Posts Tagged ‘haber değeri’

Kaptanın seyir defteri, 7 Kasım 2012: Seçeneklerim ve ümidim hızla tükeniyor. Artık dışarıdan bir yardım gelmeyeceğini kabullendim. Devam...

Aslında bu yazının adı, bu günlükteki bir geleneğe hürmeten Fotoğraf Dünyasından Subjektif Haberler V olacaktı. Fakat Visura Magazin’in bu gün sonuçlanan yarışmasının kazanan projelerini gördüğümde o kadar şok oldum ki başka bir şey ile yazıyı seyreltmemeye karar verdim. Devam...

Kocaeli Depremi olduğunda depremle ilgili duyduğum ilk haber 44 kişinin öldüğü, yaralıların olduğu, yardım ekiplerinin müdahale için yola çıktıklarından ibaretti. Saatler, günler geçtikçe felaketin gerçek boyutları karşısında bu ilk bilgiler anormal derece iyimser kalmış, artık bir yerden sonra sayılar yuvarlanmaya başlanmıştı. Devam...

Tadında bir aranın ardından Fotoğraf Dünyasından Subjektif Haberler serisi, dördüncüsü ile karşınızda. Bu sefer de subjektifliğimden bir şey yitirmedim. Bence çok aferin bana. Devam...

Fotoğraf dünyasından subjektif haberlerin üçüncüsü ile karşınızdayız (“karşınızdayız“mış -başlıkta haberler diyor diye kabız spiker rolüne soyunmasak olmaz çünkü (neyse)). Peki. Bu müziksiz okunmaz ki diyenler için arka planda EZ3kiel, Via Continum çalsın. Devam...

Eğer mevzuya doğa gözlüklerimiz ile bakacak olursak Dünya gezegeninin tarihi boyunca geçirdiği en keyifsiz dönemlerinden birisine şahitlik ediyor olabiliriz. Şehirleşme, muazzam boyutlardaki karbon emisyonun rol oynadığı düşünülen ani iklim değişiklikleri, yok olmakta olan ormanlar, nesli tükenmekte olan hayvanlar, madenler, hidroelektrik santraller… Bildiğimiz anlamdaki doğal yaşamın çanına ot, gözümüzün önünde tıkanıyor. Devam...

Çok yoğun dönemlere girip çıkıyorum son haftalarda. Her şeyi son dakikaya bırakan bir insan olduğum için mesela üç gün canımın istediği makaleleri, günlük yazılarını filan okuyup Internet alemlerinde keyif çatıyor ya da insanlara sataşıyor, sonra iki gün başka hiçbir şey ile ilgilenmemecesine bir şeylere çalışıyorum. Devam...

Çok sevgili dostlar ile buluştuğumuz, “sabahlara kadar oturup sohbet etmek, sonra üç-beş saat uyuyup uyanınca sohbete aynen devam etmek” mefhumunun ne genç yaşlara ne de Türkiye’ye özgü olmadığını şaşırarak yeniden öğrendiğimiz Florida gezisinden döndük. Devam...

Bu seferki konuk fotoğrafçım Evren Özesen, konu ise TEKEL İşçileri ve Direniş. TEKEL işçilerinin, bu yazının kaleme alındığı tarih itibarı ile 61. gününü doldurmakta olan eylemlerine ışık tutmaya çalışmak, bu hadiseyi görmezden gelmeyip daha geniş bir kitleye ulaştırmaya çalışmak temel bir sorumluluk gibi. Devam...

Efendim, bu satırları sizlere erteleye erteleye bir hâl olup da son üç günde hazırlandığım sunumdan çıkmış bir Meren olarak yazıyorum. Nedenini anlayamadığım bir şekilde ve hatta kendisini komik duruma düşürme pahasına sürekli her söylediğime muhalefet etmeye gayret eden bir istatistik profesörüne rağmen, sunumum mükemmel geçti. Devam...

Haiti depreminin ardından medyanın bu olayı ele alışına dair o kadar çok şey birikti ki kafamda bu konudaki düşüncelerimi yazmak ve bu mevzuyu kendimce bağlamak istedim. Yazı rahatsız edici iki adet fotoğraf içeriyor, baştan uyarayım. Devam...

Birkaç gün önce Nurkan Kahraman’dan BURFOT isimli bir topluluk ve bu topluluk şemsiyesi altında gönüllü olarak yürütülmekte olan bir çalışmaya dair bilgiler içeren bir mesaj aldım. BURFOT’un açılımı “Bursa Fotoğraf İmece Topluluğu“. Adından anlaşılacağı gibi Bursa kökenli bir topluluk, fakat yürüttükleri heyecan verici kampanya Bursa ile sınırlı kalmak zorunda değil… Devam...