‘Fotoğraflı Düzyazı’ Kategorisi İçerisindeki Girdiler

Sarışın, kıvırcık saçlı, iri bir ablamız olan Betsy’nin göz kapakları bir hangarın kapıları gibi ağır ağır açılırken uyku aleminin karanlığına alışmış gözlere hiç şefkati olmayan gün ışığı edepsiz bir şekilde odanın bir duvarından diğerine sekiyordu. Betsy’nin gözleri yatağın hemen yanında duran komodinin üzerindeki çiçek buketlerini seçmekle mesailerine başladılar. Devam...

Başlığa bakınca bir kısmınızın bu yazının iki erkeğin evlilik merasimini konu aldığını anladığını tahmin ediyorum. Evet, öyle. Eğer “ben böyle şeyleri kaldıramam” diyorsanız daha fazla devam etmemelisiniz belki de. Devam...

Değerli okur, yazı boyunca çok sinirli olacağım için şimdiden özür dilerim. Eğer moralinin bozulmasını istemiyorsan bence hemen bu sayfayı terk etmelisin. Hayat böyle üzüntülere şahit olarak geçecek kadar kıymetsiz değil. Devam...

Bu seferki konuk fotoğrafçım Evren Özesen, konu ise TEKEL İşçileri ve Direniş. TEKEL işçilerinin, bu yazının kaleme alındığı tarih itibarı ile 61. gününü doldurmakta olan eylemlerine ışık tutmaya çalışmak, bu hadiseyi görmezden gelmeyip daha geniş bir kitleye ulaştırmaya çalışmak temel bir sorumluluk gibi. Devam...

Efendim, bu satırları sizlere erteleye erteleye bir hâl olup da son üç günde hazırlandığım sunumdan çıkmış bir Meren olarak yazıyorum. Nedenini anlayamadığım bir şekilde ve hatta kendisini komik duruma düşürme pahasına sürekli her söylediğime muhalefet etmeye gayret eden bir istatistik profesörüne rağmen, sunumum mükemmel geçti. Devam...

Geçenlerde “New Orleans Ballet Association” isimli bir bale derneği benden “The Nutcracker Prince” isimli gösterilerini fotoğraflamamı istedi. Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş oldukları için ricalarını geri çeviremedim. Zira ne kadar anlamsız şeyler için çabalıyor olurlarsa olsunlar kâr amacı gütmeyen kuruluşlara karşı bir sempati besliyorum. Devam...

Dün Duygu ile markete gittik alışveriş yapmak için. Benim için sıra dışı sayılabilecek bir deneyim markete gitmek. Yaşlandıkça daha da acayip hale geliyor.. Geçen yıllar içerisinde insanın önünde oyalandığı reyonların, ilgisini cezbeden ürünlerin değişimini izlemesi çok değişik bir şey bence. Devam...

Benim Oğuz Dinç isimli, son derece sakin, son derece insan gibi insan bir dostum var; tanısanız çok seversiniz. Oğuz’un renkli kişiliklerinden birisi de yazar kimliği. Kendisinin Çitlembik Yayınları tarafından yayınlanmış Maria’nın Yıldızları (2005) ve Yalnızlığın Kırmızı İzi (2007) isimli iki öykü kitabı, Karlar ve Adımlar (2008) isimli bir şiir kitabı var (Karlar ve Adımlar aynı zamanda e-Kitap olarak da indirilebiliyor). Devam...

Nasıl geçtiğini anlayamadığımız bir kaç günlük Barhal rüyasından ne yazık ki uyandık ve gidişimiz kadar çetrefilli yollardan dönerek gerçek dünyaya geri döndük. Barhal’da geçirdiğimiz 7 gün boyunca Toplam 715 fotoğraf çekmişim. Aslında en başından beri aklımda uzunca bir gezi yazısı yazmak vardı, fakat şimdi bunun mümkün olmadığını görüyorum. Devam...

Hristiyanların en önemli dini bayramı olan Easter vesilesi ile geçtiğimiz Cuma günü tatil idi (günahlarımız için öldüğü ve Hristiyan olmayanların da yararlanabildiği tatillere vesile olduğu için Hazreti İsa’ya teşekkür ederiz). Her hafta sonuna birleşen tatil dönemi için Kamp planları yapmakta usta biyolok Düygü Hanımlar yine bir hafta öncesinden gelmiş, “kampa gidelim” diye tutturmuştu. Devam...

Beni hayattan çamaşır yıkamak kadar bezdiren pek az şey var. Oturduğumuz apartmandaki kurutma makinesi bozuk olduğu için bu iş lojistik açıdan da keyifsiz bir hal alıyor; iş daha fazla ertelenemeyecek hale geldiğinde taa bilmemnerdeki çamaşır yıkama şeysine gidiyor, hayatımın bir kısmını yıkameren, kurutmeren, katlameren olarak geçiriyorum. Devam...

Sabah uyandığımda yüzümde hep saçma bir ifade oluyor. Bakıyorum, bu gün de durum farklı değil. Devam...

Oldum olası evlilik merasimi, düğün, nişan, sünnet gibi aktiviteler içerisinde bulunmaktan rahatsızlık duymuşumdur. Devam...

Doktora yapmanın ne kadar ciddi bir sorumluluk ve ne kadar zorlu bir süreç olduğunu bu süreci yaşamış ya da yaşamakta olanlar bilirler, bilmeyenler ise doktoranın bilimsel literatüre daha önce orada olmayan bir çentik atmak gibi bir hedefi olduğunu düşündüklerinde kolaylıkla mevzunun çapı hakkında fikir sahibi olabilirler… Devam...

Halloween’de dışardaydım. İnsanları izledim. Bazen Amerikalıların umutsuzca, eğlenmeye ve anlamlı bir şeyler yapmaya dair dinmeyen bir açlık hissettiklerini düşünüyorum bir süredir. Her tür etkinlik fırsatında sokaklara çıkıp birbirlerinin yüzüne boş boş bakmalarına, insanlarla olabilecek en yüzeysel konulardan konuşup bir hiç aramayacakları telefon numaralarını birbirlerine verdiklerine tanık olmak beni bir çok anlamda gerçekten üzüyor. Devam...

Hayvanat bahçelerini oldum olası sevmedim. Devam...

Craig Mammano, Katrina Kasırgası’nın ardından New Orleans’taki gönüllü yardım çalışmalarına katılan ve bu şehre aşık olup tarihi bir bölge olan North Villere’de ev alan oldschool bir fotoğrafçı. Devam...