Posts Tagged ‘24-70mm f/2.8’

Bu bir teşekkür yazısı. Yazının ilk muhatabı “fotoğaf makinem kırıldı ve sizden destek istemeye karar verdim” dediğimi duyunca desteğini esirgemeyen sizlersiniz. Bu teşekkürün hepinize ulaşmasını diliyorum Devam...

Son zamanlarda fotoğrafa olan ilgim epey azaldı. Bu durum, fotoğraf çekmeyi ve fotoğrafı aslında ne kadar çok sevdiğimi hatırlatan olaylar olmadığı zamanlarda pek aklıma gelmiyor açıkçası. Paşa paşa laboratuvarda deneyler yapıyor, ya da uzaktan tedirginlikle takip ettiğim ülke gündemine dair bunun gibi yazılar yazıyor, velhasılı hayatı bir sincap gibi yaşıyorum. Devam...

Giyimime pek önem verdiğimi söyleyemem. Zaten giysi ile aramda çok nadiren duygusal bir bağ oluyor. Hasbelkader olduğunda da üstümden çıkarasım gelmiyor. Meren iyi de keşke her gün aynı şeyi giymese. Siz de çok iyisiniz çok teşekkür ediyorum. Geçenlerde bir zaman bir yerde bir atkı gördüm. Aramızda duygusal bir şeyler hasıl oldu üzerinize afiyet. Bu böyle. Devam...

Aslında çok yoğunum. Bütün hayatımı laboratuvarda geçirsem de yetmeyecek kadar işim var aslında. Ve aslında öyle bir yerlere gitmeye de niyetim yok .. tu. Hakikaten bütün hayatımı laboratuvarda geçireyim, bitiremeyeceğim o işler ile ilgileneyim istiyordum. Çünkü kendisini yaptığı işlerle tanımlayan bir robotum ben bazen. Devam...

Başlığa bakınca bir kısmınızın bu yazının iki erkeğin evlilik merasimini konu aldığını anladığını tahmin ediyorum. Evet, öyle. Eğer “ben böyle şeyleri kaldıramam” diyorsanız daha fazla devam etmemelisiniz belki de. Devam...

Bir takım işlerin sonunu getirebiliyor olmak bence yaşlılık alameti. Eskiden her başladığımı “sonra devam ederim” diyerek yarım bırakır, dönüp de bir daha yüzüne bakmazdım. Bataklık serisini yarım bırakmadım, döndüm ve bitirdim. Devam...

Duygu iki hafta kadar önce bilimsel bir konferansta arz-ı endam eylemek, ardından da biraz dolaşmak üzere Fransa’ya gitti. Kendisinin epey evvelden planlamış olduğu bu yolculuksebebiyle yalnız geçireceğim iki hafta boyunca yapacağım çılgın partilerin düşüncesi bile beni, nasıl söylesem, delicesine heyecanlandırıyordu (“kak hanım kak, adam soyunmaya başladı“). Devam...

Kocaeli Depremi olduğunda depremle ilgili duyduğum ilk haber 44 kişinin öldüğü, yaralıların olduğu, yardım ekiplerinin müdahale için yola çıktıklarından ibaretti. Saatler, günler geçtikçe felaketin gerçek boyutları karşısında bu ilk bilgiler anormal derece iyimser kalmış, artık bir yerden sonra sayılar yuvarlanmaya başlanmıştı. Devam...

Freya ve Webb ile birkaç ay önce tanışmıştım. Kendileri çektiğim Krewe Du Vieux serisini görmüş, çok beğenmiş ve benim düğünlerini fotoğraflamamı istiyorlardı. Açıkçası o seriyi görüp, beğenip, “düğünümüzü bu adam çeksin” diyen bir çiftin düğününü fotoğraflamak benim için olsa olsa şeref olurdu. Devam...

Couchsurfing isimli muhteşem ağ vasıtası ile tanıştığımız, tanıştığımız günden beri en sevdiğimiz Amerikalılar listesinin ilk üçünü hiç terk etmeyen Lex Pelgerciğimiz geçen gün New Orleans’a ziyarete geldi. Ben de aldım kendisini, “düş önüme, paraflaşlarımı test edecek adam lazım bana” diyerek gecenin bir köründe Audubon Park’ında bir tenhaya götürdüm (dikkat, bu yazı tişörtsüz erkek fotoğrafları içermektedir (ee, herkesin sizin gibi göbeği yok, çıkarıveriyorlar (hahah))). Devam...

Öncelikle birisi çıksa “önce bize ‘doğal ışık süperdir, aman diyeyim, mis mis, hayatta flaş kullanmam’ dedin, sonra ‘anne ben strobist oldum, ama paraflaşla hayatta işim olmaz’ dedin, utanmıyor musun şimdi karşımıza paraflaş ileçıkmaya?” dese şu tip bir taktik izlerdim muhtemelen: “evet, yaptım, ama bu kadar ön yargılı olma cağnım okur, hele bi’ sor bakalım, neden“. Devam...

Geçenlerde yine bir evlilik merasimini fotoğraflıyordum. Scott gelin, nedime ve saz arkadaşlarının hazırlıkları ile ilgilenirken bana da damat, sağdıç ve saz arkadaşları düştü. Gelin ve damadın evlilik günü kiliseden önce birbirlerini görmelerinin uğursuzluk getirdiğine inanıldığı için gelin ve damat çoğunlukla ayrı ayrı yerlerde hazırlanıyorlar. Devam...

Birkaç hafta evvel İstanbul Bilgi Üniversitesi Haber Merkezi “HaberVesaire” bünyesinde muhabirlik yapan Görkem Keser’den bir ileti aldım. Bloglar üzerine hazırladığı haberde yer vermek üzere Meren’in Fotoğraf Günlüğü ile ilgili birkaç soru sormak istemişti. Memnuniyetle kabul ettim elbette. Devam...

Geçen hafta, eski dost Çağlar’ı kısa bir süre önce çalışmaya başladığı Princeton Üniversitesi’nde ziyaret etmek için New Jersey’e gittim. Fakat hava bize öyle bir oyun oynadı ki anlatamam. 3 gün boyunca yağmur yağdı, seller aktı, Meren ve Çağlar da camdan baktı. Öyle böyle değil. Devam...

İnsanlar New Orleans’ta Mardi Gras’yı kutlarken biz Duygu ile atlayıp Florida’nın Gainesville isimli şehrine, sevgili Meryem, Hüseyin ve Arpat kişileri ile buluşmaya gittik. O kadar iyi yapmışız ki, o kadar olur. Devam...

Efendim, bu satırları sizlere erteleye erteleye bir hâl olup da son üç günde hazırlandığım sunumdan çıkmış bir Meren olarak yazıyorum. Nedenini anlayamadığım bir şekilde ve hatta kendisini komik duruma düşürme pahasına sürekli her söylediğime muhalefet etmeye gayret eden bir istatistik profesörüne rağmen, sunumum mükemmel geçti. Devam...

Bundan birkaç yıl evvel birisi bana “Meren, yarın bir gün flaş filan kullanan bir insan olacaksın” dese, “yok daha neler, peh” derdim. Zira doğal ışığı ve işini doğal ışıkla görmeyi çok seven bir fotoğrafçıyım. Üstüne üstlük kısa bir zaman öncesine kadar bana flaş dendiğinde aklıma keskin gölgeler, ayrıntısız, detaysız, yavan fotoğraflar gelirdi, durduk yerde sinirlenirdim :( Devam...

Nikon D700 ile beraber aldığım bu lensi bir süredir hem amatör hem profesyonel işler için kullanıyordum. Kendisi ile hakkında yazabilecek kadar haşır neşir olduğumu düşündüm. Gereksiz teknik detayları Google yardımı ile bulunabilecek kaynaklara havale edip kendi deneyimlerimi ve görüşlerimi paylaşacağım. Devam...

Geçenlerde “New Orleans Ballet Association” isimli bir bale derneği benden “The Nutcracker Prince” isimli gösterilerini fotoğraflamamı istedi. Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş oldukları için ricalarını geri çeviremedim. Zira ne kadar anlamsız şeyler için çabalıyor olurlarsa olsunlar kâr amacı gütmeyen kuruluşlara karşı bir sempati besliyorum. Devam...

Büyük bir rastlantı eseri çok iyiyim, fakat dün küçük bir trafik kazası geçirdim. Yaya öncelikli bir bölgede fotoğraf çekerken Dur işaretinde durmayı unutmuş bir kamyon sürücüsü 25-35Km/h arası bir hız ile bana arkadan çarpıverdi. Çarpmanın etkisi ile havada başarısız bir yarım parende/Rıdvan volesi karışımı icra edip en başından beri olmam gereken yere, yani kaldırıma düştüm. Devam...

Dijital müdahalelerin dijital fotoğraf makineleri ile fotoğraf çekenler tarafından bile sık sık eleştirildiğine tanık oluyorum. Bu konuda ne düşündüğümü açıkça yazarsam sadece bu konu üzerine düşünmemiş olanları düşünmeye teşvik etmekle kalmaz, bu konu üzerine yapılan tartışmalarda referans olarak gösterilebilecek bir yazı da ortaya çıkmış olur diye düşündüm. Devam...

Hani geçen gün Chicago’ya gidiyorum demiştim ya, geri döndüm. Yalnız sanki tüm Chicago el ele vermiş, “Meren Chicago’dan bir kucak fotoğrafla döner şimdi” diyenlere karşı yüzüm kara çıksın diye birlik olmuştu. Üzgünüm Chicago, başaramadın. Gündelik fotoğraflar çekmekle kalmadım, bir fotoğraf müzesi ziyaret edip bir de küçük fotoğraf projesi sığdırdım bu bir kaç güne. Devam...