Çok Yoğun Olduğumuzda Ne Yaparız? Yaşamak Şakaya Gelir mi?

20/11/2010, 02:08

Zaman zaman önümü alamıyor, büyük bir ciddiyetle yaşıyorum hayatı. Bir sincap gibi mesela. Hayır, sincapları taktir ediyorum, o ayrı, fakat hayatın gözü de doymuyor ki arkadaşım. Hayata karşı ne kadar ciddi isen, hayat senden o kadar daha çoğunu istiyor. Sırtında bir ciddiyet çomağı, ucunda bir tatmin. Bir tedirginlik, ciddiyet. Daha fenası bir tedirginlik, bir ciddiyet…

Düşünün ki işleriniz başınızdan aşkın, onlarla uğraştığınız o masadan bir daha kalkmamak ihtimali de var. O an oradasınız, o hengâmeyi yaşıyorsunuz. İşler orada, onlar da var, ve size bakıyor. Muhtemelen birkaç sene sonra “hiçbir anlamı yokmuş, boşuna ne kadar zorlamışım kendimi” diye hatırlayacağınız bir koşturmaca içinde dalmış gitmişsiniz, bir tedirginsiniz, bir ciddi. Ne yaparsınız? Bilemiyoruz efendim. Bilemiyorsunuz tabi. Kimse bilemiyor. Yuvarlanıp gidiyoruz.

Bir haftadır anormal derecede yoğundum ben. Klinisyenler var beraber çalıştığım, bir takım sonuçlar bekliyorlardı benden. Katkılarımı bekleyen makaleler vardı, irili ufaklı -ve çoğunlukla gereksiz- toplantılar, -keyifli/keyifsiz- projeler içinde yüzüyordum. Üstüne üstlük elimde bir konu var, o kadar heyecanlı ki göz açtırmıyor kerata, her dakika onunla uğraşayım istiyorum. Velhasılı, son bir haftadır günde 14-15 saat laboratuvardayım. Gençmişçesine çalışıyor; “Meren yaşlandı artık” diyenleri utandırıyorum. Ama hiçbir şey bitmiyor gibi. Böyle bir sıkışıklık içerisinde, her şeyin üstüne, bir de bir sunum hazırlıyorum geçen gece; sunumun sayfaları bana bakıyor, ben onlara bakıyorum (hafif tedirgin “bitmeyecek bu, vallahi bitmeyecek :(” bakışları, hafif ciddi “bittin dostum sen, bittin, defterini düreceğim senin” tehditlerine karışıyor; sunumun da kafası karışık … kendisi de karışık zaten, bir türlü toparlayamıyorum).

Bu yoğunluğa ve bu ciddiyete çok darıldım ben. Sunum karşımda açık, hasbelkader o esnada hikâyesini az sonra anlatacağım bir figüre bakıyorum…

Tamam”. “Bu kadar“, dedim. Baktığım sayfanın çıktısını aldım yazıcıdan. Kalktım. Bizim oralardaki bir dövmeciye gittim. “Bunu koluma istiyorum” dedim. Yarı şaşkın “şimdi mi?” diye sordu. Saat gece 9:00. “Evet şimdi, ve acelem var” dedim. “Kanda alkol ya da uyuşturucu filan var mı?” dedi. “Bildiğim kadarı ile yok” dedim. “Şunu imzala, 10 dakika şurada bekle, hemen başlayalım madem” dedi. 10 dakika orada oturdum. Dövmemi oldum. 50 dakika sürdü. Çok da acıdı üzerinize afiyet. Sonra eve geldim, sunumumu hazırlamaya devam ettim. Bu da ertesi gün; tanıştırayım, ben ve Staphylococcus aureus dostlarım:

Staphylococcus aureus, deri üzerinde bolca bulunan, kimi zaman ölüme sebebiyet veren enfeksiyonlara da sebep olan bir bakteri türü (bir ara haklarında uzun uzun yazmak farz oldu artık).

Mesela eğer bu dövme sebebiyle kolumda bir enfeksiyon ortaya çıksa idi bunun sorumlusu derim üzerinde yaşayan Staphylococcus aureus kardeşler olacaklardı muhtemelen (eğer bu olsaydı nereden baksanız dövme yaptırmaya en yoğun olduğu zamanda karar veren birisinin sebep olduğu ironi kadar ironi çıkardı oradan).

Dövme yaptırmaya karar verdiğim sırada bakmakta olduğum sunum sayfası da aşağıdaki idi:

Sunum sayfasında görünen iki çizim de Kevin Simpson isimli bir arkadaşıma ait. Bu çizimlerin ortaya çıkmasının aslında tatlı bir de hikâyesi var.

Birkaç hafta evvel çalıştığım enstitüde bir sunum yapmam istendi. Ben de Kevin’a gidip bana sunumumda kullanmak üzere kara kalem mikrobiyal canlılar çizmek isteyip istemeyeceğini sordum (kendisi bir bilim insanı, aynı zamanda da amatör bir çizer). Proje çok hoşuna gitti. Çizdiklerini çok beğendim. Sunumumda kullandım. Hatta o kadar çok beğendim ki bu sunumuma da ekledim. Hatta onunla da yetinmedim, koluma da ekledim.

Çizdiklerinden iki tanesi yukarıda. Bir başka çizimini ve hikâyesini Prenses’e Mektuplar’a göndermiştim, dilerseniz Toxoplasma gondii ve hikayesini buradan okuyabilirsiniz (hatta bence okuyun, çok enteresan çünkü). Kevin’ın dövmeden haberi yoktu tabi. Görünce de epey şaşırdı haliyle (ama epey şaşırdı yani, öyle böyle değil) (ben bile şaşırmıştım, o nasıl şaşırmasındı).

Tabi benim dövmemin Duygu’nun muazzam dövmesi ile kıyaslanamayacağının da farkındayım. Dövme deyince onu anmadan duramadım. Aşağıdaki fotoğrafı kendisinin bu özgün tasarımına yer vermek isteyen ve yakında çıkacak olan bir kitapta yer alması için çekmiştim, Duygu’nun dünyanın en güzel dövmesinin hikayesi de burada: Sırtıma dört ispinoz kondu.

Evet. Çok yoğun olduğumuzda dövme yaptırıyoruz. Bir nevi silkelenip kendimize geliyor, efendi oluyoruz. Herkes haddini biliyor.

***

Tamamen alakasız bir not: Yukarıdaki Mac bilgisayarı görenlerin “eee? hayırdır Meren efendi? Linux defterini kapattın mı yoksa?” demesinden korktum açıkçası. Yok öyle bir şey! Vallahi. Geçici olarak kullanıyorum (uyumuyor, gözlerimi dinlendiriyorum). Hem bu arada yapabildiğim yerde Pardus reklamı yapmaktan da geri kalmıyorum mesela (gülücük):

Yukarıdaki makale de aşağıdaki kitabın on ikinci kısmını teşkil ediyor mesela:

Böyle.

Geçen sene bu günden bu yana bir sene daha geçti mesela. Ona göre.

Tags: , , , , ,

“Çok Yoğun Olduğumuzda Ne Yaparız? Yaşamak Şakaya Gelir mi?” için 29 yorum yapılmış.

  1. Uygar Mitat

    Fotoğraf çeken bir besiyeri ilk defa gördüm :)
     
    Güle güle büyüt stafilakokları :)

  2. NazIm

    Yeni dovmen hayirli olsun….Bu Kevin harbiden bakterilere Miyazaki’nin animelerinden firlamis bi karakter edasi veren sukela cizimler yapiyor, ailecek hastasiyiz…senin dovme bana bi de pacman’i cagristirdi misal, boyle pacman returns 3D versiyonu tadinda :)

  3. miyaw

    bu sayfayı daha önce görmediğim için çok hayıflandım. ne güzelmiş.

  4. yagmur

    iki nefiz dovme. gule gule kullanin!

  5. Ceelall

    Ateşkarıncası ısırığına karşı bir önlem de olabilir :)

  6. Ayse

    Olimpiyat logosunu andırıyorlar ve faideli bakteri imajı çizmişler pek bir sevimliler, biraz daha korkuncundan olaydı…

  7. Uğur

    wiki’den baktığımda daha bir garip geldi bana bu şirin şeyler. artık cizen nasıl çizdiyse, döven nasıl dövdüyse pek bir güzel olmuşlar. güle güle kullanın efendim..

  8. A. Murat Eren

    Uğur, elektron mikroskobunda incelediğin zaman daha çok benziyorlar :)

    Örneğin şunun gibi: http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:804SuQCUNBLUcM&t=1 :)

  9. D.

    Dövmenin sadece kendine has ve kendi hayatına dair bir şeye ilişkin olmasının anlamlı olduğunu düşünürüm hep. Duygu’nun dövmesini ilk gördüğümde hayran kalmış ve yaratıcılığını takdir etmiştim. Hem kendine dair hem de muhteşem görünümlü nadide bir şey! (Bugüne kadar gördüklerimde Duygu’nunkinin üzerine tanımıyorum.) :)

    Şimdi seninkine bakıyorum. Bu da senin hayatına dair bir şey ve gerçekten yaratıcı, üstelik sana özel çizildiğinden (sanırım) sadece sende var. Kısacası olmuş, olmuş, perfecto! Yapan da iyi yapmış maşallah. Ben de yıllar yılı “hah işte budur” diyeceğim bir şey arıyorum. Seninki gibi bir anda gelse ne güzel olur.  

    Bakteriuslar bizi ve en çok da seni yemeden önce bilimin durumu kotarması dileği ile :) 

  10. Burcu Arık

    dövmecinin gölge eklemesi çok iyi olmuş.

  11. A. Murat Eren

    D., hakikaten oyle bir anda geliyor sanirim. Birkac denemem olmustu daha evvel. Ama meger dovme insani buluyormus, aramak bosunaymis filan :)

  12. Müjdat

    Şaştım kaldım…

    Kendimi dövdürecek olsam böyle bir hengame içinde dövdürmezdim  herhalde.Herşeyi kapatırdım.Düşünürdüm böyle biraz.Emin olur öyle yapardım.Bu  kadar yük altında işlemcim yanılabilir diye korkardım.Tamam ironiyi kaptım.O noktayı kaçırmadım.Ama…Yani daha dün gördüm kolunda ‘melaat’ yazan Ayşe Hanım’ın eşini…Kızarıyor tabi -sorunca-hali ile bu  adamlar…

    Hem bu staflar çok pis adamlardır.Siz öyle şirin gözüktüklerine neden aldandınız?Öldürüyor bunlar bizi.Zatürresi pek ünlüdür.Akciğerlerimizi ezogelin çorbasına çevirir.(Laktobasil dövmesi olsa yazmazdım bu kadar şey.Onu  anlardım.İçime sinerdi.Pis pis sırıtırdık hem.)

    Korktum ben.Huzursuz oldum.Bende yapar mıyım böyle bir şey? dedim galiba..
    Çok cesur karar.Bu çağda bunalıp  kulağımızı kesmiyoruz artık tabi.. İmkanlar  çeşitli..

    Şaştım kaldım…
     

  13. A. Murat Eren

    Mujdat hocam, her yorumunuzu tebessum ederek okuyorum inanin. Siz yorum yazacaksiniz diye yazi yazsam yeri var :)

    Gecen gun sevgili Filiz Buzz’dan sormus:

    bir gün senin için anlamını yitirdiğinde kolundan sildirebilecek misin? sildiremediğinde onunla yaşayabilecek misin?:)

    Sildiremeyecegim elbet, fakat benim ozrum su:

    anlamını yitirdiğinde anılarını kafamızdan silemeyeceğimiz insanlar sırf dışarıdan görünmeyecekler diye mi başlıyoruz yeni ilişkilere?

    Ben bu tip bir hipokrasiye karsiyim :p Hayata haddini bildirmek lazim arada bir. Ayrica Ayse hanim da Melahat’i anip, “sag olsun, kocami bana hazirlamis” diyemiyorsa cok ayip ediyor bence. Cunku Melahat hanim olmasaydi, o isim o kolda yazmasaydi, Ayse hanim da bir baskasi ile evli olacakti muhtemelen. Bir kelebek etkisi, bir serendipity. Arada bir “senin formul ve denklemlerini iste bu kadar takiyorum” demeli.

    Bakterilere gelince, son zamanlarda mikrobiyoloji ve bakteriyel ekoloji alaninda yasadigimiz gelismeler aslinda bakterilerin kotu filan olmadigini, zaman zaman cevrelerinin kotu olabildigini, onlarin da bu sebepe toksik ozellikler gostermeye baslayabildiklerini ortaya koymaya basladi. Mesela bu arkadalar neredeyse hepimizin derisi uzerinde yasiyor. Bunun kucucuk bebeklerin olmesine sebep olan kardesi streptococcus aslinda her bebegin florasinin bir parcasi, bazi kadinlarin bacterial vaginosis hastaligina tutulmalarina sebep olan gardnerella aslinda saglikli kadinlarin florasinin da bir parcasi, vesaire. Taksonominin dayattigi irkci perspektiften bakinca her seyi yanlis goruyoruz, bireylerin ve cevre kosullarinin onemini tamamen goz ardi edip kitleleri yargiliyoruz. Hatta inanmazsiz, yarin bunun uzerine bir konusma yapacagim. Cok heyecanliyim, oyle ki sunumumun eksikleri ile ilgilenmek yerine e-postalar ve yorumlara yanit yaziyorum :)

    Neyse, gideyim.

    Selamlar.


  14. kareemowski

    Pardus iki ayrı kategoride ilk 5te (daha doğrusu, 5te). İyi haber yine de. Değil mi? – http://www.linuxjournal.com/content/readers-choice-awards-2010

  15. Özkan

    ölüme sebebiyet veren bakteri fikri güzel ,, konunun başlığındaki gibi yaşamanın hem,,her an ölüme sebep olacak kadar, hem de yaşamı çokta ciddiye almayacak kadar şakacı ! olduğunu da daima hatırlatmış olacak :) (dövmeler süper olmuş)

  16. Aziz Saltık

    Süper dövme olmuş uğur getirir umarım. Selamlar.

  17. mushmula

    boyle bir deliligi ben de dusunurdum ama cesaret edemezdim sanirim, bayagi bunalmis olmalisin, bir de zaten o yogunlugun icinde cokca gordugun, artik gormek istemeyecegin birseyi ‘hayir ben onu hayatimin tumunde gormek istiyorum’ gibi bir parcan haline getirmen de ilginc geldi, ben birak onun dovmesini yapmak artik bakteri falan gormek istemiyordum derdim mesela, enfeksiyon kapsaydin  yazdigin ironi hali de guldurdu beni, gule gule kullan..

  18. New York Muhtari

    Merhaba,
     
    Ders calisirken bir an dellendim (dovme gibi cesur bir karar degil merak etmeyin) ve defterleri kaldirip turkce bloglari gezmeye basladim, daldan dala atlarken sizin blogunuzu gordum, neredeyse butun bir blogu inceledim diyebilirim.  Genelde uzun yazilari es gecerim (her gun kitap okudugumdan olsa gerek) genelde gorsel agirlikli bloglar daha cezbeder. Sizin fotograflariniza bakarken bu kurali cignedim, cunku yazdiginiz hemen her yazida kamera arkasi hikayeleri niteliginde ki yazilariniz en az cektiginiz fotograflar kadar hayranlik uyandirici, Sanirim mudavimlerinizden olacagim, Paylasimlariniz icin tesekkurler.
     
    Bu arada reklam bolumundeki sorunuzla ilgili aklima ilk gelen isimler “a cup of caffein” ve “Zeynep’in yeri”, belki biliyorsunuzdur ama ben yine yazayim dedim. Her iki sitedeki arkadaslar insanin Istanbul ozlemine bir dem olsun ferahlik katiyor.
     
    Dovmeniz hayirli ugurlu olsun.
    Saglicakla kalin
     

  19. lunawar

    2 dövme sahibiyim, 1 tanesinde haber vermedim kimseye.. dövme öyle geliveriyor gerçekten.. bir de birine söylersem olmayacakmış gibi.. gidip dövdürüyorum kendimi.. sonra bir keyif..
    hayırlı olsun efendim:)

  20. Egemen

    uzun zamandır ben de çok benzer bir haldeyim. eğer dövme yaptırmak iyi geliyorsa ben de gidip bir omzuma erythromycin, bir omuzuma naproxen çizdireyim bari :)

  21. Hande Hanım.

    sırtıma kanat yaptırmayı düşünüp, çok çılgın mıyım yeaa derken, şunları görmek cesaret verdi . ispinozlara çok feci saygı duydum. fikrin yaratıcılığı ve dövmenin estetikliği pay biçilemez tabi bunda…
     
    güzel günlerde kullanın efem.
     
    saygılar, selamlar:)
     

  22. MaTRuŞKa

    Tam şu anda hayranlıkla karışık kıskançlık hissettim sana karşı. Fotoğraflar şahane sürekli gezmen yeni yerler görmen keşfetmen süper ötesi… Yok senden bir tane daha zannımca.

  23. tipsy :)

    kolundaki dovme cok ii, duygunun sirtindaki de… bende bi hatunda gormustum sirtina kompel bi melek yaptirmisti o da cok hostu.. bu arada cok harika forlar demeye artik gerek yok sanirim , ama cidden nefis :)
    kolay gele…

  24. kımbıll

    şu sitofilokokusları ilk gördüğümde aklıma gelen şey şuydu :) :   http://faqsmedia.ign.com/faqs/image/ani102.gif

  25. Meryem

    Dövmen hayırlı olsun Meren,pek güzel olmus..Duygununki zaten muhtesem, kesinlikle benim de duydugum en guzel dovme hikayesi,aksama kadar discovery channelda izlediklerime benzemiyor:) epeydir okuyamıyordum blogunu,kızım 2 aylık oluyor yarın,gozum onumu göremedi bu sure icerisinde, bizim kız zorlu cıktı da:) ancak kendime geliyorum,ama yazılar da birikmiş pek sevindim dogrusu:)

  26. Evrim

    Fotoğraflardaki sanat, anlatımdaki ustalık beni etkiledi gerçekten, harikulade bir bütünlük var. Takipteyim :)

  27. Şener Yıldırımlar

     Alptekin Baloğlu-Denizden Boğaziçi projesi aradığın şeyler arasına girer mi acaba?

  28. Yasemin SANCAR

    Yahu bugün bu seneki Evrim Sempozyumunun illüstrasyonunu tekrar görünce, senin dövmeyle ilgili yazını bulup, ordan da Duygu kişinin yazısına gidip bir bakayım dedim, ordan oraya derken birsürü şeyle karşılaştım, dünya ne küçük:) internet ne acayip şey:)

  29. gayem turgay

    şu anda uzmanlık sınavına hazırlanıyorum, dum mu demeliyim.önümde iki hafta var ve birden dövme yaptırasım geldi veee işte internette gezinirken burdayım :)) ne komik aynı şeyleri hissetmiş biri olduğunu bilmek beni rahatlattı , ben ne yapıyorum diyordum…

Bir yorum bırakın, şanınız yürüsün