Posts Tagged ‘duygu’

Bu günlüğe yazdığım yazıların sıklığının yegâne belirleyicisi olmasına rağmen, bilim yolculuğum ile ilgili çok nadiren bir şeyler karalıyorum. Bilim-milim hadiselerinden çok nadiren bahsediyor olmamın en temel sebebi ne yazık ki bilimi hep İngilizce yapıyor olmam. Fakat bu sefer size Türkçe bir cepyayını taktim edeceğim, hazır olun! Devam...

Son zamanlarda fotoğrafa olan ilgim epey azaldı. Bu durum, fotoğraf çekmeyi ve fotoğrafı aslında ne kadar çok sevdiğimi hatırlatan olaylar olmadığı zamanlarda pek aklıma gelmiyor açıkçası. Paşa paşa laboratuvarda deneyler yapıyor, ya da uzaktan tedirginlikle takip ettiğim ülke gündemine dair bunun gibi yazılar yazıyor, velhasılı hayatı bir sincap gibi yaşıyorum. Devam...

Giyimime pek önem verdiğimi söyleyemem. Zaten giysi ile aramda çok nadiren duygusal bir bağ oluyor. Hasbelkader olduğunda da üstümden çıkarasım gelmiyor. Meren iyi de keşke her gün aynı şeyi giymese. Siz de çok iyisiniz çok teşekkür ediyorum. Geçenlerde bir zaman bir yerde bir atkı gördüm. Aramızda duygusal bir şeyler hasıl oldu üzerinize afiyet. Bu böyle. Devam...

Zaman zaman önümü alamıyor, büyük bir ciddiyetle yaşıyorum hayatı. Bir sincap gibi mesela. Hayır, sincapları taktir ediyorum, o ayrı, fakat hayatın gözü de doymuyor ki arkadaşım. Hayata karşı ne kadar ciddi isen, hayat senden o kadar daha çoğunu istiyor. Sırtında bir ciddiyet çomağı, ucunda bir tatmin. Bir tedirginlik, ciddiyet. Daha fenası bir tedirginlik, bir ciddiyet… Devam...

Duygu iki hafta kadar önce bilimsel bir konferansta arz-ı endam eylemek, ardından da biraz dolaşmak üzere Fransa’ya gitti. Kendisinin epey evvelden planlamış olduğu bu yolculuksebebiyle yalnız geçireceğim iki hafta boyunca yapacağım çılgın partilerin düşüncesi bile beni, nasıl söylesem, delicesine heyecanlandırıyordu (“kak hanım kak, adam soyunmaya başladı“). Devam...

Öncelikle birisi çıksa “önce bize ‘doğal ışık süperdir, aman diyeyim, mis mis, hayatta flaş kullanmam’ dedin, sonra ‘anne ben strobist oldum, ama paraflaşla hayatta işim olmaz’ dedin, utanmıyor musun şimdi karşımıza paraflaş ileçıkmaya?” dese şu tip bir taktik izlerdim muhtemelen: “evet, yaptım, ama bu kadar ön yargılı olma cağnım okur, hele bi’ sor bakalım, neden“. Devam...

Hristiyanların en önemli dini bayramı olan Easter vesilesi ile geçtiğimiz Cuma günü tatil idi (günahlarımız için öldüğü ve Hristiyan olmayanların da yararlanabildiği tatillere vesile olduğu için Hazreti İsa’ya teşekkür ederiz). Her hafta sonuna birleşen tatil dönemi için Kamp planları yapmakta usta biyolok Düygü Hanımlar yine bir hafta öncesinden gelmiş, “kampa gidelim” diye tutturmuştu. Devam...

Bu gün uyandığımda bu günün aslında kendimi standartlardan sıkılmış bulacağım bir diğer Cumartesi günü olduğunu anlamam biraz zaman aldı. Gazze’de olup bitenlerin günlerdir içimde biriktirdiği sıkıntının üzerinde bir de kapalı bir hava eklenince ne zamandır fotoğraf makinemle ziyaret etmeyi planladığım, New Orleans’ın hemen kuzeyinde olan Pontchartrain Gölü’ne gitmenin vakti gelmiş de geçiyor dedim kendi kendime. Devam...