Posts Tagged ‘woods hole’

İskelenin nemden ıslanmış tahtaları üzerinde küçük adımlar atıyordu. Sessiz, serin, ve gri kasaba usul usul iskelenin sonuna doğru yürümekte olan sakinini mütevazi bir sisin altından izledi. İskelenin tahtaları böyle tam bir adım genişliğinde. Öyle denk gelmiş. Böyle durumlarda bir adımın iki tahtaya birden denk gelmesi yasak tabi. Dışarıdan bakan da adam sanır. Adam vücut sincap kafa. Devam...

(…) Sınırlarını ufuktaki dağların çizdiği geniş bir ovada bir araba ıssız düzlüğü ikiye yaran çift şeritli yolun kenarında sağa çekmişti. Arabanın içinde bir adam, elinde her cümlesi kurşun gibi ağır bir mektup tutuyordu. Adam defalarca katlanıp tekrar açıldığı belli olan kağıdı yolcu koltuğuna bırakıp derin bir nefes aldı. Devam...

Kaptanın seyir defteri, 7 Kasım 2012: Seçeneklerim ve ümidim hızla tükeniyor. Artık dışarıdan bir yardım gelmeyeceğini kabullendim. Devam...

Türkiye’de akademinin ahvali üzerine son bir-iki yıl içerisinde birçok yazı yazdım. Geçtiğimiz hafta ise bunlardan sonuncusu “Türkiye Akademisinin Arka Sokaklarından Tez Manzaraları” başlığı ile yayına girdi. Bir ara okuyun bence. Hatta bu yazıyı okumak yerine onu okuyun mesela. Çok samimi söylüyorum. Evet, yazı uzun, ama bazı mevzuları anlatmak da uzun sürüyor işte. Devam...

Bisikletmin tekerleği patladığı için uzun süredir işe yürüyerek gidiyordum. Bu süreçte yürüme yolu olarak doğanın içinden giden bisiklet yolu yerine araba yolunu tercih ettiğim için, üstüne hafta sonları da dahil olmak üzere laboratuvarı gece 9-10′dan önce terk etmediğim için, koskoca sonbaharı kaçırmışım. Bugün lab’dan hava aydınlıkken çıktım, eve gelip bisikletimin tekerleğini tamir ettim ve uzun bir süre sonra ilk kez bisikletimi bisiklet yoluna doğru sürerken, doğanın ayaklarımın altına kilim gibi serildiğini görüp eve döndüm ve fotoğraf makinemi aldım. Devam...

Yıllar geçtikçe bir yerlerde uzun uzun -çoğunlukla amaçsızca- oturmak daha mı keyifli gelmeye başladı, yoksa hep mi böyleydim kestiremiyorum. Hiçbir yere gitmeyeceği halde gününün yarısını otobüs durağında oturup insanlara bakarak geçiren yaşlı amcalardan oldum belki de. Bugün şu iskelede 45 dakika oturdum mesela. O sırada aklımdan projelerim, ne zamandır görüşmediğim arkadaşlarım, ve daha onlarca şey geçiyordu. Bir sürü insan bir sürü başka bir şeyler yapıyordu. Ben iskelede oturuyordum. Keyfim de gayet yerindeydi yani. Devam...

Bugün nüufusu 900 kişi olan Woods Hole köyümüzde 30.000′den fazla kişi vardı. Bunca muhteremin sebeb-i ziyareti ise, Falmouth Koşusu olarak bilinen ve her yıl tekrarlanan meşhur 11.5 kilometrelik yarış. Çok büyük bir ödül filan yok aslında, birinci olan 10.000 dolar alıyor, fakat prestijli bir yarış olacak ki dünyanın dört bir yanından koşucular geliyormuş. Devam...

Artvin bir istisna. İnanmazsınız, her gün en az bir kez hatırlayıp özlemle anıyorum Artvin’i. Çok şehirden ayrıldım ben (sırf ortaokul yaşantım iki, lise yaşantım ise üç değişik şehirde geçti). Fakat Artvin dışında hiçbir şehirle aramda Artvin’le olduğu türden bir bağ hasıl olmadı. Şehirleri yaşayan insanlar ile karşılaştığında kıskananlardan, ayrılırken dönüp yüzüne dahi bakmadığı şehirlerin affına sığınanlardanım ben. Devam...

2007 yılı ortasında başladığım doktora eğitimim birkaç gün evvel sona erdi. Doktora sürecine dair bir yazı yazıp hem günlüğün neredeyse bütün sürece tanıklık etmiş olan izleyicilerini güncellememin, hem de henüz taze iken bu yolculuğa dair edindiğim tecrübeleri not düşmenin iyi bir fikir olabileceğine kanaat getirdim. Devam...