1970 doğumlu Savaş Boyraz’a Fotokritik sitesi üzerinden ulaşıp konuyla alakalı iletişime geçtiğinde kendisinin aynı Savaş Boyraz olmadığını 2.ekim.2009 cuma günü geç saatlerinde açıklamıştır.

    HSBC Fotoğraf yarışması 2009 finaline 2 portfolyo ile kalan diğer Savaş Boyraz ı ise büyük bir merakla beklemekteyim.

  40. Erhan Şermet

    Bir çok kez yaşamış olduğumuz gibi yine bir potansiyelin ziyanına tanıklık ettik: Teşvik edici, hatta sonuçta iyi bir fotoğrafçıya mali anlamda destek olabilecek olan bir organizasyon daha mide bulantısıyla sonlandı. Tesellimiz sorunun ve sorumluların net biçimde ortya konabilmiş olması. Dikkat ve medeni cesaretleri için bu konuda çaba göstermiş olan herkes tebrik edilmeli.

    Peki şimdi ne olacak? Ciddi bir kurum olduğuna şüphe duymayacağımız HSBC’nin Fotoğrafevi ile olan kontratını fesh etmesini beklememiz gerekir. Böyle bir ciddiyetsizlik bunu gerektirir çünkü. Ödül ve yarışma kaybolmamalı elbette, bu şartnameye uymuş olan fotoğrafçıları cezalandırmak olur. Yeni bir jüri şeffaflıkla yeni bir değerlendirme yapmalı ve ödüller hak edenlere gitmeli.

    Kötünün ifşasından iyi bir şey çıkacaksa bence bu amaçla talep oluşturmalıyız.

  41. Sina

    Bu yarışmadaki jürilerin cezalandırılması gerekmektedir. İleride TFSF’nin yarışmalarında tekrar atanmaları durumunda benzer duruların yaşanmayacağının garantisini kim verebilir?

    Yarışmalara jüri olarak katılım haklarının men edilmesi gerekiyor.

  42. Erhan Şermet

    Yukarıda düşüncemi özetledim, ama bu yarışmanın ne katılımcısıyım ne de konu hakkında çok daha fazla yorum yapmamın anlamı var.

    Katılımcılar ortak bir metne imza atıp HSBC’ye ulaşamazlar mı? Örneğin yeni ve adil bir jüriyle yeni bir değerlendirme istemek doğal hakları. Sanırım en anlamlısı bu olacaktır. Bu öneri/talep için daha doğru bir platform varsa lütefen bunu teşvik edelim.

  43. eyup okumuş

    yarısmaya katılanlardan biri olarak hsbc’nin acilen fotografevi ile iliskisini kesmesi gerektigini dusunuyorum.

    iptal etmezlerse de odul gunu oraya gidip hep beraber yarısmayı protesto etmeyi oneriyorum.

  44. ulaş devrim karasungur

    Ben daha yeni farkına vardım, herkesten çok özür dilerim :) Belki önemsiz bir detay ama…

    Birinciye verilecek para ödülü 15 bin lira imiş. Banka öyle diyor:
    http://www.hsbc.com.tr/tr/HSBC_hakkinda/vizyon_ve_degerlerimiz/fotograf_yarismasi.asp

    Fotoğrafevi ise 14 bin lira demekte.

    ????

    Ben hala finale kalan kişilerden bir tepki bekliyorum.

  45. A. Murat Eren

    HSBC’nin takınması gereken tavır ile ilgili sizlere hak veriyorum. Fakat bu konuda biraz sabırlı olmak gerek bana kalırsa.

    Türkiye’deki HSBC’den uzun bir süre ses çıkmazsa merkez ile bağlantıya geçip şikayetlerimizi oradaki insanlara iletme yoluna gidebiliriz. Eminim marka kimliğine gereken ehemmiyeti veren birilerine eninde sonudna ulaşılır.

    Daha yeni hafta başı oldu, HSBC’den birileri bu gelişmeyi izliyor ve durumu anlamaya çalışıyor olabilir.

  46. Recep Güleç

    jüri tekrar toplanıp finalistleri yeniden belirleyecekmiş. keşke jüriyi de değiştirselerdi.

  47. degerli juri uyesi

    Aşağıdaki diyalog ve tarafların beyanatları tamamen uydurmadır ve gerçekle zerre kadar ilgisi yoktur):

    – Hani bir yanlışlık olmuştu ve hiç farkında olmadan 8 finalistin 4′ünü bizimkilerden seçmiştiniz ya, insanlar kızdı ona bayağı. Web sayfasından çok iyi idare ettik, bizimkileri diskalifiye edip 4 isim bıraktık sadece. Ama yetmedi. Acaba diyoruz gelip 8 Ekim’de bir daha seçer misiniz?
    – Hiç yeniden seçmez olur muyum, başka işim mi var. Böylesine güvenli, şeffaf bir organizasyonun jürisinde ikinci kez yer almak bana şeref verir.

  48. Ender Aydın

    “ayıbın mimarı…”, “cinayetin mimarı”, … her olumsuz fiilin yanına “mimarı” kelimesini yapıştırmaktan vazgeçseniz artık diyorum? :(

  49. burak sez

    fotoğrafevi o parayı hiç etmeyi kafasına soktuysa merak etmeyin ki aynı adamlar teyzesinin kızının adı ile tekrar finale kalır.
    bu yüzdendir ki tüm bu koparılan tantana gereksiz değilse de anlamsızdır.
    Kayırma her zaman olmuştur ve olacaktır.

  50. burak sez

    tek çözüm ise yapabiliyorsanız… bu yarışmalara ya da bu juri uyelerinin bulunduğu yarışmalara katılarak pirim vermemektir.
    ama torpil yapıldığı bile bile de yarışmalara katılınır ve kazanamadığını öğrendiğinde de çemkirilir ve ne saçma bir kısırdöngüdür

  51. nesrin gulec

    Tamamen yeni, adil bir seçim yaptık imajı uyandırmak için, umarım diğer zavallı dört finalisti de hiç etmezler.
    İyice ellerine yüzlerine bulaştırdılar.

  52. Özgür Çakır

    :)

    Burak Sez kişisi,

    Olan bitene “tantana” ve “çemkirme” demek istediğinden emin misin?

    La havle…. Yazdıklarının bu kısmına takılmamaya çalışacağım. Yanıbaşımda olsan takılırdım o ayrı mevzu… Kısaca: Provakasyon maksadı taşıdığını düşünüyorum.

    Kalan kısmına gelirsek: Ne yani? “Kayırma her zaman olacaktır” ve “Tek çözüm de nasılsa torpil olacak diye yarışmalara katılmamak” mıdır?

    Tabi. Nasılsa sandıklar uçuruluyor, seçim sonuçları manipüle ediliyor diye sandık başına gitmeyelim. Gidersek de verdiğimiz oyun hesabını sormayalım. Rüşvetsiz işler yürümez diye devlet dairesine hazırlıklı gidelim. Tayinimiz olacaksa torpilsiz yola çıkmayalım. Ne farkı var söylediklerinden?? Ya düzene uyalım ya da bunlara itiraz etmeyelim (senin tabirinle tantana çıkarmayıp, çemkirmeyelim). Koyun olalım, öyle mi??

  53. burak sez

    azıcık psikolojiden anlıyorsam durum şudur. yarışmaya torpil yapılacağını bile bile katılırsın ya tutarsa diye düşünerek. bakarsın tutmaz. sinir olursun kesin torpil var dersin. hele bir de torpil burada olduğu gibi ayyuka çıkarsa tamamen çileden çıkarsın. torpil yapılmasaydı orada senin adın olacaktı. oysa ki bu yarışmaya hiç katılmamış olsan bitarafında bile olmaz torpil mi olmuş birilerinin hakkı mı yenmiş.

    eminim bir yerlerde torpil koparabiliyor olsak hiç birimiz, aman efendim olur mu öyle şey… hiç etik değil…. bir başkasının hakkını yemek mi asla demeyeceğiz. nitekim finalde adımız olsa burada çemkirmezdik -ah bu juriyi allah nasıl bilirse öyle etsin-diyerek.
    eğri oturup doğru konuşalım…çıkarılan tantana yine 15.000 sebebi ile bu kadar abartılmıştır. ödülü 2000 olan yarışmalarda da torpilin alası yapılırken kimse bu kadar ses çıkarmaya çalışmamıştı.

    çözüm müdür değil midir bilemem ama senin gönderdiğin her kare adamlara prim veriyorsa, o kişilere bu primi vermemek burada çemkirmekten daha etkili ve karaktrerli bir tavır olacaktır.

    Elbette demiyorum ki, kimse sesini çıkarmasın. fakat kalkıp da, “o halde ödül tüm katılımcılar arasında paylaşılsın” deyince komik oluyor farkında mısın…

  54. Özgür Çakır

    :)

    Peki.

  55. serkant hekimci

    Olayın şu yönü unutulmamalı ve bir daha bu cüretkarlığı sergileyecek olan 2 kere düşünmelidir.Çok kısa bir süre de, internetin sağladığı hızlı iletişim gücü kullanılarak yapılan bu haksızlık karşısında benim uzun zamandır görmediğim ”dayanışma” yarışmaya ister katılsın ister katılmasın fotoğraf severler tarafından gösterilmiş ve kısa sürede ilk sonuç alınmış,karşı taraf diskalifiye açıklamasıyla suçunu kabul etmiştir,etmek zorunda bırakılmıştır.Bu her alanda örnek teşkil etmesi gereken bir harekettir.Sanmıyorum ki hiç olamazsa bir süre Türkiye sınırları içerisinde bir fotoğraf yarışmasında buna benzer bir adaletsizlik bu kadar ayyukta yapılsın. Orda da aynı tepki gösterilecektir şimdiden içlerinden geçirenlerin haberi olsun.

    Bu her alanda tepki mekanizması yıpratılmaya çalışılan,elinden alınmaya çalışılan bu toplumda örnek bir harekettir.Seçimler halk için,fotoğraf yarışmaları fotoğraf severler için yapılır.Seçimlerde ki adaletsizliğe her ne kadar susturulmaya çalışılırsa çalışılsın halk ,fotoğraf yarışmalarında ki adaletsizliğe de fotoğraf sever gereken tepkiyi göstermelidir.

    Tepki için başta Gökhan Bedir olmak üzere katkısı olan tüm fotoğraf sever arkadaşlara kendi adıma teşekkür ederim…

  56. GOKADAM

    Bahsettiğin gibi Serap Şahan Sokol, Coşkun Aşar, Mustafa Bilge Satkın bizde ders vermişlerdir ve Adnan Sokol da…

    BU KİŞİLER AKADEMİ KADROSUNDA AYNI OKULDA DERSLERE GİRMİŞLERDİR VE BİRBİR FOTOĞRAFLARINI COK İYİ BİLİRLER
    MUSTAFA ADNAN SABITIN IYI OGRENCILRIDIR HATDA GECENSENE BİR YARISMADA BUTUN ODULERI MARMARA FOTOGRAF CILIK BOLMU OGRENCILER KAZANMISTIR
    JURI OKULDAKI EGITMENLER KAZANANLAR OGRENCILERI

  57. Harun H Özerkan

    Değerli Sanat ve Emek Sever Arkadaşlar,

    Yazılan çizilenlere karşı bir tek yorumum olacak.

    \"Yapılan bir sanatin her zaman bir fiyati, asla bir yarişması olmalıdır.\"

    Vaktinizi ve emeğinizi yaratılıcığınıza harcamanız umudu ile,

    Salıcakla kallın ……..

  58. Ağça Kayıhan

    Merhabalar,

    Bu konuda duzeyli olarak itirazlarını sunmuş herkesi tebrik etmek istiyorum. Fakat insanlardan gelen \"alıştık artık\" tepkisi bence çok korkutucu. Neden alıştık bunun da sorgulanması gerekiyor. Malesef haksızlıklara karşı nasıl savaşılır ve nasıl yol alınır üzerinde ne örnek olay ne de örnek kişi göremediğimiz bu zamanlarda , insanların özellikle de eğitimli insanların \"napalım boyleymis yazgımız\" tutumunu milletimiz adına utanç verici buluyorum.

    Durumla ilgili olarak da bir talep yapılıp bu yarışmanın şeffaflaşması sağlanabilir diye düşünüyorum. Tüm katılımcılar veya finalistleri seçecekleri portfolyolar web sitelerinde ufacık bir pulcuk kadar bile olsa dahi görülmeli ve kim oldukları yazılmalıdır. Yurtdışındaki cogu yarismada bu seffaflik var iken, neden bu teklif edilmesin?

  59. Özgür ALTAY

    Bu konuda bir açıklama bir ses var mıdır, yok mudur? Yoksa ben itiraf edeceğim artık, “O hain benim!” :) tööbe…

  60. nurkan kahraman

    bende ilk defa bu ölçekte bir yarışmaya fotoğraf yolladım ve bunlardan habersiz 5 kişi kazanmış diğerlerini beğenmemişler diye düşündüm sitede görünce bu yazıları okuyunca soğudum vallahi, yeniden değerlendiriliyormuş, değerlendirsinler bakalım, yine dıdısının dıdısına verirler ödülü ben adımı orada göreceğim ummuyorum zaten, selamlar

    yurt içi yarışmalara katılmayıp da sadece yur tdışına fotoğraf gönderen bir çok arkadaşımı şimdi daha iyi anlıyorum ki bunu da oku diyen onlardan biri, yönlendirdi beni bu siteye, ha bugün adımı yazarlar siteye yazmazlar bilemem ama yazsalar da zorlama ile yazıldı zaten, hooop sen verme bakalım tanıdıklarına bu seferde oradan bi iki kişi seç dediler o vesile ile isimler yenileniyor ne de olsa.

    saygılarımla
    nurkan kahraman

  61. Sina

    Eee noldu?

    Bir gelişme yok mu cidden?

  62. FKBZ

    Yapılanlara inanmak güç.fotoğrafevindeki açıklamalar çok yetersiz.Güya adam kayırmanın mümkün olmadıgını çünkü bütün fotoların ve isimlerin
    rumuzlandıgını belirtmişler.Allah aşkına yarışmaya girecek olan bir fotoyu daha önceden görmek çok mu zor? Ben bir yakınımın eşimin dostumun
    kayırdıgım adamların fotoğraflarını görmez miyim bilmez miyim ? Hem neden 10 tane finalist çıkacakken bu rakam diğerleri kendi hataları sebebiyle diskalifiye
    edildi diye finalistlerin rakamı düşüyor ? Bence tüm sanatçılar ve sanata değer verenler tepki vermeye devam etmeli. Herşey bu kadar kolay ol-
    mamalı,Her açık ve her ayıp bu kadar kolay kapanmamalı. İki satır yazıyla olayı geçiştirmeye çalışanlar utanmalı artık. Sanat kimsenin tekelinde
    değildir, kimsenin malı değildir.

  63. A. Murat Eren

    Haberi olmayanlar için bilgi: Fotografevi bir açıklama yaparak mevzuyu kapattı. Açıklama biraz komik, fazla bir şey beklemeyin, günlük yazısını güncelledim.

  64. Özgür Çakır

    Murat son güncelleme ile konuyu gayet güzel toparlamışsın :). Üzerine söylenecek fazla söz yok gerçekten. Ellerine sağlık…

    Bunun bir milat olmasını umut ediyor, sanal ortamdaki reel sonuç veren bu dayanışmaya destek olan herkese teşekkür ediyorum.

  65. TÜRKİYE FOTOGRAF SANATI FEDERASYONU

    Sevgili Fotoğraf Dostlarımız,

    Yukarıda TFSF’ye yapılan atıflar, TFSF’nin sorumlu olduğu, durumu düzeltmesi gerektiği gibi yorumlar karşısında; Federasyon olarak başından bu yana kurumsal olarak hiç bir yerinde olmadığımız ve katılmayı düşünen fotoğraf dostlarımızı uyardığımız HSBC Yarışması’yla ilgili yanıt verme zorunluluğu doğmuştur.

    Sözkonusu yarışma başından beri TFSF onayı olmaksızın düzenlenmektedir. Ortaya çıkan olumsuzluklar da yarışmanın bu eksiğini teyit eder haldedir. Kural ve koşulları artık tüm fotoğraf camiasınca benimsenen TFSF yarışma onay ilkelerine uymaktan açıkça kaçınılan yarışmaların fotoğraf dostlarımıza güven veremeyecek ve emeği koruyamayacak nitelikte olacağını her zaman belirttik. Bu durum yalnızca bu yarışma özelinde değil, TFSF onaysız tüm fotoğraf yarışmaları için geçerlidir.

    Tekrar ediyoruz: HSBC YARIŞMASI TFSF ONAYLI BİR YARIŞMA DEĞİLDİR.

    Bizim dışımızda gelişen ayıplı bir organizasyonla ilgili olarak bundan sonra herhangi bir tartışmaya girmeyeceğiz.

    Yapılacak yorumlarda ve bundan sonraki yarışmaların değerlendirilmesinde bu hususun dikkate alınması dileğimizi iletir saygılar sunarız.

    M. Turgay Bilge
    TFSF Bşk. Yrd.

  66. Mustafa

    Ben işin başka bir yerindeyim.

    Fotoğrafevinin bu yarışmada hile yaptığına inanmıyorum. Bunun için de bir gerekçem yok. Sadece tercihimi bu yönde kullandım.

    Bir an için de olsa, fotoğrafevinin yaptığı açıklamaları, çelişkilere rağmen, doğru kabul ettiğiniz takdirde eğitmenlerin isimlerinin geçtiği sayfanın ilk halini sorgulamaya başlıyorsunuz.

    Bu trajedinin tek cümlelik özeti şark kafasının yine, yeni, yeniden yaptığı işi eline yüzüne bulaştırmasından başka bir şey değil. Vakti zamanında o sayfa eklenirken, ya önceki tarihlerdeki kayıtlar kopyalanıp aynen aktarılmış ya da ne bilim “bunlardan birini eğitmen yaparız zahar” gibi bir şeyler düşünülmüş olabilir. “Ne olacak canım, ha Ali olmuş ha Veli, uğraşmayalım şimdi iki satır yazı için” denilmiş de olabilir.

    Oradan buradan aşırıp hiç denemediğiniz tarifleri koyup gayet rahat aşçıyım diye blog yazarı olabilirsiniz ama bir üst ligde koşuyorsanız biraz ciddiyet gerekir. Fazla değil, biraz.

    Eğer sen, üzerine laf edildi mi ağzını bozacak kadar bağlandığın Magnumu temsil ediyorsan, ülke bütcesinden fazla mangırı kasasında tutan bir bankadan iş aldıysan ya da koca ilaç dağıtıcısını sponsor ettiysen kendine, be kardeşim biraz dikkat et. Zaten ufacık bir siten var.

    Bunun başka sonuçları da olabilirdi. Yanında çalıştırmadığın biri için “benim elemanım” demek başlı başına bir dert kaynağıdır. Eğitmenim dediğin adam sanat dünyasından bıkmış ve “beni kimse anlamıyor aga!” diye küsüp, başka bir işte çalışmaması koşuluyla, tapu kadastroda memur olarak işe başlamış olabilirdi. Amirinin ufak bir internet araştırmasında kapı gösterilebilirdi. Olmaz demeyin. Bence şimdi başlarına gelenden daha yakın bir ihtimaldi.

    Hepsini geçtim vergi denetiminde dahi soruyorlar bunları. Çok kıl oldunuz madem, sigortasız eleman çalıştırıyorlar diye ihbarda bulunabilirsiniz.

    Böyle bir açıdan da bakılabilirsiniz. Bakmayabilirsiniz de. Size kalmış.

  67. ulaş devrim karasungur

    TFSF adına yapılan açıklama çok politik, çok yetersiz ve çok talihsiz bir açıklama bence.
    TFSF, bu yarışmaya onay vermediğini ifade ediyor. Bir çok kıytırık fotoğraf yarışmasına onay verip, temsilci gönderen TFSF, organizasyonu veya jürisinde

    - Prof. Sabit Kalfagil
    - Ara Güler
    - Kamil Fırat

    ve benzeri isimlerin yer aldığı bu yarışmaya neden onay vermediler? Neden desteklemiyorlar?

    Türk Fotoğrafına olumlu veya olumsuz yön veren, bu çok ünlü, popüler isimlerin yürüttüğü yarışmaya niçin destek vermiyorlar?

    Buna cevap vermek zorundalar. Kamu yararına, Türk Fotoğrafı adına faaliyet gösterdiğini iddia eden federasyon bunu kamuoyuna açıklamak zorundadır.

    Ben hala finale kalan isimlerden bir açıklama bekliyorum. Kimbilir, belki de final gününde ödüller alınıp/verilirken beraber bir açıklama yapıp, en azından bütün parayı (14 bin ve diğer 1.000 Liraları ) gerçekten kamu yararına çalışan kurumlara veya insanlara ” bağışlayacaklarını” umuyorum.

    Finale kalıp, en büyük para ödülünü Kadifekale çocukları, Sulukule sakinleri veya Diyarbakır surları dibinde yaşayan insanları vb. konu alan fotoğraf serilerine alacaksanız eğer, o parayı da fotoğrafını çektiğiniz o insanlara dolaylı veya direk vermek zorundasınız. Eğer gerçekten ” GÖRMEK DEĞER VERMEKTİR ” diyorsanız tabii ki.

    Yoksa, Türk Fotoğrafının ” SUSURLUK KAZASI ” olarak hatırlayacağı bir tarih sayfasına isminiz kara bir leke gibi yazılacaktır.

    Tercih sizin.

  68. bizans

    Türk Fotoğraf Sanatı: Yalan dolan.

  69. sevgi gul

    Sanatin degil de ozunde paranin tartismaya kaynak olmasi, paranin bir yara acmis olmasi ne aci insanlar uzerinde.
    Hala para oraya bagislansin buraya bagislansin diyorsunuz. Su para kimseye verilmeyecek denilse öyle rahatlayacaksiniz ki.
    Ama sanatci hirsi boyledir. Tehlikelidir.
    Yarismada donen kata kullinin de nedeni budur ozunde.

  70. ulaş devrim karasungur

    @ sevgi gul

    Bu skandalın sanatsal tarafıyla alakalı olarak tartışmamızı daha da ileri, daha da derinlere götürecek tezler ortaya atmış olsaydınız keşke.

    Bu kadar yüzeysel, bu kadar sığ bir analiz sonucuyla ( kıskançlık ) taçlandırdığınız safsatalar zincirini boynuma veya ayaklarıma dolama çabalarınız boşa gitmekte.

    Para faktörü tabii ki çok önemli.

    Bu banka, kimin parasını kime veriyor, hiç düşündünüz mü?

    Diskalifiye edilmeden önce, skandal patlak verdiğinde gıkı bile çıkmayan bazı finalistler, acaba neden diskalifiye edildikten sonra, kişilik haklarım, saldırı var, linç ediliyorum, hart-hurt-zehir zemberek açıklamalarda bulundu, hiç düşündünüz mü?

    Yukarıda ismi geçen finalistlerin neden şu ana kadar hiç renk vermediklerini, en azından kendi gerçek isimleriyle bir savunmada bulunmadıklarını, veya bu kadar rezillik karşısında neden karakterli bir duruş sergileyip, yarışmadan çekildiklerini açıklamadıklarını ( kimbilir, belki de takma isimle katılıp, tartışmayı başka bir yöne çekmeye çalışıyorlar ;) , hiç düşündünüz mü?

    Benim duruşum belli, ne istediğim, neden bunu istediğim gayet açık.

    ——————————————————————–
    Finale kalıp, en büyük para ödülünü Kadifekale çocukları, Sulukule sakinleri veya Diyarbakır surları dibinde yaşayan insanları vb. konu alan fotoğraf serilerine alacaksanız eğer, o parayı da fotoğrafını çektiğiniz o insanlara dolaylı veya direk vermek zorundasınız. Eğer gerçekten ” GÖRMEK DEĞER VERMEKTİR ” diyorsanız tabii ki.

    ———————————————————————

    Ben halen bu finalistlere, kendilerini aklayabilecekleri bir yol gösteriyorum ( Last Way Out ).

    Ya siz, siz ne istiyorsunuz, amacınız nedir, savunduğunuz tez nerde?

    Sanattan, sanatçının hırsından dem vuracaksanız, içini doldurmalısınız. Bu da ne yazık ki, böyle klişe haline gelmiş bir kaç cümleyi karalamakla, hedef şaşırtmakla olmuyor.

    Olmuyor işte.

    :)

  71. sevgi gul

    Savundugum tez su.
    Bu tip yarismalarda dereceye giremeyenler bir acik yakaladilar mi bunu sonuna kadar kullanirlar. Gerekirse abartir hatta sacmalarlar.
    Oneriler sunup, yollar gosterirler.
    En karakterliden daha karakterli olurlar.
    Ne yapacaklarini sasirirlar.

    Yazdiklariniz kendinizin de inanacagi turden olsun lutfen.

    Siz yazdiklarimin yuzeyinde kaliyor derinine inemiyorsaniz, bu sizin yaranizin derinligi nedeni ile objektif bakamamanizla alakalidir ancak.

    P.S. Lutfen yazdiklarimi, bu yarismada yapilan ayibi mesrulastirma cabasi olarak gormeyin. Elbette ki oldukca yanlis ve onaylamiyorum bu ve bunun gibi diger yarismalarda yasanan adam kayirma olaylarini. Fakat olay para konusuna gelip, karakterli durustan bahsedilince eglenceli hale donusuyor. En azindan ben okudugumda cok egleniyorum.

  72. ulas devrim karasungur

    Biz burada PALYAÇO oynatmıyoruz, sevgi gul! Eğer eğlenmek istiyorsanız, çekirdek torbanızı alın, kıytırık fotoğraf yarışmalarına federasyon temsilcisi olarak katılın.

    Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmaya çalıştığınız ne kadar da belli.

    Ya yazılanları hiç okumamışsınız, ya da şöyle bir üstünkörü geçmişsiniz.

    Ya da art niyetlisiniz.

    Ben bu yarışmalara kesinlikle katılmayan biriyim. Yani, dereceye giremedim, o yüzden kıskançlık yapıp, pislik çıkarayım modunda değilim.

    Keza, Murat Eren. Bu blogun sahibi. O da aynen benim gibi yarışmaya katılmayan biri. Ve çok büyük emek sarfederek, bilgileri, belgeleri, kanıtları toplayarak ortaya güzel bir yazı koymuş. Çok önemli tespitleri var. Bunları da bazı kişiler eğlensin diye ortaya koymadı.

    Şimdi söyleyin bakalım kim bu:

    Kim, bu tip yarışmalarda dereceye giremeyip, bir açık yakalayan, bunu sonuna kadar kullanan?
    Gerekirse abartan, hatta saçmalayan?
    Öneriler sunup, yollar gösteren?
    En karakterliden daha karakterli olan?
    Ne yapacağını şaşıran?

    Ben miyim, Murat Eren’ mi yoksa bir başkası mı?

    Hangi yaradan, hangi derinlikten , hangi objektiflikten bahsediyorsunuz?

    Böyle ortaya çürük bir yumurta koyup gitmek olmaz. Ben lafımı ortaya söyledim, yarası olan gocunur diye bir şey yumurtlamayın.

    Bırakın şu safsataları da, harbiden söyleyecek bir lafınız varsa, akıl ve mantık süzgecinden geçirip,ondan sonra yazın.

    Ya da gidin politikacılık yapın.

  73. sevgi gul

    Yazdiklarim gayet net. Anlasilan algilama sorunu yasamaktasiniz.
    Sizin eglence anlayisiniz palyacolar ise zaten aramizda ucurumlar vardir ki üzerine ne yazsam bos.

    Yazdiklarimi evirip ceviren ve demogoji yapan sizsiniz.
    Kendinizin asla yapmayacaginiz davranis seklini baskalarina oneren de sizsiniz.
    Ben politikacilik yaparsam size haksızlık etmis olurum.

    Eminim bu yarismaya katilmamissinizdir.
    Aslinda katilmadiysaniz da cok isabet olmus. Kendinizi bu konuda gereksiz yormamis oldugunuz anlamina gelir.
    Benim de size tavsiyem fotograf cekmekten vazgecin. İnanin ki cok vasat isleriniz.
    Bu isi hobi olarak ancak ve ancak ani fotografi cekerek gerceklestirecek olursaniz kendinizi de kandirmamis olursunuz.
    Hadi siz cekirdek torbanizi alin da bir park bahce bulup cekirdeginizi citlayin. Birakin bu isleri…

  74. ulas devrim karasungur

    :) :) :) Tamam ” sevgi gul ” :) :) :)

    Mesajınızı gayet açık ve net aldım.

    Teşekkürler.

    :) :) :)

  75. sevgi gul

    sonunda…

    tesekkurler;)

  76. A. Murat Eren

    Sevgi Gül, bilerek yapmadıysan bence çok yanlış bir yerden girdin tartışmaya. Ulaş ile anlaşamamanın temelinde bu yatıyor bence.

    Bir fotoğraf yarışmasında yapılan saçmalık ile ilgili tartışılan bir yerde insanların fikirleri değil kişileri eleştirdiklerini görmek üzücü. Bu işi ad hominem‘e vardırmak ise gerçekten ayıp.

    Belli ki ikiniz de aklı başında ve kendi içinde tutarlı düşüncelere sahip insanlarsınız, bu kadar sinirlenip tartışmanın hiç kimsenin verim alamayacağı bir şekilde seyretmesine nasıl göz yumuyorsunuz anlamıyorum. Belki bu gün sevgi gul’ün troll’lüğü üzerindedir, derdi tartışmak ya da ortaya fikir atmak değildir, o zaman da sorumluluğun büyüğü ona cevap yazandadır bence :) Her koşulda daha sakin olmak lazım. Gerçekten.

    Para mevzusuna gelince: Açıkçası bana kalırsa bu fiyaskonun sebep olduğu hasar ile kıyaslanınca paranın adını anmaya bile değmez (hasar küçük olsaydı ya da meblağ daha büyük olsaydı da değmezdi). Bunca saçmalığın ardından böyle bir yarışmadan çekilmek elbette “ideal” olanı. Fakat daha önce de söylediğim gibi çekilmeyenleri suçlamamak için benim kendimce sebeplerim var.

    Para değil, “ödül sistemi” asıl problem, ve evet, ödül sistemi üzerine kurulu her şey daha hızlı bozulmaya, daha sert eleştirilmeye mahkûm. Bu daha büyük gerçeği hatırlayıp bu sistemin sömürdüğü insanlara kızmayı bir kenara bırakmak lazım. Fakat bu şu anda ve burada tartışmak için fazla derin bir konu bana kalırsa.

    Selamlar.

  77. ulas devrim karasungur

    Don’t feed the trolls!

    Doğru söze ne denir.

    :)

  78. TFSF

    TFSF ile ilgili yorumlarını kendi deyimiyle “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” temeli ve haksız suçlamalar üzerine kuran ulasdevrim adli kullanıcıya gönderdiğimiz aşağıdaki mesajın kendisince dikkate alınmamış olması ve yukarıda yaptığı düzeysiz tartışmada “Eğer eğlenmek istiyorsanız, çekirdek torbanızı alın, kıytırık fotoğraf yarışmalarına federasyon temsilcisi olarak katılın” sözlerini sarfetmesi üzerine burada ilgililerle paylaşılması zorunlu hale gelmiştir, bu mesajımızdan sonra hiçbir tartışmaya girmeyeceğimizi saygıyla belirtiriz.

    Sayın Devrim,

    Forumda genel bir tartışmaya girmek niyetimiz olmadığı için size özel olarak yazıyorum.

    TFSF adına yaptığımız açıklamayı “politik ve talihsiz” bulduğunuzu ifade etmiş, buna gerekçe olarak da bu yarışmaya onay vermememizi göstermişsiniz. Tekrar okuduğunuzda açıklamamızda onay vermediğimize dair bir ifademiz olmadığını göreceksiniz. Biz onay vermemiş değiliz, onay istenmedi bizden! Yarışmanın onaylı yapılması için yaptığımız girişim de geri çevrildi. Biz “onay vermedik” demiyoruz, “onaysızdır” diyoruz.

    Sizin deyiminizle “kıytırık” ve onaylı yarışmalarda da ortaya olumsuzluklar çıkabileceğini kabul ederiz. Bu bizim dışımızda gelişebilir, bizim yaptığımız bu konularda olaya müdahale etmek ve bir daha onay vermemekle düzenleyiciyi istediğimiz zemine çekmektir.

    “Onay vermezsen ne olur” diyen düzenleyiciye de “yarışmana kimse katılmaz” diye yanıt veriyoruz. Ama bu bizim elimizde mi? Bunu kendinize ve onaysız HSBC yarışmasına katılanlara ve uyarıldıkları halde onaysız yarışmalara jüri üyesi olanlara sormalısınız. Bize değil… Dayanışma olmaksızın bizim başarılı olmak gibi bir borcumuz da şansımız da yok.

    Unutmayın biz, bu işi fotoğraf sevgisinden ve örgütlülüğün gücüne inancımızdan yapıyoruz. Bir çok kurumun aksine hiçbir maddi çıkarımız ve beklentimiz olmadığı gibi, “politika” yapmaya da ihtiyacımız yok.

    “Buna cevap vermek zorundalar. Kamu yararına, Türk Fotoğrafı adına faaliyet gösterdiğini iddia eden federasyon bunu kamuoyuna açıklamak zorundadır” diyorsunuz. Forumda bir açıklama daha yaparak bir polemik ya da tartışma yaratmak istemeyiz. Açıklamamızı bir kez daha okumanızı ve lütfen forumda gerekli düzeltme veya açıklamayı bizim yerimize sizin yapmanızı rica ediyorum.

    Selam ve saygılarımla,
    MTB

  79. A. Murat Eren

    Kendi adıma TFSF’nin yaptığı açıklamayı son derece yeterli buluyorum (açıklamanın yeterli olması durumun üzüntü vericiliğini değiştirmiyor tabi).

    Fotoğraf ile ciddi sayılabilecek bir şekilde ilgilenen birisi olarak TFSF ile bu güne kadar hiç bir yerde karşılaşmadım. Maddi gücü ve sponsorları ile medyada kendine yer bulmayı başaran bir fotoğraf yarışmasına katılmak isteyenlerin de TFSF ile karşılaşmamış olabileceğine dair bir gösterge olabilir bu belki. Buradan yola çıkarak Fotografevi’nin neden TFSF’nin onayına ihtiyaç duymadığının çözümüne kadar gidilebilir. Ne kadar doğru bir tespit bilmiyorum ama bütün bunların yaşanmasının bir nedeni de yeterince güçlü olmayan TFSF gibi görünüyor.

    Türkiye’deki federasyonların haklarını korumaya, tanıklığını yapmaya niyetlendiği kitle ile yakınlaşma konusundaki tıkanıklığı TFSF’nin de bir sorunu belli ki. İçinden çıktığı kitle ile bağları kopuk bir federasyonların da pratikte hiç bir gücü olmuyor, kimse dediklerini dinlemiyor, kağıt üzerinde yaşayıp gidiyorlar.

    Bu noktada belki de TFSF durup bir düşünmeli… Türkiye’de fotoğraf ile ilgilenen insanların bizim varlığımızdan haberdar olması, ismimizi görmediği yarışmalara “TFSF nerede?” diye sorması için ne yapabiliriz diye kendine sormalı.

    TFSF’nin işleyişini ne yazık ki bilmiyorum. Öğrenmeye de vaktim yok. Fakat içinde genç, girişimci isimler olduğundan eminim.

    Selamlar.

  80. ulas devrim karasungur

    Sayın Bilge

    Keşke biraz daha özenerek yazmış olsaydınız.

    Öncelikle Sayın Devrim değil, Sayın Karasungur olmalı. Hem burada, hem de Deviantart sitesindeki profil sayfamda ismim açık ve seçik bir biçimde yazılıdır.

    Muğlak ifadelerden ibaret bir laf kalabalığı olan açıklamalarınız hiç kimseyi, hiç bir şekilde tatmin etmiyor.

    Eğer yalın ifadelerden oluşan açıklamalar yapmış ve gerçekten samimi olsaydınız, bu polemik bu şekilde yön almazdı.

    Şu ana kadar size gelen eleştirilere samimi ve dürüst bir şekilde cevap vermediniz TFSF olarak.

    Madem ki topu Fotoğrafevine atıyorsunuz, o zaman başka bir şekilde soralım:

    Fotoğrafevi neden böylesine büyük bir yarışmada TFSF onayı almak istemedi/istemiyor?

    Hadi bakalım, buna da şimdi Fotoğrafevi cevap versin.

    İsterseniz sizde cevap verebilirsiniz. Ya da vermeyin, keyfiniz bilir.

    Eğer kişisel/tüzel haklarınızın çiğnendiğini düşünüyorsanız, mahkeme yolu açık.

    Hemen avukatlarımızı harekete geçirip, kamuya açık bir şekilde konunun açığa çıkması için gerekli adımları atalım.

    :)

  81. Özgür Çakır

    Tansiyon fazla yükseldi buralarda. Ben bir magazin haberiyle biraz yumuşatayım! en iyisi :)

    malum bir Savaş Boyraz bilmecesi yaşanmıştı (iki portfolyo ile finalist olan ve sonra isim benzerliği nedeniyle 1970 doğumlu olduğu sanılan arkadaş).

    Soru işaretlerini gidermek için: http://savasboyraz.com

    Kazanamayanlardan olarak çirkefleşme hakkımı kullanıyor ve bir iki noktaya dikkat çekmek istiyorum:

    1. Katılımcının biyografisinde Mimar Sinan GSF öğrencisi olduğu yazıyor. Bazı fesat arkadaşların aklına hocası olan jüri üyesi Kamil Fırat geliyor değil mi? Tabi yine bu fesatların aklına bazı başka şeyler de gelmiştir… Hemen unutsunlar. Ben yarışma öncesinde hocasına fotoğraflarını göstermediğinden eminim ve takma adıyla yarıştığı için adil bir seçim olduğuna inanıyorum.. olur mu hiç öyle şey? :)

    2. Portfolyoyu alıcı gözle inceleyince seçimin adil bir seçim olma ihtimali de var, gerçekten iyi bir gözü var arkadaşın. Ancak “others” kısmı da dikkat çekici… Hadi hayırlısı…

    Yahu ne malzeme çıktı be. Vallahi pembe dizi gibi yarışma :))

  82. Sevgi Gul

    Bir kisisellestirmekten bahsediyorsak bu sizin karsilikli goygoylastiginiz sn.karasungur tarafindan yapilmistir oncelikle.

    Sizde kendisinden daha asagida kalmayip troll ifadesi kullaniyorsunuz.

    Bu yarisma konusunda yaraniz olmasa benim soylediklerimi cok iyi anlardiniz ama muhtemelen yarismaya bu yil ya da onceki yil katilip kazanamayanlardansiniz.

    Eminim sirtinizi sivazlayan bir juri uyesi tanidiginiz olsaydi, o yuksek ahlakiniz ve mukemmel durusunuz engel olurdu size torpil yapilmasina.

    Surekli laf yetistirme ve kalabaligi yapma sanatinizi takdir ettim sn.aksungur karasungur.
    Bir gun bu ezik psikolojiden kurtulup, basarili isler ortaya koyarak…yine bu islerinizle takdir toplamanizi temenni ederim.

  83. A. Murat Eren

    Troll olmakta bir sakınca yok :) Ben anonimliğe de troll’üğe de saygı, anlayış gösteren bir insanım. İş troll’lük yapanda değil, onu kontrol altında tutanda bitiyor neticede. En nihayetinde bir troll kimsenin söyleyemediklerini dile getirip kimilerinin aklında yeni soru işaretleri belirmesine, tartışmanın farklı boyutlar kazanmasına sebep olabilir. Bu da saygı duyulası bir şeydir, fakat benim izlenimim, bireysel saldırıların bu vazifeyi yerine getirmeye yardımcı olamadıkları yönünde.

    Bir satırda “benim için troll ifadesini kullanıyorsunuz” deyip bir alt satırda “belli ki önceki yıllarda katılıp kazanamayanlardansınız” deyişiniz karşısına geçip izlemeye değer, sık karşılaşılmayacak bir ironi :) Sanki önceki satırı tasdikler gibi.. Şu ana kadar hiç bir yarışmaya katılmadım, bu yarışma ile ilgim de yapılan haksızlığı ve işgüzarlığı duyurmak ile sınırlı idi. Bu esnada arada bir kaç kişinin canı elbette sıkılacaktı. Sizin de canınızı sıktıysam, üzgünüm.

    Sırt sıvazlayan jüri üyeleri ve sırtı sıvazlanan yarışmacılar ile o kadar ciddi bir empati kurma hali içerisindesiniz ki bir sonraki satırınızda sırtımın sıvazlandığı taktirde benim mükemmel duruşumun ve yüksek ahlâkımın bile dayanamayabileceğini ima ediyorsunuz. Sizin aslında Ulaş beyi savunuyor olmamama rağmen beni onun goygoycusu ilan edişiniz gibi, benim de şu sözlerinizden yola çıkıp sizin yarışmayı kazananlardan birisi mi mı yoksa jüri üyelerinden birisi mi olduğunuza dair spekülasyon yapmam beklenebilir. Fakat troll olmak ile olmamak arasındaki çizgiyi kaçırmayacak, kazananları ya da jüri üyelerini anlamsız varsayımlarla zan altında bırakmayacak kadar kadar mükemmel bir duruşum ve yüksek ahlâkım var neyse ki :p

  84. bizans

    Sayın Sevgi Gül, Murat Eren’in yarışma konusunda bir yarası olduğunu sanmıyorum, böyle bir şey olamaz.

    Bence kendisi bu yarışmalardan yarışmalara katılarak para pul peşinde pervane olanlardan daha iyi fotoğraf çekmektedir.

    Siz de zaten bu para pul düşkünlüğünü eleştirmiyor muydunuz?

    Ama öfke ile gelinen nokta her zamanki gibi Türk işi bir alınganlık gösterisine dönüştü.

    Aslolan fotoğraftır. Birbirimize karşı daha saygılı olalım ve yukarıdaki yazıda sözü edilen olguyu karartmayalım.

  85. gökhan bedir

    sevgi gül hanım a çok basit bir yanıtım var, geçen seneki yarışmada dereceye girenlerden birisi bendim ve bu olayı duyuran yayılmasını sağlayan da ben oldum ilk etapta, ayrıca benim fotoğraf serim birçok insanın yer almak için can attığı iz dergisinde yayınlandı, oradaki insanlarla da gayet güzel ilişkilerim olmuştu ödül töreninde, şimdi ahlak konusunda ahkam kesileceğine, varsayımlardan yola çıkıp bir yerlere varılacağına ben size kendi durumumun özetini sunuyorum, herhalde bu size yeterli gelecektir.
    olayın parayla pulla ilgisi olmadığının en büyük kanıtı herhalde elimizdeki ekipmanlardır, biz oradan gelecek ödülden çok daha fazlasını zaten ekipmanlarımıza harcıyoruz, ortada şartnameye aykırı bir durum vardı ve bu ortaya çıkartıldı, durum bu kadar basit… bunda anlaşılamayacak bir yan göremiyorum, tartışmaların böyle garip mecralara kayması da tedirginlik verici, ayrıca TFSF’nunun açıklaması bence gayet açıklayıcı olmuş ki zaten kendi yazılarımda da federasyondan hiç bahsetmiyordum ve bu yarışmanın federasyon onaylı olmadığını biliyorum…

  86. Özgür Çakır

    Sayın bizans (böyle biraz tuhaf oldu ama idare edin :),

    “Birbirimize karşı daha saygılı olalım”la bitirdiğiniz sözlerinizin içerisinde bu yarışmalara katılanları “para pul peşinde pervane olanlar” olarak tanımlamış olmanız yarışmanın katılımcılarına karşı ne kadar saygılı bir tutum? Oldu olacak katılımcıları suçlu edin olsun bitsin. Bu mudur yani konunun sizdeki karşılığı? Bizlerin bu yarışmaya katılmaktaki tek amacı para ödülü mü yani sizce?

    Pes.

  87. ulas devrim karasungur

    Ben halen bu para ödüllerinin fotoğrafa konu olan insanlara gitmesi taraftarıyım. Diyarbakır surları altında yaşayan insanlar veya odun kömürcüleri, farketmez. Direk veya bir dernek üzerinden. Farketmez.

    Ben finalistlerin yerinde olsaydım, bu skandal patlak verdiğinde hemen yarışmadan çekilirdim.
    Söz konusu finalistler şu ana kadar çekilmediler, hiç bir açıklamada bulunmadılar.

    Kimbilir, belki de bir üst amaçları var. Benim tek kabül edebileceğim üst amaç, söz konusu para ödülünü bu ödülün gerçek sahiplerine ( diyarbakırlı insanlar vela odun kömürcüsü emekçiler örneğin ) vermek olabilir. Başka bir üst amaç olamaz.

    Yok, eğer başka bir üst amaç var, olabilir diyorsanız, lütfen beni ikna edin :)

  88. A. Murat Eren

    Her geldiğimde 2-3 yeni yorum oluyor, yetişemeyebiliyorum. Bizans teveccüh göstermiş, sağ olsun, fakat yorumunda benim de katılmadığım bir nokta var ve o konudaki duruşumu netleştirmek isterim:

    İnsanların yarışmalara katılmak için çok farklı motivasyonları olabilir. Kimileri için para tek motivasyondur, kimileri için para motivasyonlardan sadece birisi olabilir, kimilerinin ise hiç umurunda olmayabilir. Bir kişi bir yarışmaya, yarışma konusuna değer verdiği ve katkıda bulunmak istediği için, bir jüri tarafından değerlendirilmiş olmak istediği için ya da sırf jüride çok sevdiği bir ismin fotoğraflarını görecek olması fikrini sevdiği için, prestij ya da reklam için, yarışıyor olma fikrini sevdiği için, bu deneyimi tatmak ya da heyecan için katılıyor olabilir. Daha bir çok motivasyon da sıralanabilir muhakkak. Para da dahil olmak üzere insanları yarışmalara katılmaya iten motivasyonların hiç birisini küçümsemiyorum. Ben fotoğrafı kafamda konumlandırdığım yer itibarı ile şu ana değin bir yarışmaya katılmadım, katılmayı da düşünmüyorum, hele para için bir yarışmaya katılmam da mümkün değil gibi görünüyor, fakat “hayatım boyunca hiç bir yarışmaya katılmayacağım” demem de anlamsız olur.

    Sevgili Bizans’ı uzun süredir tanıdığım için söylediği şeyin ardında ilk bakışta görünenden fazlası olduğunu biliyorum. Fakat onun sözlerini masaya yatırmak bana düşmez, dilerse kendisi yapar.

    Selamlar.

  89. bizans

    Her zamanki geleneksel alınganlıklar nedeniyle internet üzerinde sağlıklı tartışmak zor. Fakat düşüncelerimi bir kez daha yazayım ve neden böyle düşündüğümü de anlatayım: Tanıdığım fotoğrafçılardan bir kısmı profesyonel ve bir kısmı da amatör doğal olarak. Fakat amatör olan tanıdıklarım arasında yarışmalara katılanlar çok az, neredeyse yok diyebilirim. Fakat profesyoneller (fotoğrafçılıktan düzenli olarak para kazananlar) yarışmadan yarışmaya katılıyor. Jüri üyelerini de tanıdıkları için yarışmaya ve jüri üyelerinin beğenilerini gözeterek fotoğraf seçiyorlar, çeşitli dereceler alıp diğer yarışmalara hazırlanıyorlar. Bir dosya hazırlayan, bir fikri olan, belli bir tema çerçevesinde portfolyo düzenleyen yok, hep dağınık çalışmalar. Ben de sonuçları hayretle izliyorum.

    Doğru düzgün yarışmaları ve ulvi/safiyane amaçlarla bu yarışmalara katılanları tenzih ederek değinmek istediğim nokta yarışmaların kalitesi ve ortaya çıkan sonuçların düzeysizliğidir. Elimde bazı kitaplar var ki ibret belgesi olarak tutuyorum, bu kitaplar yarışma sonucu basılmış mansiyon alanları da gösteren kitaplar. Yarışmalar bu kitaplara baktığımda daha da küçülüyor gözümde, çünkü yayımlanan fotoğrafların hemen hepsi kötü, kalitesiz, duygudan düşünceden uzak şeyler. Çeşitli dedikodular da yıllardır söylenir durur, danışıklı dövüşlerin yapıldığı, yarışmacılarla jüri üyeleri arasındaki etik olmayan bağları duymayan yoktur sanırım. Bunlar acı söylentiler, hiç olmaması gerekirdi.

    Olmamışların yüksek mertebelere gelip yine bir şey olamayanlara el verip bir hamlığı büyütmelerine katkıda bulunanları ayıplarım. Türkiye’de neden fotoğrafçılığın gelişmemesinin nedenlerinden biri de bu yarışmalardır.

    Yabancı fotoğraf dergilerine bakıyorum da arkaik bir kişi dışında Ali Taptık, Nazif Topçuoğlu gibi adını duyuran pek fazla isim göremiyorum, oysa Güney Amerikadan Avustralya’ya kadar çeşitli ülkelerden isimler dergi sayfalarında, müzelerde boy gösteriyor. Burada da çok fotoğrafçı var, neden onları ‘dünya’da göremiyoruz?

    Çünkü bir bölümünü yarışmaların zehirlediği ifrat ile tefrit, cahillik ve çokbilmişlik arasında gidip gelen bir havamız ve “sanatımız” var.

    Nereye varacağız?

  90. Ağça

    Çok uzun yazmak istemiyorum ama gerekli olacak sanırım.

    Oncelikle su meshur hikayeyi hatirlatmak istiyorum. 5 maymunun hikayesi :

    Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya da bir merdiven konur ve tepesine de iple bir kangal muz asılır.

    Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır. Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.

    Bir süre sonra muzlara doğru hareketleneni diğer maymunlar engellemeye başlar.

    Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni bir maymun konulur. İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu bir de döverler.

    Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Bu da ilk atağında diğerleri tarafından cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.

    Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşinciside yenileriyle değiştirilir. Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.

    Neden mi?

    Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir…
    İşte bu nokta organizasyonel (ya da toplumsal) negatif öğrenmenin şartlanmanın başladığı yerdir.

    Tabi ulkemizde bunu her turlu organizasyonda her olayda gormemiz mumkun. Neden? insanlar ÇÖZÜM odaklı düşünmüyorlar. Konumuz olan hreketi başlatan Gökhan, Özgür, Murat gibi insanlar bir çözüm getirmek üzerine bir emek harcamışlar, diğerlerinin derdi nedir bunu anlamak da mümkün değil. Çözüm değil de yorum getiren arkadaşlara maymun hikayesini anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını tavsiye ediyorum.

    Peki bir çözüm olabilir mi? bir kac fikrim var:

    1. bir anti yarisma grubu kurulur, her yarismayi didklemeyi gorev edinir , tr capinda duzenlenen her foto yarismasi icin ayri ayri, sorular sorar notlar alir paylasir.
    2. federasyon kedi olali bir fare tutar, destekledigi butun yarismalarin seffaflasmasini sart kosar. Gelen portfolyolar, internet ortaminda gorulebilir olurlar , boylece insanlarin aklindaki portfolyolarının sumen alti edilmis olabilecegi sorusu kalkar.
    3. Fotograf amaci ile bir araya gelen her grup yarismalarin seffaflasmasi icin kampanya baslatir.

    bunlar ayak ustu aklima gelen bir kac fikir.

    Baska fikri olup paylasmak isteyen olursa sevinirim.

    selamlarımla,

  91. A. Murat Eren

    Merhabalar Ağça,

    Çözüm odaklı düşünmek verimli bir yaklaşım. Internet’ten bu derece ciddi tepkilerin yükselmesi aslında insanların gidişattan ne kadar rahatsız olduğunun bir göstergesi. Bu potansiyeli çözümleri tartışmak için kullanmak elbette pek güzel olur.

    Benim kafamdaki çözüm ile senin önerilerinden ikincisi bayağı örtüşüyor. Federasyonun dediğin şekilde yarışmalara müdahil olması için yarışma organizasyonunun TFSF’i davet etmesi gerekli, neticede TFSF “ben geldim, bundan sonra şöyle şöyle yapacaksınız” diyecek bir konumda değil (dileriz o otoriteye de kimse sahip olmaz, o ayrı). Yarışmaların TFSF’yi davet etmesi için tepeden aşağıya değil, aşağıdan tepeye doğru bir baskı olması gerekli. Yani fotoğraf yarışmasının katılımcılarına TFSF’nin bir yarışma organizasyonu ile beraber çalışmasının önemi anlatılmalı. Böylece muhtemel katılımcıların bir yarışmayı değerlendirmeleri esnasında TFSF bir kriter olur, yeterince önemli bir kriter olduğunda ise yarışma organizatörleri bunu görmezden gelemez.

    Peki bu nasıl olabilir? Hali hazırdaki düzeni ve TFSF’yi çok iyi tanımadığım için farazi konuşacağım. Bunların bir kısmı zaten yapılmıştır belki, bilemiyorum. Fikir alışverişi yapıyor oluşumuzdan cesaret alıyorum.

    1. TFSF en kısa zamanda -yurt dışındaki örnekleri de inceleyerek- bir fotoğraf yarışmasının nasıl yapılması gerektiğine dair bir öneriler listesi hazırlar.
    2. Bunu tartışmaya açar ve geri bildirimleri değerlendirir, makul bir süre içerisinde son haline kavuşturur (örneğin dediğin gibi bunun içerisinde “portfolyolaro internet’e koymak” da olur, “jüri oy ve gerekçelerini yarışma sonunda açıklamak” da olur, vesaire).

    Bu iki aşama sonunda elimizdeki şey TFSF tarafından yarışmaların akışı içerisine uyarlanabilir bir kurallar, öneriler listesidir. Bu önerilere uymayı kabul eden her yarışma da TFSF onaylı olacaktır… İkinci aşama TFSF’den çok bizler, fotoğrafın iyiliği için dışarıda savaş verenlere düşüyor:

    1. Günlüklerden, forumlardan TFSF’nin bir yarışmaya müdahil olmasının nasıl problemleri bertaraf edebileceği duyurulur, yazılır, çizilir. Bu konuda bir kamuoyu bilinci oluşturulmaya çalışılır.
    2. Düzenlenen yarışmalar takip edilir, üzerinde anlaşılmış olan kural/öneri listesini yarışmaya uyarlamak istemeyen yarışma organizasyonları ile bağlantıya geçilir, rica minnet edilir. Çeşitli kanallardan ikna edilmeye çalışılır.
    3. Kabul etmiyorlarsa yarışma protesto edilir, insanlara duyuru ile, yazı/çizi ile bu yarışmaya katılmamaları söylenir, katıldıkları koşulda nelerle karşılaşabildiklerine örnek olarak daha önce tarihte yaşanmış tatsızlıklar örnek verilir..

    Bu çözümün bir kaç dar boğazı var elbette. Bunlardan aklıma gelen bir kaçı şöyle:

    - Yarışma organize etmek için emek/para harcayan kişilerin kendilerine yük olacak tepeden inme bir otoriteyi kabul etmek istememe ihtimalleri.
    - Küçük pürüzler ve anlaşmazlıklar yüzünden yarışma organizatörleri ve TFSF temsilcilerinin ortak zeminde buluşamaması olasılığı.
    - Kabul edildiği koşulda bile TFSF ile bürokratik işlerin ve fikir alışverişlerinin yavaş olması olasılığı.
    - …

    Yani kolay bir şey değil, fakat imkansız olduğunu da düşünmüyorum.

    Ben şahsen böyle bir şeye sonuna kadar destek veririm. Elbette öncesinde TFSF’nin bu işi kıvırabileceğini görmek isterim. En nihayetinde derdimiz yarışmaları yokuşa sürüp gerçekleştirilemez hale getirmek değil, daha şeffaf hale getirmek, ki bunun hiç kimseye bir zararı olmaması gerekli.

    My 2 cents.

  92. Ağça

    Merhabalar Murat,

    Onerilerine gonulden katılıyorum. Bu seffaflık meselesinin cok da utopik olmadıgını gostermek adina buldugum bir kac yarisma sitesini paylasmak istedim. Tabi ki zorlama veya boyle olsun efenim diyerek ultimatom vermek gibi bir niyetim olamaz. Ornek gosterip paylasmak, cozum arayisi icinde olmak amacindayim :)

    http://www.smithsonianmag.com/photocontest/6th-annual/6th-people-7.html en azindan finalistler gorunuyor.

    http://www.crestock.com/blog/photography/the-crestock-photo-contest-round-1-winner-announcement-68.aspx seyirci favorilerini de sergileyecek kadar nazik davranmislar

    http://www.photoawards.com/en/Pages/Gallery/winner.php

    http://ngm.nationalgeographic.com/photo-contest/2009-galleries random fotograflar gosteriliyor. Akillica buldum..

    bilgilerinize

  93. Tuluhan

    Peki kim kazandı bilen varmı???Fotoğrafevinin sayfasında veya HSBC nin sayfasında sonuçları göremedim……

  94. serkant hekimci

    Kazanan Otogar İstanbul çalışmasıyla Savaş Boyraz…

  95. TFSF

    Sayın A. Murat Eren,

    Yapıcı öneri ve eleştirileriniz için teşekkür ederim. Öncelikle yarışmaların bizim onayımızla yapılması konusunda gücümüzün sınırlılığı ve bunda dernek üyelerimiz ve katılımcılarımızla kolektif bir baskı unsuru olunması zorunluluğuna yönelik ifadeleriniz mevcut durumu iyi tespit ediyor.

    Yine sizin de tahmin ettiğiniz gibi önerilerinizin bir çoğunu zaten uyguladık, denedik ve geliştirerek deniyoruz. Yarışma onayı ve standartları konusunda başladığımızdan çok daha iyi bir yerdeyiz.

    Yarışma temsilciliği uygulamamıza başta büyük direnç gösterenlerin, şimdi bu uygulamadan memnun olduklarını açık biçimde görüyoruz.

    Buradan yola çıkarak yapacaklarımızın daha çok olduğunu ve mükemmelden henüz uzak olduğumuzu biliyor ve bu yolda çalışmamızı sürdürüyoruz. Sizin gibi fotoğrafa salt sevgiyle yaklaşan dostlarımızdan her düzey ve nitelikte destek ve görüşe açığız.

    Yarışmaların internet üzerinde şeffaflaşması üzerinde düşünülmesi gereken bir öneriniz.

    Takdir edersiniz ki, bunu öncelikle düzenleyicilerin kabul etmesi gerekiyor, bu iş teknik alt yapı, personel ve belli bir masrafa ihtiyaç doğuracaktır. Bunlara hazır olan düzenleyicilerin fazla olduğunu düşünmek iyimserlik olur. Ama konuyu ilk yönetim kurulu toplantımızda ele almamızı önereceğim. Hiç değilse bu onuda düzenleyicileri özendirici bazı iyileştirme veya yönlendirmelere gidebilir ve zamanla bu konuyu genele yayarız.

    Tekrar teşekkür eder, saygılar sunarım.
    M. Turgay Bilge
    TFSF Bşk. Yrd.

  96. ayhan

    Federasyondan onay almak gerekli mi bir yarışma düzenlemek için? bilemiyorum, sonuçta federasyon da bir dernekler topluluğu ve kararları üye olan dernekleri bağlar diye düşünüyorum. ancak jüriye baktığımızda bu tür yarışmalar nedense sadece fotoğraf dergisi köşe yazarları tarafından düzenlenebilirmiş gibi bir izlenim doğuyor. ve tam burada daha önce düzenlenmiş fotoğraf yarışmalarında, özellikle FOTOĞRAF DERGİSİ İlintili köşe yazarlarının jüri üyeliği yaptığı yarışmalarda, dereceye girenlerden (ve özellikle birinci olanların) kaçının jürideki kişilerin yakını, öğrencisi, tanıdığı, eşi, akrabası vs. gibi sorular geliveriyor insanın aklına. araştırma yapmak isteyen arkadaşlara önerilir. ikincisi bu konu ciddi anlamda dolandırıcılık şüpheside içeriyor çünkü ortada ödül olarak konulmuş maddi bir değer var. bu konuda yapılacaklarla ilgili hukukçu arkadaşlar bilgilendirebilirler bizleri. tfsf’ den onay alması da çok ciddi bir durum olmazdı bence denetim olmadıktan sonra. ama en azından bu tür suistimallerin önüne geçmek için bir tür denetim mekanizmasının olması da gerekiyor. sayın ağça’ nın yazdıkları da bir nevi denetim yolu tabi ki ( işte internet ortamında gördüğümüz bu çalışmayı da bir çeşit denetim kabul edebiliriz) ve fakat bir yaptırımı olması gerekiyor (örneğin şaibeli işleri tespit edilenlerin bir daha bu tür yarışmalarda jüri üyesi olamaması, yarışmalara katılamaması vs. gibi.) ancak bunu da kim yapacak belli değil çünkü fotoğraf konusunda büyük bir boşluk var hep aynı kişilerin jüri üyesi olmasından da bu belli oluyor zaten. jüri olabilmek bir düzenlemeye tabi olabilir belki de. iyi akşamlar diliyorum.

  97. Thor

    yorgan gitti kavga bitti sanırım:), herkese sevgiler…

  98. serkant hekimci

    bu kadar basit değil…verilen tepkide ikigünlük tepki değildi…bu örnekti,ve sadece fotoğrafta değil heralanda verilmesi gereken en temel tepkilerden biriydi…EĞER BİR HAKSIZLIK VARSA TEPKİNİZİ GÖSTERİRSİNİZ…bundan sonra böyle bir işe fütursuzca kalkışacak olanlar birdefa daha düşünürler!……ben basit bir fotoğraf severim ancak bir yarışma için emek sarfetmekle yapılan haksızlık sonrası tüm tepki makanizmalarına hak kazanmış olan bir fotoğraf severim.hakkımı sonuna kadar,gittiği yere kadar kullanırım..yani o kadar basit değil…..dilerim sizin içinde olmasın…..

  99. Sina

    Bknz guzel bir yarışma sonucu. Kim neden seçilmiş neden seçilmemiş açıkça yazılmış herşeyiyle.
    http://www.fototrek.com/ucuncuyarismasonucu.html
    Konuya ilişkin guzel bir örnek olduğunu düşünüyorum…

  100. ulaş devrim karasungur

    Ahanda size, taptaze, fırından yeni çıkmış, çıtır mı çıtır, dumanı üstünde tüten bir fotoğraf yarışması skandalı daha. Pide değil, daha çok tezek tadında :)

    http://www.fotokritik.com/forum/104810

    Eskiden aylık dergileri beklerdik. Acaba hangi yeni güzel gelişimleri ( sanatçılar, yeni fotoğraflar, harbi fotoğraf okumaları falan-fişmekan ) göreceğiz. Şimdi ise, önümüzdeki ay hangi yarışma skandalı patlak verecek diye merakla bekliyoruz.

    Ben artık kesinlikle, federasyonmuş, ifsakmış, bilmem ne derneğiymiş; hepsini tümden reddediyorum. Bunlar hiç bir şekilde Türk fotoğrafını temsil etmiyor. Temsil etmeye de hakları yok. Fotoğrafla ciddi bir şekilde ilgilenen herkese de bu tür oluşumlardan uzak durmalarını tavsiye ediyorum.

  101. TFSF

    Değerli Fotoğraf Dostlarımız,
    TFSF’nin kurumsal kimliği üzerine bazı önyargılı kişilerce yönelen ucuz ve aceleci değerlendirmeleri muhatap almaksızın ve yanıtsız bırakarak;
    “Cumhuriyet Coşkusu Yarışması”yla ilgili olarak gerekli incelemeyi başlatmış bulunmaktayız.
    Bir an önce vardığımız karar ve sonuç hakkında genel bilgilendirme yapacağız.
    Saygılarımızla,
    M. Turgay Bilge
    TFSF Bşk. Yrd.

  102. murat ibranoğlu

    “”"Etik, kural demedik, Görmek Değer Vermektir Fotoğraf Yarışması finalistlerinin bir kısmını sizlerden, bir kısmını da bizlerden seçtik. Eğitmenlerimiz olarak listelediğimiz isimlerin ve onların yakınlarının bizim düzenlediğimiz bir fotoğraf yarışmasında finale kalmasında garip bir şey göremedik. Bizim ülkede bu işler böyle yürür. İhaleleri de iktidar yanlılarına veririz mesela. Ha sanat, ha siyaset. “Dünyanın Yerel Bankası” olmakla övünen HSBC’nin bu konuda bize anlayış göstereceğine hiç şüphemiz yok. Zira mevzunun ziyadesiyle yerel olduğu konusunda bize katılacağınızı tahmin ediyoruz.”" Bu  süper   Türkçe meali :)))  slamlarımla

  103. doğuş kozal

    gözünü sevdiğimin printscreen’i.
    aslında bir bakıma çok üzüldüm böyle birşeyin olmasına çünkü fotoğraf evidir beni bruno barbey ile buluşturan kurum . ayrıca iz dergisini de hiç yabana atasım yok.fakat bu durum tamamen türk usulu ve hatta daraltırsak ara güler mantığı çerçevesinde hazırlanmış bulunmakta ( sadece ara güler yaptı demiyorum ) diye düşünüyorum.bu ilk defa olan bir vaka değil ama bu kadar aleni yapmaları ve “acemice” davranmaları çok “komikçil ” olmuş.keşke en azından daha samimi bir açıklama getirselermiş en azından sonradan aslında daha çok çamura bulandılar.alttan açtılar üsten kapadılar gibi olmuş.neyse o yüzdendir ki hiçbir yarışmaya katılmıyorum, o yüzdendir ki  bu konuyla ilgili yetkin sanatçılar ve proflar tanıdığım için çok şanslı hissediyorum.zannetmeyin ki torpilliyim teker teker defalarca mailler attım sırf düzgün ve akademik yorumlar almak için.bence gerçekten fotoğrafla uğraşıyorsanız böyle safsatalarla uğraşacağınıza gidin bir üniversitenin kapısına güzel sanatların önünde saatlerce durun hocaları gördükçe durdurun.dilenin ama para için değil sanat için.
    * son 2 gündür hiç uyamadan proje yetiştirmeye çalıştığım için imla konusunda büyük hatalar aptığımın farkında olduğum gibi düzeltme lüksünü şu an kendime görmüyorum.bu nedenden dolayı özür diliyorum.

  104. doğuş kozal

    sayın sevgi gül, sanırım sizde fotoğraf evi mantığındasınız.size diyeceğim şudur ki açıkcası benim sırtımı sıvazlayan jüri üyesi tanıdığım insanlar var ama ben bu güne kadar onlarla ne bir sergiye dahil oldum ne de herhangi bir yarışmaya katıldım.açtığım tüm sergilerde de farklı kruatörlerden davetiye aldım ve 4 karma sergiye katıldım.sırtımı sıvazlayan tüm insanları da karşıma aldım ve odtüdeki mühendislik eğitimimi 3. sınıftan terk ederek almanyaya fotoğrafçılık eğitimi için geldim ( burada da tanıdığım gurbetçi veya aile falan yok tamamen bertol brecht etkisinden dolayı burdayım türkiyeli de değilim kıbrıs vatandaşıyım sadece ).umarım yazdıklarım yazdığınız tüm kelimeleri ağzınıza ve kursak bölgenize yer yer sıralı yer yer dağınık bir biçimde dizmiştir. saygılar.

  105. marsyas

    “İyi diyon da yiğenim, sonuçlar şindiden belli, bi de o kadar özenmişin, gendin gendine garannık odada basmışın bu fotorafları. Neyse… go şuraya, o kadar getirmişin madem…”

    Yıllar önce (galiba 15-16yıl oluyor) İzmir’de bir “xxxx belediyesinin” açtığı yarışma için hazırladığım fotoğraflarımı elden teslim ederken sorduğum bir soruya, görevlinin verdiği yanıttır yukarıda yazanlar.

    Bu ve benzerleri hep vardı, hep olacak… ve ne yazık ki bu ve benzeri onlarca örnek (sadece yarışma olayı değil, sol sütunu biraz bızıklayın :) ) 13′ünde başladığım ve 25. yılını doldurduğum fotoğraf yaşamımda, fotoğrafı artık sadece “$” olarak görmeme neden oluyor. Onlar ve onlar gibi “onlarca” kişi kurum kuruluşu kutlar, kendilerine mısır çarşısından hint kınası hedaye ederim.

    “Banane lan senin andropozvari işkillenen fotoğraf felsefenden, …” diyenler ya da diyecek olanlara da diyecek hiç bir şeyim kalmadı. Saygı duyarım sadece; fikir fikirdir sonuçta.

  106. ZENN

    Sevgili Meren, seni ve Sina Demiral´ı tebrik etmek istedim boyle bir olayı gormemizi sagladıgınız icin.

Bir yorum bırakın, şanınız yürüsün