<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/'><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296</id><updated>2008-05-12T01:43:55.672-07:00</updated><title type='text'>Meren'in FotoÄŸraf GÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼</title><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/index.php'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default'/><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>33</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-8874319074091499545</id><published>2008-04-23T16:22:00.000-07:00</published><updated>2008-04-23T21:53:06.666-07:00</updated><title type='text'>Meren'in -Ã¶zet- FotoÄŸraf TarihÃ§esi ve 50mm. Lensin Ã–nemi</title><content type='html'>Bir sÃ¼redir gÃ¼zelim Nikon D200 gÃ¶vdemi satÄ±p, Ã¼stÃ¼ne biraz para koyup yeni bir fotoÄŸraf makinesi alma planlarÄ± yapÄ±yordum. Bir tÃ¼rlÃ¼ uygun bir alÄ±cÄ± bulamadÄ±m ve en sonunda bu sevdadan nitelikli bir kararla vazgeÃ§meye karar verdim. BazÄ±larÄ±nÄ±z bu yazÄ±da bu nitelikli kararÄ±n gerekÃ§esini okurken bazÄ±larÄ±nÄ±z da bir kaÃ§ saniye Ã¶nce bu sayfayÄ± terk etmiÅŸ olacak. Hayat ne garip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YoÄŸunluktan fotoÄŸraf Ã§ekmeye eskisi kadar vakit ayÄ±ramayan bendeniz, araÃ§larÄ± amaÃ§lardan daha fazla sevmeye baÅŸlayan tÃ¼ketim toplumunun bir bireyi gibi hareket etmeye baÅŸlamÄ±ÅŸ olduÄŸu ihtimalinden Ã§ekinmeye baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ±. Bir nevi kendi ruh saÄŸlÄ±ÄŸÄ±mÄ±n selameti iÃ§in baÄŸrÄ±ma taÅŸ basmaya karar verdim ve tÃ¼m insanlÄ±ÄŸa haykÄ±rdÄ±m: "SatmÄ±yorum D200'Ã¼mÃ¼, mis gibi fotoÄŸraflar Ã§ekeceÄŸim bu makine ile" (kimsenin duyduÄŸunu tahmin etmediÄŸim bu haykÄ±rÄ±ÅŸ esnasÄ±nda muhtemelen Cine 5'in yeni olduÄŸu dÃ¶nemde sÃ¼rekli Show TV'de reklamÄ± yapÄ±lan ve iÃ§erisinde muhtemelen ayÄ±p sahneler bulunan "Nefes Nefese" isimli filmin VTR'sinde ellerini semaya aÃ§an adama benziyordum).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekipman kalitesi insanÄ±n icra ettiÄŸi iÅŸi muhakkak etkiliyor. FotoÄŸrafa ilk baÅŸladÄ±ÄŸÄ±mda &lt;a href="http://www.dcresource.com/reviews/kodak/dx4330-review/camera-front-angled.jpg"&gt;Kodak DX4330&lt;/a&gt; model bir fotoÄŸraf makinem vardÄ±. O makine ile Ã§ektiÄŸim bazÄ± fotoÄŸraflarÄ± halÃ¢ Ã§ok beÄŸeniyorum. AÅŸaÄŸÄ±da bir tanesi var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;img src="http://meren.org/gallery/alone/photos/02-Comfortably-Numb.jpg" title="Comfortably Numb" /&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GeÃ§miÅŸ zaman, unuttum, fakat o makine ile Ã§ektiÄŸim fotoÄŸraflarÄ± baÅŸkalarÄ± da beÄŸeniyordu ki beni birileri &lt;a href="http://images.google.com/images?q=Sony+DSC+F717"&gt;Sony DSC F717&lt;/a&gt; almaya ikna etmiÅŸti. Gelecek vaat eden bir fotoÄŸraf insanÄ± olarak daha iyilerine layÄ±ktÄ±m onlara gÃ¶re. BÃ¼yÃ¼k zorluklarla sonunda aldÄ±m bu Sony'yi (gelecek vaat eden bir fotoÄŸraf insanÄ± olarak bu makineye layÄ±k olsam da onu kolayca almaya layÄ±k deÄŸildim, biraz sÃ¼rÃ¼nmeliydim). Kodak'Ä±n ardÄ±ndan bu makineye geÃ§mek eÅŸekten inip ata binmeye tekabÃ¼l ediyordu tam anlamÄ± ile. Daha kaliteli fotoÄŸraflar, daha canlÄ± renkler, vs. vs. Ã–te yandan bu geÃ§iÅŸ, Ã§ektiÄŸim fotoÄŸraflara ve benim fotoÄŸraf anlayÄ±ÅŸÄ±ma ne katmÄ±ÅŸtÄ± pek emin olamÄ±yordum. Bir kere, artÄ±k daha Ã¶nce Kodak'Ä±n teknik kÄ±sÄ±tlarÄ±ndan Ã¶tÃ¼rÃ¼ Ã§ekmeye alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ±m siyah beyaz aÄŸÄ±rlÄ±klÄ± ve anlatÄ±m aÃ§Ä±sÄ±ndan yoÄŸun fotoÄŸraflar Sony'nin getirdiÄŸi Ã¶zgÃ¼rlÃ¼k nedeni ile yerlerini canlÄ± gÃ¼n batÄ±mlarÄ±na, sokak fotoÄŸraflarÄ±na filan bÄ±rakmÄ±ÅŸtÄ±. AÅŸaÄŸÄ±da bir tanesi var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;img src="http://meren.org/gallery/oldies/photos/01-When-I-was-a-kid...jpg" title="When I was a kid.." /&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DiÄŸer taraftan Sony ile Ã§ektiÄŸim fotoÄŸraflarÄ± daha geniÅŸ kitleler beÄŸenmeye baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ±. Ä°talya'dan, Fransa'dan, Amerika'dan insanlar ile e-postalaÅŸÄ±yor sohbet ediyordum. Hepsi bana neden DSLR bir makine kullanmadÄ±ÄŸÄ±mÄ± soruyorlardÄ±. Ne de olsa biraz daha sÃ¼rÃ¼nerek dijital bir SLR kamera sahibi olmam iÅŸten bile deÄŸildi. O gÃ¼nlerde TÃ¼rkiye dolaylarÄ±nda ikamet eden genÃ§lerin mottosu -muhtemelen bu gÃ¼nlerde de olduÄŸu gibi- "Yeterince sÃ¼rÃ¼nÃ¼rsek hayatta istediÄŸimiz her ÅŸeyi elde edebilir, yeteri kadar telkin edilirsek hayatta bir sÃ¼rÃ¼ ÅŸey isteyebiliriz" idi. En sonunda o sÄ±ralar pek popÃ¼ler olan &lt;a href="http://images.google.com/images?q=Nikon+D70"&gt;Nikon D70&lt;/a&gt; sahibi olmayÄ± kafaya koydum ve elimdeki Sony'yi bir kaÃ§ gÃ¼nde sattÄ±m. Fakat o esnada bu Nikon D70 macerasÄ± ile ilgili henÃ¼z bilmediÄŸim Ã¼Ã§ kritik ÅŸey vardÄ±:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Nikon D70 almak iÃ§in bu paranÄ±n Ã¼zerine yeterli parayÄ± koymam bir yÄ±ldan uzun sÃ¼recekti ve ben fotoÄŸraf makinesi olmayan bir fotoÄŸraf aÅŸÄ±ÄŸÄ± olarak acÄ±lar iÃ§erisinde kendimi son zamanlarda boÅŸladÄ±ÄŸÄ±m mÃ¼ziÄŸe verip onlarca konser verecek, elektrik basÄ±mÄ± sÄ±rtÄ±ma alÄ±p ÅŸehir ÅŸehir gezecektim.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Nikon D70 almanÄ±n iÅŸin yarÄ±sÄ± olduÄŸunu, sÄ±rada lens parasÄ± biriktirme sÃ¼reci sÃ¼rÃ¼ncemelerinin olduÄŸunu Ã¶ÄŸrenecektim.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;AldÄ±ÄŸÄ±m Nikon D70'i bir sÃ¼re kullandÄ±ktan sonra kendisini, aslÄ±nda henÃ¼z tanÄ±ÅŸmÄ±yor olduÄŸum, Duygu isimli bir baÄŸyana verip yeni bir makine alacaktÄ±m. O sÄ±ralar pek ihtimal vermeyeceÄŸim bir ÅŸekilde bu Duygu hanÄ±m ile aslÄ±nda kÄ±sa bir sÃ¼re Ã¶nce evlenmiÅŸ olacaktÄ±m.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Her neyse. Nikon D70'e sonunda sahip olduÄŸumda Sony ile yakaladÄ±ÄŸÄ±m performansÄ± ve rahatlÄ±ÄŸÄ± bu SLR ile yakalamam biraz zaman aldÄ±. Yine, Kodak - Sony geÃ§iÅŸinde olduÄŸu gibi bu geÃ§iÅŸin fotoÄŸraf ile ilgili vizyonuma pozitif bir katkÄ±sÄ± olup olmadÄ±ÄŸÄ±ndan emin deÄŸildim. Fakat bir sÃ¼re sonra beÄŸendiÄŸim fotoÄŸraflar Ã§ekmeye baÅŸladÄ±m. Bir tanesi aÅŸaÄŸÄ±da:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;img src="http://meren.org/gallery/dreamcatcher/photos/03-Dreamcatcher-III.jpg" title="Dreamcatcher III" /&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikon D70'imi &lt;a href="http://biyolokum.com/"&gt;Duygu&lt;/a&gt;'ya vermeme sebep olan ÅŸey ise piyasaya bir sÃ¼re Ã¶nce Ã§Ä±kmÄ±ÅŸ olan &lt;a href="http://images.google.com/images?q=Nikon+D200"&gt;Nikon D200&lt;/a&gt;, yani ÅŸu anda kullanmakta olduÄŸum makinem idi. Yine Ã¶ncekilere benzer bir tÄ±kanÄ±klÄ±k ve fotoÄŸraf Ã§ekememe sÃ¼reci yaÅŸadÄ±m. Yine bu deÄŸiÅŸikliÄŸin bana ne kattÄ±ÄŸÄ±ndan emin olamadÄ±m. Yine Ã¶ncekilerden bir ÅŸekilde farklÄ±, yine beÄŸendiÄŸim fotoÄŸraflar Ã§ektim. Ve yine bir tanesini aÅŸaÄŸÄ±ya koyuyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;img src="http://meren.org/images/01-Seen-by-the-window.jpg" title="Seen by the Window" /&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ÅŸimdi de D200'Ã¼mÃ¼ satmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±yordum. Neyse ki satamadÄ±m. Bu vesileyle durup az Ã¶nce okuduÄŸunuz ÅŸeyleri dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼m..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DeÄŸiÅŸtirdiÄŸim onca fotoÄŸraf makinesi tÃ¼ketim toplumunun saygÄ±n bir bireyi olmayÄ± garantilemem ve bu dÃ¼zendeki yerimi saÄŸlamlaÅŸtÄ±rmam dÄ±ÅŸÄ±nda bana ne katmÄ±ÅŸtÄ±? Biraz zorlanarak da olsa yanÄ±tÄ±n "hiÃ§ bir ÅŸey" olduÄŸunu gÃ¶rdÃ¼m. Elbette her makine ile sensÃ¶r kalitesi, baskÄ± Ã§Ã¶zÃ¼nÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ gibi Ã¶nemsiz ÅŸeyler dÄ±ÅŸÄ±nda deÄŸiÅŸen bir ÅŸeyler de vardÄ± ve bu da benim vizyonumdu aslÄ±nda. Sahip olduÄŸum ve bir Ã¶ncekinden daha iyi olan her makine vizyonumu daha Ã¶ncekinden daha iyi olacaÄŸÄ± garanti olmayan bir yÃ¶nde, Ã§ektiÄŸim fotoÄŸraflarÄ± daha Ã¶ncekilerden daha Ã§ok beÄŸeneceÄŸim garanti olmayan bir ÅŸekilde deÄŸiÅŸtirdi. Ekipman Ã¶nemli idi, fakat o kadar da Ã¶nemli deÄŸildi aslÄ±nda. KÄ±t olmasÄ±na raÄŸmen bize kadar ulaÅŸmayÄ± baÅŸarmÄ±ÅŸ o meÅŸhur analoji bir kere daha kafamÄ±zÄ± emme basma tulumba gibi sallamamÄ±za sebep oluyordu, "daha iyi daktilo ile daha iyi yazar olunmuyordu". Daha iyi daktilo ile daha hÄ±zlÄ± yazÄ±labiliyordu, hatta yerine bir bilgisayar konuluyor baskÄ± dizgi iÅŸleri ile uÄŸraÅŸanlarÄ±n imanÄ± gevretilmiyordu, vesaire. Fakat yazar yazarlÄ±ÄŸÄ±na pek bir ÅŸey katmÄ±yordu fani ÅŸeylerin yanÄ±nda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de tÃ¼m geÃ§miÅŸimi cezalamak ve ciddi bir sorun Ã§Ä±karmadÄ±ÄŸÄ± sÃ¼rece hiÃ§ bir ÅŸekilde deÄŸiÅŸtirmemeye karar verdiÄŸim Nikon D200'Ã¼mÃ¼ daha Ã§ok sevmek iÃ§in 50mm. f:1/1.8 bir lens aldÄ±m. Hepinizin huzurlarÄ±nda kendimi tebrik ederken buraya kadar okuyanlarÄ±nÄ±zÄ±n gÃ¶zlerinden Ã¶pÃ¼yor, bu yazÄ±ya saÃ§ma bir Google aramasÄ± ile ulaÅŸacak ve aradÄ±ÄŸÄ±nÄ± bulamayacak olanlardan ÅŸimdiden Ã¶zÃ¼r diliyorum.</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2008/04/merenin-ksa-fotoraf-tarihesi-ve-50mm.html' title='Meren&apos;in -Ã¶zet- FotoÄŸraf TarihÃ§esi ve 50mm. Lensin Ã–nemi'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=8874319074091499545' title='6 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/8874319074091499545'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/8874319074091499545'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-6875979907811511827</id><published>2008-03-21T17:51:00.000-07:00</published><updated>2008-03-21T19:10:42.693-07:00</updated><title type='text'>Damian Tatum</title><content type='html'>Nedense portre fotoÄŸrafÄ± Ã§ekmek bana hep Ã§ok zor gelmiÅŸtir. Web sitemde bir miktar "&lt;a href="http://meren.org/gallery/people/"&gt;portre gibi gÃ¶rÃ¼nen fotoÄŸraflar&lt;/a&gt;" olsa da, aslÄ±nda ÅŸu ana kadar kendim dÄ±ÅŸÄ±nda hiÃ§ kimsenin portresini Ã§ekmedim; "Ã§ekmedim" derken denemediÄŸimden deÄŸil, denedim. lÃ¢kin beceremedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden beceremediÄŸimi anlatabilmem iÃ§in Ã¶nce portre ne demek, onu tanÄ±mlamam lazÄ±m: Portreyi, herhangi bir kiÅŸinin (ya da bir kaÃ§ kiÅŸinin bir arada) sanatsal sunumu olarak tanÄ±mlamakta sakÄ±nca gÃ¶rmÃ¼yorum; portreyi bir kiÅŸinin diÄŸer sÄ±radan fotoÄŸraflarÄ±ndan ayÄ±ran ÅŸey ise iÃ§erisindeki kalÄ±cÄ± "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ifade&lt;/span&gt;" olsa gerek. Ä°ÅŸte benim beceriksizliÄŸim de bu kelimenin tanÄ±m iÃ§erisine girdiÄŸi yerde baÅŸlÄ±yor; Ã§Ã¼nkÃ¼ yÄ±llarÄ±n deneyimi ve yaÅŸanmÄ±ÅŸlÄ±ÄŸÄ± ile ÅŸekillenmiÅŸ bakÄ±ÅŸlarÄ±n sahibinin tek bir ifadesini seÃ§ip saklamaya gelince iÅŸ, benim iÃ§im bir garip oluyor Ã¼zerinize afiyet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O fotoÄŸrafta size bakan kiÅŸi aslÄ±nda gece uyurken, arabasÄ±na benzin doldururken, elinde alÄ±ÅŸveriÅŸ listesi ile markette dolaÅŸÄ±rken, boÅŸ gÃ¶zlerle televizyona bakarken, Ã§amaÅŸÄ±r yÄ±karken ya da sizin onun fotoÄŸrafÄ±nÄ± Ã§ekmenizi heyecanla bekler vaziyette fotoÄŸraf makinesine bakarken bÃ¶yle gÃ¶rÃ¼nmÃ¼yor oluyor. FotoÄŸrafÃ§Ä± olarak sizin yapmanÄ±z gereken ÅŸey ise, bir noktada, belki de hayatÄ±nda yaptÄ±ÄŸÄ± hiÃ§ bir ÅŸeyi yaparken takÄ±nmadÄ±ÄŸÄ± bakÄ±ÅŸlar arasÄ±ndan, onu sizin gÃ¶zÃ¼nÃ¼zden en iyi ifade edenini yakalamak ve bu gÃ¶rÃ¼ntÃ¼nÃ¼n baÅŸkalarÄ± iÃ§in de o kiÅŸiyi ifade edeceÄŸini ummak. Zor iÅŸ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse. GeÃ§en hafta Damian Tatum (New Orleans'taki arkadaÅŸlarÄ±mdan birisi) benden kendisinin portresini Ã§ekmemi rica etti. Kendisine aynen size sÃ¶ylediÄŸim gibi daha Ã¶nce hiÃ§ portre fotoÄŸrafÄ± Ã§ekmediÄŸimi sÃ¶yledim. "Biliyorum, biraz da nasÄ±l bir ÅŸey Ã§ekeceÄŸini merak ettiÄŸim iÃ§in istiyorum zaten" dedi. "AkÄ±llÄ± adam" dedim iÃ§imden. Kendisine de "peki" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gÃ¼n gittim evine, Ä±ÅŸÄ±klandÄ±rma iÃ§in elimizde hiÃ§ bir ÅŸey olmadÄ±ÄŸÄ± iÃ§in Damian'Ä±n iki spot lambasÄ±nÄ± ve gÃ¼n Ä±ÅŸÄ±ÄŸÄ±nÄ±n Ã§eÅŸitli kombinasyonlarÄ± ile istediÄŸim Ä±ÅŸÄ±klandÄ±rmayÄ± elde etmek zorunda idim. Ki bu kÄ±sÄ±m yaklaÅŸÄ±k 45 dakika sÃ¼rdÃ¼. FotoÄŸraf Ã§ekme kÄ±smÄ± da bir diÄŸer 30 dakika aldÄ±. Bu da sonuÃ§:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/BlogFotoRaflar/photo#5180360752526648386"&gt;&lt;img src="http://lh6.google.com/a.murat.eren/R-RWqF655EI/AAAAAAAACb8/6VNwnjzKbMA/s400/damian-800.jpg" title="TÄ±kla, bÃ¼yÃ¼k halini ÅŸeet." /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Damian maske koleksiyonu yapmakta olan bir mÃ¼hendis. AkÄ±llÄ±, zeki birisi. Siz konuÅŸurken sÃ¶ylediklerinize gerÃ§ekten Ã¶nem verdiÄŸini hissedebiliyorsunuz fakat ilgisi Ã§ok hÄ±zlÄ± yÃ¶n deÄŸiÅŸtirebiliyor (hatta ilgisi bedeninin de yÃ¶nÃ¼nÃ¼ deÄŸiÅŸtirdiÄŸi zaman tadÄ±ndan yenmez durumlar sÃ¶z konusu olabiliyor; siz konuÅŸurken Damian'Ä± aniden mis gibi kokan hamburgerlere doÄŸru ilerlerken gÃ¶rebiliyorsunuz).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse.. Bu fotoÄŸrafÄ±nÄ±n gÃ¼zel bir baskÄ±sÄ±nÄ± kendisine hediye edeceÄŸim.</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2008/03/damian-tatum.html' title='Damian Tatum'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=6875979907811511827' title='2 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/6875979907811511827'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/6875979907811511827'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-828837657200576988</id><published>2008-03-18T23:18:00.000-07:00</published><updated>2008-03-18T23:38:45.552-07:00</updated><title type='text'>Senin Ä°Ã§in "Gitti, Gelmeyecek" DemiÅŸlerdi</title><content type='html'>Yalan sÃ¶ylemiÅŸler efendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://lh6.google.com/a.murat.eren/R-Cw4_ZenxI/AAAAAAAACa0/3OmnqLyYERY/s800/d.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca zamandÄ±r nerelerde olduÄŸuma, neden fotoÄŸrafla ilgili yazmadÄ±ÄŸÄ±ma dair bir Ã§ok bahane Ã¼retebilirim. Fakat kendimi son zamanlarda mÃ¼temadiyen Ã§eÅŸitli gÃ¼nlÃ¼klere yazamÄ±yor olmamla ilgili bahaneler Ã¼retiyor vaziyette bulduÄŸum iÃ§in, bu seferlik kendimi bu baskÄ±dan azat ediyorum siz -belki de hiÃ§ kalmamÄ±ÅŸ- sevgili okurlarÄ±mÄ±n yÃ¼ksek mÃ¼saÃ¢deleri ile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davet edildiÄŸim ve henÃ¼z yazmayÄ± beceremediÄŸim &lt;a href="http://fgunluk.blogspot.com/"&gt;f: gÃ¼nlÃ¼k&lt;/a&gt; ise &lt;span style="font-style: italic;"&gt;merenbeyinyazamadÄ±ÄŸÄ±iÃ§inÃ¼zÃ¼ntÃ¼duyduklarÄ±&lt;/span&gt; listesinde baÅŸÄ± Ã§ekiyor, hemen ardÄ±nda da, elbette, &lt;a href="http://www.moleschino.org/"&gt;Moleschino&lt;/a&gt; geliyor. Kendilerine ilgi gÃ¶stereceÄŸim gÃ¼nler yakÄ±ndÄ±r.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YukarÄ±da gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼z fotoÄŸrafÄ± bu gece Duygu ile evimizin kapÄ±sÄ±nÄ±n Ã¶nÃ¼nde sigara iÃ§erken gÃ¶rÃ¼p Ã§ektim, uzun zamandan beri Ã§ektiÄŸim ilk fotoÄŸraf. SigarayÄ± da kesinlikle bÄ±rakmak istiyorum bu arada, yeri gelmiÅŸken bir kez daha tekrarlamak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse, fazla uzatmayayÄ±m ki "oh amma yazdÄ±m" doyumuna ulaÅŸÄ±p bir daha yazÄ± yazmak iÃ§in gereken itkinin eÅŸik enerjisini ancak iki ayda dolacak seviyeye Ã§ekmeyeyim.</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2008/03/senin-iin-gitti-gelmeyecek-demilerdi.html' title='Senin Ä°Ã§in &quot;Gitti, Gelmeyecek&quot; DemiÅŸlerdi'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=828837657200576988' title='4 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/828837657200576988'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/828837657200576988'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-4490943983905427870</id><published>2007-08-30T10:50:00.000-07:00</published><updated>2007-08-30T11:36:27.822-07:00</updated><title type='text'>Siyah Beyaz DÃ¼ÄŸÃ¼n</title><content type='html'>Oldum olasÄ± evlilik merasimi, dÃ¼ÄŸÃ¼n, niÅŸan, sÃ¼nnet gibi aktiviteler iÃ§erisinde bulunmaktan rahatsÄ±zlÄ±k duymuÅŸumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–zellikle sÃ¶z konusu olan evlilik olunca en fazla yÄ±pranan iki kiÅŸi gelin ve damattÄ±r genelde. Ã‡Ã¼nkÃ¼ karÅŸÄ±daki aileyi henÃ¼z yeterince tanÄ±mayan -ve muhtemelen Ã¶mÃ¼rlerinin kalan kÄ±sÄ±mlarÄ±nda da yeterince tanÄ±yamayacak olan ve buna raÄŸmen birbirleri hakkÄ±nda karÅŸÄ±lÄ±klÄ± Ã¶n yargÄ±larÄ± ve huysuzluklarÄ± olan- ailelerinin karÅŸÄ±lÄ±klÄ± beklentilerini yerine getirmek ve makul sÄ±nÄ±rlar iÃ§erisinde gerÃ§ekleÅŸtirmeye Ã§alÄ±ÅŸmak zorunda kalÄ±r evlenenler, bir takÄ±m anlaÅŸmazlÄ±klar, tatsÄ±zlÄ±klar, inceden huzursuzluklar kaÃ§Ä±nÄ±lmazdÄ±r..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelinlerin ve damatlarÄ±n sessiz sakin evlenmek yerine gÃ¼nler sÃ¼ren hazÄ±rlÄ±k eziyetine ve bir sÃ¼rÃ¼ tatsÄ±z sÃ¼rprize neden katlandÄ±klarÄ±nÄ± hiÃ§ bir zaman anlayamamÄ±ÅŸÄ±mdÄ±r. Daha Ã¶ncesinde, yani evlenmeden Ã¶nce, gelin ve damatlarÄ±n neden sadece beraber yaÅŸamak yerine gelin ve damat olmayÄ± tercih ettiklerini de anlayamÄ±yordum. Fakat sonra anladÄ±m, bu yÃ¼zden kimseye evlendikleri iÃ§in kÄ±zmÄ±yorum artÄ±k. Sadece herkesin kafasÄ±nda farklÄ± ÅŸekilde canlandÄ±rdÄ±ÄŸÄ± bir merasimin yÃ¼kÃ¼ altÄ±nda ezileceklerini bile bile Ã§oÄŸunlukla ailelerden gelen dÃ¼ÄŸÃ¼n dernek beklentilerine hayÄ±r diyememelerini anlayamÄ±yorum ve anlayamayacaÄŸÄ±m (anlama fÄ±rsatÄ± bir kez ayaÄŸÄ±ma kadar geldi, onu da &lt;a href="http://www.biyolokum.com/"&gt;DÃ¼ygÃ¼&lt;/a&gt; ile el ele verip &lt;a href="http://cekirdek.pardus.org.tr/%7Emeren/blog/?file=evlendim.txt"&gt;teptik&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse. DediÄŸim gibi evlilik merasimleri iÃ§erisinde bulunmaktan haz almayan bir insanÄ±m. Fakat geÃ§en hafta Cumartesi gÃ¼nÃ¼ siyah bir ailenin dÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼nÃ¼ fotoÄŸraflama ÅŸansÄ±m vardÄ± ve bir tÃ¼rlÃ¼ yanÄ±na istediÄŸim gibi yanaÅŸamadÄ±ÄŸÄ±m siyah camianÄ±n iÃ§erisinde rahatÃ§a dolaÅŸabilmeme ve onlarÄ±n kendi iÃ§lerindeki dinamikleri biraz daha anlayÄ±p merakÄ±mÄ± gidermeme olanak saÄŸlayacak bu fÄ±rsatÄ± geri Ã§evirmek istemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–ÄŸrendiÄŸime gÃ¶re gelinin evi Ã¶nÃ¼nden kalkan bir konvoy yaklaÅŸÄ±k 40Km. uzakta olan Ä°kinci Baptist Kilisesi'ne gidilecek ve orada gerÃ§ekleÅŸen evlilik merasiminin ardÄ±ndan geri dÃ¶nÃ¼lecek ve gelinin babasÄ±nÄ±n evinde kÃ¼Ã§Ã¼k bir parti verilecekti. Kilisedeki merasimin resmi baÅŸlama saatine 45, evden tahmini hareket saatine ise  15 dakika kala olay yerine varmÄ±ÅŸtÄ±m. Fakir ve Katrina yÄ±kÄ±ntÄ±larÄ± ile dolu olan sokakta bir Limuzin gÃ¶rÃ¼nce bu kontrast New Orleans sÄ±caÄŸÄ±nda iÃ§ime bir serinlik zerk etti, Ã¼zerinize afiyet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531544280966978"&gt;&lt;img src="http://lh4.google.com/a.murat.eren/RtbwZQGkp0I/AAAAAAAAB0w/ve3L-LDWeY0/s400/DSC_5907.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 dakikadÄ±r dÄ±ÅŸarÄ±da bekliyordum ve az Ã¶nce iÃ§ime zerk olan serinlikten eser kalmamÄ±ÅŸtÄ±. Kilisede olunmasÄ± gereken saate 15 dakika kalmÄ±ÅŸ olmasÄ±na raÄŸmen ortalÄ±klarda kimse yoktu, gelin, saÄŸdÄ±Ã§larÄ± ve gelinin babasÄ± hala evden Ã§Ä±kmamÄ±ÅŸlardÄ±. YetiÅŸemeyeceÄŸimiz artÄ±k aÅŸikardÄ±. AklÄ±ma Wal-Mart'ta, Burger King'de ya da bilimum "bir miktar daha hÄ±zlÄ± hareket edilse hayatÄ±n Ã§ok daha Ã§ekilir hale geleceÄŸi" pozisyonlarda gÃ¶rev yapan siyahlarÄ±n yavaÅŸlÄ±klarÄ± ve umursamazlÄ±klarÄ± geldi.. BÃ¼yÃ¼k bir alÄ±ÅŸveriÅŸ merkezinde et reyonunun Ã¶nÃ¼ndeki 10 kiÅŸilik sÄ±rada bekleyen bir mÃ¼ÅŸteri olduÄŸunuzu dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼n (tercihan iÅŸten geliyor ve en kÄ±sa zamanda eve ulaÅŸmak istiyor olduÄŸunuzu da dÃ¼ÅŸÃ¼nebilirsiniz), arka tarafta ise insanlara istedikleri etleri temin etmekle gÃ¶revlendirilmiÅŸ iki gÃ¶revlinin insanlara sÄ±rtlarÄ±nÄ± dÃ¶nmÃ¼ÅŸ, kendi aralarÄ±nda gÃ¼lmelerinden anlaÅŸÄ±ldÄ±ÄŸÄ± kadarÄ± ile pek keyifli olan sohbetlerinin sizin tanÄ±klÄ±k edebildiÄŸiniz kadarÄ± ile 5. dakikasÄ±nÄ± doldurduÄŸunu ve sizin bu konuda sohbet etmekten sÄ±kÄ±lmalarÄ±nÄ± beklemekten baÅŸka hiÃ§ bir ÅŸey yapamayacaÄŸÄ±nÄ±zÄ± hayal edin. Biraz hayal ederseniz yapÄ±lacak en gÃ¼zel ÅŸeyin aslÄ±nda hiÃ§ bir ÅŸey yapmamak ve aslÄ±nda bu olayÄ± hayal etmemek olduÄŸunu anlayabileceÄŸinizi sanÄ±yorum. Ben de saat 4:00'da kilisede baÅŸlayacak olan merasim iÃ§in henÃ¼z yola bile Ã§Ä±kmamÄ±ÅŸ olmamÄ±za raÄŸmen 4 dakika geÃ§ kalmÄ±ÅŸ olduÄŸumuz gerÃ§eÄŸini dÃ¼ÅŸÃ¼nmeyi bir kenara bÄ±rakmÄ±ÅŸ ve Limuzin'in iri ÅŸÃ¶fÃ¶rÃ¼ ile sohbet etmeye baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ±m - ki Gelin Ã§Ä±kageldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531548575934290"&gt;&lt;img src="http://lh5.google.com/a.murat.eren/RtbwZgGkp1I/AAAAAAAAB04/XVrIP4DU1mc/s400/DSC_5916.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen yola Ã§Ä±kÄ±ldÄ±. HÄ±z sÄ±nÄ±rÄ±nÄ±n saatte 95km olduÄŸu otoyolda bu konvoyu gÃ¶zden kaÃ§Ä±rmamak iÃ§in saatte 120-130km hÄ±za kadar Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ±mÄ± hatÄ±rlÄ±yorum. FÄ±rsattan istifade gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼m siyahlarÄ±n Ã§oÄŸunluÄŸunun altlarÄ±nda bir araba olduÄŸunda ve otoyola Ã§Ä±ktÄ±klarÄ±nda normalde Ã§ok sakin ve yavaÅŸ insanlar olduklarÄ±nÄ± unutuveriyor olduklarÄ±na dair geliÅŸtirdiÄŸim hipotezimi pekiÅŸtiriyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilometrelerce yol gittikten sonra 25 dakikalÄ±k gecikme ile vardÄ±ÄŸÄ±mÄ±z kiliseyi gÃ¶rÃ¼nce biraz hayal kÄ±rÄ±klÄ±ÄŸÄ±na uÄŸruyorum. Amerikan filmlerinin yarattÄ±ÄŸÄ± bilinÃ§altÄ± bir yanÄ±lsama ile  bir katedral yavrusu filan gÃ¶rmeyi beklerken koskoca Ä°kinci Baptist Kilisesi'nin kendi meÅŸrebinde bir bina olduÄŸunu gÃ¶rmek Ã§abuk kabul edilebilir cinsten bir hayal kÄ±rÄ±klÄ±ÄŸÄ± deÄŸil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531552870901634"&gt;&lt;img src="http://lh6.google.com/a.murat.eren/RtbwZwGkp4I/AAAAAAAAB1Q/_AL93Li0lJM/s400/DSC_5931.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–te yandan geri dÃ¶nmek iÃ§in Ã§ok geÃ§. Kendi kendime "zaten istesem de dÃ¶nÃ¼ÅŸ yolunu kendi baÅŸÄ±ma bulamam" derken damat beyler Hummer bir cip ve arkadaÅŸlarÄ± ile teÅŸrif ediyorlar. Damat solda duran kiÅŸi. SaÄŸdaki ise gelinin kardeÅŸi olan ve etkinlik boyunca benim orada oluÅŸumdan duyduÄŸu rahatsÄ±zlÄ±ÄŸÄ± bakÄ±ÅŸlarÄ± ile dile getiren bir arkadaÅŸÄ±mÄ±z (benim ortalarda olmadÄ±ÄŸÄ±mÄ± ve onu gÃ¶rmediÄŸimi dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼ anlarda ise hemen saÃ§Ä±nÄ±n orasÄ±nÄ± burasÄ±nÄ± dÃ¼zeltmeye Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ±nÄ± gÃ¶rÃ¼yorum).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531552870901618"&gt;&lt;img src="http://lh6.google.com/a.murat.eren/RtbwZwGkp3I/AAAAAAAAB1I/OhkkZreH4fE/s400/DSC_5928.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AÅŸaÄŸÄ±daki bey ise benim bu dÃ¼ÄŸÃ¼nde olmamÄ± saÄŸlayan, beni bu Ã¶zel gÃ¼nlerine davet etmiÅŸ olan kiÅŸi: gelinin babasÄ±. KucaÄŸÄ±ndaki de gelinin ve damadÄ±n henÃ¼z evlenmeden Ã¶nce sahip olduklarÄ± iki Ã§ocuktan, bÃ¼yÃ¼k olanÄ± (Ã§ok sÄ±radÄ±ÅŸÄ± bakÄ±ÅŸlara sahip, etkileyici bir Ã§ocuk). Gelinin babasÄ± ve gelinin babasÄ±nÄ±n babasÄ± ile aramÄ±z Ã§ok iyi. Ã‡Ã¼nkÃ¼ orta yaÅŸÄ±n Ã¼stÃ¼ndeki bu insanlarÄ±n Ã§oÄŸunun Ã¶n yargÄ±larÄ± yok. Onlar, hem bir TÃ¼rk'Ã¼n yÄ±llar Ã¶nce atalarÄ±na haksÄ±zlÄ±k eden beyazlarÄ±n soyu ile hiÃ§ bir ilgisi olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ±n farkÄ±nda olacak kadar kÃ¼ltÃ¼rlÃ¼, hem de hayatÄ±n gerÃ§eklerini ve dinamiklerini Ã¶zÃ¼msemiÅŸ, bunlarla belirli bir noktaya kadar barÄ±ÅŸÄ±k yaÅŸamayÄ± Ã¶ÄŸrenmiÅŸ insanlar. GenÃ§ler arasÄ±nda ise, bir noktada artÄ±k onlarÄ± hiÃ§ ilgilendirmeyen tarihi gerÃ§ekleri hayatlarÄ±nÄ±n merkezine koyup kaynaÄŸÄ± belli olmayan sentetik bir nefret ile yaÅŸayan Ã§ok fazla siyah var (bir noktada onlarÄ±n bu yaptÄ±klarÄ±nÄ± haklÄ± Ã§Ä±karacak ÅŸekilde yaÅŸayan beyazlar olduÄŸunu inkar etmek mÃ¼mkÃ¼n deÄŸil, fakat yine de ben geÃ§miÅŸte bu kadar acÄ± Ã§ekmiÅŸ ve haksÄ±zlÄ±ÄŸa uÄŸramÄ±ÅŸ bir toplumun daha bilinÃ§li ve amaÃ§lÄ± olmak gibi bir gayenin peÅŸinden koÅŸmayÄ±ÅŸÄ±nÄ± kabullenemiyorum).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531681719920578"&gt;&lt;img src="http://lh4.google.com/a.murat.eren/RtbwhQGkp8I/AAAAAAAAB1w/meBY6zxDSL4/s400/DSC_5958.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Gelin'in babasÄ±nÄ±n genÃ§ gÃ¶sterdiÄŸine bakmayÄ±n. Kendisinin 9 Ã§ocuÄŸu var. YaÅŸÄ±na ve en bÃ¼yÃ¼k Ã§ocuÄŸuna bakÄ±nca ilk Ã§ocuÄŸuna 17 yaÅŸÄ±nda sahip olduÄŸu gibi bir hesap ortaya Ã§Ä±kÄ±yor. Bu da Amerika'lÄ±lar ile ilgili beni en Ã§ok ÅŸaÅŸÄ±rtan ÅŸeylerden birisi: "Ã‡abuk evlen, Ã§ok Ã§ocuk yap". Bu ÅŸaÅŸkÄ±nlÄ±k da Amerika'lÄ±larÄ±n aslÄ±nda bilinÃ§li ve kÃ¼ltÃ¼rlÃ¼ bir toplum olduÄŸu Ã¶n yargÄ±sÄ±ndan ve TÃ¼rkiye'deyken filmlerden, dizilerden edinilen Amerikan Ã¶zentiliÄŸinden ileri geliyor. Halbuki Amerikan toplumunun bazÄ± konularda TÃ¼rk toplumundan pek de bir farkÄ± yok. Amerika bir Avrupa Ã¼lkesi deÄŸil, arada bir bunu kendime hatÄ±rlatmak zorunda kalÄ±yorum. Her neyse. ArtÄ±k yakÄ±ÅŸÄ±klÄ± damadÄ±mÄ±z ve saÄŸdÄ±Ã§larÄ± kilisenin iÃ§indeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531681719920594"&gt;&lt;img src="http://lh4.google.com/a.murat.eren/RtbwhQGkp9I/AAAAAAAAB14/pbOZk5tZYy4/s400/DSC_5960.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada sorup soruÅŸturarak Ã¶ÄŸrendiÄŸim kadarÄ± ile merasim gelinin babasÄ±nÄ±n gelini damada teslim etmesi ile baÅŸlÄ±yor. Damat iÃ§eride, pederin yanÄ±na geliyor ve saÄŸdÄ±Ã§larÄ± ile beraber kilisedeki herkes sessizce beklemeye baÅŸlÄ±yor. O sÄ±rada peder "gelini getirebilirsin" diye sesleniyor. Bir ÅŸeyler olmasÄ±nÄ± bekliyorum, fakat bir ÅŸey olduÄŸu yok. Aradan "acaba bir ÅŸeyleri mi kaÃ§Ä±rÄ±yorum" diye kendi kendime sorduÄŸum bir 3 dakikanÄ±n ardÄ±ndan kilisenin kapÄ±sÄ± aÃ§Ä±lÄ±yor ve baba, az sonra mÃ¼stakbel kocasÄ±na teslim edeceÄŸi kÄ±zÄ± ile beraber kapÄ±da beliriyor, herkes ayaÄŸa kalkÄ±yor; ben ise istediÄŸim fotoÄŸrafÄ± Ã§ekebilmek iÃ§in halÃ¢ yerdeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531793389070306"&gt;&lt;img src="http://lh6.google.com/a.murat.eren/RtbwnwGkp-I/AAAAAAAAB2A/YAuwnkjxRQc/s400/DSC_6013.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DamadÄ±n gelini teslim almasÄ±nÄ±n ardÄ±ndan beraberce Pederin Ã¶nÃ¼ne gidiyorlar ve merasim baÅŸlÄ±yor. Ä°ncilden bir ÅŸeyler okunuyor, eÅŸler birbirlerine sÃ¶zler veriyor, yÃ¼zÃ¼kler takÄ±lÄ±yor, Peder bu beraberliÄŸi tanrÄ±nÄ±n kendisine verdiÄŸi yetkiyi kullanarak kutsuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531793389070322"&gt;&lt;img src="http://lh6.google.com/a.murat.eren/RtbwnwGkp_I/AAAAAAAAB2I/Eu8I8tMMrek/s288/DSC_6027.JPG" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531793389070338"&gt;&lt;img src="http://lh6.google.com/a.murat.eren/RtbwnwGkqAI/AAAAAAAAB2Q/V5xFwsyelJ0/s288/DSC_6032.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531905058220082"&gt;&lt;img src="http://lh4.google.com/a.murat.eren/RtbwuQGkqDI/AAAAAAAAB2o/oXxqe6Dgb1I/s288/DSC_6069.JPG" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531905058220114"&gt;&lt;img src="http://lh4.google.com/a.murat.eren/RtbwuQGkqFI/AAAAAAAAB24/YmU95fAVNjM/s288/DSC_6078.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BunlarÄ±n ardÄ±ndan gelin ve damat Kilise'den dÄ±ÅŸarÄ±ya karÄ± ve koca olarak Ã§Ä±kÄ±yor, limuzinlerine atlayÄ±p evlerindeki kÃ¼Ã§Ã¼k partiye doÄŸru yollanÄ±yorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/SiyahBeyazDN/photo#5104531905058220130"&gt;&lt;img src="http://lh4.google.com/a.murat.eren/RtbwuQGkqGI/AAAAAAAAB3A/pWNGdReGPR8/s400/DSC_6107.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2007/08/siyah-beyaz-dn.html' title='Siyah Beyaz DÃ¼ÄŸÃ¼n'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=4490943983905427870' title='11 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/4490943983905427870'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/4490943983905427870'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-155154380644912202</id><published>2007-06-23T15:15:00.000-07:00</published><updated>2007-06-23T15:46:04.631-07:00</updated><title type='text'>Ä°zmir'deki Ev</title><content type='html'>Vize deÄŸiÅŸikliÄŸi iÃ§in gittiÄŸim TÃ¼rkiye'de 3 hafta kalmayÄ± planlarken 4 ay kalmam gerekti, bu uzun aranÄ±n ardÄ±ndan yeniden New Orleans'tayÄ±m. TÃ¼m takip edenlere, yeniden merhabalar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktora ile ilgili Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±mÄ±n iyice yoÄŸunlaÅŸacaÄŸÄ± ve fotoÄŸraf ile ilgili yazmaya pek daha az vakit bulabileceÄŸim bir dÃ¶neme giriyor olmama raÄŸmen fotoÄŸrafa hak ettiÄŸi deÄŸeri vermeye Ã§alÄ±ÅŸmayÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yorum. Bu konuda taviz vermeden ve bahaneler Ã¼retmeden ne kadar dayanabileceÄŸimi ben de merak ediyorum aslÄ±nda. GÃ¶receÄŸiz bakalÄ±m.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÃ¼rkiye'de olma fÄ±rsatÄ±nÄ± deÄŸerlendirip annemin yanÄ±nda, Ã§ocukluÄŸumun uzun sayÄ±labilecek bir kÄ±smÄ±nÄ±n geÃ§tiÄŸi evde kaldÄ±m. Ã‡ocukluk hatÄ±ralarÄ±nÄ± canlandÄ±ran ve onlarÄ± hatÄ±rlatan ayrÄ±ntÄ±lar ve o ayrÄ±ntÄ±larÄ±n artÄ±k ne kadar azalmÄ±ÅŸ olduÄŸunu fark ediÅŸim yÄ±llarÄ±n geÃ§iyor olduÄŸunu bir kez daha hatÄ±rlattÄ± bana (yazar bu kliÅŸe cÃ¼mle nedeniyle okurlarÄ±ndan Ã¶zÃ¼r diler). ArtÄ±k yaÅŸlanÄ±yor olduÄŸum gerÃ§eÄŸini kabullenmem, buna alÄ±ÅŸmam iÃ§in kaÃ§ kere daha hatÄ±rlatÄ±lmasÄ± gerekiyor bilmiyorum. ArtÄ±k ÅŸaÅŸÄ±rmaktan bÄ±ktÄ±m sayÄ±lÄ±r. Hatta ÅŸaÅŸÄ±rmaktan o kadar bÄ±ktÄ±m ki bir gÃ¼n gerascophobia (yaÅŸlanma fobisi) tedavisi gÃ¶rmem gerekirse buna dahi ÅŸaÅŸÄ±rmayacaÄŸÄ±m.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde geÃ§irdiÄŸim sÃ¼re boyunca o ev ile ilgili hatÄ±rladÄ±ÄŸÄ±m en kuvvetli ayrÄ±ntÄ±larÄ±n -kalanlarÄ±nÄ±n- fotoÄŸrafÄ±nÄ± Ã§ekmeye Ã§alÄ±ÅŸtÄ±m. Hem de TÃ¼rkiye'den Ã§ok ucuza aldÄ±ÄŸÄ±m ikinci el Nikkor-P lensim, D200 kameram ve bu ikisini birleÅŸtirip yaptÄ±ÄŸÄ±m tilt-shift dÃ¼zeneÄŸi ile. Ä°ÅŸte bir kaÃ§ tanesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/ZmirDekiEvTiltShift/photo#5069965937689235522"&gt;&lt;img src="http://lh5.google.com/image/a.murat.eren/RlwjKJNMEEI/AAAAAAAAA-Y/ZZfz0LR6Yjg/s400/01-ev.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pencereden gÃ¶rÃ¼nen&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/ZmirDekiEvTiltShift/photo#5069967350733476034"&gt;&lt;img src="http://lh6.google.com/image/a.murat.eren/RlwkcZNMEMI/AAAAAAAAA_s/eFSb3oilwn0/s400/DSC_2102.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Oyun ParkÄ±&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/ZmirDekiEvTiltShift/photo#5069965937689235554"&gt;&lt;img src="http://lh5.google.com/image/a.murat.eren/RlwjKJNMEGI/AAAAAAAAA-o/NyanCrt9m5Y/s400/03-cocuk-hafizasi-baba.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Baba&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://picasaweb.google.com/a.murat.eren/ZmirDekiEvTiltShift/photo#5079385805861607586"&gt;&lt;img src="http://lh6.google.com/image/a.murat.eren/Rn2aeouK2KI/AAAAAAAABfM/NJfnBqh3kbE/s400/DSC_2070.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;GiriÅŸ&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2007/06/izmirdeki-ev.html' title='Ä°zmir&apos;deki Ev'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=155154380644912202' title='2 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/155154380644912202'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/155154380644912202'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-5743306459112811403</id><published>2007-01-14T01:43:00.000-08:00</published><updated>2007-01-14T12:16:09.599-08:00</updated><title type='text'>Albino KurbaÄŸa ve Ahmet'in BalÄ±ÄŸÄ±</title><content type='html'>Doktora yapmanÄ±n ne kadar ciddi bir sorumluluk ve ne kadar zorlu bir sÃ¼reÃ§ olduÄŸunu bu sÃ¼reci yaÅŸamÄ±ÅŸ ya da yaÅŸamakta olanlar bilirler, bilmeyenler ise doktoranÄ±n bilimsel literatÃ¼re daha Ã¶nce orada olmayan bir Ã§entik atmak gibi bir hedefi olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼klerinde kolaylÄ±kla mevzunun Ã§apÄ± hakkÄ±nda fikir sahibi olabilirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel araÅŸtÄ±rma aktivitesi ve bu esnada yapÄ±lanlar muhakkak Ã§alÄ±ÅŸÄ±lan alana baÄŸlÄ± olarak deÄŸiÅŸiklik gÃ¶steren bir ÅŸey. O'nun da kendi iÃ§erisindeki alanlarÄ± birbirinden farklÄ±lÄ±k gÃ¶steriyor olsa da, biyoloji, bence doktora yapmak iÃ§in en zorlu alanlardan birisi. Biyolojik araÅŸtÄ±rmalarÄ±n tÄ±p alanÄ±ndaki aÃ§Ä±lÄ±mlarÄ± gÃ¶z Ã¶nÃ¼nde bulundurulduÄŸunda ne kadar Ã¶nemli olduklarÄ± da yadsÄ±namaz bir gerÃ§ek olduÄŸundan genÃ§lere "sakÄ±n biyoloji doktorasÄ± yapmayÄ±n" demek yerine, bu taÅŸÄ±n altÄ±na elini sokmaya cesaret edenlere ekstra bir saygÄ± duymak gerektiÄŸini dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼mÃ¼ sÃ¶ylemekle yetineceÄŸim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BiyologlarÄ± diÄŸer alanlarda Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±n pek aÅŸina olmadÄ±ÄŸÄ± ve Ã¼stesinden gelmenin gÃ¼Ã§ olduÄŸu bir kaÃ§ problem bekliyor. Bu bu problemlerden bir tanesi "zaman"; belirli bir esnada kesinlikle deneyin baÅŸÄ±nda olma mecburiyeti. Deneyde kullanÄ±lan kimyasal reaksiyonun belirli bir fazÄ±nda ya da denek canlÄ±nÄ±n geliÅŸiminin belirli bir noktasÄ±nda bilim insanÄ±nÄ±n mÃ¼dahale etmek iÃ§in deney mahalinde olmasÄ± ÅŸart. Bir deney belirli bir aÅŸamasÄ±na 9 saat sonra ulaÅŸacaksa eÄŸer, 9 saat sonra saatin kaÃ§ olduÄŸu deney sahibi iÃ§in Ã¼zÃ¼cÃ¼ bir ayrÄ±ntÄ±ya dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼p, mesela gece 03'te sÄ±cak yataÄŸÄ±nÄ± terk edip kimsenin olmadÄ±ÄŸÄ± Ã¼niversite binasÄ±na giderek laboratuvarÄ±n Ä±ÅŸÄ±klarÄ±nÄ± yarÄ±m saatliÄŸine yakmasÄ±nÄ± gerektirebiliyor. Elbette deneyler bu sÃ¼relerin mantÄ±klÄ± zaman dilimlerine denk geleceÄŸi ÅŸekilde planlanabiliyorlar, fakat bu her deney iÃ§in mÃ¼mkÃ¼n olmayabiliyor. En azÄ±ndan Louisiana Eyalet Ãœniversitesi'nin SaÄŸlÄ±k Bilimleri Merkezi'nde geliÅŸim biyolojisi doktorasÄ± yapan B. Duygu Ã–zpolat iÃ§in arada bir mÃ¼mkÃ¼n olamadÄ±ÄŸÄ±nÄ± biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ä°dealizmin verdiÄŸi gÃ¼Ã§ ile gÃ¶ÄŸÃ¼s gerilebilecek bu gerÃ§ek dÄ±ÅŸÄ±nda Duygu ve diÄŸer biyologlar iÃ§in problem teÅŸkil etme olasÄ±lÄ±ÄŸÄ± Ã§ok yÃ¼ksek olan bir diÄŸer konu, aÅŸaÄŸÄ±da objektife gÃ¼lÃ¼mseyen, bilimsel adÄ± &lt;i&gt;Xenopus Laevis&lt;/i&gt; olan kurbaÄŸanÄ±n baÅŸÄ±na ne geleceÄŸini ne yazÄ±k ki pek iyi biliyor olmalarÄ±.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Lab/photos/01-Lab-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://meren.org/essays/Lab/photos/01-Lab-1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir baÅŸka laboratuvarda doÄŸmuÅŸ ve tek varlÄ±k sebebi belki de hiÃ§ bir sonuÃ§ alÄ±namayacak bir deneye materyal saÄŸlamak olan bu kurbaÄŸa yÃ¼ksek olasÄ±lÄ±kla bir kaÃ§ gÃ¼n Ã¶nce beraber yÃ¼zdÃ¼ÄŸÃ¼ arkadaÅŸÄ±nÄ±n embriyolarÄ± Ã¼zerinde Ã§alÄ±ÅŸan Duygu'yu seyrederken, bu penceresiz, florasan Ä±ÅŸÄ±kla aydÄ±nlanan mum kokulu odada neler olup bittiÄŸi ile ilgili pratik tahminlerin Ã¶tesinde pek bir fikri yok muhtemelen. Bu albino kurbaÄŸa ile birbirimizi en iyi anladÄ±ÄŸÄ±mÄ±z konu bu olmalÄ±.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Lab/photos/02-Lab-2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://meren.org/essays/Lab/photos/02-Lab-2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu kurbaÄŸalarÄ±n diÅŸi olanlarÄ± sÄ±kÄ±larak yumurtalarÄ± elde edildikten sonra Ã¶ldÃ¼rÃ¼lÃ¼yorlar. Erkeklerden spermlerinin alÄ±nmasÄ± iÅŸlemi ise zaten Ã¶lÃ¼mlerinin ardÄ±ndan gerÃ§ekleÅŸen kÃ¼Ã§Ã¼k bir neÅŸter operasyonu ile gerÃ§ekleÅŸtiÄŸinden yaÅŸamalarÄ± mÃ¼mkÃ¼n olmuyor, fakat diÅŸilerin yumurtalarÄ± vÃ¼cutlarÄ± sÄ±kÄ±larak alÄ±nÄ±yor ve aslÄ±nda vazifelerini yerine getirdiklerinde gayet saÄŸlÄ±klÄ± oluyorlar. Yine de doÄŸaya bÄ±rakÄ±lmalarÄ± gibi bir ÅŸey sÃ¶z konusu deÄŸil. KurbaÄŸa Ã¶nce buz dolu bir kovaya konulup bekletilyor. SoÄŸuk kanlÄ± bir canlÄ± olan kurbaÄŸanÄ±n hayatsal iÅŸlevleri soÄŸuk nedeni ile yeterince yavaÅŸladÄ±ÄŸÄ±nda kÃ¼Ã§Ã¼k bir makas ile omuriliÄŸini keserek hÄ±zlÄ± ve acÄ±sÄ±z olduÄŸu tahmin edilen bir operasyon ile yaÅŸam vÃ¼cudundan kovuluyor. Ã–te yandan farelerde ise bu iÅŸlemin farenin baÅŸÄ±na bastÄ±rÄ±lÄ±p kuyruÄŸunun kuvvetli bir ÅŸekilde Ã§ekilmesi sureti ile gerÃ§ekleÅŸtiÄŸini Ã¶ÄŸrendim. Boynu kÄ±rÄ±lan fare de nispeten acÄ±sÄ±z bir yolla yaÅŸama veda ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bunlarÄ± hiÃ§ bir bilim insanÄ± hoÅŸlanarak yapmÄ±yor, fakat bu bilimsel araÅŸtÄ±rmanÄ±n bir zorunluluÄŸu. YaÅŸam bilimi ile ilgili Ã§alÄ±ÅŸan insanlarÄ±n canlÄ±larÄ±n Ã¼zerinde Ã§alÄ±ÅŸma zorunluluklarÄ±, Ã¶te yandan doÄŸal dengeyi korumanÄ±n Ã¶nemini en iyi bilen insanlar olarak laboratuvarlarda kullanÄ±lan canlÄ±larÄ± neden doÄŸaya salÄ±veremeyeceklerini pek iyi biliyor olmalarÄ± Ã§ok ironik. Bu konuda kurbaÄŸalar ve fareler de dahil olmak Ã¼zere herkes Ã¼zgÃ¼n. Fakat yapÄ±lacak bir ÅŸey yok, bunlarÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nmeye vakit yok: Duygu en nihayetinde Ã§ok kistli bÃ¶brek hastalÄ±ÄŸÄ±nÄ±n sebebine Ä±ÅŸÄ±k tutabilmek amacÄ± ile Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ± yolda Ã§eÅŸitli veriler toplamak iÃ§in yaptÄ±ÄŸÄ± bir diÄŸer deneyde kullandÄ±ÄŸÄ± embriyolar ile ilgilenmek zorunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Lab/photos/03-Lab-3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://meren.org/essays/Lab/photos/03-Lab-3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Cumartesi gecesi saat 00:51'de laboratuvarda bir oraya bir buraya koÅŸturan Duygu cephesinde durum bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Lab/photos/06-Lab-6.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://meren.org/essays/Lab/photos/06-Lab-6.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tulane Ãœniversitesi'nde doktora yapan, fareler ve anlatmaya Ã§alÄ±ÅŸmasÄ±na raÄŸmen pek anlamadÄ±ÄŸÄ±m bakteri kÃ¼ltÃ¼rleri Ã¼zerinde Ã§alÄ±ÅŸan Ahmet'in efektif laboratuvar yaÅŸantÄ±sÄ±nÄ±n Duygu'nunkinden belki de tek farkÄ±, balÄ±ÄŸÄ±.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Lab/photos/04-Lab-4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://meren.org/essays/Lab/photos/04-Lab-4.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;O da gecenin bir saatinde olmayÄ± isteyebileceÄŸi yerler listesinde en Ã¼stte olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± tahmin ettiÄŸim bir yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplamda herkes neyi neden yaptÄ±ÄŸÄ±nÄ±, neden bulunduÄŸu yerde olduÄŸunu gayet iyi biliyor olsa da, zamanÄ±n amaÃ§larÄ±mÄ±zÄ± ve bÃ¼yÃ¼k resmi unutturduÄŸu lokal kesitlerinde yÃ¼zÃ¼mÃ¼ze koyduÄŸu ifadelerden birisi var Ahmet'in de yÃ¼zÃ¼nde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ÅŸeylerde sorun var o akÅŸam, hem Ahmet'in hem de balÄ±ÄŸÄ±n canÄ± olan bitene o kadar sÄ±kkÄ±n ki ben de ortamdaki elektriÄŸe kapÄ±lÄ±yor, deneye lanet edip "nasÄ±l ya? neden Ã§alÄ±ÅŸmamÄ±ÅŸ ki?" diyorum iÃ§imden. Ahmet bir Ã¼mit baÅŸka bir odada olan mikroskopun baÅŸÄ±na geÃ§iyor ve Ä±ÅŸÄ±klarÄ± sÃ¶ndÃ¼rÃ¼yor, olmayÄ±nca bir de gÃ¶rÃ¼ntÃ¼yÃ¼ bilgisayardan izliyor. Ben o esnada yapabileceÄŸim en iyi ÅŸeyi yapmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±p ekrandaki noktalarÄ± saymaya Ã§alÄ±ÅŸsam da bir farenin daha boÅŸa gittiÄŸi ve bu deneyden bir sonuÃ§ alÄ±namadÄ±ÄŸÄ±nÄ± Ã¶ÄŸreniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Lab/photos/05-Lab-5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://meren.org/essays/Lab/photos/05-Lab-5.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet genetik olarak mutasyona uÄŸratÄ±lmÄ±ÅŸ fareler Ã¼zerinde Ã§alÄ±ÅŸÄ±yor, istenen Ã¶zelliklerin baskÄ±landÄ±ÄŸÄ± bir mutanta sahip olmak uzun ve zorlu bir sÃ¼reÃ§. Memeli bir hayvan olan, kurbaÄŸa gibi bir seferde onlarca embriyo ortaya Ã§Ä±kartamayan ve embriyo geliÅŸimi kurbaÄŸaya gÃ¶re Ã§ok daha yavaÅŸ olan fare Ã¼zerinde Ã§alÄ±ÅŸmanÄ±n kendine has zorluklarÄ± ve dezavantajlarÄ± var. Ahmet'in fare ile Ã§alÄ±ÅŸÄ±yor olmasÄ±nÄ±n benim aÃ§Ä±mdan da bir dezavantajÄ± olduÄŸunu farelerin kafeslerindeki yiyeceklerden gelen keskin kokuyu hissedince fark ediyorum. Bir self portre Ã§ekiyorum ve labdan Ã§Ä±kÄ±yoruz. CanÄ±mÄ±z sÄ±kkÄ±n.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Lab/photos/08-Lab-8.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://meren.org/essays/Lab/photos/08-Lab-8.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;New Orleans'ta gece olunca ÅŸehre mistik bir yalnÄ±zlÄ±k Ã§Ã¶kÃ¼yor. Sokaklar boÅŸ, az Ã¶nce terk ettiÄŸi laboratuvarÄ±nda Ã§alÄ±ÅŸmayan bir deneyin sonucuna kÄ±zgÄ±n bir doktora Ã¶ÄŸrencisi bir kaÃ§ hafta sonra kaza yapÄ±p devrileceÄŸi ve iÃ§inden tÄ±rmanarak Ã§Ä±kmak zorunda kalacaÄŸÄ± Jipin kapÄ±sÄ±nda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Lab/photos/07-Lab-7.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://meren.org/essays/Lab/photos/07-Lab-7.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet iyi, kazayÄ± yara almadan atlattÄ±. Ahmet'in 4 aydÄ±r Ã§alÄ±ÅŸmayan deneyi bir kaÃ§ gÃ¼n Ã¶nce sonuÃ§ verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygu 2 gÃ¼n sonra doktora yeterlilik sÄ±navÄ±na girecek. YaklaÅŸÄ±k 2 haftadÄ±r geceli gÃ¼ndÃ¼zlÃ¼ Ã§alÄ±ÅŸarak yazdÄ±ÄŸÄ± raporunu henÃ¼z bitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KurbaÄŸa Ã¶ldÃ¼. BayraÄŸÄ± bir baÅŸka gÃ¼lÃ¼mseyen kurbaÄŸayaya devrederken buz dolu bir kova iÃ§erisinde geldiÄŸi o binayÄ± bir peÃ§eteye sarÄ±larak biyolojik atÄ±klar iÃ§erisinde terk etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet'in balÄ±ÄŸÄ± da dahil olmak Ã¼zere herkes iÅŸin bu kÄ±smÄ± ile ilgili Ã¼zÃ¼lmeye devam ediyor.</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2007/01/iki-biyoloji-laboratuvar.html' title='Albino KurbaÄŸa ve Ahmet&apos;in BalÄ±ÄŸÄ±'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=5743306459112811403' title='8 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/5743306459112811403'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/5743306459112811403'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-116443460770640651</id><published>2006-11-24T20:38:00.000-08:00</published><updated>2006-11-24T22:03:28.260-08:00</updated><title type='text'>Nikon D200</title><content type='html'>Uzun zamandÄ±r kullandÄ±ÄŸÄ±m emektar Nikon D70'im birlikte yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±mÄ±z sayÄ±sÄ±z maceranÄ±n ardÄ±ndan yerini bir Nikon D200'e bÄ±raktÄ±. En azÄ±ndan onu Ã¶zleyeceÄŸimi sÃ¶yleyebileceÄŸimi umuyordum. D200'e Ä±sÄ±nma sÃ¼recim bu kadar hÄ±zlÄ± olmasaydÄ±, sÃ¶yleyebilecektim de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygusal bir kiÅŸi olarak ekipmanÄ±n insanÄ±n Ã¼rettikleri Ã¼zerinde Ã§ok bÃ¼yÃ¼k bir etkisi olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± kanÄ±mÄ±n son damlasÄ±na kadar savunabilmeyi dilerdim. Fakat ne yazÄ±k ki buna pek inanmÄ±yorum. Buna inanmazken "eÅŸeÄŸe altÄ±n semer vursan eÅŸek, yine eÅŸek" sÃ¶zÃ¼nÃ¼ de inkÃ¢r etmiyorum. Zaten hiÃ§ bir ÅŸey Ã¼retemeyecek birisinin elinde 10 dolarlÄ±k bir point-and-shoot kamera da olsa, 15.000 dolarlÄ±k bir Leica da olsa sonuÃ§ Ã§ok fazla deÄŸiÅŸmeyecektir fakat sÃ¶yleyecek bir ÅŸeyleri birikmiÅŸ olan kiÅŸinin elindeki ekipman ne kadar iyi ise, sÃ¶yleyeceklerini o kadar baÅŸarÄ±lÄ± ÅŸekilde ortaya koyabileceÄŸine inanÄ±yorum. DoÄŸrudan "iyi ekipman = iyi iÅŸ" eÅŸitliÄŸini ortaya atmasam da bu eÅŸitliÄŸin iki tarafÄ±ndaki kavramlarÄ±n birbiri ile Ã§ok da ilgisiz olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼nmÃ¼yorum. Bence insanÄ±n Ã¼st sÄ±nÄ±rÄ±nÄ± Ã§oÄŸunlukla ekipman temsil ediyor.. En basitinden geniÅŸ aÃ§Ä± bir lensiniz yoksa bazÄ± fotoÄŸraflarÄ± hiÃ§ Ã§ekemiyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;img src="http://cekirdek.uludag.org.tr/%7Emeren/pics/ben-d200-ve-kedi.jpg" title="ben, d200 ve kedi" /&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikon D200 Ã§ok gÃ¼Ã§lÃ¼ bir kamera. Internet'te tonla kritiÄŸini bulabileceÄŸiniz iÃ§in teknik ayrÄ±ntÄ±larÄ± bir kere daha yazmanÄ±n bir anlamÄ± yok. Fakat -zaten etkileneceÄŸim aÅŸikar olan Ã¶zellikleri dÄ±ÅŸÄ±nda- beni D200 ile igili en Ã§ok etkileyen ÅŸeyler ÅŸunlar oldular:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;D200'Ã¼n gÃ¶vdesi muazzam bir iÅŸÃ§iliÄŸe sahip. Magnezyum alaÅŸÄ±mÄ± olan gÃ¶vdenin Ã¼zerindeki malzeme de Ã§ok profesyonel. Elime aldÄ±ÄŸÄ±mda daha Ã¶nce tuttuÄŸum bÃ¼tÃ¼n kameralarÄ± unuttum. Kendisi ziyadesiyle gÃ¼ven verici bir kararlÄ±lÄ±ÄŸa ve aÄŸÄ±rlÄ±ÄŸa sahip.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Her fotoÄŸraf makinesinin kendisine Ã¶zgÃ¼ bir shutter sesi vardÄ±r (bir arkadaÅŸ bir kaÃ§ tanesinin sesini &lt;a href="http://www.ne.jp/asahi/japan/manual-camera/shutter1.htm"&gt;burada&lt;/a&gt; yayÄ±nlÄ±yor mesela). D200 ile Ã§ektiÄŸim ilk fotoÄŸrafÄ±n ardÄ±ndan duyduÄŸum shutter sesi tam anlamÄ± ile "beni benden aldÄ±". AynanÄ±n kalkÄ±p geri inmesi Ã§ok smooth (bunu daha iyi ifade eden bir kelime aradÄ±m, mamafih bulamadÄ±m). AyrÄ±ca kamera profesyonel bir Ã¶zellik olan Mirror Lock Up kipine sahip. Bu kipte fotoÄŸraf Ã§ekerken deklanÅŸÃ¶re ilk basÄ±ÅŸÄ±nÄ±zda ayna kalkÄ±yor (vizÃ¶rden bir ÅŸey gÃ¶remiyorsunuz) ve Ã¶ylece bekliyor (lensten gelen Ä±ÅŸÄ±k perdenin Ã¼zerine dÃ¼ÅŸÃ¼yor, fakat perde henÃ¼z kapalÄ± olduÄŸu iÃ§in sensÃ¶re ulaÅŸmÄ±yor; fotoÄŸraf Ã§ekilmiÅŸ olmuyor), deklanÅŸÃ¶re ikinci kez bastÄ±ÄŸÄ±nÄ±zda ise perde aÃ§Ä±lÄ±p kapanÄ±yor ve ayna iniyor. BÃ¶ylece makine oradaki mekanik hareketten minimum etkilenmiÅŸ oluyor.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Ä°lerleyen gÃ¼nlerde bu yazÄ±yÄ± gÃ¼ncelleyebilirim.. Åžimdilik bu kadar yeter (sÄ±kÄ±ldÄ±m yazmaktan).</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/11/nikon-d200.html' title='Nikon D200'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=116443460770640651' title='8 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116443460770640651'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116443460770640651'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-116365013419878965</id><published>2006-11-15T19:38:00.000-08:00</published><updated>2006-11-15T21:47:47.986-08:00</updated><title type='text'>"Bir Åžeyin Sanat Eseri OlmasÄ± Ä°Ã§in Ne LazÄ±m?"</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/cortex" rel="tag"&gt;cortex&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Haftada bir kaÃ§ kez &lt;a href="http://meren.org"&gt;anasayfam&lt;/a&gt;Ä±n ve gÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼mÃ¼n Ã§eÅŸitli istatistiklerine ve Ã¶zellikle insanlarÄ± gÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼me getiren Google aramalarÄ±nÄ±n neler olduÄŸuna bakmayÄ± ihmal etmiyorum. Bu gÃ¼nlÃ¼k yazÄ±sÄ±nÄ±n baÅŸlÄ±ÄŸÄ± da bir Google aramasÄ± ile siteye yolu dÃ¼ÅŸmÃ¼ÅŸ birisine ait. Ä°statistik demiÅŸken son bir ayda bu sayfalara gelenlerin dÃ¼nya gezegeni Ã¼zerindeki daÄŸÄ±lÄ±mlarÄ± yaklaÅŸÄ±k olarak ÅŸÃ¶yle imiÅŸ (gÃ¼nlÃ¼ÄŸe gelen feedback'lere bakan da biz bize takÄ±lÄ±yoruz sanar):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" src="http://meren.org/images/meren.org-bolge.png" alt="http://meren.org/images/meren.org-bolge.png" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AslÄ±nda baÅŸta bÃ¶yle provokatif bir soruya yanÄ±t yazmaya niyetim yoktu (smiley). Ä°steksizce "neden bÃ¶yle bir yazÄ± yazayÄ±m ki" dedim kendi kendime. Fakat bir on saniye daha dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼nce hiÃ§ bir ÅŸeyin tanÄ±mÄ±nÄ± yapmadan, bir ÅŸeylerin o &lt;i&gt;tanÄ±mlamadÄ±klarÄ±&lt;/i&gt; kavramlarÄ±n, "tamamÄ±yla dahilinde" ya da "tamamÄ±yla haricinde" olduÄŸunu bÃ¼yÃ¼k bir cesaretle sÃ¶yleyiveren ve bu konuda iddialaÅŸan insanlara karÅŸÄ± iÃ§imde beslediÄŸim antipatinin beni bu konuda yazmaktan baÅŸka bir yolla boÅŸaltamayacaÄŸÄ±m bir enerji ile doldurduÄŸunu hissettim. Hem dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerimi paylaÅŸmamda ne sakÄ±nca olabilirdi ki? (son sÃ¶zler).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ÅŸeyin sanat eseri olmasÄ± iÃ§in ne lazÄ±m? Bunun yanÄ±tÄ±nÄ± tek bir cÃ¼mle ile verebilecek cÃ¼rete sahip birisinin aynÄ± zamanda aklÄ± baÅŸÄ±nda birisi olma ihtimaline bu gÃ¼nlerde pek inanmÄ±yorum (Ã§ok pesimistim son zamanlarda); hele de bu tip konularda Ã§alÄ±ÅŸan akademisyenlerin bile Ã¼zerinde anlaÅŸtÄ±ÄŸÄ± ortak bir Ã§erÃ§eve yok iken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda soruyu biraz deÄŸiÅŸtiriyorum ve vereceÄŸim yanÄ±t ile hem "sanat", hem "sanatÃ§Ä±" hem de sorunun orjinalinin aradÄ±ÄŸÄ± yanÄ±ta dair benim sahip olduÄŸum gÃ¶rÃ¼ÅŸlere Ä±ÅŸÄ±k tutacak bir forma sokuyorum: "Sanat eserlerinin ortak Ã¶zellikleri nelerdir?".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AslÄ±nda sanat eserlerininin, ortak Ã¶zelliklerinden bahsedilebilecek kadar formal bir kalÄ±ba sokulmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lmasÄ± benim kafamdaki sanat anlayÄ±ÅŸÄ± ile Ã§eliÅŸen bir dÃ¼ÅŸÃ¼nce; bir ÅŸeyin sanat olduÄŸundan ne kadar bahsedemezsek bir ÅŸeyin sanat olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± da o kadar iddia edemeyiz. Ã–te yandan bu gÃ¼nlÃ¼ÄŸe arada bir gÃ¶z gezdiren, "sanat", "sanatÃ§Ä±" ve "sanat eseri" konularÄ±nda benden Ã§ok daha deneyimli ve bilgili kimseler olduÄŸunu biliyorum, belki onlar bu paragrafÄ±n ilk cÃ¼mlesi ile ilgili farklÄ± gÃ¶rÃ¼ÅŸlere sahiptirler, bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla beraber kendi adÄ±ma Salvador Dali'nin "The Persistence of Memory" isimli tablosu ile Marcel Duchamp'Ä±n "Fountain" isimli pisuvarÄ± arasÄ±nda ya da OÄŸuz Atay'Ä±n "Tehlikeli Oyunlar" isimli romanÄ± arasÄ±nda belirgin bir fark gÃ¶remiyorum. Bana gÃ¶re saydÄ±klarÄ±mÄ±n her biri birer sanat eseri ve kendi aralarÄ±nda ortak olan bir takÄ±m Ã¶zellikleri de yok deÄŸil. Yani kalÄ±plara sokmak istemediÄŸim bir ÅŸeyin ortak yÃ¶nlerini hissediyor olmaktan da geri kalmÄ±yorum. Ä°ÅŸte bu noktada kendi kendime yeten bir tanÄ±m yapmak beni rahatsÄ±z etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KaÅŸla gÃ¶z arasÄ±nda revize ettiÄŸim sorunun yanÄ±tÄ±na dÃ¶nersek bence ÅŸunlar sanat eserleri iÃ§in kabul edilebilir ortak Ã¶zellikler:&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt; Elzem ya da sÄ±radan ihtiyaÃ§lara cevap vermek iÃ§in Ã¼retilmezler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; FarklÄ± seviyelerde algÄ±lanabilirler ve farklÄ± yorumlara aÃ§Ä±ktÄ±rlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Ä°Ã§erdikleri fikirleri ortaya Ã§Ä±karmak iÃ§in yaratÄ±cÄ± algÄ±lama gerektirirler.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Bu saydÄ±klarÄ±m ilk aklÄ±ma gelenler ve kuvvetle inandÄ±klarÄ±m. Ek olarak bir alt seviyede ÅŸunlarÄ± sayabilirim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Ortaya Ã§Ä±kÄ±ÅŸlarÄ±nÄ±n ardÄ±nda Ã¶zgÃ¼n ve sÄ±radÄ±ÅŸÄ± bir dÃ¼ÅŸÃ¼nce vardÄ±r.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Beceri gerektiren bir Ã§aba sonunda ortaya Ã§Ä±kartÄ±lÄ±rlar.&lt;/li&gt;&lt;li&gt; Ä°Ã§erdikleri fikirler akla kolay gelir tÃ¼rden deÄŸildir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;Bu Ã¶zellikler aynÄ± heykeltÄ±raÅŸ tarafÄ±ndan yapÄ±labilecek bir "nazar boncuÄŸu" ile "dÃ¼ÅŸÃ¼nen adam" heykeli arasÄ±ndaki farkÄ± kendime anlatabilmeme olanak saÄŸlÄ±yor (fiziksel boyutlarÄ±na ve harcanan emeÄŸe takÄ±lmayÄ±n). Bu Ã¶zelliklerden yola Ã§Ä±karak bir ÅŸeylerin kategorizasyonunu kendimce daha net yapabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arif olanÄ±n anladÄ±ÄŸÄ±nÄ± ve daha fazlasÄ±na ihtiyacÄ± olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± bildiÄŸimden yazmaya devam edip her ayrÄ±ntÄ±ya deÄŸinmeye gerek duymuyorum, fakat ilerleyen bir tarihte bu perspektiften fotoÄŸraf mevzusunu nasÄ±l deÄŸerlendirdiÄŸimi yazabilirim belki..</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/11/bir-eyin-sanat-eseri-olmas-iin-ne-lazm.html' title='&quot;Bir Åžeyin Sanat Eseri OlmasÄ± Ä°Ã§in Ne LazÄ±m?&quot;'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=116365013419878965' title='8 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116365013419878965'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116365013419878965'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-116322725260688869</id><published>2006-11-10T22:35:00.000-08:00</published><updated>2006-11-10T22:47:39.940-08:00</updated><title type='text'>Adams Street between Hickory and Birch</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/new-orleans" rel="tag"&gt;new-orleans&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;ArtÄ±k yok size Ã¶yle uzun uzun cÃ¼mleler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;img style="width: 640px;" src="http://meren.org/gallery/cemetery/photos/01-July-13.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolleksiyonun tÃ¼mÃ¼nÃ¼ gÃ¶rmek iÃ§in fotoÄŸrafÄ±n &lt;a href="http://meren.org/gallery/cemetery/"&gt;buraya&lt;/a&gt; tÄ±klayÄ±n. O kadar :/</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/11/adams-street-between-hickory-and-birch.html' title='Adams Street between Hickory and Birch'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=116322725260688869' title='9 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116322725260688869'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116322725260688869'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-116305639595676530</id><published>2006-11-08T22:39:00.000-08:00</published><updated>2006-11-08T23:15:05.320-08:00</updated><title type='text'>World Press Photo - 2006 Winners</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/contest" rel="tag"&gt;contest&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="border: 1px solid rgb(0, 0, 0); margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left;" src="http://www.worldpressphoto.nl/templates/World_Press_Photo/images/WPP_logo.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;a href="http://www.worldpressphoto.nl"&gt;World Press Photo&lt;/a&gt;'yu muhtemelen bilmeyen yoktur (birinci Ã§oÄŸul ÅŸahÄ±s Ã¶znesi Ã¼zerine inÅŸa edilmiÅŸ bu kliÅŸe giriÅŸten Ã¶tÃ¼rÃ¼ Ã¶zÃ¼r dilerim). &lt;a href="http://tinyurl.com/6g652"&gt;50 yÄ±lÄ±n en iyi haber fotoÄŸraflarÄ±&lt;/a&gt; seÃ§kisi ile gÃ¶nÃ¼llerimizde taht kurmuÅŸ olan WPP, 1955 yÄ±lÄ±ndan bu yana varlÄ±k gÃ¶steren, gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼m kadarÄ± ile haber fotoÄŸrafÃ§Ä±lÄ±ÄŸÄ± camiasÄ±nda Ã§ok ciddi bir yeri olan ve kÃ¢r amacÄ± gÃ¼tmeyen Hollanda merkezli bir organizasyon. YaptÄ±klarÄ± ile fotojurnalizmin gÃ¼ndem oluÅŸturmadaki gÃ¼cÃ¼ ve bilgi akÄ±ÅŸÄ±nÄ±n Ã¶nemini perÃ§inliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendileri, 2006 yÄ±lÄ± Ã¶dÃ¼llerini duyurmuÅŸ durumda. Uzun zamandÄ±r varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± tahmin ettiÄŸim Ã¶dÃ¼l sahiplerinin fotoÄŸraflarÄ±nÄ± ancak bu gece inceleme fÄ±rsatÄ± buldum. Ã‡ok etkileyici galeriler mevcut kesinlikle. Beni en Ã§ok etkileyen ise aÅŸaÄŸÄ±daki fotoÄŸrafÄ±n da iÃ§erisinde olduÄŸu ve Todd Heisler'a ait olan galeri oldu. Bu galerinin tÃ¼m fotoÄŸraflarÄ±na &lt;a href="http://tinyurl.com/y3e8ou"&gt;buradan&lt;/a&gt; ulaÅŸabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;img style="display: block; border: 1px solid rgb(0, 0, 0); margin: 0pt 10px 10px 0pt; text-align: center;" title="Copyright Todd Heisler, World Press Photo" src="http://www.worldpressphoto.nl/images/photocache/photos/2006/People%20in%20the%20News/PNS1/PNS1-JK-1555_520x345x90.jpg" alt="miiv" border="0" /&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galeriyi altÄ±nda yazan aÃ§Ä±klamalarÄ± da okuyarak izlemenizi tavsiye ederim. Elbette bu noktada beni etkileyenin haberin iÃ§eriÄŸinden ziyade Heisler'Ä±n konuyu ele almadaki baÅŸarÄ±sÄ± olduÄŸunu itiraf etmeliyim. Zira kendisi arkadaÅŸÄ±m olsa, "gidip bir de diÄŸer taraftakilerin ailelerine soraydÄ±n bakalÄ±m, sevdiklerinin parÃ§alarÄ±nÄ± toplayabilmiÅŸler mi" demekten geri kalmazdÄ±m. Her neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazananlar sayfasÄ± &lt;a href="http://tinyurl.com/7nm2y"&gt;burada&lt;/a&gt;, izlemenizi tavsiye ederim boÅŸ bir vaktinizde. Hem belki beni ÅŸaÅŸÄ±rtÄ±p galerilerden ya da tek fotoÄŸraflardan en Ã§ok hangisini beÄŸendiÄŸinizi ve nedenini de yazarsÄ±nÄ±z ;)</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/11/world-press-photo-2006-winners.html' title='World Press Photo - 2006 Winners'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=116305639595676530' title='1 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116305639595676530'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116305639595676530'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-116270804159868427</id><published>2006-11-04T21:55:00.000-08:00</published><updated>2006-11-05T20:28:16.146-08:00</updated><title type='text'>Yeni bir Lens Procesi</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/photography" rel="tag"&gt;photography&lt;/a&gt; &lt;a href="http://del.icio.us/meren/life" rel="tag"&gt;life&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;FotoÄŸrafta optik ve geometrik bozukluk mevzularÄ±na kafayÄ± takmÄ±ÅŸ bir insan olarak bu gÃ¼n yine bir takÄ±m makaleler okuyor, bir takÄ±m fotoÄŸraflar izliyordum (daha Ã¶nceki, pinhole macerasÄ±nÄ± okumak isteyenler iÃ§in: &lt;a href="http://meren.org/blog/2006/06/pinhole.html"&gt;1&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://meren.org/blog/2006/06/nikon-d70-ile-pinhole.html"&gt;2&lt;/a&gt;).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AklÄ±ma -sonradan yine zaten baÅŸkalarÄ± tarafÄ±ndan bulunmuÅŸ ve hali hazÄ±rda ekmeÄŸi yenmekte olduÄŸunu Ã¶ÄŸreneceÄŸim- dahiyane bir fikir geldi. Ã–nce kendi lenslerim ile bir takÄ±m denemeler yaptÄ±m, olmadÄ±. Neden olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± kÄ±sa bir sÃ¼re dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼kten sonra anladÄ±m. Derdime neyin Ã§are olacaÄŸÄ±nÄ± biliyordum ve bu Ã§areye sahip olma ihtimali olan birisini tanÄ±yordum. Hemen Craig'i aradÄ±m:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;- Hey Craig, sende orta format bir Hasselblad vardÄ± deÄŸil mi?&lt;br /&gt;- Evet?&lt;br /&gt;- Ãœzerindeki lens 80mm idi deÄŸil mi?&lt;br /&gt;- HÄ± hÄ±m.&lt;br /&gt;- Acilen 80mm. orta format bir lense ihtiyacÄ±m var, bu sÄ±ralar kullanmÄ±yorsan lensi Ã¶dÃ¼nÃ§ alabilir miyim?&lt;br /&gt;- KullanmÄ±yorum, istediÄŸin zaman alabilirsin. Fakat senin Nikon mount'una oturmayacaktÄ±r.&lt;br /&gt;- Sorun deÄŸil onu ben halledeceÄŸim.&lt;br /&gt;- Yine neler karÄ±ÅŸtÄ±rÄ±yorsun?&lt;br /&gt;- 2 saate kadar oradayÄ±m.&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Craig'e neler karÄ±ÅŸtÄ±rdÄ±ÄŸÄ±mÄ± anlatmanÄ±n en iyi yolunun bir fotoÄŸrafÄ±nÄ± Ã§ekmek olduÄŸunu biliyordum; bir fotoÄŸraf bin kelimeye bedeldi, benimle ilgilenmediÄŸi sÄ±rada eÄŸreti oyuncaÄŸÄ±mÄ± sinsice ona doÄŸrulttum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;img style="text-align: center; display: block;" src="http://meren.org/gallery/people/photos/10-Craig-Mammano-%28Taken-by-using-an-handmade-tilt-shift-lens%29.jpg" alt="handmade tilt shift" border="0" /&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bu fotoÄŸraf Ã¼zeirinde -kendisini siyah beyaza Ã§evirmek dÄ±ÅŸÄ±nda- hiÃ§ bir dijital dÃ¼zenleme yapÄ±lmadÄ± ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(David Burnett'a selam ederim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bir gÃ¼n sonra gelen edit&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;: BoÅŸ durmadÄ±m Ã§alÄ±ÅŸtÄ±m. Biraz sancÄ±lÄ± bir sÃ¼recin sonunda ilk ev imalatÄ± kaydÄ±r-eÄŸdir lens dÃ¼zeneÄŸimi bitirdim. Deneme amaÃ§lÄ± bir kaÃ§ fotoÄŸraf Ã§ekmek Ã¼zere dÄ±ÅŸarÄ± Ã§Ä±ktÄ±m. Performans mÃ¼thiÅŸ, tam hayal ettiÄŸim gibi oldu. Ä°ÅŸte sonuÃ§lardan ikisi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;img style="text-align: center; display: block;" src="http://meren.org/gallery/misc/photos/handmade-01.jpg" alt="handmade tilt shift" border="0" /&gt;&lt;/center&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;img style="text-align: center; display: block;" src="http://meren.org/gallery/misc/photos/handmade-02.jpg" alt="handmade tilt shift" border="0" /&gt;&lt;/center&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/11/yeni-bir-lens-procesi.html' title='Yeni bir Lens Procesi'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=116270804159868427' title='4 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116270804159868427'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116270804159868427'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-116250960475570854</id><published>2006-11-02T13:35:00.000-08:00</published><updated>2006-11-03T16:05:29.596-08:00</updated><title type='text'>Halloween 2006 - New Orleans</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/photo-essay" rel="tag"&gt;photo-essay&lt;/a&gt; &lt;a href="http://del.icio.us/meren/life" rel="tag"&gt;life&lt;/a&gt; &lt;a href="http://del.icio.us/meren/new-orleans" rel="tag"&gt;new-orleans&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Halloween'de dÄ±ÅŸardaydÄ±m. Ä°nsanlarÄ± izledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen AmerikalÄ±larÄ±n umutsuzca, eÄŸlenmeye ve anlamlÄ± bir ÅŸeyler yapmaya dair dinmeyen bir aÃ§lÄ±k hissettiklerini dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yorum bir sÃ¼redir. Her tÃ¼r etkinlik fÄ±rsatÄ±nda sokaklara Ã§Ä±kÄ±p birbirlerinin yÃ¼zÃ¼ne boÅŸ boÅŸ bakmalarÄ±na, insanlarla olabilecek en yÃ¼zeysel konulardan konuÅŸup bir hiÃ§ aramayacaklarÄ± telefon numaralarÄ±nÄ± birbirlerine verdiklerine tanÄ±k olmak beni bir Ã§ok anlamda gerÃ§ekten Ã¼zÃ¼yor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"DÃ¼nyanÄ±n bir sÃ¼rÃ¼ Ã¼lkesinde yÄ±llardÄ±r dÃ¶kÃ¼len kanlarÄ±n sorumlularÄ±nÄ± seÃ§enler bu insanlar mÄ± yani?" demekten kendimi alamÄ±yorum. Bu insanlarÄ±n nasÄ±l bu kadar yÃ¼zeysel, yalnÄ±z, mutsuz, tedirgin ve doyumsuz bir hale geldiÄŸini ile ilgili tahminlerim var, fakat yine de net bir ÅŸekldie bilmiyorum. Siz de Amerika'nÄ±n son 50 yÄ±lÄ±nÄ± benim gibi kaÃ§Ä±ranlardansanÄ±z Ã¼zÃ¼lmeyin, bu geÃ§iÅŸi anlamak iÃ§in halÃ¢ bir ÅŸansÄ±mÄ±z var. Ã‡Ã¼nkÃ¼ burada yapÄ±lan her ÅŸeyin bir tekrarÄ± TÃ¼rk medyasÄ± tarafÄ±ndan sÄ±rasÄ± ile icra ediliyor. Her neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Halloween/photos/05-05.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 640px;" src="http://meren.org/essays/Halloween/photos/05-05.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu memlekette insanlar birbirleri ile konuÅŸmak ve iletiÅŸim halinde olmak iÃ§in geÃ§erli bir neden arÄ±yorlar. Ã–rneÄŸin bir partide birilerinin diÄŸerlerinin yanÄ±na gitmesi ve "merhaba" demesi Ã§ok normal. Ya da Halloween'de birisinin kostÃ¼mÃ¼nÃ¼n ne kadar muhteÅŸem olduÄŸundan dem vurup onunla sohbet etmek, yine Ã§ok normal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Halloween/photos/06-06.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 640px;" src="http://meren.org/essays/Halloween/photos/06-06.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla beraber geriye kalan "gÃ¼nlÃ¼k yaÅŸam" zamanlarÄ±nda herkes o kadar tedirgin gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor ki, geÃ§erli bir nedeniniz yoksa birisi ile konuÅŸmaya Ã§alÄ±ÅŸmanÄ±zÄ±n karÅŸÄ±daki tarafÄ±ndan bir tehdit unsuru gibi algÄ±lanmasÄ± iÅŸten bile deÄŸil. Ä°nsanlarÄ±n sokakta birbirlerinin yarÄ±m metre Ã¶tesinden geÃ§erken sessizce de olsa "excuse me" demesinin sebebinin "nezaket" ve "saygÄ±" ile ilgili bir ÅŸeyler olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼nmÃ¼ÅŸ olsam da ÅŸimdi kafamda bir ÅŸeyler yerine pek gÃ¼zel oturuyor. Buraya geldiÄŸimden beri herhangi bir AmerikalÄ± ile yaptÄ±ÄŸÄ±m herhangi bir sohbeti, Ä°stanbul'da tanÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ±m taksicilerden herhangi birisi ile yaptÄ±ÄŸÄ±m ayakÃ¼stÃ¼ sohbetlere dahi deÄŸiÅŸmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AklÄ±ma geldi, bir keresinde bir taksici ile tartÄ±ÅŸÄ±rken konu ÅŸimdi nedenini tam olarak hatÄ±rlamadÄ±ÄŸÄ±m bir ÅŸekilde 35 ile 3'Ã¼n Ã§arpÄ±mÄ±na gelip dayanmÄ±ÅŸ ve taksici beni ÅŸu ÅŸekilde azarlamÄ±ÅŸtÄ±:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;(...)&lt;br /&gt;- Sizin gibiler yÃ¼zÃ¼nden 100 lirayÄ± bile bir araya getiremiyoruz iÅŸte. Ä°lla sÄ±kÄ±ÅŸÄ±k yoldan gÃ¶tÃ¼receksiniz beni.&lt;br /&gt;- Ä°yi de 100 lirayÄ± geÃ§iyor iÅŸte senin sÃ¶ylediÄŸin ÅŸekilde hesaplayÄ±nca?&lt;br /&gt;- NasÄ±l geÃ§iyor be, nasÄ±l geÃ§iyor?&lt;br /&gt;- E 35 ile 3'Ã¼ Ã§arparsan 105 ediyor abi..&lt;br /&gt;- 105 ediyor Ã¶yle mi?&lt;br /&gt;- Evet?&lt;br /&gt;- Sizin gibi mÃ¼hendisler yÃ¼zÃ¼nden bu Ã¼lke bu hale geliyor iÅŸte. Sen matematiÄŸi kimden Ã¶ÄŸrendiysen ona selam sÃ¶yle!&lt;br /&gt;- Haydaa..&lt;br /&gt;(...)&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksici amca -yaptÄ±ÄŸÄ±m alÄ±ntÄ± kÄ±smÄ± da dahil olmak Ã¼zere- o tartÄ±ÅŸmada sonuna kadar haksÄ±zdÄ± ve beni kÄ±zdÄ±rmayÄ± baÅŸarmÄ±ÅŸtÄ±. Fakat ÅŸimdi dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼nce bu samimiyetin, bu cesaretin ve bu aÃ§Ä±ksÃ¶zlÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼n bir nimet olduÄŸuna ve kaybolmamasÄ± gerektiÄŸine inanÄ±yorum. Bir yerlerde adÄ±nÄ± koyamadÄ±ÄŸÄ± bir sorun olduÄŸunun farkÄ±nda olan, iletiÅŸemeyen, doÄŸal ve samimi olmayÄ± unutmuÅŸ ve bu aÃ§Ä±ÄŸÄ± kapatmak iÃ§in tÃ¼rlÃ¼ yapmacÄ±klÄ±klar ile herkesin birbirini kandÄ±rdÄ±ÄŸÄ± bir tÃ¼ketim toplumunu gÃ¶rÃ¼nce insan bazÄ± ÅŸeylerin kayboluÅŸuna daha Ã§ok Ã¼zÃ¼lÃ¼yor. AmerikalÄ±larÄ±n Ã§ok ciddi bir kÄ±smÄ± birilerinin daha fazla kazanmasÄ± ve istediklerini daha pÃ¼rÃ¼zsÃ¼z bir ÅŸekilde yapabilmesi iÃ§in hazÄ±rlanmasÄ± yÄ±llar almÄ±ÅŸ bir sera ortamÄ±na doÄŸuyor, orada yaÅŸÄ±yor ve orada Ã¶lÃ¼yor. Burada Ã¼zÃ¼lÃ¼necek ve hisse Ã§Ä±karÄ±lacak bir ÅŸey var mÄ±? Bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halloween akÅŸamÄ± dÄ±ÅŸarda geÃ§irdiÄŸim sÃ¼re boyunca hiÃ§ bir bara girmedim. Sokakta neler olup bittiÄŸini anlamaya, insanlar arasÄ±ndaki iletiÅŸim sirkÃ¼lasyonunu izlemeye Ã§alÄ±ÅŸtÄ±m. Ä°nsanlarÄ± kategorize ederken aceleci olmayÄ± hiÃ§ sevmem, fakat bir kaÃ§ tÃ¼r insan vardÄ± gÃ¶zÃ¼me Ã§arpan. Grup halinde gelmiÅŸ ve kendi aralarÄ±nda eÄŸlenenler, grup halinde gelmiÅŸ ve baÅŸkalarÄ± ile eÄŸlenenler, grup halinde gelmiÅŸ ve "hani eÄŸlenecektik hocam?" ÅŸeklinde ortalÄ±ÄŸÄ± sÃ¼zenler, kostÃ¼m giymeden gelmiÅŸ ve kostÃ¼mleri ile eÄŸlenen insanlarÄ± sert yÃ¼z ifadeleri ile inceleyen MeksikalÄ±lar, ne kadar fotoÄŸraf Ã§ekersem o kadar kÃ¢rdÄ±r mantÄ±ÄŸÄ± ile hareket eden turistler gibi Halloween stereotipleri arasÄ±nda Ã¶zellikle iki tanesi vardÄ± ki, beni gerÃ§ekten etkiledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AmerikalÄ±lar her ne kadar kendilerine ait bir bayram da sansalar, Halloween'in kÃ¶keni milattan Ã¶nce 5. yÃ¼zyÄ±la, Kelt'lere kadar uzanÄ±yor. O zamanlar insanlar yaz ayÄ±nÄ±n bitiÅŸine denk gelen bu tarihlerde o sene Ã¶lmÃ¼ÅŸ olan ruhlarÄ±n ortaya Ã§Ä±kÄ±p kendilerine beden aradÄ±klarÄ±na inanÄ±yorlarmÄ±ÅŸ (bu konuda ne kadar ciddilermiÅŸ bilmiyorum). Bu etkinliÄŸin kapsamÄ± ise, bedenlerinin ele geÃ§irilmesine engel olmak isteyen insanlarÄ±n ruhlarÄ± korkutmak ve eli boÅŸ dÃ¶ndÃ¼rmek iÃ§in kostÃ¼mler giyerek ortada Ã¼rkÃ¼nÃ§ ÅŸekilde dolaÅŸmalarÄ± imiÅŸ. BÃ¶ylece Halloween'in gerÃ§ek ruhlarÄ± kendilerine hiÃ§ bir beden bulamadan geri dÃ¶nerlermiÅŸ. Ä°ÅŸte yukarÄ±da beni etkilediÄŸini sÃ¶ylediÄŸim iki stereotipten birisini 'gerÃ§ek halloween ruhlarÄ±'na benzettim; bir Ã¼mitle gelen fakat eli boÅŸ dÃ¶nen, bir aÃ§Ä±dan bakÄ±nca durumuna Ã¼zÃ¼lÃ¼nebilecek "yalnÄ±zlar" analojisi ile... Ortamda azÄ±msanmayacak sayÄ±da, kostÃ¼m hazÄ±rlamÄ±ÅŸ, onu giyip gelmiÅŸ ve olan biteni tek baÅŸÄ±na izleyen insan vardÄ±. Bir ÅŸekilde iÃ§erde olmak isteyip, gereken hazÄ±rlÄ±ÄŸÄ± yapÄ±p, fakat vakit geldiÄŸinde bir tÃ¼rlÃ¼ cesaret edemeyen ve dÄ±ÅŸarda kalanÄ±n piÅŸmanlÄ±ÄŸÄ± ve dargÄ±nlÄ±ÄŸÄ± ile izliyorlardÄ± sanki etrafta olan biteni. Halloween'in gerÃ§ek ruhlarÄ±... AÃ§Ä±kÃ§asÄ± Halloween kafamda bu insanlar ile anlamÄ±nÄ± buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Halloween/photos/03-03.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 640px;" src="http://meren.org/essays/Halloween/photos/03-03.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve elbette tamamen ayrÄ± bir dÃ¼nyada yaÅŸayan siyahlar. Gece boyunca bir kaÃ§ istisna dÄ±ÅŸÄ±nda hiÃ§ kostÃ¼m giymiÅŸ olan siyaha rastlamamama raÄŸmen her zamankinden daha kalabalÄ±k olmalarÄ± aslÄ±nda bu eÄŸlenceyi Ã¶nemsediklerine dair bir iÅŸaretti benim iÃ§in. "Bir ÅŸekilde sizi gÃ¶rmek, kendimizi gÃ¶stermek istiyoruz fakat bu aptal ÅŸeyin bir parÃ§asÄ± deÄŸiliz ve eÄŸlenemeyecek kadar Ã§ok kÄ±zgÄ±nÄ±z tamam mÄ±? Sizi affetmediÄŸimizi hatÄ±rlatmak iÃ§in geldik, bir arkadaÅŸa bakÄ±p Ã§Ä±kacaÄŸÄ±z!" bakÄ±ÅŸlarÄ± ile caddelere teÅŸrif etmiÅŸ siyahi genÃ§lerin bir kÄ±smÄ± oradan oraya sanki acilen bir yere yetiÅŸmeleri gerekiyor ve tamamen mecburiyetten Ã¶tÃ¼rÃ¼ insanlarÄ±n eÄŸlendiÄŸi bu sokaklardan geÃ§iyormÄ±ÅŸ gibi hareket ederken, bir kÄ±smÄ± da kÄ±zgÄ±n repÃ§i/gang bakÄ±ÅŸlarÄ± ile "diÄŸer arkadaÅŸlarÄ±mÄ±zÄ± bekliyoruz, yoksa elbette bu aptal ortamda durmaya hiÃ§ niyetimiz yok" ifadeleri ile ortalÄ±ÄŸÄ± sÃ¼zÃ¼yordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Halloween/photos/07-07.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 640px;" src="http://meren.org/essays/Halloween/photos/07-07.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–te yandan Halloween'in benim iÃ§in tek korkunÃ§ yanÄ± yukarÄ±da anlattÄ±klarÄ±m deÄŸildi ve Halloween'de insanÄ±n korkulacak hiÃ§ bir ÅŸey ile karÅŸÄ±laÅŸmayacaÄŸÄ±nÄ± sananlar aldanÄ±yorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://meren.org/essays/Halloween/photos/09-09.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 640px;" src="http://meren.org/essays/Halloween/photos/09-09.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102); font-style: italic;"&gt; * "Murder 1 Boys" isimli fotoÄŸraf &lt;a href="http://biyolokum.blogspot.com" target="_blank"&gt;B. Duygu Ã–zpolat&lt;/a&gt; tarafÄ±ndan Ã§ekildi.&lt;/span&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/11/halloween-2006-new-orleans.html' title='Halloween 2006 - New Orleans'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=116250960475570854' title='4 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116250960475570854'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116250960475570854'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-116242708099665772</id><published>2006-11-01T15:57:00.000-08:00</published><updated>2006-11-01T16:26:10.313-08:00</updated><title type='text'>FILE Magazine..</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/life" rel="tag"&gt;life&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Uzun sÃ¼re Ã¶nce &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;FILE Magazine&lt;/span&gt; isimli bir web sitesine rastlamÄ±ÅŸtÄ±m Internet'te. Sitenin konsepti Ã§ok hoÅŸuma gitmiÅŸti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a _target="blank" href="http://filemagazine.com"&gt;&lt;img style="border: 1px solid rgb(0, 0, 0); margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" src="http://meren.org/images/file-magazine.jpg" alt="file-magazine" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;FILE Magazine, web sitesine girdiÄŸinizde size "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;FILE Magazine'e hoÅŸ geldiniz. Biz konuyu beklenmedik yollarla ele alan Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ± yayÄ±nlÄ±yoruz. Alternatif Ã§ekimleri, geleneksellikten uzak gÃ¶zlemleri, tuhaf perspektifleri ... kolleksiyonumuzdaki fotoÄŸraflar geleneksel tasvirleri yeniden yorumlayanlar&lt;/span&gt;" diyor ve ekliyor, "&lt;a href="http://www.filemagazine.com/thecollection/thumbnails_01.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;FotoÄŸraflar bunu bizim anlatabileceÄŸimizden daha iyi anlatÄ±rlar&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FILE Magazine'i diÄŸer fotoÄŸraf paylaÅŸÄ±m sitelerinden ayÄ±ran ÅŸey fotoÄŸraflarÄ± onlarÄ±n seÃ§iyor olmasÄ±. BaÅŸta pek hoÅŸ bir yÃ¶ntem deÄŸilmiÅŸ gibi gÃ¶rÃ¼nse de ben Ã§ok sevdim. Bir kaÃ§ gÃ¼n Ã¶nce aÅŸaÄŸÄ±daki fotoÄŸrafÄ±ma FILE Magazine'de yer verildiÄŸinden, bir sorun ya da bilgilerde bir eksiklik olup olmadÄ±ÄŸÄ±na dair bir e-posta aldÄ±m:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.filemagazine.com/thecollection/archives/2006/10/dreamcatcher_ii.html" target="_blank"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 640px;" src="http://meren.org/gallery/dreamcatcher/photos/03-Dreamcatcher-III.jpg" alt="dreamcatcger" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Benim fotoÄŸrafÄ±mÄ±n yayÄ±nlandÄ±ÄŸÄ± bir siteyi yÃ¼celterek kendimi yÃ¼celtmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±yormuÅŸum gibi gÃ¶rÃ¼nmek istemiyorum ama, gerÃ§ekten Ã§ok baÅŸarÄ±lÄ± Ã§alÄ±ÅŸmalar var, ÅŸiddetle incelemenizi tavsiye etmeden edemeyeceÄŸim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/11/file-magazine.html' title='FILE Magazine..'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=116242708099665772' title='2 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116242708099665772'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116242708099665772'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-116231822800540423</id><published>2006-10-31T08:32:00.000-08:00</published><updated>2006-11-03T12:09:03.406-08:00</updated><title type='text'>Audobon Zoo</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/life" rel="tag"&gt;life&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left;" src="http://meren.org/blog/uploaded_images/fl-799581.jpg" alt="" border="0" /&gt; Hayvanat bahÃ§elerini oldum olasÄ± sevmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AklÄ± baÅŸÄ±nda herhangi bir kimsenin de, -bu gÃ¼ne kadar yapmamÄ±ÅŸ dahi olsa- Ã¼zerinde biraz dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼nde sevebilecek bir ÅŸey bulabileceÄŸini zannetmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 50 yÄ±l Ã¶nce belki insanlar hayvanlarÄ± bu ÅŸekilde alÄ±koymak iÃ§in ÅŸu gÃ¼n koÅŸullarÄ± ile kÄ±yaslandÄ±ÄŸÄ±nda mantÄ±klÄ± bir takÄ±m gerekÃ§elere sahiplerdi. Fakat iletiÅŸimin geldiÄŸi nokta itibarÄ± ile bir hayvanat bahÃ§esinin kolayca sahip olamayacaÄŸÄ± hayvanlarÄ± bile doÄŸal ortamlarÄ±nda izleyebiliyor, haklarÄ±nda hayvanat bahÃ§elerinde kafeslerin yanÄ±nda yazan bilgilendirme kÃ¼pÃ¼rlerinin verebileceÄŸinden daha fazlasÄ±nÄ± Ã¶ÄŸrenebiliyoruz. Ne Ã§ocuklara hayvan sevgisi aÅŸÄ±lamak iÃ§in, ne de egzotik hayvanlarÄ± tanÄ±mak iÃ§in hayvanat bahÃ§elerine ihtiyaÃ§ var. Hayvanat bahÃ§elerinin varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± anlamlÄ± kÄ±labilecek tek ÅŸey onlarÄ±n bir rehabilitasyon merkezi ve doÄŸal hayatÄ± koruma adÄ±na nesli tehlikede olan canlÄ±larÄ± korumak olabileceÄŸine inanÄ±yorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–te yandan bu tip bir tesisin finansmanÄ±nÄ± saÄŸlamak iÃ§in yine hayvanlarÄ± kafese koyup insanlarÄ±n ziyaret etmesini beklemek gerekliliÄŸi ve aksi muhtemel bir olasÄ±lÄ±kta yeterince kÃ¢r getirmeyeceÄŸi iÃ§in ticari iÅŸtirakÃ§ilerin bÃ¶yle bir merkez inÅŸasÄ±na hiÃ§ bulaÅŸmayacaklarÄ± ihtimali de dÃ¼nyanÄ±n en yayÄ±lmacÄ± ve saygÄ±sÄ±z canlÄ±sÄ± olan insanoÄŸlunun bir ayÄ±bÄ± olarak ilkokul kitaplarÄ±nda dahi okutulmalÄ± bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dÃ¶nem TÃœBÄ°TAK'ta hayvanat bahÃ§elerinin modernizasyonu iÃ§in bir projeye giriÅŸen, Kardak krizine ve tarih boyunca bize yaptÄ±klarÄ± tÃ¼rlÃ¼ terbiyesizliÄŸe raÄŸmen Yunanistan'a, Aigina AdasÄ±'na gidip EKPAZ'da yabani kuÅŸlarÄ±n rehabilitasyonu ve doÄŸaya yeniden kazandÄ±rÄ±lmasÄ± iÃ§in gÃ¶nÃ¼llÃ¼ olarak Ã§alÄ±ÅŸan ve bir Panter Emel kadar olmasa da hayvan sevgisi yÃ¼zÃ¼nden Ã§ekmediÄŸi kalmamÄ±ÅŸ kÄ±ymetli biyolog eÅŸimin de bu dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerimin ÅŸekillenmesinde payÄ± bÃ¼yÃ¼ktÃ¼r.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftasonu onun teklifi ile Audobon Zoo'ya gittik. En son hayvanat bahÃ§esi gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼mÃ¼n Ã¼zerinden takriben 20 yÄ±l geÃ§ti. Beni en son Arif EniÅŸtem gÃ¶tÃ¼rmÃ¼ÅŸtÃ¼ bir hayvanat bahÃ§esine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arif EniÅŸte demiÅŸken kendisinden biraz bahsetmek istedim ÅŸimdi. Arif EniÅŸtem ile tanÄ±ÅŸÄ±klÄ±ÄŸÄ±mÄ±n sebebi kendisinin Annem vesilesi ile Teyze-YeÄŸen statÃ¼sÃ¼nde tanÄ±yor olduÄŸum Saadet Teyzemin eÅŸi olmasÄ± idi. Saadet Teyzenin aklÄ±mda kalan en ciddi karakteristiÄŸi sertliÄŸi idi. Kendisi kesinlikle ÅŸiÅŸman, aÃ§Ä±k sÃ¶zlÃ¼, hem tatlÄ± hem de Ã¼rkÃ¼tÃ¼cÃ¼ bir elektrik alÄ±nabilen daÄŸ gibi Ä°zmir cadalozlarÄ±ndan birisiydi. Arif EniÅŸte ise eve geldiÄŸinde Ã§ocuklar iÃ§in ÅŸeker getiren, Ã§ocuklar ÅŸekerleri yerken de krem rengi Anadol marka pikapÄ±nÄ± satÄ±p dÃ¶rt kapÄ±lÄ± kahverengi bir Renault aldÄ±ÄŸÄ±nda nasÄ±l da hep beraber gezip dolaÅŸacaÄŸÄ±mÄ±zÄ± anlatan, bÄ±yÄ±klÄ± tatlÄ± bir elektrik ustasÄ± idi hatÄ±rladÄ±ÄŸÄ±m kadarÄ± ile (o gÃ¼nleri bu kadar az hatÄ±rlÄ±yor olmamÄ±n kimin kabahati olduÄŸunu bilmiyorum). Kendisi teyzemin aksine, sakin, tÄ±ÄŸ gibi, kara-kuru uzun boylu bir adamdÄ±.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZamanÄ±nda anneannemden ve kÄ±ymetli annemden duyduÄŸuma gÃ¶re, teyzem ile evlenmeden Ã¶nce mahallenin kÃ¶k sÃ¶ktÃ¼ren serserilerinden birisi olan nezaret kuÅŸu bÄ±Ã§kÄ±n Arif EniÅŸtesi, deli gibi aÅŸÄ±k olduÄŸu ve bir ÅŸekilde evlenmeyi baÅŸardÄ±ÄŸÄ± teyzem tarafÄ±ndan kÄ±sa bir sÃ¼re iÃ§erisinde dize getirilmiÅŸ, sÃ¼rekli dayak tehtidi altÄ±nda varlÄ±k gÃ¶stermeye Ã§alÄ±ÅŸan azÄ±lÄ± bir kÄ±lÄ±bÄ±k statÃ¼sÃ¼ne hÄ±zla terfi ettirilmiÅŸti. Ã‡eÅŸitli ÅŸekillerde her birimizin kafasÄ±nda bir karikatÃ¼rÃ¼ olan "baskÄ±n kadÄ±n/ezilen erkek" modunu Ã§ok baÅŸarÄ±lÄ± bir ÅŸekilde icra eden bir Ã§iftti bu kimseler uzun lafÄ±n kÄ±sasÄ±. O zamanlar herkesin onlar hakkÄ±nda bildiÄŸi, fakat kimsenin dile getirmediÄŸi tek bÃ¼yÃ¼k sorunlarÄ± Ã§ocuklarÄ±nÄ±n olmuyor oluÅŸu idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teyzemin sertliÄŸi, eniÅŸtemin yumuÅŸaklÄ±ÄŸÄ± ve Ã§ocuklara olan aÅŸkÄ± bu ÅŸekilde aÃ§Ä±klanÄ±yordu. Ã‡ocuktum tabi, basmÄ±yordu kafam o zamanlar. Ä°nsanlar bu tip derin konulara girince benim iÃ§imde hemen anneanemin bahÃ§esine Ã§Ä±kÄ±p dedemin evinin Ã¶nÃ¼ndeki incir aÄŸacÄ±nda gÃ¶rmeyeli bir geliÅŸme var mÄ± diye bir kontrol etme arzusu hasÄ±l oluveriyordu Ã¼zerinize afiyet (Anneanemin bahÃ§esinde dedemin evinin ne gezdiÄŸi ise ayrÄ± bir mevzudur. Her neyse).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ä°ÅŸte bu Arif EniÅŸte bir gÃ¼n beni sÃ¼rekli sÃ¶z verdiÄŸi hayvanat bahÃ§esine gÃ¶tÃ¼rmÃ¼ÅŸtÃ¼ Ä°zmir'de. 5 yaÅŸÄ±nda filandÄ±m sanÄ±rÄ±m. Belki herkesle sizli bizli, formal bir ÅŸekilde konuÅŸan bir Ã§ocuk olduÄŸumdan Ã¶tÃ¼rÃ¼ bana duyulan sempati yÃ¼zÃ¼nden, belki de sÄ±k sÄ±k kaybolma konusunda gÃ¶sterdiÄŸim baÅŸarÄ±lara artÄ±k bir dur denmesi gerektiÄŸine dair inancÄ± yÃ¼zÃ¼nden, ÅŸampiyon olmuÅŸ takÄ±mÄ±n teknik direktÃ¶rÃ¼ edasÄ± ile Arif EniÅŸtenin omuzlarÄ±nda hayvan kardeÅŸlerimizi tek tek ziyaret ediyorduk o sÄ±cak Ä°zmir gÃ¼nÃ¼. Derken aslanlarÄ±n kafesinin Ã¶nÃ¼ne geldik. Hayvanlar gergin bir ÅŸekilde kafesin iÃ§inde dÃ¶rt dÃ¶nÃ¼yorlardÄ±. AslanlarÄ±n olduÄŸu kafesin Ã¶nÃ¼nde yaÅŸanan ÅŸu monolog, yÄ±llar boyunca adÄ±mÄ±n hemen ardÄ±ndan hatÄ±rlanan bir monolog'um olarak anÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r anneannem ve teyzelerim arasÄ±nda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;- Arif EniÅŸte, beni hayvanat bahÃ§esine getirdiÄŸiniz iÃ§in Ã§ok teÅŸekkÃ¼r ederim. Ã‡ok gÃ¼zel Ã§Ã¼nkÃ¼.&lt;br /&gt;- (O sÄ±rada aslandan bir kÃ¼kreme sesi gelir)&lt;br /&gt;- Peki artÄ±k eve dÃ¶nebilir miyiz lÃ¼tfen? Anneannem merak ediyordur eminim.&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Hayvanat bahÃ§elerini sevemeyiÅŸimin ardÄ±nda "hayvan sevgisi", "her canlÄ±nÄ±n Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ne olan inanÃ§" gibi felsefik temeller dÄ±ÅŸÄ±nda bÃ¶ylesine gÃ¼Ã§lÃ¼ bir pratik sebebin yatÄ±yor oluÅŸu ilerde beni bir Panter Emel yapar mÄ± bilemiyorum (yapmasÄ±n).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arif EniÅŸtem ile ilgili "birlikte yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±mÄ±z bir ÅŸey" olarak hafÄ±zamda yer eden tek paylaÅŸÄ±m bu hayvanat bahÃ§esi ziyareti oldu. Bu olay yaÅŸandÄ±ktan Ã§ok kÄ±sa bir sÃ¼re sonra Saadet teyzemin kanser olduÄŸunu Ã¶ÄŸrendiÄŸimi, bir kanser olayÄ±nÄ± insanlarÄ±n neden bu kadar bÃ¼yÃ¼ttÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ ise kÄ±sa bir sÃ¼re sonra teyzemin Ã¶ldÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ Ã¶ÄŸrenince anladÄ±ÄŸÄ±mÄ± hatÄ±rlÄ±yorum. KÄ±sa bir sÃ¼re sonra Arif EniÅŸtemin teyzemin bir fotoÄŸrafÄ±nÄ± bÃ¼yÃ¼tÃ¼p evlerinin salon duvarÄ±nÄ± onunla kapladÄ±ÄŸÄ±nÄ± Ã¶ÄŸrendim. Sonra ten rengi Anadol'unu sonunda satÄ±p, mavi bir mobilet aldÄ±ÄŸÄ±nÄ±, evden pek Ã§Ä±kmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± ve her gÃ¼n salonda teyzemin o fotoÄŸrafÄ± karÅŸÄ±sÄ±nda iÃ§ki iÃ§tiÄŸini, derbeder bir insan olduÄŸunu Ã¶ÄŸrendim. Bu olayÄ± da insanlarÄ±n neden bu kadar bÃ¼yÃ¼ttÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ anlamamÄ±ÅŸtÄ±m. Bu mobilet mevzusu yÃ¼zÃ¼nden kendi adÄ±ma Ã§ok darÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±m Arif EniÅŸteme. Fakat Arif EniÅŸte de teyzemin Ã¶lÃ¼mÃ¼nden tam 3 ay sonra Ã¶ldÃ¼. Teyzemin yanÄ±na gÃ¶mdÃ¼ler. Ä°ÅŸte zaman Ã§ok Ã¼zÃ¼ldÃ¼m. O zaman ne Anadol'un, ne Renault'un bir kÄ±ymeti kaldÄ±, Ã¼zÃ¼ntÃ¼m yÃ¼zÃ¼nden dargÄ±nlÄ±ÄŸÄ±mÄ± da unuttum. Ben o kadar kÃ¼Ã§Ã¼kken beni bu kadar Ã¼zdÃ¼ÄŸÃ¼ iÃ§in Ã§ok istirham ediyorum kendisine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Audobon Zoo diyordum. Giderken yanÄ±ma fotoÄŸraf makinemi de aldÄ±m. Belirgin bir niyetim yoktu baÅŸta. Fakat hayvanlarÄ± gÃ¶rdÃ¼kÃ§e aklÄ±ma bir proje geldi. Hayvanat bahÃ§elerinin eÄŸlenceli mizacÄ±na pek uymayan ve bana bÃ¼tÃ¼n bu konseptin hÃ¼zÃ¼nlÃ¼ tarafÄ±nÄ± yansÄ±tacak bir fotoÄŸraf projesi.. Bir kaÃ§ fotoÄŸraf Ã§ektim. Daha sonra tekrar gidip daha ciddi ÅŸekilde gerÃ§ekleÅŸtirmeyi dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yorum. Ã‡ektiÄŸim fotoÄŸraflarÄ± da ÅŸuraya koydum, bundan sonra Ã§ekeceklerimi de oraya ekleyeceÄŸim: &lt;a href="http://meren.org/gallery/audobon%20zoo/"&gt;http://meren.org/gallery/audobon zoo/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hayvanat bahÃ§elerinde hayvanlara bakarken yapÄ±lan gÃ¼zel ÅŸeylerin tÃ¼mÃ¼nÃ¼ unutup onlarÄ±n sÄ±kÄ±lmÄ±ÅŸlÄ±klarÄ±nÄ±, gerginliklerini ve bÄ±kkÄ±nlÄ±klarÄ±nÄ± gÃ¶rÃ¼yorum. Ã‡Ã¼nkÃ¼ ne yazÄ±k ki yapÄ±lan gÃ¼zel ÅŸeyler de yine insanlarÄ±n yaptÄ±ÄŸÄ± kÃ¶tÃ¼ ÅŸeyleri dÃ¼zeltmek iÃ§in yapÄ±lÄ±yor oluyorlar. DolayÄ±sÄ±yla hayvanlar iÃ§in yapÄ±lan Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ± zaten geÃ§ kalÄ±nmÄ±ÅŸ bir Ã¶zÃ¼r olarak gÃ¶rmekten kendimi alamÄ±yorum.</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/10/audobon-zoo.html' title='Audobon Zoo'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=116231822800540423' title='3 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116231822800540423'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116231822800540423'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-116156225655547260</id><published>2006-10-22T12:26:00.000-07:00</published><updated>2007-01-08T14:03:47.323-08:00</updated><title type='text'>Roland Barthes: Punctum - Studium...</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/photography" rel="tag"&gt;photography&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu yazÄ±nÄ±n konusu FransÄ±z bir felsefeci, dÃ¼ÅŸÃ¼nce adamÄ±, yazar ve edebiyat kritikÃ§isi olan ve ben doÄŸmadan 3 gÃ¼n Ã¶nce hayata gÃ¶zlerini yuman &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Roland Barthes&lt;/span&gt; ve onun fotoÄŸraf Ã¼zerine iki kavramÄ± olan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Punctum&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Studium&lt;/span&gt; olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barthes'in &lt;span style="font-style: italic;"&gt;semiology&lt;/span&gt; alanÄ±nda yaptÄ±ÄŸÄ± Ã§alÄ±ÅŸmalar ve ortaya koyduÄŸu dÃ¼ÅŸÃ¼nceler de, bu alanda Ã§alÄ±ÅŸma yapan en Ã¶nemli isimlerden birisi olarak hatÄ±rlamasÄ±na neden olmuÅŸ. Onun semiology ile ilgili Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±na yer veremeyecek olsam da aslÄ±nda yukarÄ±da adÄ± geÃ§en iki kavram onun bu konudaki dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerinin ve gÃ¶rÃ¼ÅŸlerinin bizi, yani fotoÄŸraf ile ilgili sadece Ã§ekmek ya da sadece hakkÄ±nda konuÅŸmaktan fazlasÄ±nÄ± yapmaktan keyif alanlarÄ± ilgilendiren sonuÃ§larÄ±ndan birisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Semiology (gÃ¶stergebilim), iÅŸaretler ve semboller Ã¼zerine yoÄŸunlaÅŸmÄ±ÅŸ Ã§alÄ±ÅŸma alanÄ±dÄ±r. Bu alanda, iÅŸaretler ve sembollerin belirli iÅŸaret sistemleri iÃ§erisinde nasÄ±l alt anlamlarÄ± iÅŸaret ettiklerine dair Ã§alÄ±ÅŸmalar yapÄ±lÄ±r, anlamÄ±n nasÄ±l inÅŸa edildiÄŸi ve nasÄ±l idrak edildiÄŸi incelenir diyebiliriz. GerÃ§ekten engin bir konudur ve insanÄ±n iÅŸaretler ve semboller altÄ±nda dÃ¼ÅŸÃ¼nce inÅŸa sÃ¼reÃ§lerini aydÄ±nlatmak gibi Ã¼topik bir amacÄ± kendisine yakÄ±ÅŸtÄ±ran insanlarÄ±n omuzlarÄ± Ã¼stÃ¼nde yÃ¼kselmektedir.&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Bu arada &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;dÃ¼ÅŸÃ¼nce&lt;/span&gt; demiÅŸken, ben kulunuzun dÃ¼ÅŸÃ¼nce ile ilgili dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerini yazdÄ±ÄŸÄ± &lt;a href="http://www.moleschino.org/2006/10/13/aptallik-uzerine/" title="fazla bir ÅŸey beklemeyin, fakat dikkatli okuyun"&gt;ÅŸu yazÄ±&lt;/a&gt;sÄ±na isterseniz bir gÃ¶z atabilrsiniz. Okuyun diye demiyorum, bir ara orada yazanlarÄ± fotoÄŸraf ile harmanlayÄ±p Barthes imitasyonu bir insan kesilecek ve bu konuda bir ÅŸeyler karalayacak bir insan olarak haber vereyim, kaynak gÃ¶stereyim dedim ;)&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barthes'in 1980 yÄ±lÄ±nda yazmÄ±ÅŸ olduÄŸu, iÃ§inde Punctum ve Studium kavramlarÄ± ortaya attÄ±ÄŸÄ± &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Camera Lucida&lt;/span&gt; isimli 120 sayfalÄ±k kÃ¼Ã§Ã¼k kitabÄ± halÃ¢, akademik Ã§evrelerce fotoÄŸraf teorisi ve fotoÄŸraf kritiÄŸi konularÄ±nda yapÄ±lmÄ±ÅŸ yÃ¼zyÄ±lÄ±n en Ã¶nemli Ã§alÄ±ÅŸmalardan birisi olarak deÄŸerlendiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Konumuzla ilgisi olmayan fakat bu yoÄŸunlukta bir ilgiye maruz kalmÄ±ÅŸ bir diÄŸer kitap ise &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Susan Sontag&lt;/span&gt; isimli deli bir ablamÄ±zÄ±n 1977 yÄ±lÄ±nda yazdÄ±ÄŸÄ± &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;On Photography&lt;/span&gt; isimli kitap. HenÃ¼z okumadÄ±m, fakat Ã§ok fazla tartÄ±ÅŸÄ±lan bir kitap. Kimilerinin "fotoÄŸrafa yapÄ±lan bÃ¼yÃ¼k bir hakaret" dedikleri bu kitap iÃ§in kimi baÅŸkalarÄ±nÄ±n "fotoÄŸrafÄ±n mihenk taÅŸlarÄ±ndan birisi" dediÄŸine ÅŸahit oldum. Susan Sontag kesinlikle ilgiyi hak ediyor benim gÃ¶zÃ¼mde, bizi ilgilendiren kitabÄ±nÄ± okuduktan sonra bir yorum yazarÄ±m, fakat bu hanÄ±mefendinin diÄŸer kitaplarÄ±nÄ±n adÄ±na bakÄ±nca insan nasÄ±l bir dÃ¼ÅŸÃ¼nce insanÄ± ile karÅŸÄ± karÅŸÄ±ya olduÄŸunu kolayca anlayabiliyor: "Illness as Metaphor", "AIDS and Its Metaphors", "Regarding the Pain of Others" .. Gel de hastasÄ± olma. Her neyse, hala takip eden varsa konumuza dÃ¶nelim.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Barthes bir fotoÄŸrafÃ§Ä± olmadÄ±ÄŸÄ± gibi fotoÄŸraf konusunda teknik bir birikime de sahip birisi olmamÄ±ÅŸ hiÃ§ bir zaman. Camera Lucida'da da, tamamen kendi kiÅŸisel bakÄ±ÅŸ aÃ§Ä±sÄ± ile fotoÄŸrafÄ±n ne olduÄŸunu ve kendisine hissettirdiÄŸini tartÄ±ÅŸarak irdeler. Fakat bu durum, fotoÄŸraf teorisine kazandÄ±rdÄ±ÄŸÄ± iki kavram ile fotoÄŸraf Ã¼zerine Ã§alÄ±ÅŸan insanlarÄ±n kafasÄ±nÄ± karÄ±ÅŸtÄ±rmaya ve onlarÄ± derinlemesine etkilemesine engel olmaz. MeÅŸhur bir sÃ¶z vardÄ±r, "Suyu kim icad etti bilmiyorum, fakat balÄ±klar olmadÄ±ÄŸÄ±na eminim" diye. Her neyse. Kitap bir Ã§ok kiÅŸinin tekrar ettiÄŸi Ã¼zere her fotoÄŸraf insanÄ±nÄ±n okumasÄ± gereken bir kitaptÄ±r.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimilerinizin "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;hocam bu yazÄ±nÄ±n amacÄ± kitabÄ±n reklamÄ±nÄ± mÄ± yapmak yoksa ÅŸu lanet olasÄ± Punctum ile Stadyum'dan mÄ± bahsetmek allansen?&lt;/span&gt;" diyerek huysuzlandÄ±ÄŸÄ±nÄ± tahmin ettiÄŸimden dolayÄ± konuya giriyorum. Ã–nce Studium ve Punctum'un neler olduÄŸunu tanÄ±mlayayÄ±m, sonra ne yapacaÄŸÄ±mÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼rÃ¼m.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–ncelikle Barthes'e gÃ¶re Punctum ve Studium fotoÄŸraf iÃ§erisinde aynÄ± anda bulunan, fakat birbirlerinden tamamen baÄŸÄ±msÄ±z ve birbirlerine uzak iki kavramdÄ±r.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Studium&lt;/span&gt;, fotoÄŸraf iÃ§erisinde hangi anlamlarÄ±n yer aldÄ±ÄŸÄ±nÄ± anlama, anlamlar arasÄ±ndaki benzerlikleri ve iliÅŸkileri araÅŸtÄ±rÄ±p onlarÄ± kendi bakÄ±ÅŸ aÃ§Ä±mÄ±za gÃ¶re deÄŸerlendirip fotoÄŸrafÄ± anlamlandÄ±rma isteÄŸimizden dolayÄ± hemen hemen her fotoÄŸrafa gÃ¶sterebileceÄŸimiz ilgiyi anlatÄ±r. Yani Studium, inceleme, irdeleme, yorumlama, kafa yorma ve bunlarÄ±n ardÄ±ndan elde edilenler sonucunda fotoÄŸraftaki bir ÅŸeye ilgi duymayÄ±, fotoÄŸrafa anlam kazandÄ±rma sÃ¼recini ifade eder. Studium, fotoÄŸrafÄ±n semiolojik (gÃ¶stergebilimsel) bir incelemesini, fotoÄŸraf iÃ§erisindeki simgeler ve semboller ile anlamlar arasÄ±nda analojiler kurmaya dayalÄ± fikir yÃ¼rÃ¼tmeyi kapsar. Ã–rneÄŸin bir fotoÄŸrafÄ±n incelenmesi sonucu bulunan her tÃ¼rlÃ¼ politik, kÃ¼ltÃ¼rel, tarihi, estetik ya da teknik anlam ve bunlara istinaden yapÄ±lan yorum Studium kapsamÄ±ndadÄ±r ve fotoÄŸrafa verilen her tÃ¼rlÃ¼ tepkinin temelinde "daha Ã¶nceki bilgilere dayalÄ± anlam bindirme" olayÄ± yatar. FotoÄŸrafÃ§Ä± ile fotoÄŸraf izleyicisi aynÄ± paydada buluÅŸabilir. FotoÄŸrafÃ§Ä±nÄ±n fotoÄŸrafa dahil ettiÄŸi mesaj izleyici tarafÄ±ndan hemen ve doÄŸru ÅŸekilde ortaya Ã§Ä±karÄ±labilir ya da bunun gerÃ§ekleÅŸmesini hÄ±zlandÄ±rmak iÃ§in ek bir aÃ§Ä±klama ya da spesifik bir bilgi sahibi olmak gerekiyor da olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Punctum&lt;/span&gt;, ise fotoÄŸrafÄ±n iÃ§erisinden beklenmedik ÅŸekilde Ã§Ä±kan ve aniden kiÅŸiselleÅŸtirilen anlamdÄ±r. Barhes Punctum'dan fotoÄŸrafÄ±n iÃ§inden Ã§Ä±kÄ±p sizi delip geÃ§en anlam olarak bahseder. Bu anlamÄ± barÄ±ndÄ±ran obje fotoÄŸraftaki herhangi bir ÅŸey olabileceÄŸi gibi bir fotoÄŸraf iÃ§inde bu anlamÄ± izleyiciye veren hiÃ§ bir ÅŸey de olmayabilir. Punctum tamamen kiÅŸisel ve aÃ§Ä±klanamasÄ±na gerek olmayan bir etkidir. Punctum'u analiz edip etkinin sebebini anlamaya Ã§alÄ±ÅŸmak zaten Studium'a girmeye baÅŸlar. Punctum izleyiciyi delip geÃ§en bir esrardÄ±r, bir nevi fotoÄŸrafÄ±n bÃ¼yÃ¼sÃ¼dÃ¼r. Punctum bence fotoÄŸrafÄ±n iÃ§erisine gizlenmiÅŸ, geldiÄŸini gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼zde Ã§ok geÃ§ kaldÄ±ÄŸÄ±nÄ±z bir yumruktur, bu yumruÄŸu size patlatan fotoÄŸraflarÄ±n ise sizin iÃ§in yeri ayrÄ±dÄ±r. Punctum tamamen izleyiciye Ã¶zel bir ÅŸey olduÄŸu iÃ§in bir fotoÄŸraf iÃ§erisinde onun varlÄ±ÄŸÄ± fotoÄŸrafÃ§Ä±nÄ±n insiyatifi dahilinde deÄŸildir. Punctum izleyici iÃ§in sarsÄ±cÄ±dÄ±r, fakat bir fotoÄŸrafÄ± sevmek iÃ§in iÃ§inde Punctum ile karÅŸÄ±laÅŸmÄ±ÅŸ olmak gerekmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Åžimdi bir kaÃ§ Ã¶rnek vermeye Ã§alÄ±ÅŸacaÄŸÄ±m.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–rneÄŸin aÅŸaÄŸÄ±daki fotoÄŸrafÄ± inceleyeip, altÄ±nda yazan gÃ¶rÃ¼ÅŸleri ortaya Ã§Ä±karmak Studium'a doÄŸru bir Ã¶rnektir (FotoÄŸraf Erdal KÄ±nacÄ±'ya, naÃ§izane yorum bendenize ait, bu fotoÄŸrafÄ± Ã§ok Ã§ok beÄŸenmeme raÄŸmen benim Punctum olarak tabir edebileceÄŸim bir ÅŸey yoktu iÃ§erisinde):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fotokritik.com/photos/orig/0/0/1/001994/43d420ff67f3f396ec44770fa0d64d12.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; width: 640px;" src="http://www.fotokritik.com/photos/orig/0/0/1/001994/43d420ff67f3f396ec44770fa0d64d12.jpg" alt="" title="'Kedi FotoÄŸrafÄ±'" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"FotoÄŸrafÄ±n baÅŸkÃ¶ÅŸesinde oturan Ã§ocuÄŸun, RÃ¶nesans dÃ¶nemi sanat eserleri iÃ§erisinde -Hristiyanâ€™lar iÃ§in ayrÄ± bir Ã¶nemi bulunan ÅŸarabÄ±n Ã¶zÃ¼ olmasÄ± nedeni ile de- kendine sÄ±kÃ§a yer bulan Ã¼zÃ¼m meyvesini tutuyor oluÅŸu ve bir heykeli andÄ±ran aristokrat estetiÄŸi ile, mÃ¼tevazi Ã¼st baÅŸÄ± ve sakinlerinden birisi olduÄŸu, samimiyet ve misafirperverliÄŸin simgesi Anadolu evi arasÄ±nda etkileyici bir kontrast sÃ¶z konusu. Bize "Sanat iÃ§in sanat" anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ± anÄ±msatan bu dÃ¶nemin deÄŸer gÃ¶ren simgelerinden birisi olan Ã¼zÃ¼mÃ¼n yenmiÅŸ ve Ã§Ã¶plerinin beyhude ÅŸekilde ortalÄ±ÄŸa saÃ§Ä±lmÄ±ÅŸ olmasÄ± da ayrÄ± bir espiri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AyrÄ±ca bu ironiye dayalÄ± Ã§ocuk karakterinin, MÄ±sÄ±r tanrÄ±Ã§alarÄ±nca gÃ¼zelliÄŸin, asaletin ve Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼n simgesi haline getirilmiÅŸ ve uzun yÄ±llar boyu saygÄ± gÃ¶rmÃ¼ÅŸ olan, HristiyanlÄ±ÄŸÄ±n yayÄ±lmaya baÅŸlamasÄ± ile beraber ise uÄŸursuz olduÄŸu ortaya atÄ±lan kara kedilerden birisine sahip olmasÄ± ve onunla aynÄ± evi paylaÅŸmasÄ± da ayrÄ±ca dikkat edilmesi gereken bir ayrÄ±ntÄ±" &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–te yandan aÅŸaÄŸÄ±daki fotoÄŸrafta &lt;span style="font-style: italic;"&gt;benim iÃ§in&lt;/span&gt; bir Punctum mevcuttur ve o da sol Ã¼st kÃ¶ÅŸedeki aÄŸaÃ§tÄ±r (Bu gÃ¼zel HaydarpaÅŸa Tren GarÄ± fotoÄŸrafÄ± &lt;a href="http://www.flickr.com/photos/selman/"&gt;A. Selman Nur&lt;/a&gt;'a ait). Elbette Barthes'in Camera Lucida'da bir hata olduÄŸunu itiraf etmesine raÄŸmen yapmaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ± gibi bu aÄŸacÄ±n benim Ã¼zerimdeki Punctum etkisinin nedenlerini irdelemeye Ã§alÄ±ÅŸmayacaÄŸÄ±m :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" src="http://meren.org/blog/uploaded_images/selman-haydarpasa-gari-700058.jpg" alt="" title="HaydarpaÅŸa GarÄ±" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÃ¶ylenecek pek Ã§ok ÅŸey olmasÄ±na raÄŸmen yazÄ±yÄ± daha fazla uzatmamak adÄ±na burada kesiyorum, belki daha sonra bu konunun devamÄ± niteliÄŸinde bir ÅŸeyler karalayabilrim.</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/10/roland-barthes-punctum-studium.html' title='Roland Barthes: Punctum - Studium...'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=116156225655547260' title='11 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116156225655547260'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/116156225655547260'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-115965120469525456</id><published>2006-09-30T13:19:00.000-07:00</published><updated>2006-10-01T10:39:06.846-07:00</updated><title type='text'>LÃ¼bnan ile DayanÄ±ÅŸma Sergisi</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/life" rel="tag"&gt;life&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;LÃ¼bnan'da yaÅŸananlara tepki gÃ¶stermek, eÄŸer elinden gelirse biraz olsun yardÄ±m etmek isteyen bir grup fotoÄŸrafsever Fotokritik'in &lt;a href="http://www.fotokritik.com/forum_goster.php?konu_id=35941"&gt;bir forumunda&lt;/a&gt; ne yapÄ±labileceklerini dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼rken iÃ§lerinden birisi, &lt;b&gt;Birol ÃœzÃ¼lmez&lt;/b&gt;, ÅŸunlarÄ± sÃ¶yledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;Ortak sergi organize edelim. Herkesden 30x40 ebadÄ±nda birer fotoÄŸraf. 40x50 ebadÄ±nda fotoblok ya da dukato Ã¼zerine yapÄ±ÅŸtÄ±rlmÄ±ÅŸ olarak teslim edilsin. CamsÄ±z olsun sergileme kolaylÄ±ÄŸÄ± olsun. Sergiden elde edilecek geliri gÃ¶nderelim. Bence en anlamlÄ±sÄ± bu olur. Bu iÅŸ iÃ§in en uygun yer Ä°stanbul. Ã–nce Ä°stanbuldan baÅŸlatalÄ±m.&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mesajÄ±n ardÄ±ndan konusu "&lt;b&gt;Ã‡ocuk&lt;/b&gt;" olan ve &lt;b&gt;LÃ¼bnan halkÄ±yla dayanÄ±ÅŸma&lt;/b&gt; adÄ±na ve &lt;b&gt;geliri LÃ¼bnanâ€™a aktarÄ±lmak Ã¼zere&lt;/b&gt; bir sergi aÃ§ma Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ± baÅŸladÄ±. 45 gÃ¼nlÃ¼k bir mesaj trafiÄŸinin sonunda hayat bulan sergi bu gÃ¼n, yani 30 EylÃ¼l Cumartesi gÃ¼nÃ¼ &lt;b&gt;Ä°stanbul Taksim Metro Sergi Salonu&lt;/b&gt;'nda aÃ§Ä±ldÄ±.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Ekim'e kadar da aÃ§Ä±k kalacak olan sergide 100 fotoÄŸrafÃ§Ä±nÄ±n, 100 adet Ã§ocuk temalÄ± fotoÄŸrafÄ±nÄ± izleyebileceksiniz. Ä°stanbul'da iseniz, bu sergiye en azÄ±ndan gidip bir uÄŸrayÄ±n lÃ¼tfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bu dayanÄ±ÅŸmaya, daha Ã¶nce deÄŸerli dostum &lt;b&gt;OÄŸuz DinÃ§&lt;/b&gt;'e ithaf ettiÄŸim ÅŸu fotoÄŸrafÄ±m ile destek olmaya karar verdim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;" src="http://meren.org/blog/uploaded_images/hayaller-ve-kurabiyeler-792458.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette fotoÄŸrafÄ± bastÄ±rmam, sergi alanÄ±ndaki gÃ¶revlilere vaktinde ulaÅŸmasÄ± iÃ§in kararlaÅŸtÄ±rÄ±lan yere vaktinde gÃ¶tÃ¼rmem Amerika'da yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±m iÃ§in mÃ¼mkÃ¼n deÄŸildi. Bu noktada imdadÄ±ma &lt;b&gt;HandegÃ¼l KoÃ§ak&lt;/b&gt; yetiÅŸti ve bu iÅŸlerin hepsini benim adÄ±ma halletti. Kendisine ne kadar teÅŸekkÃ¼r etsem azdÄ±r.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–te yandan Faika Berat Pehlivan, serginin ilk gÃ¼nÃ¼nÃ¼n sonunda foruma ÅŸu mesajÄ± gÃ¶nderdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;Ä°lk gÃ¼nÃ¼n satÄ±lan fotoÄŸraflarÄ±...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. Murat Eren&lt;br /&gt;Rotha Karatay&lt;br /&gt;Yasemin Turan&lt;br /&gt;Yaban TÃ¼rk&lt;br /&gt;Ahmet Berber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DevamÄ± yarÄ±n... :)&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serginin ilk gÃ¼nÃ¼nde satÄ±lan ilk fotoÄŸraflardan birisinin benim fotoÄŸrafÄ±m olduÄŸunu Ã¶ÄŸrendiÄŸimde ilkel, ve ÅŸu anda utandÄ±ÄŸÄ±m bir sevinÃ§ duyduÄŸumu da itiraf etmek istiyorum. Benim gÃ¶zÃ¼mde o sergiye giden hiÃ§ bir fotoÄŸrafÄ±n bir diÄŸerinden farkÄ± yok, fakat bu gerÃ§ekten hoÅŸ bir sÃ¼rpriz oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En baÅŸta bÃ¶yle anlamlÄ± bir serginin aÃ§Ä±lmasÄ± iÃ§in emek harcayan, bunu bir fikir olmaktan Ã§Ä±karÄ±p gerÃ§ekleÅŸmesine vesile olan herkese teÅŸekkÃ¼r ederim. Ã‡ok fazla isim var anÄ±lmasÄ± gereken. AklÄ±ma gelen ilk isimler Birol ÃœzÃ¼lmez, Ãœmran Davran, Faika Berat Pehlivan, Ali BaydaÅŸ olsa da anmayÄ± unuttuÄŸum kiÅŸiler olduÄŸuna ÅŸÃ¼phem yok. AyrÄ±ca fotoÄŸraflarÄ± ile katÄ±lan benim dÄ±ÅŸÄ±mdaki 99 fotoÄŸrafÃ§Ä±ya da yÃ¼rekten teÅŸekkÃ¼r ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence &lt;b&gt;bu serginin duyurulmasÄ±na destek olun&lt;/b&gt;, insanlarÄ±n Ã§abalarÄ± karÅŸÄ±lÄ±k bulsun, tepkisini bu gibi alternatif yollarla ortaya koyan insanlarÄ±n sayÄ±sÄ± TÃ¼rkiye'de de artsÄ±n.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergi alanÄ±ndan bir fotoÄŸraf ile bu gÃ¼nlÃ¼k girdimiz burada bitsin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;" src="http://meren.org/blog/uploaded_images/konuklarbm5-725486.jpg" border="0" alt="" /&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/09/lbnan-ile-dayanma-sergisi.html' title='LÃ¼bnan ile DayanÄ±ÅŸma Sergisi'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=115965120469525456' title='4 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/115965120469525456'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/115965120469525456'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-115950500526348166</id><published>2006-09-28T21:09:00.000-07:00</published><updated>2006-09-28T21:54:48.470-07:00</updated><title type='text'>Mississippi</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/life" rel="tag"&gt;life&lt;/a&gt; &lt;a href="http://del.icio.us/meren/junk" rel="tag"&gt;junk&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda fotoÄŸraf paylaÅŸÄ±m sitelerinin vurdumduymazlÄ±ÄŸÄ±ndan, adamsendeciliÄŸinden ve yÃ¼zeyselliÄŸinden Ã§ok bunalmÄ±ÅŸ bir kaÃ§ arkadaÅŸ bir e-posta listesi aÃ§maya karar verdik. FotoÄŸraf gÃ¶ndermek, fotoÄŸraflar hakkÄ±nda atÄ±p tutmak, entel sohbetleri tabir edilebileceklerin de dahil olduÄŸu Ã§eÅŸitli seviyelerde iletiÅŸim kurmak ve kaygÄ±sÄ±zca paylaÅŸmak amacÄ± ile. E-posta listemizin adÄ± da pek afilli: &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Daguerreotype" target="_blank"&gt;Daguerreotype&lt;/a&gt; ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de dÃ¼n tam akÅŸam Ã¼zeri tam olarak &lt;a href="http://tinyurl.com/jcy3c"&gt;29 55' 52.09" N 90 08' 06.83" W&lt;/a&gt; koordinatlarÄ±nda, Mississippi kenarÄ±nda fotoÄŸraf makinem ile gÃ¼neÅŸin batÄ±ÅŸÄ±nÄ± seyrediyordum. Eve geldiÄŸimde, Ã§ektiÄŸim fotoÄŸrafÄ± Daguerreotype'a gÃ¶nderdim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;" src="http://meren.org/blog/uploaded_images/mississippi-714090.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://cekirdek.uludag.org.tr/~loker/biloker/"&gt;Koray LÃ¶ker&lt;/a&gt;'in deÄŸindiÄŸi bir nokta daha Ã¶nce hayal meyal dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼m bir ÅŸeyleri kafamda biraz daha toparlamama ve yazÄ±vermeme vesile oldu. Burada da paylaÅŸayÄ±m, Google arÅŸivlesin, belki bir gÃ¼n bir ÅŸeyler arayan birilerinin "hmmm" demesine vesile olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Konu: [daguerreotype] Re: Mississippi..&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;GÃ¶nderen: "A. Murat Eren" &lt;a.murat.eren at gmail com&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;AlÄ±cÄ±: daguerreotype&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Tarih: Thu Sep 28 11:51:53 2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Hola,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On Thursday 28 September 2006 02:57, Koray LÃ¶ker wrote:&lt;br /&gt;&amp;gt; Senin kamuyla paylaÅŸtÄ±ÄŸÄ±n hiÃ§bir fotoÄŸrafÄ±nda gÃ¶rmediÄŸim kadar Ã§ok ÅŸey var&lt;br /&gt;&amp;gt; fotoÄŸrafÄ±n iÃ§inde... GÃ¼rÃ¼ltÃ¼lÃ¼ denebilecek cinsten... Deneme mi, Ã¶ylesine&lt;br /&gt;&amp;gt; Ã§ektin ben lÃ¼zumsuz fotokritikleÅŸiyor muyum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Yok deneme deÄŸil, Ã¶ylesine de Ã§ekmedim :) YalnÄ±z harika bir tespit yapmÄ±ÅŸsÄ±n, &lt;br /&gt;teÅŸekkÃ¼r ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Madem sormuÅŸ Koray, ben de bu gÃ¼rÃ¼ltÃ¼ mevzusu ile ilgili kendi fikirlerimi &lt;br /&gt;unutmayayÄ±m diye yazmak istiyorum aklÄ±ma gelmiÅŸlerken*.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bence vizÃ¶rden izlenen stream iÃ§inden aynayÄ± kaldÄ±rmak yolu ile *seÃ§ilen* her &lt;br /&gt;kare fotoÄŸrafÃ§Ä±nÄ±n ahenk anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ± barÄ±ndÄ±rÄ±r Ã¶yle veya bÃ¶yle (yog yeee). &lt;br /&gt;GÃ¼rÃ¼ltÃ¼ ile ne yapacaÄŸÄ± da elbette fotoÄŸrafÃ§Ä±nÄ±n seÃ§imidir.. Bununla baÅŸa &lt;br /&gt;Ã§Ä±kmak iÃ§in hem optik hem de teknik (kompozisyon, kadraj gibi) bir &lt;br /&gt;Ã§ok yol mevcut. Son zamanlarda benim yapmaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ±m ÅŸey anlatÄ±m yÃ¼kÃ¼nÃ¼ &lt;br /&gt;optikten alÄ±p daha Ã§ok tekniÄŸe kaydÄ±rmak :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bunu yapmaya Ã§alÄ±ÅŸmamÄ±n iki sebebi var. Birincisi yeterince para ayÄ±rÄ±rsan bu &lt;br /&gt;yÃ¼kÃ¼ optiÄŸin her geÃ§en gÃ¼n daha iyi taÅŸÄ±r, fakat tekniÄŸin geliÅŸmesini ve &lt;br /&gt;oturmasÄ±nÄ± para ile satÄ±n alamazsÄ±n. Ä°kincisi gÃ¼rÃ¼ltÃ¼ ile baÅŸa Ã§Ä±kmayÄ± teknik &lt;br /&gt;ile Ã§Ã¶zmÃ¼ÅŸ kiÅŸilerin fotoÄŸraflarÄ± benim hitap etmek istediÄŸim insanlara daha &lt;br /&gt;Ã§ok hitap ediyor bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bir konuyu kadraj iÃ§erisinde yaÅŸatabilmek iÃ§in bir Ã§eÅŸit izolasyon gerekli &lt;br /&gt;muhakkak, en baÅŸta "geri kalan hiÃ§ bir ÅŸeyi kadraja almayarak" bir izolasyon &lt;br /&gt;yaratÄ±yoruz zaten Ã§ekerken. Bunun Ã¶tesinde bir fotoÄŸrafÄ±n fotoÄŸrafÃ§Ä±nÄ±n &lt;br /&gt;istediÄŸi gibi gÃ¶rÃ¼nmesi, onun istediÄŸini gÃ¶stermesi iÃ§in perspektif, Ä±ÅŸÄ±k, alan &lt;br /&gt;derinliÄŸi gibi kavramlar var elde. Fakat hepsini bir kenara bÄ±rakÄ±rsak &lt;br /&gt;izolasyon iÃ§in en ilkel ve kullanÄ±mÄ± en kolay yÃ¶ntem fokal uzaklÄ±ÄŸÄ± yÃ¼ksek &lt;br /&gt;tutmak. Mesela benim bir Ã§ok fotoÄŸrafta yaptÄ±ÄŸÄ±m gibi 300mm. objektifi &lt;br /&gt;makineye takÄ±p dÄ±ÅŸarÄ± fÄ±rlamak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Ben izolasyonu Ã§ok ilkel bir seviyeye dÃ¼ÅŸÃ¼rÃ¼p herkesin aniden sevebileceÄŸi ve &lt;br /&gt;anlayabileceÄŸi kararlÄ±lÄ±kta ve insanlarÄ±n bir bakÄ±ÅŸta bitirebileceÄŸi &lt;br /&gt;sadelikte fotoÄŸraflar Ã§ekmekten vaz geÃ§tim artÄ±k (300mm. objektifim bir &lt;br /&gt;kenarda tozlanÄ±yor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Evet o fotoÄŸraf gerÃ§ekten gÃ¼rÃ¼ltÃ¼lÃ¼. Merih var, Ay var, teller, direkler, &lt;br /&gt;otlar, aÄŸaÃ§, nehir, bulutlar filan falan var. Elinde bÃ¶yle geniÅŸ aÃ§Ä± bir &lt;br /&gt;objektif olunca bÃ¼tÃ¼n bunlarÄ± bir gÃ¶nlÃ¼ndeki gibi fotoÄŸraf iÃ§erisine &lt;br /&gt;yerleÅŸtirmek bu sÄ±rada da asÄ±l konuyu unutmamak zorlaÅŸÄ±yor tabi. Bu fotoÄŸrafÄ± &lt;br /&gt;Ã§ekmek iÃ§in santimetre hesabÄ± yapmam ve sÄ±rt Ã¼stÃ¼ yere yatmam gerekti :) &lt;br /&gt;Fakat her baktÄ±ÄŸÄ±mda daha Ã§ok beÄŸeniyorum. AsÄ±l gÃ¼zel olanÄ± sen de bir daha &lt;br /&gt;bakarsan daha Ã§ok beÄŸeneceksin :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Objektif karmaÅŸasÄ±ndan kurtuldum, gÃ¼rÃ¼ltÃ¼yÃ¼ dÄ±ÅŸarda bÄ±rakmak yerine dize &lt;br /&gt;getirmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±yorum iÅŸin Ã¶zÃ¼nde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Anlatabildim mi bilemiyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bu arada aslÄ±nda ÅŸu hayatta benim Ã§ekmeyi istediÄŸim fotoÄŸraflardan birisi &lt;br /&gt;deÄŸil bu. Fakat sÄ±rf Ã§ekmeyi istediÄŸim fotoÄŸraflar etrafÄ±mda yok diye ketum &lt;br /&gt;takÄ±lÄ±p hiÃ§ bir ÅŸey Ã§ekmeden beklemekten de ayrÄ±ca sÄ±kÄ±ldÄ±m.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;gt; Ä±ÅŸÄ±ÄŸÄ±n bol ola ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bilmukabele,&lt;br /&gt;-- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;* This "primitive ideas about photography" article is a stub. Probably you &lt;br /&gt;can help people by expanding it.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -&lt;br /&gt;&amp;nbsp;A. Murat Eren&lt;br /&gt;&amp;nbsp;http://cekirdek.pardus.org.tr/~meren/&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Pub Key ID: 0x527D7293&lt;br /&gt;&amp;nbsp;http://meren.org/&lt;br /&gt;- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–te yandan sessiz ve derinden ilerleyen "FotoÄŸrafÄ± Anlamak" isimli projemizde hareketlenmeler baÅŸladÄ±. Ali BaydaÅŸ "&lt;i&gt;2 hafta sonra geliyorum&lt;/i&gt;" dedi, bu da demek oluyor ki 1 aya kadar yeni bir sÃ¼rÃ¼mÃ¼mÃ¼zÃ¼ yayÄ±nlamÄ±ÅŸ olacaÄŸÄ±z.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Not:&lt;/i&gt; Daguerreotype ebediyen Ã¼yeliÄŸe kapalÄ± kalacak dahi olsa, ben arada bir varÄ±lan gÃ¼zel tespitleri ve kimi dÃ¼ÅŸÃ¼nceleri gÃ¼nlÃ¼ÄŸÃ¼mde yayÄ±nlarsam kimse kÄ±zmaz sanÄ±rÄ±m.</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/09/mississippi.html' title='Mississippi'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=115950500526348166' title='0 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/115950500526348166'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/115950500526348166'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-115915525755501555</id><published>2006-09-24T19:59:00.000-07:00</published><updated>2006-09-24T20:34:17.576-07:00</updated><title type='text'>Afganistan'a DÃ¶nen Birisi: ZalmaÃ¯</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/big-photographers" rel="tag"&gt;big-photographers&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aperture.org/store/magazines.aspx"&gt;Aperture&lt;/a&gt;'Ã¼n 184. sayÄ±sÄ±nÄ± okurken Zalmai isimli Afgan bir fotoÄŸrafÃ§Ä±nÄ±n, "Afghanistan's Opium Wars" isimli Ã§alÄ±ÅŸmasÄ±na rastladÄ±m. Zalmai fotoÄŸraflarÄ± ile Afganistan'daki yoÄŸun haÅŸhaÅŸ tÃ¼ketimini konu etmiÅŸ, fakat yaÅŸlÄ±, genÃ§, kadÄ±n, Ã§ocuk demeksizin haÅŸhaÅŸ iÃ§en insanlarÄ±n Zalmai tarafÄ±ndan Ã§ekilen fotoÄŸraflarÄ±na bakarken, kendinizi karenin iÃ§indeki insanlar gibi hissetmeniz Ã§ok olasÄ±. Zalmai kesinlikle son zamanlarda gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼m en yetenekli fotoÄŸrafÃ§Ä±lardan birisi bana gÃ¶re Ä±ÅŸÄ±k ve kompozisyon konusunda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizlere bu muhteÅŸem serisinden bir iki fotoÄŸrafÄ±nÄ±n baÄŸlantÄ±sÄ±nÄ± vermek Ã¼zere &lt;a href="http://www.zalmai.com/index.html"&gt;Zalmai'nin web sitesi&lt;/a&gt;ne koÅŸtum, mamafih bulamadÄ±m. Muhtemelen fotoÄŸraflarÄ±n yayÄ±nlandÄ±ÄŸÄ± dergi halÃ¢ yayÄ±nda olduÄŸu iÃ§in web sayfasÄ±nda bahsettiÄŸim seriye fotoÄŸraflarÄ± koymamÄ±ÅŸ; yine o seriden olan ve aÃ§Ä±kÃ§asÄ± diÄŸerlerinin yanÄ±nda bir miktar sÃ¶nÃ¼k kalan ÅŸu fotoÄŸarf dÄ±ÅŸÄ±nda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 5px; text-align:center;" src="http://meren.org/blog/uploaded_images/zalmai-aow-726825.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zalmai 1965 KÃ¢bil doÄŸumlu ve 15 yaÅŸÄ±nda iken Sovyet kuÅŸatmasÄ± altÄ±nda olan Afganistan'dan sÃ¼rÃ¼lmÃ¼ÅŸ ve genÃ§lik yÄ±llarÄ±nÄ± Ä°sveÃ§'de bir fotoÄŸrafÃ§Ä±lÄ±k Ã¶ÄŸrencisi olarak geÃ§irmiÅŸ. Zalmai aslÄ±nda siyah/beyaz Ã§alÄ±ÅŸan bir fotoÄŸrafÃ§Ä±, Ã¼lkesinin fotoÄŸraflarÄ±nÄ± renkli filme Ã§ekmesi bir istisna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 5px; text-align:center;" src="http://meren.org/blog/uploaded_images/zalmai-53-749985.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;Yukardaki ve aÅŸaÄŸÄ±daki fotoÄŸraflar da "Return, Afghanistan" isimli kitabÄ±ndan. Kitaptan bir kaÃ§ tane daha fotoÄŸraf gÃ¶rmek isterseniz baÄŸlantÄ± &lt;a href="http://www.zalmai.com/gallery%20photos/Return%20Afghanistan/index.html"&gt;burada&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;" src="http://meren.org/blog/uploaded_images/zalmai-25-722333.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bu kitabÄ± edinmeyeceÄŸim. Zalmai her ne kadar yÄ±llardÄ±r savaÅŸlar iÃ§inde periÅŸanlÄ±k Ã§ekmiÅŸ Afganistan iÃ§in &lt;i&gt;halÃ¢&lt;/i&gt; bir umut olduÄŸunu ifade etmek iÃ§in renkli fotoÄŸraf Ã§ekiyorsa da benim sahip olmak istediÄŸim kitabÄ± &lt;a href="http://www.zalmai.com/book%20preview%20Eclipse.html"&gt;Eclipse&lt;/a&gt; ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elin oÄŸlu neler yapÄ±yor. Gel de sinir olma.</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://meren.org/blog/2006/09/afganistana-dnen-birisi-zalma.html' title='Afganistan&apos;a DÃ¶nen Birisi: ZalmaÃ¯'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=29498296&amp;postID=115915525755501555' title='3 Comments'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://meren.org/blog/atom.xml' title='Post Comments'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/115915525755501555'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/29498296/posts/default/115915525755501555'/><author><name>A. Murat Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05461420615327320774</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-29498296.post-115889979814008557</id><published>2006-09-21T21:24:00.000-07:00</published><updated>2006-09-24T20:35:27.110-07:00</updated><title type='text'>Fotokritik Sordu Meren CevapladÄ±</title><content type='html'>&lt;div class="tag_list"&gt;&lt;a href="http://del.icio.us/meren/fotokritik" rel="tag"&gt;fotokritik&lt;/a&gt; &lt;a href="http://del.icio.us/meren/life" rel="tag"&gt;life&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;GeÃ§en haftalardan birisinde Fotokritik isimli paylaÅŸÄ±m sitesinin bÃ¼nyesindeki fotoÄŸrafÃ§Ä±lar ile dÃ¼zenli olarak yaptÄ±ÄŸÄ± "Bizden Biri" sÃ¶yleÅŸilerinden 42.'sine konuk oldum. YazÄ±ÅŸarak yapÄ±lan sÃ¶yleÅŸinin orjinali burada: &lt;a href="http://www.fotokritik.com/forum/36738"&gt;http://www.fotokritik.com/forum/36738&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bir kopyasÄ± da burada dursun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;1)&lt;/b&gt; &lt;i&gt;Sizce FotoKritik nedir?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski sayÄ±labilecek Ã¼yelerden birisiyim. Bu yÃ¼zden Fotokritik ile ilgili tek ve geÃ§erli bir tanÄ±m yapmak benim iÃ§in Ã§ok zor. Tek cÃ¼mle ile tanÄ±mlamam gerekse, politik ve kaÃ§amak bir ÅŸekilde ÅŸÃ¶yle derdim sanÄ±rÄ±m: "Fotokritik farklÄ± arayÄ±ÅŸlara farklÄ± yanÄ±tlar sunan bir gÃ¶rsel paylaÅŸÄ±m sitesidir". Hayat gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼, bilgi birikimi, deneyimi ve sanata olan ilgisi baÄŸlamÄ±nda Ã§ok geniÅŸ bir kullanÄ±cÄ± yelpazesine sahip olan Fotokritikâ€™in tanÄ±mÄ±nÄ± ne kadar spesifik hale getirirsem o kadar yalan sÃ¶ylemiÅŸ olurum gibi hissediyorum. Ä°lk sorudan terledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2&lt;/b&gt;) &lt;i&gt;FotoÄŸrafa nasÄ±l merak sardÄ±nÄ±z? Bizimle paylaÅŸmak istediÄŸiniz bir an var mÄ±?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÃ¼Ã§Ã¼ktÃ¼m, 5-6 yaÅŸÄ±mdaydÄ±m. O zamanlar yurtdÄ±ÅŸÄ±nda Ã§alÄ±ÅŸmak, bir mÃ¼hendis iÃ§in ÅŸu anda olduÄŸundan daha fazlasÄ±nÄ± vaad ediyordu muhtemelen, babam da Arabistanâ€™a gitmiÅŸti Ã§alÄ±ÅŸmak iÃ§in. Kendisi ile uzun yÄ±llar ayrÄ± kalmamÄ±za sebep olan yurtdÄ±ÅŸÄ± macerasÄ± sona erip TÃ¼rkiyeâ€™ye dÃ¶ndÃ¼ÄŸÃ¼nde ikimiz beraber Artvinâ€™e gittik. DÃ¶nerken yanÄ±nda getirdiÄŸi Canon AE-1 ile tanÄ±ÅŸmam da o Artvin seyahatine denk gelir. Artvinâ€™i bilenler, ne kadar mÃ¼thiÅŸ bir doÄŸal gÃ¼zelliÄŸe sahip olduÄŸunu bilirler. Babam da insanlarÄ±n, nehirlerin, evlerin, kÃ¶prÃ¼ ve kiliselerin ÅŸimdi dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼mde kompozisyon ve Ä±ÅŸÄ±k aÃ§Ä±sndan hiÃ§ de Ã¼mit vaad etmediÄŸine inandÄ±ÄŸÄ±m fotoÄŸraflarÄ±nÄ± Ã§ekiyordu devamlÄ±. Benim de, bu cihazÄ±n vizÃ¶rÃ¼nden bakÄ±ldÄ±ÄŸÄ±n zaman "gÃ¶rÃ¼len her ÅŸey arasÄ±ndan herhangi birisini" gÃ¶ze kestirip, saÄŸ elin iÅŸaret parmaÄŸÄ±na denk gelen bir Ã§Ä±kÄ±ntÄ± yardÄ±mÄ± ile bu anlarÄ±n bazÄ±larÄ±nÄ±n Ã¶lÃ¼msÃ¼zleÅŸtirilebildiÄŸini keÅŸfetmem tabii pek vakit almadÄ±. Fakat babam ya onca yÄ±lÄ±n ardÄ±ndan bana gÃ¼venini kaybettiÄŸi iÃ§in ya da fotoÄŸraf makinesini Ã§ok sevdiÄŸi iÃ§in pek izin vermezdi oynamama. Kendisine o fotoÄŸraf makinesine ne kadar aÅŸÄ±k olduÄŸumu sÃ¶yleyebilmeyi isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artvinâ€™in benim gibi kÃ¼Ã§Ã¼k bir Ã§ocuÄŸu dahi etkilemeyi baÅŸaracak kadar ihtiÅŸamlÄ± olan doÄŸasÄ±nÄ±n bir parÃ§asÄ±nÄ± yaÅŸadÄ±ÄŸÄ±m ÅŸehir olan ve o dÃ¶nemler her kÄ±ÅŸ kalorifer dairesi dumanlarÄ± ile korku filmi setine dÃ¶nen Ankaraâ€™ya gÃ¶tÃ¼rme arzumdan mÄ±, yoksa yÄ±llardÄ±r gÃ¶rmediÄŸim ve dÃ¶nerken bana hediye olarak bir hesap makinesi bir de oyucak limuzin getirmiÅŸ olan bu deÄŸiÅŸik adamÄ±n severek yaptÄ±ÄŸÄ± bir ÅŸeylerle ilgilenirsem beni daha Ã§ok seveceÄŸi ihtimaline olan inancÄ±mdan mÄ± bilmem, fotoÄŸraf fena halde iÃ§ime iÅŸledi. GeÃ§en yÄ±llarda da fotoÄŸraf denen mevzu ile aramda az ÅŸiddetli obsesif kompulsif bir iliÅŸki, fotoÄŸraf makineleri ile aramda da orta ÅŸiddetli platonik bir aÅŸk hasÄ±l oldu Ã¼zerinize afiyet. Sonra bir gÃ¼n, bir Ã¼stteki paragraftan 16-17 yÄ±l sonra fotoÄŸraf makinesi sahibi oluverdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÃ¼Ã§Ã¼klÃ¼ÄŸÃ¼mden beri fotoÄŸraflar Ã§ekerdim kendi kendime. Fakat bu iÅŸi gerÃ§ekten yapabilen ilk makineme Ã§ok geÃ§ sahip oldum, 3-4 yÄ±ldÄ±r fotoÄŸraf Ã§ekiyorum. HalÃ¢ bu iÅŸin zerre kadar hakkÄ±nÄ± veremediÄŸimi, her ÅŸeyi ardÄ±mda bÄ±rakÄ±p yola Ã§Ä±kmazsam da yapamayacaÄŸÄ±mÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼rÃ¼m arada bir, kimi zaman ortaya Ã§Ä±kan ve beni tÃ¼m ideallerimden vazgeÃ§irecek kadar kuvvetli hissedilen bir gÃ¼cÃ¼ vardÄ±r fotoÄŸrafÄ±n iÃ§imde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AyrÄ±ca beni kendisine aÅŸÄ±k eden ve Ã§ok uzun yÄ±llar boyunca hayalini kurduÄŸum Canon yerine, Nikon ile hayatÄ±mÄ± birleÅŸtirmeye karar vermiÅŸ olmam da ÅŸu hayatta yaptÄ±ÄŸÄ±m en gÃ¼zel fakeâ€™lerden birisidir kanÄ±mca. Bir de Nikon SP ve Leica M3 Ss sahibi olmadan rahat edemeyeceÄŸimi ve sonumun o kameralar ile Ã§alÄ±ÅŸmaya baÅŸlamak olduÄŸunu, artÄ±k biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3&lt;/b&gt;) &lt;i&gt;FotoKritik ile nasÄ±l tanÄ±ÅŸtnÄ±z? FotoÄŸraf Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±nÄ±z iÃ§in FotoKritikten Ã¶nce FotoKritikten sonra diyebiliyor musunuz&lt;/i&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gÃ¼n bir arkadaÅŸÄ±m "ÅŸu adreste seninle ilgili bir haber var, belki gÃ¶rmek istersin" iÃ§erikli bir e-posta attÄ±. E-postada verdiÄŸi baÄŸlantÄ± daha Ã¶nce adÄ±nÄ± duymadÄ±ÄŸÄ±m "Fotokritik" isimli bir web sitesinin forumlarÄ±na gidiyordu. Orada, Penguin takma adlÄ± bir kullanÄ±cÄ± "usefilm.comâ€™da A. Murat Eren isimli bir TÃ¼rk var ve Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±nÄ± Ã§ok beÄŸenerek takip ediyorum" iÃ§erikli bir mesaj atmÄ±ÅŸ ve bir baÄŸlantÄ± vermiÅŸti. Bu tip onurlandÄ±rmalara alÄ±ÅŸÄ±k olmayan bir kiÅŸi olarak UseFilm defterini tamamen kapatÄ±p, pÄ±lÄ±mÄ± pÄ±rtÄ±mÄ± toplayÄ±p Fotokritikâ€™e gelmiÅŸtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FotoÄŸraf Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±ma Fotokritikâ€™in bir katkÄ±sÄ± olmadÄ±, hiÃ§ bir paylaÅŸÄ±m sitesinin olmadÄ±. Fakat Fotokritik beni fotoÄŸraf ile ilgili bazÄ± deÄŸerleri sorgulamaya itti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–rneÄŸin sitenin kullanÄ±cÄ±larÄ±nÄ±n ciddi bir kesiminin fotoÄŸraflar ile ilgili yaptÄ±klarÄ± yorumlarÄ± okudukÃ§a "bu kadar insanÄ±n ortak yaptÄ±ÄŸÄ± bir hata olmalÄ±" diye dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼m, sÄ±rf bu hatanÄ±n ne olduÄŸunu anlamak ve hata olduÄŸuna inandÄ±ÄŸÄ±m bu ÅŸeyi yapmamak iÃ§in kendime fotoÄŸraf Ã§erÃ§evesinde ele alÄ±nabilecek deÄŸerler ile ilgili Ã§eÅŸitli "neden" ve "nasÄ±l" sorularÄ± sordum. BunlarÄ± kendime sordukÃ§a fotoÄŸraf konusundaki cehaletimin boyutlarÄ±nÄ± fark etmeye baÅŸladÄ±m. AraÅŸtÄ±rdÄ±m, izledim, anlamaya gayret ettim, anladÄ±ÄŸÄ±m kadarÄ±nÄ± kimin ne kadarÄ±nÄ± anlayacaÄŸÄ±nÄ± pek umursamadan insanlara anlatmaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±m, onlara anlatmaya Ã§alÄ±ÅŸtÄ±kÃ§a bazÄ± ÅŸeyleri daha iyi anladÄ±m hem fotoÄŸraf hem de insanlar ile ilgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de en Ã¶nemlisi fotoÄŸraftan ziyade bir hayat deneyimi olarak, bu kadar gÃ¼zel bir siteyi harika bir kritik ve paylaÅŸÄ±m ortamÄ± olarak gÃ¶rmek yerine her gÃ¼n fotoÄŸraf gÃ¶nderilmesi gereken bir yer, tabiri caiz ise bir savaÅŸ alanÄ± olarak gÃ¶ren insanlarÄ±n bu davranÄ±ÅŸlarÄ±nÄ± tetikleyen psikolojiyi biraz olsun anladÄ±m. Bu kadar mÃ¼him bir katkÄ±nÄ±n Ã¼zerine, bir de Fotokritikâ€™te bir Ã§ok "gÃ¼zel insan" ile tanÄ±ÅŸtÄ±m, bir Ã§ok "gÃ¼zel fotoÄŸraf" izledim, kimi zaman Ã§izmeyi aÅŸÄ±p aklÄ±mca insanlara yardÄ±m etmeye Ã§alÄ±ÅŸtÄ±m, Ã§oÄŸunlukla da yapÄ±lmasÄ± gerektiÄŸine inandÄ±ÄŸÄ±m ÅŸeyi yapÄ±p kÃ¶tÃ¼ olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼m ÅŸeye kÃ¶tÃ¼ olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼ÄŸÃ¼mÃ¼ sÃ¶ylemeye Ã§alÄ±ÅŸtÄ±m.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AÃ§Ä±kÃ§asÄ± Fotokritikâ€™te Ã§ok eÄŸlendim. TÃ¼m bu sÃ¶ylediklerimden sonra -Ã§ok afedersiniz- ÅŸutlanmazsam, ilerde de hep beraber eÄŸlenmeye devam edeceÄŸiz diye tahmin ve Ã¼mit ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotokritik fotoÄŸraf Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±ma olan katkÄ±larÄ± ile deÄŸerlendirdiÄŸim bir yer deÄŸil. FotoÄŸraf Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±mÄ± sadece kendi kendime Ã§alÄ±ÅŸarak geliÅŸtirebilirdim, fakat Fotokritik kendi kendime varamayacaÄŸÄ±m baÅŸka noktalarda yol almama yardÄ±m etti. Hayat kesinlikle sÃ¼rprizlerle dolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;4&lt;/b&gt;) &lt;i&gt;FotoÄŸraflarÄ±nÄ±zÄ±n baÅŸkalarÄ± tarafÄ±ndan deÄŸerlendirilmesi sizin iÃ§in ne anlam ifade ediyor&lt;/i&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã‡oÄŸunlukla, baÅŸkalarÄ±nÄ±n deÄŸerlendirmeleri ile bu iÅŸin olmayacaÄŸÄ±nÄ± ifade ediyor. Ä°nsanlarÄ±n sÃ¶zlerine kÄ±ymet vermek gerekiÄŸini fakat fazla da ciddiye almanÄ±n, hele fotoÄŸraf gibi bir konuda, yanlÄ±ÅŸ bir karar olacaÄŸÄ±nÄ± hatÄ±rlatÄ±yor. FotoÄŸraflarÄ±mÄ±n baÅŸkalarÄ± tarafÄ±ndan deÄŸerlendirilmesi, insanÄ±n kendi kendisinin yargÄ±cÄ± ve eleÅŸtirmeni olmasÄ± gerektiÄŸini, kendisi beÄŸendikten sonra kimsenin beÄŸenmemesinin hiÃ§ bir Ã¶nemi olmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± yÃ¼rekten hissedecek kadar kendisi tanÄ±masÄ± gerektiÄŸini hatÄ±rlatÄ±yor. BaÅŸkalarÄ±nÄ±n doÄŸrularÄ±na, yanlÄ±ÅŸlarÄ±na, beÄŸenilerine, dÃ¼ÅŸÃ¼ncelerine, tekniklerine, telkinlerirne, tenkitlerine fazla kulak asmayacak kadar ukala olmadÄ±ÄŸÄ± taktirde, insanÄ±n kendi Ã¶zÃ¼nÃ¼n arzuladÄ±ÄŸÄ± sanatÄ± ortaya koyabilecek yalnÄ±zlÄ±ÄŸa asla ulaÅŸamayacaÄŸÄ±nÄ± hissettiriyor. Kimi zaman gotoÄŸraflarÄ±mÄ±n baÅŸkalarÄ± tarafÄ±ndan deÄŸerlendirilmesi bir fotoÄŸraf insanÄ± olarak insanlardan ne kadar uzak, insanlara ne kadar yakÄ±n olduÄŸumu muhakeme etmemi saÄŸlÄ±yor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ã–te yandan fotoÄŸraflarÄ±m Ã¼zerinde "kafa yorulmasÄ±", onlarÄ±n "okunmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lmasÄ±" gerÃ§ekten hoÅŸuma gidiyor. Fakat bu pek sÄ±k tecrÃ¼be ettiÄŸim bir ÅŸey deÄŸil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;5&lt;/b&gt;) &lt;i&gt;FotoKritikde fotoÄŸraflarÄ±ndan ve/veya tarzÄ±ndan etkilendiginiz biri var mÄ±? FotoÄŸraflar sizi neden bu derece etkiliyor?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaÃ§ kiÅŸi var. Onlar ile aynÄ± sitede olmaktan gurur duyuyorum. Bu kiÅŸilerin hepsini saymak yerine ikinci aklÄ±ma geleni sÃ¶ylemek istiyorum: Anushka / AnÄ±l GÃ¼rten (http://www.fotokritik.com/profil.php?id=18785).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence AnÄ±l GÃ¼rtenâ€™in fotoÄŸraflarÄ±nda ilgi beklemeyen, kendisi ile barÄ±ÅŸmÄ±ÅŸ ve bu yÃ¼zden kolay kolay iyileÅŸtirilemez sÃ¼kÃ»n bir hÃ¼zÃ¼n var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ÅŸekilde herkesin etrafÄ±ndan dolaÅŸtÄ±ÄŸÄ±, sahibi belli olmayan, yerine getirilmemiÅŸ modern bir sorumluluk var sanki iÃ§lerinde. Fotokritikâ€™te yer alan portfolyolarÄ± arasÄ±nda Ã¶zellikle "Merdivenler", "KalabalÄ±klar" ve "SevdiÄŸim Duvarlar" iÃ§indeki fotoÄŸraflardan bir sergisi olsa idi, ben sergi afiÅŸinin altÄ±na bir yere "Kim olduÄŸu belli olmayan insanlarÄ±n, nerede olduÄŸu mÃ¼him olmayan merdivenleri nasÄ±l inip Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ±na, kimi anlamsÄ±z ve yalnÄ±z boÅŸluklarÄ± nasÄ±l doldurduÄŸuna dair bir ÅŸehir hikayesi" yazmayÄ± isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisini bir aÃ§Ä±dan (sadece bir aÃ§Ä±dan) Larry Clarkâ€™a benzetiyorum. Larry Clark Amerikaâ€™nÄ±n orta kesimlerindeki uyuÅŸturucu baÄŸÄ±mlÄ±sÄ± genÃ§leri 1963 ve 1974 yÄ±llarÄ± arasÄ±nda fotoÄŸraflamÄ±ÅŸ ve bunu bir kitaba dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rmÃ¼ÅŸ bir sanatÃ§Ä±. Kendisinden sonra bu tip Ã¼zÃ¼cÃ¼ hikayeleri anlatan fotoÄŸrafÃ§Ä±larÄ±n sayÄ±sÄ±nda bir patlama olmuÅŸ. Fakat onun kitabÄ±nÄ± elinize aldÄ±ÄŸÄ±nÄ±zda onun farkÄ±nÄ± fark ediyorsunuz. Oradaki fotoÄŸraflar "oo aman allahÄ±m", "ayyy ÅŸuna bak iÄŸneyi nasÄ±l sokmuÅŸ" diye ÅŸaÅŸÄ±rdÄ±ÄŸÄ±nÄ±z, tepki gÃ¶sterdiÄŸiniz fotoÄŸraflar deÄŸil. Daha Ã§ok o fotoÄŸraflar, gerÃ§eÄŸi sessizce kabul ettiÄŸiniz, iÃ§inizi bir hÃ¼znÃ¼n ve Ã¼zÃ¼ntÃ¼nÃ¼n kapladÄ±ÄŸÄ± fakat tepki vermediÄŸiniz, sadece "anlaÅŸÄ±lmasÄ± gerekeni anladÄ±ÄŸÄ±nÄ±z" fotoÄŸraflar. Bu fotoÄŸraflarÄ±n bÃ¶yle olmasÄ±nÄ±n sebebi Larry Clarkâ€™Ä±n da fotoÄŸrafladÄ±ÄŸÄ± uyuÅŸturucu baÄŸÄ±mlÄ±larÄ±ndan birisi olmasÄ±. Bu yÃ¼zden baktÄ±ÄŸÄ± ve gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ ÅŸeyler bu kadar "iÃ§ten".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ä°ÅŸte tam bu noktada ben aynÄ± ÅŸeyin AnÄ±l HanÄ±m iÃ§in de geÃ§erli olduÄŸuna inanÄ±yorum. O da kendisini Ã§ekiyor: iÃ§inde kendisinin olmadÄ±ÄŸÄ± karelerle kendisini Ã§eken fotoÄŸrafÃ§Ä±nÄ±n etkileyici olmamasÄ± gibi bir olasÄ±lÄ±k sÃ¶z konusu dahi olamaz bana gÃ¶re.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;6&lt;/b&gt;) &lt;i&gt;Fotokritikte en Ã§ok etkilendiÄŸiniz fotoÄŸraf (ya da fotoÄŸraflar) hangisi? Ãœzerinde konuaÅŸbilir miyiz?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"En Ã§ok etkilendiÄŸim fotoÄŸraf bu" diyebileceÄŸimi sanmÄ±yorum. Fakat aklÄ±ma gelen bir kaÃ§ tanesini paylaÅŸmak isterim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GerÃ§ekten en Ã§ok etkilendiÄŸim fotoÄŸraflardan birisi bu: &lt;a href="http://www.fotokritik.com/248685"&gt;http://www.fotokritik.com/248685&lt;/a&gt;. AltÄ±nda zaten eleÅŸtirim var, fakat bu fotoÄŸraf insanlarÄ±n nasÄ±l da dar bir Ã§erÃ§eveden bakabildiklerinin bir gÃ¶stergesi idi benim iÃ§in (sayfayÄ± -2â€™ler ile dolduranlarÄ±n bir kÄ±smÄ±, hatta neredeyse Ã§oÄŸu aÄŸÄ±r eleÅŸtirilerini silmiÅŸler). Ä°nsanlar fotoÄŸraflarÄ± dini gÃ¶rÃ¼ÅŸleri ile, "toplumsal ahlak" dedikleri ve aslÄ±nda hiÃ§ kimse iÃ§in, hele sanatÃ§Ä± iÃ§in hiÃ§ bir baÄŸlayÄ±cÄ±lÄ±ÄŸÄ± olmayan kurallar Ã§erÃ§evesinde, tamamen kendilerine ait olan ve sadece onlarÄ± baÄŸlayan doÄŸrular ve yanlÄ±ÅŸlar ile deÄŸerlendirip "bu yanlÄ±ÅŸ! bunu yapamazsÄ±n!" diyebiliyorlar. Halbuki bu Ã¶yle bir ÅŸey deÄŸil. Ne olduÄŸunu anlatmasÄ± zor, fakat Ã¶yle bir ÅŸey deÄŸil iÅŸte. Bilmeyenden deÄŸil, bilmediÄŸinin farkÄ±nda olmayandan korkuyorum ben. FotoÄŸraf Bumin KaÄ