@merenbey:
Biten her HES projesi ile bir diğer "dere" böyle bir borunun içine hapsoluyor işte:

‘Süper Olay’ Kategorisi İçerisindeki Girdiler

Bir yılı aşkın süredir “hayırlı bir amaç uğruna” uzattığım saçlarımı dün nihayet kestim. Hayırlı amaç ise, kanser tedavisi gören ve kemoterapi sürecinde saçlarını kaybeden kişilerin verdiği savaşa sağlıklı ve saç üretebilen bir birey olarak bir nebze de olsa destek olmak idi. Devam...

Fotoğraf ile ister amatör ister profesyonel, fakat ciddi bir şekilde ilgilenen ve ürettiklerini paylaşan kişiler bir süre sonra fotoğraflarının kendilerinden izinsiz kullanılması ile ilgili dertlenmeye başlıyorlar. Bu duyguyu pek iyi anlıyorum ve doğal karşılıyorum, bununla beraber ben nadiren hissediyorum. Devam...

Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri, Cannes 2009 sonuçları açıklanmış. “Fotojurnalizm/Belgesel”, “Sanat” ve “Reklam” kategorilerinde birinci, ikinci ve üçüncülerin fotoğraf ya da fotoğraf serilerine ana sayfalarından göz atmak mümkün (her ne kadar korkunç ötesi, rezalet bir web sitesine sahip olsalar da fotoğrafları izlemeden geçmeyin derim). Devam...

Hristiyanların en önemli dini bayramı olan Easter vesilesi ile geçtiğimiz Cuma günü tatil idi (günahlarımız için öldüğü ve Hristiyan olmayanların da yararlanabildiği tatillere vesile olduğu için Hazreti İsa’ya teşekkür ederiz). Her hafta sonuna birleşen tatil dönemi için Kamp planları yapmakta usta biyolok Düygü Hanımlar yine bir hafta öncesinden gelmiş, “kampa gidelim” diye tutturmuştu. Devam...

Geçtiğimiz hafta fotoğraf açısından çok verimli bir hafta idi benim için. Pazar günü geri çeviremeyeceğim bir rica üzerine La Luna Negra isimli Salsa dans ekibinin fotoğraflarını çekmek için stüdyolarına gittim. Bu ilk profesyonel sayılabilecek iş ile ilgili deneyimlerimi paylaşmak için bir yazı yazmaya üşenmemem gerektiğini düşündüm :) Devam...

Fotoğraf ile ilgili bir yazı değil bu, fakat “bir şeylere ilgi duyacak noktaya” varmış olan herhangi birisinin ilgisini çekebilecek bir materyale sahip olduğunu düşünüyorum. Başta yayınlamayacaktım, fakat olaya böyle bakınca yayınlamaya karar verdim. Mesele şu: Toplamda 3 milyardan daha fazla insanın kutsal kabul ettiği iki kitap olan İncil ve Kur’an’a kuş bakışı baksak ne görürüz? Herkesin kendince bir takım yanıtları olduğunu tahmin ediyorum. Fakat bu soruya biraz daha formal bir yanıt vermek de mümkün olabilir mi? Devam...

Asıl konuya girmeden evvel, bir kısmınızın zaten ne olduğunu bildiğini tahmin ettiğim lomo ile ilgili bir kaç şey yazmak istedim. Lomo, Rusya’dan, St. Petersburg’dan çıkma, optik kalitesizliğinden dolayı renk ve ışığı kafasına göre kaydeden ve beklenmedik sonuçlar veren analog bir fotoğraf makinesi. Lomo bir çok oyuncak fotoğraf makinesinden (toy camera) birisi fakat o da Holga gibi unutlmak yerine bir alt kültür olmayı başarmış durumda. Ekşi sözlükten referans vereyim, daha fazla öğrenmek isteyenler oradan devam etsinler. Nitekim Lomo hakkında söyleyebileceğim şeyler genel kültür ile sınırlı. Devam...

Dün gece Etsy üzerinden bir mesaj geldi, Texas’ta yaşayan bir teyzemiz mesajında yıllar önce gerçekleştirdiği bir New Orleans ziyareti esnasında Bourbon Street üzerinde konakladığı “Biscuit Palace” isimli konuk evinden ve tadı halâ damağında olan yemekler yediği “Clover Grill” isimli hamburgerciden bahsediyor, çok özlediği bu mekanların fotoğrafını çekmemin mümkün olup olmadığını soruyordu. Elbette böyle bir ricayı geri çeviremezdim, “Yarın bir deneyeyim, eğer beğendiğim bir şey çekebilirsem haber veririm” dedim. Devam...

Duygu ile Internet üzerinden yapılanan CouchSurfing isimli bir ağın parçasıyız (http://www.couchsurfing.com). Birisi benden CouchSurfing (CS olarak kısaltıyorum bu yazı için) konseptini Türkçe’ye çevirmemi istese herhalde “Kanepe Sörfü” diye çevirirdim. Bu muhteşem çeviri (:p) yardımı ile zaten kafanızda bir şeyler canlanmıştır, fakat yine de CS kendisini nasıl tanımlıyor onu yazayım ki her şey daha net olsun: Devam...

Hangisinin iyi, hangisinin ise kötü haber olduğu kişiden kişiye değişecektir muhakkak fakat ben kendimce bir sırayı şu şekilde oluşturdum: iyi haber, Türkiye’de geçirdiğim kısa tatil sona erdi ve New Orleans’taki evime geri döndüm (yani yeniden günlüğümün başındayım), kötü haber, gelirken hasret kaldığım bass gitarımı da getirdim (yani muhtemelen fotoğrafa azıcık daha az zaman ayırabileceğim). Devam...

National Geographic’in her yıl düzenlediği fotoğraf yarışmasının sonuçları duyurulmaya başlanmış. Henüz dünya birincileri yok ortada, fakat NG’in İngilizce yayın birincileri 100.000 fotoğraf arasından belirlenmiş durumda. Tüm liste, mansiyonlar ile beraber burada. Bir süre sonra diğer kategorilerin birincilerine de aynı adresten ulaşmak mümkün olur herhalde. Bense İnsan, Yer ve Doğa kategorisi birincilerine ve jüri yorumlarına yer vereyim istedim. Devam...

Geçenlerde Nikon D200 fotoğraf makinemi satıp yerine bir Nikon D300 satın aldım. Bir süredir de sessiz sedasız kullanıyordum. Fakat bu değişiklik kıymetli Sumer Omay‘ın gözünden kaçmadı. Kendisi D200 aldığımda yazdığım kısa izlenim yazısının altına şöyle bir yorum bırakınca şu anda okumakta olduğunuz inceleme yazısını yazmaktan başka çarem kalmamıştı (bir yandan ben de D300 hakkında bir şeyler yazmak istiyordum, dürtüklediği için kendisine teşekkür ederim): Devam...

Bir diğer New Orleans günü olacağını sandığımız bu güne, radyoda program yapan spikerin konuşmasını  aniden kesip “bir saniye coni, o yağan kar mı ayol?!” demesi ile uyanma şerefine nail olduk. Spikere inanmayıp camdan olup biteni kendi gözleri ile görmek isteyen bilim insanı Duygu, spikerin aslında doğru söylediğini “hakikaten kar yağıyor” diyerek şaşkınlık içerisinde tescil ederken bendeniz gördüğü rüya ile ilgili belleğinde kalan son kırıntıları da yitirmekteydi.. Devam...

“Fotoğrafı Anlamak” isimli bir projeye girişmiştim bir zaman evvel; öyle o sıralarda okuyup etkilendiğim şeyleri Türkçe olarak bir araya getireyim, başkaları da sebeplensin gayesi ile. Belgenin çok sahipsiz kaldığını fark ettim bu gün. Devam...

Vallahi bu son. Burası kendi halinde amatör bir fotoğrafçının fotoğraflarını, fotoğraf ve fotoğrafçılık ile ilgili düşüncelerini paylaştığı bir yerdi, son bir kaç aydır kendi çapında küçük bir seyahat günlüğüne döndü. Bundan sonra vallahi yok (Mesela pek kıymetli bir Sandaletli Seyyah‘ımız var, seyahat yazısı okumak, görmek isteyenler oraya gitsinler). Diğer bir husus da, daha önce “bölüm 1″ diye başladığım hiç bir şeyin “bölüm 2″sini getiremezdim, şimdi ise iki bölüm arasına başka bir yazı yazamaz olmuşum. “Gençliğim eyvah” diyorum. Her neyse. Bu günlük girdisine, Granada ve Cordoba gibi iki önemli şehri sığdırmaya çalışacağım için bayağı uzun olacak, fakat son bu işte tamam. Devam...

Bir süredir fotoğraf ile ilgili günlükleri bir arada toplamak gibi bir gayem vardı. Biraz vakit ayırıp fotograf-gunlukleri.com isimli bir siteyi hayata geçirdim. Bu sitenin temelinde basit olarak kendisinden takip etmesi istenmiş olan kişilerin günlüklerini düzenli olarak kontrol eden, yeni bir günlük girdisi olduğunda ana sayfasını bu girdi ile güncelleyen bir uygulama mevcut. Devam...

Lübnan’da yaşananlara tepki göstermek, eğer elinden gelirse biraz olsun yardım etmek isteyen bir grup fotoğrafsever Fotokritik’in bir forumunda ne yapılabileceklerini düşünürken içlerinden birisi, Birol Üzülmez, şunları söyledi:

Ortak sergi organize edelim. Herkesden 30×40 ebadında birer fotoğraf. 40×50 ebadında fotoblok ya da dukato üzerine yapıştırlmış olarak teslim edilsin. Camsız olsun sergileme kolaylığı olsun. Sergiden elde edilecek geliri gönderelim. Bence en anlamlısı bu olur. Bu iş için en uygun yer İstanbul. Önce İstanbuldan başlatalım. Devam...

September 22nd, 2006

Geçen haftalardan birisinde Fotokritik isimli paylaşım sitesinin bünyesindeki fotoğrafçılar ile düzenli olarak yaptığı “Bizden Biri” söyleşilerinden 42.’sine konuk oldum. Yazışarak yapılan söyleşinin orjinali burada: http://www.fotokritik.com/forum/36738. Devam...