Meren Abla ile “Hangi Fotoğraf Makinesini Alayım?” Kuşağı

27/01/2010, 00:42

Çok sevdiğim bir hocam anlatmıştı: Einstein üniversitede profesör iken kendisine gelip referans mektubu isteyen hiçbir öğrenciyi geri çevirmezmiş. Kendisine ulaşmayı beceren her öğrenci bir referans mektubu alırmış kendisinden. Bunu bilmeyen üniversiteler bir süre elinde Einstein referansı ile gelen her öğrenciyi hemen kabul etmişler, sonra Einstein’in her gelene referans verdiği ortaya çıkmış, olaylar gelişmiş.

Giderek artan bir sıklıkta  “hangi fotoğraf makinesini tavsiye edersin?” soruları ile karşılaşıyorum. Bence bir insana yapabileceğiniz en büyük iyiliklerden birisi ona bir konuda ne düşündüğünü sormaktır. Ben de bir istisna değilim, fakat yardımcı olamayacağım bir konuda gelen bu sorulara beklenen yanıtları veremiyorum. Her seferinde neden veremediğimi anlatmak da güç oluyor. Ben de en sonunda günlük üzerinden genel bir cevap vermeye, soranları da nazikçe bu yazıya yönlendirmeye karar verdim. Bu yazıya harcadığım vakti önümüzdeki 8 “hangi fotoğraf makinesi?” sorusunu bu yazıya yönlendirerek amorti edeceğimi düşünüyorum.

Muhatabı olma şerefine nail olduğum sorular çok çeşitli:

  • Başlangıç olarak hangi makineyi tavsiye edersin?
  • Profesyonel anlamda hangi makineye geçsem iyi olur?
  • Şu lenslerim var, bunların üstüne hangi lensi almalıyım?

Hiç bir sosyalleşme fırsatını kaçırmak istemeyen çok cana yakın bir insan olduğum için kimseyi geri çeviremiyor, herkese bir şey söylüyorum. Mesela “D3000 al” diyorum, “D700 süper olur” diyorum, “bunların yanında bir 85mm f/1.8 olsa tadından yenmezdi şimdi” diyorum.

Biliyorum. Bir gün Einstein’ın bol keseden referans mektubu dağıttığı gibi her gelene bir tavsiye verdiğim, fakat bunların aslında neredeyse hiçbir dayanağı olmadığı, sırf insanlar soruyor diye o sıralar aklımda ne varsa onu önerdiğim meydana çıkacak… Bu yüzden daha geç olmadan itiraf etmek, tüm çıplaklığı ile “Meren’in ve ekipman tavsiyelerinin ardındaki skandal“ı kendi ellerimle gözler önüne sermek istiyorum. Arkamdan en azından “çok seviyesiz bir insandı ama kendi ipini kendisi çekti” densin istiyorum (düşsem bile bir avuç toprakla kalkıyorum, çok cingözüm).

Zaten kimin hangi fotoğraf makinesi ile mutlu olacağını bilmem, kimin koleksiyonuna hangi lensi eklemesi durumunda o benim hakkında hiçbir fikrimin olmadığı ama onun çekme hayalleri kurduğu fotoğrafları çekebilmeye başlayacağını -çok spesifik şekilde belirlenmiş sınırlar içerisinde kalan bir ekipman aranmadığı durumlarda- tahmin etmem, onlarca soru sormadan elbette mümkün değil. Yüz yüze olmayınca da bu soruları sormak ve yanıtlarını beklemek çok yorucu oluyor. Ben de mecburen … atıveriyorum :( Evet! Resmen atıyorum :( Mesela “D3000 al” diyorum, “D700 süper olur” diyorum, “bunların yanında bir 85mm f/1.8 olsa tadından yenmezdi şimdi” diyorum.

Bize fotoğraftan anlıyor ayağı çektin, seni yüzsüz” diyerek bu sayfayı terk etmeden önce şunu ifade etmeme müsaade et sevgili okur: Şu güne değin milyonlarca insan benden aldığı tavsiyelerden yola çıkarak fotoğraf makinesi, lens, flaş, filtre, çanta, vesaire aldı (belki tam milyon olmasa da en az 50 kişi vardır). İşin garip tarafı ise bir kişi bile gelip “verdiğin tavsiye hiç işe yaramadı” ya da “önerdiğin fotoğraf makinesi hiç de güzel çıkmadı” demedi. Gerçekten.

Neden?

Çünkü piyasaya bir ürün sürmek pek öyle kolay bir şey değil. O ürünü ortaya çıkarmak için gereken bilgi birikimini ve parayı bir araya getirmek, ürünü planlamak, tasarlamak, üründen yeterince üretmek,  onu insanların kulağına çalınacak kadar reklamını yapmak, ellerini uzattıklarında alabilecekleri uzaklığa ulaştırıp koymak hiç kolay değil. Bunu hele bu rekabet ortamında başarmak, hiç mi hiç kolay değil… Bu aslında şu demek oluyor, “kullandığım view camera için 20 megapikselden daha yüksek çözünürlük sunan, fotoğraf başına 1.5 saniye performansı yakalayabileceğim, ISO 50′ye inebilen ve $25.000 dolardan ucuz olan bir digital back arıyorum” türünden sorularınız yoksa, -sıkı durun-, neredeyse ne alırsanız alın, seçiminizle mutlu olacaksınız (bu günlükte ikinci kez bold kullandırttınız bana)…

Peki ne alacağınıza neye göre karar vereceksiniz?

Elbette ne kadar harcamak istediğinize göre karar vereceksiniz. Çünkü eğer dijital fotoğraf makinelerinden konuşuyorsak fiyat ve performans arasında, özellikle $400 dolar $2500 dolar bandı içerisinde, neredeyse doğrusal bir ilişki var.

Hele hele tek bir marka ve bir yaşından daha eski olmayan ürünler için konuşuyorsak, mesela $1200 dolar verip alacağınız Nikon fotoğraf makinesi $800 dolar verip alacağınız bir fotoğraf makinesinden kesinlikle daha iyi olacak. Çünkü diğer türlü $1200 dolar verip o daha kötü fotoğraf makinesini alan Nikon müşterileri $800 dolarlık makineyi görünce Nikon’la külahları değişirler.

Yine de bir tavsiye istiyorsanız, buyurun: yeni başlıyorsanız, bir yaşından daha yaşlı olmayan en ucuz alternatiflere yönelmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Eğer yeni ürün alma takıntınız yok ise  3 yaşından daha yaşlı olmayan ikinci el bir fotoğraf makinesi almayı da düşünebilirsiniz (ben öyle yaptım; ilk fotoğraf makinem dünyanın en ucuz dijital fotoğraf makinesi idi, 2. ve 3. fotoğraf makinelerim ikinci el idi, 4. fotoğraf makinem refurbished idi, incilerim dökülmedi).

***

Peki. Yazar bu kompozisyonda ne anlatmak istemiş, lütfen yanıtlayınız*:

a. “Gelip bana bunları sormayın arkadaşım, ben işi gücü olan, insanların bana soru sormasından filan hiç hazzetmeyen ıssız bir adamım, vallahi kalbinizi kırarım, sonra söylemedi demeyin”.
b. “Bana sağladığınız bilgiler o kadar yetersiz oluyor ki, ne almanızın doğru olacağı hakkında zerre kadar fikrim olmuyor ve doğrudan sallıyorum, ama bu sizi sevmediğim anlamına gelmiyor”.
c. “Einstein filan gibi bir adam olduğumu düşünüyorum”.
d. “Bu günlük sayesinde bir milyon fotoğraf makinesi otuz bin de lens satıldı, rep’leri bekliyorum”.

Evet. Özetle, ne kadar harcamak istediğinize karar verin, o fiyata ne alınabildiğini araştırın, eğer iterseniz belki sonra bana “şu kadar paraya şu fotoğraf makinesini almaya karar verdim, yapmak istediklerim de şunlar şunlar, sence iyi midir?” diye sorun. Ben de birileri size $500 dolara su geçirmez bir kullan at fotoğraf makinesi satmaya çalışıyorsa araya girip “onu alma bence” diyerek yardımcı olmaya çalışayım.

*: doğru cevap “b” olacaktı.

Blog Widget by LinkWithin

“Meren Abla ile “Hangi Fotoğraf Makinesini Alayım?” Kuşağı” için 12 yorum yapılmış.

  1. Yalçın AYDIN

    Murat, bu soru için tek bir cevap verip sıyrılmak mümküm değil ne yazık ki :)
    Ben de hergün bu konuda sorular alıyorum ve sonunda bir rehber yazayım dedim ama sorular kesildi mi? Hayır :)
    Bu da bu soru için benim cevaplarım:
    http://www.bascek.com/244/dslr-satin-alirken-nelere-dikkat-etmeli/
    http://www.bascek.com/401/dslr-satin-alma-rehberi-aralik-2009/

  2. Faruk Ahmet

    Ben de yakınlarda, yılbaşı civarı, Black Friday lütfuyla bir Canon 450D aldım, başlangıç aleti olaraktan. Almadan önce onlarca yüzlerce eleştiri, karşılaştırma vs. okumakdan gözlerim bozuldu, sıtkım sıyrıldı… Bütün o okumalardan da bir şey çıksa!

    Çıktı da aslında; o da şu: Sony, Panasonic gibi markaların yine de birtakım eksileri, olayı birazcık geriden takip etmelerinden kaynaklanan eksiklikleri olabiliyor —bu fark giderek kapansa da. Ama Nikon ve Canon arasında cidden hemen hiçbir belirgin fark yok. Bir tarafın bir fazlası varsa da, diğer tarafın bunu dengeleyecek başka bir artısı oluyor…  O yüzden, hani ben fotoğrafçı değilim, amatör bile sayılmam ama, verebileceğim bir tavsiye var; o da mümkünse makinelerin şöyle bir ele alınması, birkaç gün deneme sürüşü yapılması. Günün sonunda her şey makineyi kullanırken rahat edip edemediğinize, ayarlarla uğraşmaktansa vizöre odaklanıp odaklanamadığınıza kalıyor (sanırım. bence.). 450D almaya karar vermeden önce, aynı kulvardan rakibi sayılabilecek (biraz eski de olsa) Nikon D60′ı bir hafta deneme fırsatı buldum. Gayet iyi sonuçlar veren, kaliteli bir makine. Gel gör ki tutuşunu, butonlarının dizilişini, ekran ayarlarını…kısaca kullanımını pek sevmedim, alışamadım. 450D’de karar kılarken beni en çok etkileyen faktörler nerdeyse bunlardı —önemsiz görünebileceğini biliyorum ama, bence megapiksel sayısından da, ancak A3 ve üzeri boyutlarda bastığınızda (kaçımız yapıyoruz?) anlayabileceğiniz minicik “image quality” farklarından da, bunlara benzer, eleştiri sitelerinde sayfalarca dökümü verilen teknik rakamlardan da daha mühim şeyler.

    Makinemi çok kullanma fırsatı bulamadım henüz, ama elimde durduğu kadarıyla doğru bir seçim yaptığımı düşünüyorum. Ama D60′ın, o arada sanırım tüm Nikonların, Canon’lara (ve o arada benim makineme) bariz üstün olduğu bir alan var galiba: shutter sesi. D60′ın çıkardığı ses neredeyse ilk makinem Canon AE-1′inki kadar güzeldi; 450D ise iğrenç, tiz, mekanik bir zırıltı çıkarıyor; tek üzüntüm bu :(

  3. A. Murat Eren

    Yalçın, üzerinde çalışılmış inceleme yazıları hazırlamışsın, fakat “ne almalıyım” diye bakınan kitlenin %95′ine bir diğer kafa karışıklığı katmanı dışında pek bir şey verdiğini düşünmüyorum o yazıların. Fakat buraya gelip “dostum geyiği kes de şöyle karşılaştırmalı bir liste ver gönlümüz açılsın” diyenlere seve seve o yazıları tavsiye ederim.

    Bu günlük Faruk Ahmet gibi insanlar için :)

  4. Faruk Ahmet

    Bu günlük Faruk Ahmet gibi insanlar için :)”
    “Işık, gölge, vesaire” yerine bunu slogan yapman lazım bence. Aha şuraya yazıyorum, ziyaretçi sayın katlanmazsa ben de fahmet değilim.

  5. Nazim Keven

    Meren ustadim boyle guzel yaziyon her makineyle olur diyon ondan sonra gidip D700 tanitimi yapip yuregimizin yaglarini da eritiyon ama. Valla senin yuzunden nerdeyse gaza gelip burada gordugum bir ikinci el D700′e atliyordum, sonra cus dedim kendime, senin neyine D700 :) Ama bir full frame alicam bak buraya yaziyorum, hele bir iki yil daha gecsin fiyatlari biraz daha ucuzlasin.

    Dijitale gectigim ilk zamanlarda makinelere bir sure cok kafayi taktim, o mu bu mu su mu, ki galiba cogu amator fotografci boyle gereksiz bir faza giriyor. Simdi bakinca ne zaman kaybiymis diyorum. Onemli olan boyle bir fazda kalmayip oradan cikabilmek tabi, ki gunumuzde cok az fotograf sever bunu yapabiliyor, ne yalan soyleyeyim bana da arada geliyor yeni makine alma tutkulari. Sagolsun markalarin teknoloji yarisi, reklamlarla milleti gazlamalari, internette review cilgini siteler, o ozellik bu ozellik derken insan fena kaptirabiliyor. Fotografciliga yeni baslamis ve yeni makine alicaklar icin durum daha da zor, bu piyasada insanin salaga donmemesi mumkun degil, o kadar ozellik ve secenek var ki. Cogu da gereksiz cok nadiren kullanacagin ozellikler. Eskiden neydi bi Canon AE-1 ile, ne biliyim bi Nikon FM ile bi omur fotograf cekilirdi, simdi ki makinelerin hepsi onlardan kat ve kat daha fazla ozellige sahip ama biz habire degistirmeye ugrasiyoruz. Bence yeni baslayan bu ise cok para dokmeden once dedigin gibi ucuz bi modelle baslasin, hatta mumkunse ikinci el alsin. ben hep bir jenerasyon geriden takip ediyorum piyasayi misal, para kaybini minimuma indirmek icin. Asil olay sahib oldugun lenslerde, butun parayi makineye dokup dandik lenslerle cekecegine, ikinci el ucuz bir makine alip onune guzel ve hizli bir lens takmak cok daha mantikli. Sonra yeni baslayan bence hafif bi makine alsin ki surekli yaninda tasiyabilsin derim nacizane, ne de olsa yaninda tasimadigin 5000$’lik makine, dogru zamanda dogru yerde olan 200-300$’lik bir makineden iyi fotolar cekemez :)
     
     
     
     

  6. Aydin Tokmak

    hehe, bu fellik fellik makine arayışından sonraki adımda 18-55 gibi aslında fotoğrafçıya lûtuf niteliğindeki lensin yetmediğini anlamaktır. İlk başta burun kıvrılır. çekilen fotoğraflar kompakt makineler kadar bile başarılı değildir. Sinir bozulur ve tekrar bi araştırmaya gidilir. Alınan ilk lens Sigma’nın (daha sonraları çivi çakma içinde kullanılabilecek lensi olan) 70-300 mm F4-5,6 çakma makrosu olur. Bu aynen böyle gelişir. Ama fotoğrafçı çok mutludur artık. 300 mm’de istediği fotoğrafı çekebilmektedir.

  7. filizt

    :))))
    e.şıkkı
    Uğraştırmayın beni çalışın öğrenin kendiniz, kendi  cevabınızı bulun…
    sevgiler

  8. fatih

    Aslında 1500-2000 dolar tutarında bir hobi için yapılan alış öncesi ince eleyip sık dokumak normal gibi geliyor bana. Gereksiz gibi görünse de araştırma yapmak bir yerde hem çok zevkli hem de birşeyler öğreten bir süreç.  Ama;  maalesef yurdum insanının bu konuda da özellikli bir davranış şekli var. İnsana istediği bilgiden de fazlasını veren şu internet ortamında birazcık araştırma yapma külfetine katlanmayıp “armut piş ağzıma düş”  mantığıyla soruyor çoğu kimse bu soruları.

    (şu güvenlik kodunu ilk seferde bir kere doğru girsem , sadece bana mı zor geliyor acaba—göz doktoru—gözlük—lazer….)

  9. Timuçin Hızal

    ISO 50′ye inebilen ve $25.000 dolardan ucuz olan bir digital back arıyorum” türünden sorularınız yoksa,

    Evet var :) Orta format tecrübeni bilmiyorum ama büyük ihtimalle, gelecekte senin de yapacağın işlerden birisi orta format bir makineye geçmek olacaktır, -kısık sesle- biraz pahallı olsa bile. (sonra evde cam çerçeve inmesin :p)
    Son günlerde onu mu bunu mu derken, araştırmalarım beni canon5Dmk2 D700 karmaşasına soktu. Senin ve birçok arkadaşımın radikal nikoncu olması beni canon’dan uzaklaştırsa da ihtiyacım olan 20mp ve üstünü karşılayabilen tek ara model (iyisi çıkana kadar) gene canon da. Sonra büyük bir şans eseri elime test etmem için 5Dmk2 ve 1Dmk4 geçti. 16mp Mk4 video+ölçüm+hız ve renk açısından bir anda Mk2 yi yerle bir etti (test 24-70 2.8 objektif ile yapıldı) Canon 1Dmk4 ile durmayıp yakında “S” versiyonunu çıkartacağı için onu beklemeye karar vermişken elimde duran RB67 set için dijital back araştırmam sırasında bunu buldum. Fiyat gayet makul. Sonra yeni çıkan DM serisini buldum. Fiyat tam 2 katı.
    Sadede gelirsem böyle bir back alırsam yanına bir 645 AFD III alarak kendimi orta format cennetinde bulmuş olur, her seferinde elime alıp iç geçirdiğim H3DII 50 ye bir adım yaklaşmış olurum. Hatta bir çılgınlık edip bir Bulldog alarak Linhof M 679 hayalim ile de dalga geçmiş olurum. Sorum şu, ZD back mi, DM back mi?

  10. A. Murat Eren

    Orta format kamera tecrübem ve bilgim genel kültür seviyesinde, piyasayı biliyorum, teknolojinin geldiği son nokta neresi haberdarım, fakat o kadar. Cebinden bunca para çıkacak birisinin bu konuda benden tavsiye almak isteyeceğini sanmıyorum :) “Yok illa alayım” dersen de “elbette DM back” derim, “kocaman ekran, yayla gibi”.

  11. Timuçin Hızal

    :) emin ol daha çok şey biliyorsun. Sadece bir gün şansın olursa 1970 lerden bir yashica ile bir makara film harca. Bu formatın tutsağı olacaksın. Victor magazine’e konu olan fotoğrafçılar orta format Hasselblad üstadlarıdır. Yapılan işlerin ne kadar üst seviyede olduğunu fark edeceksin. Bunları yazmamın sebebi bir gün bu blog da orta format tecrübelerini bizimle paylaşırsan, okumaktan büyük keyif alırım.
    edit: DM back’i bir kenara yazdım ;)

  12. uygarmitat

    Samsung i900 Omnia ile çektiğim ileri düzey amatör fotoğraflarıma bakıp “anaaaa ben fotoğraf çekmeliyim” dediğim gün D-SLR fotoğraf makinesi almaya karar verdim ve işi bildiğini düşündüğüm kişilere sordum. Sağolsunlar ben bir sordum onlar bana on soru sordu ve maddi imkanlar, çekim yapılacak alanlar, beklentiler vs. derken Nikon D80 alıvermiştim.
    Fotoğraf makinemle aramda fetişik bir bağ kurduğum için ona arkadaş almayı düşünüyorum. Yine aynı kişilere soracağım ve birinin canon 5d ya da nikon D700 demesini bekleyeceğim :)

Bir yorum bırakın, şanınız yürüsün