Nikon 10.5mm Balıkgözü Lens!
8/08/2009, 02:52
Sonunda dayanamayıp kendime Nikon’un DX (full-frame olmayan sensörlere sahip olan) fotoğraf makineleri için ürettiği mükemmel 10.5mm f/2.8 balıkgözü (fisheye) lensi aldım. Bir kaç yıl evvel Sigma 10-20mm lensi satın alırken aklımı en çok kurcalayan Nikon 10.5′e sonunda kavuşmuş olmaktan ötürü çok mutluyum (bu yüzden sizi ilerleyen günlerde fotoğraflara boğacağım).
Hemen bu akşam çektiğim iki fotoğrafı buraya koyarak açılışı yapayım hatta.
New Orleans’ın güzide salsa dansçılarından Tümay az sonra büyük bir talihsizlik eseri kaybedeceğinden habersiz olduğu oyunu kazanmaya çalışıyor:
![]() |
Düygü başarılı bir vuruşun arefesinde konsantre olmakta (bu arada en sağ taraftaki hatun kişi de Amanda Davis, kendisi yeni ev arkadaşımız, bir kaç yılını Japonya’da geçirmiş, Japonca bilen, Miyazaki filan seven müthiş tatlı bir insandır):
Bu arada lensin kendisi de şöyle bir şey:
![]() |
Balıkgözü lens kullanmanın zor olduğunu, öyle her yiğidin harcı olmadığını defalarca duymuştum. Elime alır almaz da gerçekten layığı ile kullanmaya başlamanın biraz pratik ve sabır istediğini hemen hissettim.
Geniş açılı lensleri kullanırken kadrajı doğru şekilde tasarlamak ve oturtmak güç, hele balıkgözü olunca etraftaki her şey kadrajın içerisine giriyor ve bu karmaşa içerisinde aranan ahengi yakalamaya çalışmak daha ciddi bir konsantrasyon gerektiriyor. Yeterince deneyimi olmayan fotoğrafçılara en son tavsiye edeceğim lens budur herhalde.
Yıllar önce birisinden birisini tercih etmek zorunda olduğum ve kara kara “Sigma 10-20mm mi alsam yoksa Nikon 10.5mm balıkgözü mü” diye düşünürken Sigma 10-20mm’de karar kılmış olmakla ne kadar doğru bir karar verdiğimi şimdi çok daha net görüyorum. Ayrıca bu gün ikisinden birisini tercih etmek zorunda kalsam yine Sigma’yı tercih ederdim.. Onunla yapılabilecek şeyler daha genişken bu lensin kullanım alanı nispeten sınırlı. Bir diğer deyişle Sigma 10-20mm benim için bir olmazsa olmaz iken Nikon 10.5 bir anlamda lüks…
Her neyse.
Bu gün bir şey acayip kafamı kurcaladı. Bu lenslerden birisi 10mm, diğeri ise 10.5mm, bunu biliyoruz. Ayrıca bunu da biliyoruz: bir lensin odak uzaklığı arttıkça gördüğü alan miktarı daralır. Dolayısıyla teorik olarak, Sigma’nın 10mm’de 10.5mm olan Nikon lensin gördüğünden daha geniş bir alanı görmesini beklemek gerekir.
Koskoca internette aynı yerin Sigma 10-20 ile ve Nikon 10.5 ile çekilmiş fotoğrafını bulamadım, sinir oldum. Üşenmedim yanıma bir üçayak alıp evin önüne indim. Fotoğraf makinesinin yerini hiç değiştirmeden bir Sigma 10-20mm ile, bir de Nikon 10.5mm ile çekim yaptım.
Bu Sigma lens ile olan:
Bu da Nikon lens ile:
Görüş açılarındaki muazzam fark ortada. Elbette görüş açısı deyince bir lensin sadece bir görüş açısından değil, düşey, yatay ve köşegen (diagonal) olmak üzere üç tip görüş açısından bahsedilebiliriz:
Lens ve içerisinde kullanılan optikler “dikdörtgen” olmadığı halde bizim açılarından bahsettiğimiz görüntünün daire ya da kare değil de dikdörtgen olmasının sebebi aslında doğrudan makinenin sensörünün -ya da kullanılan filmin- geometrisi ile ilgili. Dolayısıyla bir lensin görüş açısından bahsederken onun odak uzaklığı ile olduğu kadar o lensin takılı olduğu makinenin görüntü saklama işlevini yerine getiren medyasının boyutları ile de ilgilenmemiz gerekiyor. Hatta biraz düşününce görüş açısı ile odak uzaklığı arasında “ters”, sensör/film boyutu ile “doğru” bir orantı olduğu sonucuna varmak da mümkün.
Yukarıdaki şekle bir daha şöyle alıcı gözle bakacak olursanız (sensör boyutunu ve lensin odak uzaklığını bildiğimiz durumlarda) herhangi bir lensin bize sağlayacağı görüş açısını bulmanın aslında çok basit bir trigonometri problemi olduğunu görebilirsiniz. Hatta formülü de şöyle olur (lensin odak uzaklığı f, seçtiğimiz sensör uzunluğu d ise):
![]() |
Yukarıda makineden çıkıp görüntünün köşelerine giden herhangi iki doğrunun arasındaki açıyı yukarıdaki bağıntı ile bulmak mümkün. Formülün yukarıdaki hali ile sonuç radyan cinsinden olacağından yaklaşık açı değerini bulmak için şu şekilde genişletebiliriz:
![]() |
Bu durumda uzun kenar (x) ve kısa kenar (y) uzunluğunu bildiğimiz bir sensöre sahip olan makinemize taktığımız f odak uzaklığına sahip bir lensin bize sağlayacağı diagonal görüş açısını da şöyle hesaplayabiliriz:
![]() |
Benim D300‘üm üzerindeki sensörün kısa kenarı 15.8mm, uzun kenarı ise 23.6mm. Bu durumda Sigma 10-20mm lensimin odak uzaklığı 10mm’de iken bana sağlayacağı diagonal görüş açısı şu şekilde bulunabilir:
![]() |
Bu hesabın da sonucu 109.6 derece çıkıyor.
Odak uzaklığının 10.5mm olduğu koşulda ise bu hesabın sonucu 107 derece çıkıyor (yani görüş açısı azıcık da olsa daralıyor).
Fakat Nikon sitesinde 10.5mm’lik balıkgözü lensinin diagonal görüş açısının 180 derece olduğu ile övünüyor, 107 nerede 180 nerede (yalan da söylemiyorlar, gerçekten öyle).
Zira yukarıda lise fiziğinden optik, lise matematiğinden de trigonometri ile yapılabilecek basit hesaplar ancak düz projeksiyon oluşturan, yani görüntüyü eğip bükmeyen lensler için geçerli olabilir. Bütün gün “nasıl olur da Nikon 10.5mm odak uzaklığı ile Sigma’nın 10mm odak uzaklığına sahip lensinden daha geniş bir alanı görebilir” diye sorup durdum. Duymam gereken şey şuymuş: “Meren, Sigma lens rectilinear (düz çizgilerle, diktörtgensel) görüntü oluştururken Nikon lens hemispherical (eğri, küresel) görüntü oluşturuyor, bak biraz düşün bunun üzerine rahatlayacaksın“.
..
Sonuçta balıkgözü lenslerin görüş açısı da hesaplanabilir elbette. Ama hemispherical projeksiyonlar oluşturdukları için işin içine küre kapağı formülleri filan girer ki böyle atraksiyonlar bu yaşta hiç çekilmez.
Bunları anladığım zaman geceleri daha rahat uyuyorum. Günün birinde başka birilerinin kafasına takılır da uykuları kaçarsa burada hazır bilgi olsun diye yazayım dedim.. Bu arada balıkgözü lenslerin ilk olarak meteorolojik amaçlarla kullanılmak için geliştirdiğini biliyor muydunuz? Öyleymiş. Başınız göğe ermiştir umarım.
Tags: 10mm f/2.8









August 8th, 2009 at 06:10
:)
nerdtasticsin.
August 8th, 2009 at 09:34
Öyleyim di mi :)
August 8th, 2009 at 09:49
oncelikle gule gule kullaniniz yeni lensinizi. super olmus. keyifli resimler bizi bekliyor sanirim. yazi da ayri bir leziz olmus. sonra fish eye lensin daha fazla alan gorebilmesinin sebebini anlamanizin bu kadar uzun surmesini anlamadim. risk’de neden bu kadar kolay yenildiginizi sanirim daha bir iyi idrak ettim. iyi yaptim.
August 8th, 2009 at 09:57
Çok kolay gibi görünüyor, fakat optikten biraz anlayan kişi için o kadar da kolay değil öyle “haa. e tabi” demek :) Optikten, lens teknolojisinden filan çok iyi anlayanlar ile hiç anlamayanlar olayı hemen çözüyor, olan biraz anlayan ve kendi kendine sorduğu sorulara cevap veremeyenlere oluyor.
August 8th, 2009 at 10:48
Vay, Nikon 10.5 nin Sigma 10mm’den daha genis bi alani gorecegini hic dusunmemistim, cok ilgincmis. Sigma 10-20mm ile mutsuz bir birliktelik yasayip daha uc hafta once yollarini ayirmis birisi olarak senin bu genis acili fotolarin ve self-portraitlerin insani dindan imandan cikartir tekrar bi genis aci aldirir adama, deklanjorune saglik :)
August 8th, 2009 at 11:30
Nazım, nasıl oldu da Sigma 10-20 ile mutsuz bir birlikteliğiniz oldu merak ettim açıkçası :) Ben herkese tavsiye ediyorum kolay ve rahat diye, belki de yanlış yapıyorum :)
August 8th, 2009 at 11:58
Ya benden kaynaklaniyor olabilir, belki o kadar genis aci bana fazla geldi. Ama acisi bir yana, tonal olarak aldigim sonuclardan hic tatmin olamadim, renkleri istedigim duzeye getirmek icin devamli fotograf uzerinde oynama yapmak zorunda kaliyordum ki o zaman bile sonuclar soyle boyle idi. Tam zoom lenslerle olan birlikteligimin de sonuna geldigi devrelerdi zaten, bir iki prime lens kullaninca sigma iyice gozden dustu, Nikon 20mm f2.8 i aldiktan sonra sigma raflardaki kalici yerini aldi. St.Louis e tasinirken de ben bu abiyi bosuna oraya tasimayayim diyip sattim. Bir daha alirsam Nikon 10.5 kesinlikle, ki almayi cidden dusunuyorum bir ara, balik gozunun hastasiyim. Yine de kimse bana bakmasin, Sigma 10-20 alaninda cok iyi bir lens, o ayarda bi zoom istiyen icin kesin tavsiye edilir.
Genis acilar senin de bahsettigin gibi amatorler icin tavsiye edilcek seyler degil, ben kendi adima fotografciligima faydadan cok zarar verdigi farkettim. Bir fisheye lens ile ilginc bir fotograf cikarmak oldukca kolay aslinda, ilginc bir obje bul yakinina yanas ve cek, lensin kendisi zaten cok ilginc bir perspektif sagliyor. Ama anlik bir ilginclikten ote bir derinligi olmayan fotolar cekiyordum. Fotografik derinlik arayisina girdim biraz ve daha sinirlayici lensler kullanmaya basladim, lensin sagladigi perspektif siradan olsun, o siradanligi karenin icindekilerle kir kirabilirsen. Fotograf cekim prosesini de yavaslat ki fotograf uzerine, aci, focal uzaklik vs. dusunmeye zamanin olsun. Simdi uc prime lens kullaniyorum 20, 50, 105 mm, hic biri de ozel bir efekt saglamiyor, gayet sirandan. Gercekten de faydasini gordum bu yaklasimin, lens bir sey sunmayinca, lensin gordugune daha cok fokus olmaya basladim. Simdi cok derinlikli fotolar cekiyorum diyemem ama eskiye gore bi adim ilerdeler gibi, daha da ileriye goturmeye calismaya devam.
August 8th, 2009 at 14:55
Süper bir lens ile değiştirmişsin ama. Geniş açı sayfasını tamamen kapattım sanmıştım ben :)
Ben de bu arada Sigma’yı 10mm haricinde herhangi bir odak uzaklığı ile kullandığımı hiç hatırlamıyorum. Ciddi bir şey çalışırken ben de prime kullanıyorum (öyle ki lens prime olmasa da ona prime muamelesi yapıyorum farkında olmadan).
Zoom lenslere sahip olmak başta çok anlamlı gibi gelse de iki önemli dezavantajları var bence: birincisi fotoğrafçının lensi gerçek anlamda tanımasını geciktiriyorlar, ikincisi de nispeten karmaşık teknolojileri ile çoğunlukla insanı “fiyat”, “performans” ve “kalite”den yalnızca iki tanesini seçmek zorunda bırakıyorlar. Oysa 50mm bir prime lens en ucuz zoom lensin yarı fiyatına edinilebilirken en kaliteli zoom lens kalitesinde ve keskinliğinde sonuçlar veriyor. Ama dediğin gibi, ekipmanın kalitesi, fotoğrafın keskin, renklerin gerçekçi olması filan ikinci planda kalan şeyler. Bu işte ciddi ise insan ilk önce yapmak istediği şeyin ortaya çıkabilmesi için ekipman menşeli ayrıntıları hayatından çıkarması lazım. Prime lensler bu açıdan da çok leziz tercihler bence de.
August 8th, 2009 at 16:38
yazıdan anladıgım şu; bazı objektiflerin neden balık gözü diye ayrıca belirtildigini çok güzel ve teknik bir şekilde açıklıyor.
her gördügümüz sakallı adamı dedemiz zannetmedigimiz gibi her ‘çok’ geniş açı lens balık gözü değil demek.(yavaş yavaş anlıyorum galiba.. :) )
(bu arada blogunuzu ilgiyle takipteyim)
August 8th, 2009 at 16:45
Açıkçası yazının ne açıkladığını ben bu kadar kısa ve öz ifade edemezdim sanırım. Evet, haklısınız, çok güzel anlamışsınız :) Teşekkür ederim.
August 8th, 2009 at 22:10
Başımız göğe erdi! Güle güle kullanın. Teyakkuzdayız.
August 9th, 2009 at 03:53
Ben de canon Canon EF 15mm f/2.8 Fisheye kullandım bir süre. Satın almadan önce deneme sürüşü oldu aslında benimkisi. Full frame makina ile etkisi şahane. Ancak daha küçük sensörlü makinalarda güzel bir geniş açı etkisi veriyor. Bir dezavantajı avantaj haline getirmek gibi bi\\\’şi bu da :)
August 9th, 2009 at 05:40
Önce sadece “okudum bitti :-p” yazacaktım. Sonra tabii ki, orada yetinemedim. Lise matematiği dediğin şeyle ilişkin üzerinden uzun uzun laflar hazırladım, sonra onları yazmaya kıyamadım falan derken baktım ki yazamıyorum. Bu yüzden ani bir kararla, matematik konusuna girmeden:
* Geçen balkonda uzun uzun Mark II ile oynadım ama sen gene bir şey alıp beni kıskandırabildin. Hayatta bu kadar az para harcayıp, bu kadar kıskançlık yaratabilen bir insan olman şaşırtıcı, daha şaşırtıcı olansa galiba benim sana hala şaşırabiliyor olmam… Neyse. (O Mark II misafirliğe gelmemiş, bize yerleşmiş olsaydı gerçi ben bu blogu bile okumayı bırakırdım, bırak kıskanmayı… Yok yok… Ya da… eeeh…)
* Amanda’ya Miyazaki’yi sevdiğini söyletene kadar, Japonya’dan bildiğiniz başka bir şey olmadığı için beynini yediniz değil mi kızcağızın? (Nea Japonya mı? Miyazaki? Sushi? Vasabi, vasabi… Miyazaki? Mononoke diye ağzına sıçtınız kızın itiraf edin…)
* Deformasyon yaratan balıkgözü kullanma hevesi bende Ez3kiel’in Naphtaline DVD’siyle birlikte hastalığa dönüşmüştü. O DVDRom’u (albümün shockwave ile hazırlanmış kendine has bir arayüzü var, ki… Kelimeler kifayetsiz. Gerçekten üzerine sayfalarca yazılabilir, ki aslında yazmak lazım lan! Neyse…) mutlaka izle! Tamamı balık gözüyle çekilmiş bir iki video vardı, youtube’da denk gelemedim ama şunlarla azıcık iştah açayım. Bu arada bunu izleyen bunu da izledi köşesinde Morcheeba çıkması fikir verir herhalde :)
– http://www.youtube.com/watch?v=VR_S2gQ-Mro
– http://www.youtube.com/watch?v=RkF3Qm5pzCc (bu… yani… mhhh…. kamera ve fotoğraf makinasının düşünce tarzlarını içiçe geçirerek, kafaları karıştıran, heriflerin niye bu kadar keyifli olduğunu beş dakikada anlatan bir şey benim açımdan. biriniz kameraman, biriniz fotoğrafçı olmuşken bu sizi güzel güzel kafalardan çarpıştırsın mesela)
August 9th, 2009 at 13:21
1) Ben demiştim o lensin camı dışbükey diye fiziksel hesaplamaları farklı oluyordur diye. Ama “Sen ne anlarsın kadın, elinin hamuruylan, gonuşma leynnn” gibi seksist tepkilere maruz kaldım :)
2) Löker, evet Amanda’nın beynini aynen o şekilde yedik ehehe :) Fakat kendi adıma ben bir de Meiko Kaji diye muhteşem bir şarkıcı ablamızı biliyordum. Dün Amanda’ya Japonya ile ilgili bilmediği bir şeyi öğrettim. Bu arada Meren de wabi-sabi kartını henüz açmadı.
3) Nazım, ben de iğrenç bir tamron makromsu (ama tam da makro olmayan) bir lens ile bir süre inatla cebelleşip sonra Meren’in 50 mm prime lensini kullanınca cennete giden otobüse binmiş gibi hissetmiştim kendimi.
August 9th, 2009 at 14:46
Yazı çok güzeldi, keyifle okudum, her şey o kadar lezizdi ki yazacak bir şey bulamadım, durumun bu olduğunu bil istedim ondan öyle yazdım. Allam yareppim yaa (merak edenler için bahsedilen yazı bu, Löker efendi altına “okudum bitti” yazınca bozulmuş da :p)
Bağlantısını verdiğin iki videoyu da çok sevdim bu arada (diğerlerini de izleyeceğim, önce yanıt yazayım dedim).
Zaten Ez3kiel’in hastasıyım tam anlamı ile. Sen tanıştırmıştın hatırlarsan (hatta bana verdiğin konser kaydını izlerken yapılan müziği “löker’in müzikte kaldırılabilir kalite eşiği sabiti“nin çok üzerinde bulmuş, senin bu adamları sevmene çok şaşırmış hatta bu şaşkınlıkla şarkıları filan yarım yamalak dinleyip tüm konseri özümsemek için bir kaç kez izlemek zorunda kalmıştım (ne günlerdi :p)).
Düygüğ:
Her lensin ön camı dışbükey gadın, delirtmeadamığ! (klavyenin arkasına geçince hayvana dönüşen koca, kabalığından ötürü peşinen özür diler).
August 10th, 2009 at 12:50
tüm bu ugrastıklarınla aslında neyı anlamak ıstıyorsun hıc kendıne sordunmu???:=)
August 11th, 2009 at 02:03
Bir süredir geniş açı bakınan biri olarak kafama ilk takılan sorulardan birini cevaplamışsın. Hayır bu konuda hemen ulaşılabilcek kaynakta yok. Kaynaklara ulaşmak için hemispherical ve rectilinear gibi 2 sihirli kelimeyi bilmek lazım galiba. Neymiş, tekrar edelim, 1 tanesi hemispherical diğeri rectilinear…:))
balık gözü beni korkutuyor açıkçası, ben 17mm de bile kadraja giren ayrıntıları temizleyemezken 180 derecelik bir balık gözü ile bunu hiç yapamam herhalde. Şimdilik erken. Sigma 10-20 bir arkadaşımdan alıp sık sık kullanıyorum, sevemedim kendisini. Kenarlarda fazla eğilme oluyor birde chromatic aberration’ı gözle görülür ölçüde fazla geliyor bana. Tokina 11-16 , araştırmalarımın neticesinde tokinanın en iyi geniş açı olduğu fikrine kapıldım. Doğru yanlış, tecrübe edince göreceğiz.
August 11th, 2009 at 06:59
:) hayırlı olsun, güle güle kullanınız… :)
August 11th, 2009 at 18:46
merenim, ciger parem. sen bu kadar anlattigina gore kesin iyi bir seydir. hele o kadar pahali bir seyse mutlaka cok cok alicilari da vardir. ama bana bu balik gozu fotograflar ‘ne bicim, bokum gibi’ gorunuyor. Etrafta gordugum hic bir seyi balik gozu gormedigim icin, bu lensle cekilmis kareleri de hic bir seye benzetemiyorum. Evet tek kareye kocaman bir alani hapsedebiliyorsun bu pahali seylerle ama cikan goruntu oraya benzemiyor gibi geliyor bana. Sec birisini deselerdi sigma lensle cektigini secerdim sirf bu nedenden. Dedigim gibi, cok uzagim bu lens teknolojilerine ama bence deneysel cekimler disinda ‘disbukey camli lens’ (meraba yenge) kullanmamak lazim sanirsam ;-) sizi seven baris.
August 11th, 2009 at 21:57
Barış’cığım, bakalım bu lense uygun bir fotoğraf projesi bulabilecek miyim (öyle ki projeyi bitirip yayınladığımda bu lensin aslında o kadar da fena olmadığına ikna ol) :) Aile boyu öpüyoruz.
August 11th, 2009 at 22:01
kültür mantarı:
Benim Nikon ve Sigma dışında hiç bir lens markasına güvenememek gibi saçma bir huyum var, fakat Tokina’nın o lensi Sigma’nın 10-20′sinden gerçekten daha iyi olabilir. Aslında denediğinde bulduklarını paylaşman ne güzel olurdu.
Umut Pehlivanov:
Çok teşekkürler Umut :)
August 12th, 2009 at 03:33
ben de azicik Baris Ozyurt gibi dusunuyorum, genelde balik gozu adina uygun kullanildi mi bir seye benziyormus gibi geliyor, ornek:
http://www.aquakonsept.com/Denizden03.html
August 12th, 2009 at 14:37
tekrar merhaba bilim insanı meren,
lisede kabusum olan hesaplamaları burada görünce bunun kötü bir şaka olmasını diledim :) neyse ben anlamasam da merak edip anlayanlar için güzel bir yazı olmuş.
okumayıp fotolarla farkı anlamak yolunu seçtim pişman değilim. (ikinci fotoda kendimi tutamayıp wohahey gibi anlamsız bir ünlemle nikon 10.5 mm önünde saygıyla eğildim – adamlar yapmış beee!)
güle güle kullan, bu lensle çekeceklerini merakla bekliyorum.
elif
August 13th, 2009 at 00:36
Benim Nikon ve Sigma dışında hiç bir lens markasına güvenememek gibi saçma bir huyum varHer markanın iyi olduğu bazı lensler mevcut bence Tokina 11-16, Tamron 17-50 gibi.
August 18th, 2009 at 01:38
bunu anladım.
peki bisiklette 27 inç cantlar nasıl oluyor da 28 inç cantlardan geniş oluyor?
August 24th, 2009 at 06:17
Hayırlı olsun, karşılaştırmalı fotoğraflar iyi olmuş. Darısı başıma :)
August 27th, 2009 at 20:30
Merhabalar,
Formüldeki f, odak uzaklığı, bir lensin odak uzaklığı ne demekse o demek.
Sanırım sizin yazdığınız f=∞ ifadesindeki f, formüldeki focal length’in f’si değil, focus’un f’si (bir de odak uzaklığının diyafram çapına oranı olan f var, karıştırılmayacak gibi de değil). Bu arada buna ben daha önce hiç rastlamadım. Belki dikkatimden kaçmıştır.
Neden sizin bahsettiğiniz f’nin focus’un f’si olduğunu düşünüyorum? Çünkü odak uzaklığı hiç bir lenste ∞ olamaz. Neden? Çünkü hem hayal edebileceğimiz gibi hem de formülün bize söylediği gibi odak uzaklığı ∞ olduğunda lensin görüş açısı 0 derece olur (çünkü tamsayı/∞ 0′a, arctan 0 da 0′a eşittir) -ve formül kendisini böylece aklar- :)
Tahminime göre f=∞ ifadesi netlenen objenin sonsuzda olduğunu işaret ediyor. Bildiğim kadarıyla bir lensin görüş açısı, onun hangi uzaklıktaki objeyi netlediğine göre değişmez. Dolayısıyla,
1. Bu ifadenin ortaya çıkmasının ardında yatan neden standart ölçütler ile ilgili bir kaygıdan ileri geliyor olabilir.
2. Netlenen objenin uzaklığı -merceklerin dizilimi ya da kullanılan teknolojiye bağlı olarak- bazı lenslerde görüş açısını değiştiriyor olabilir.
Aklıma da başka bir şey gelmiyor açıkçası. Enteresan bir soru, teşekkür ederim. Aklımın bir köşesinde duracak fakat siz benden önce yanıt bulursanız bana da haber verin lütfen :)
Selamlar.
August 28th, 2009 at 06:01
iyi günler Arkadaslar,Dostlar…BURAYI Yeni kesfettim,YAZILARINIZI YORUMLARINIZI okudum,BAYAGI bir hos…Müsadenizle benim de bir sorum OLACAKTI.Fotograf MAKiNALARINA merak SALDIM,yeni,yeni…Oldukca tecrübesizim,sizlerden (bilgilerinizden-tecrübelerinizden) YARARLANMAK istiyorum…Kendime bir kamera ALDIM,Markasi:OLYMPUS DIGITALKAMERA E-410 ve YANINA bir de lens ALDIM SIGMA DC 55-200mm 1:4-5,6. dedigim gibi malesef tecrübesizim,ama yinede en güzel fotograflari cekmek istiyorum ;-)
Bana YARDIMCI olursaniz cok ama cook memnun KALIRIM…Önerilerinize,tekliflerinize ACIGIM.Kameram fazla toz tutmadan degerlendirmek ,kullanmak istiyorum…
August 29th, 2009 at 01:36
Merhabalar,
Odak uzaklığı “bu lens 50mm.”, “şu lens 105mm” denirken söylenen 50mm, 105mm uzaklıkları. Değer olarak lensin üzerinde yazan odak uzaklığı bilgisi neyse onu kullanıyorsunuz yani (tabi yukarıdaki formül lensin tam rectilinear projeksiyonu olduğu koşulda tam sonuç verir, hemispherical projeksiyona sebep veren herhangi bir element bu formülün bulduğu görüş açısını yaklaşık sonuç haline getiriyor).
Formüllerin tamamına wikipedia’nın optik ile ilgili maddeleri okunarak ulaşılabiliyor. Bu konuda wikipedia’yı takip etmek terimlerin ve tanımlarının standartlarını öğrenmek için de çok faydalı.
Mesela şuradan başlayabilirsiniz doğrudan:
http://en.wikipedia.org/wiki/Focal_length
Hayır, hiç bir kalın kenarlı mercek tam olarak f=∞ değerine ulaşmanızı sağlamaz. Bunu bildiğiniz, hiç bir eğimi olmayan bir cam yapar. O camın projeksiyonunun görüş açısından bahsetmek de mümkün olmaz zaten (çünkü ışık ışınlarını eğmediği için projeksiyonu olmaz). f = 0 ise merceğin üzerinde toplanan tüm ışığı kendi içerisindeki bir noktaya odaklayacak kadar eğimli olması anlamına gelir (bu merceğin fiziksel görünümünü hayal etme işini size bırakıyorum).
Elbette teorik olarak her şey mümkün. Düşünürseniz teorik olarak mermer bir heykelin size el sallaması da mümkün, fakat bunu olasılığından konuşmaya bile değer bulmuyoruz değil mi? :)
Selamlar.
August 29th, 2009 at 11:17
…
Şu yazı ve altındaki yorumlar boyunca f’yi fokus kabul eden tek kişi sizken, sürekli odak uzaklığı olarak kullanan kişi ise ben iken, f’yi benim fokus olarak kabul ettiğimi düşünüp bana fokusun neden sonsuzda da olabileceğini -şekil filan da çizerek- anlatmaya yeltenmiş olmanız, şuradaki bilgi kirliği ve vakit kaybı karşısında kederlenmeme sebep oldu.
Ne dediğimi doğru düzgün okumak yerine, benim bir merceğin sonsuzdaki bir cisme odaklayamayacağını iddia etmek gibi bir gerzeklik yapacağımı varsaymayı tercih etmiş olmanız, doğrusunu anlatmak için benim size gönderdiğim Wikipedia sayfasının sağındaki imajı -sanki benim onu görmemiş olma ihtimalim varmış gibi- çizmiş olmanız açıkçası bana “ya ben lan neyse bişey demiyorum” dedirtti…
Rica ediyorum artık bir şey yazmayın.
September 1st, 2009 at 07:10
Yazıyı okudum ama yorumları okumadım, uğraşamam. İlk fotoyu çok beğendim. Gerçi biraz fazla “kitabına göre” galiba. Top doğru yerde, açı düzgün, her şey düzgün. Neyse… benim asıl derdim seni uyarmak. Okumuşsundur, Hawking “Evrenin Kısa Tarihi” midir nedir o ünlü kitabının önsözünde yayıncısının ona “kitaba koyacağın her formül satışları yarısına düşürür” demiş, yani matematik formülleri kitapların yarı-ömrünü belirliyor (buydu değil mi, “yarı ömür”, Kimya çok gerilerde kaldı) ama o dayanamamış, yine de E=mc2′yi koymuş vs. Kitap ve blog yazarken aklında bulunsun derim.
September 1st, 2009 at 11:52
Hahah
Öldüm.
Blog yazılarını boş ver de, bir kitap yazacak olursam filan zaten gönderirim sana “bir göz atsana şuna” diye. Formül filan diyorsun şimdi ama başka kimbilir neler vardır.
November 25th, 2009 at 18:30
Bunun yeri burası mı bilemedim ama şu siteyi çok seviyorum lens incelemeleri konusunda, http://www.photozone.de/Reviews/overview
açıklamalar doyurucu olduğu kadar örnek fotoğraflar da fikir edinmek açısından yararlı.
March 2nd, 2010 at 18:36
BU harika bi bilgi oldu. teşekkürler =) Lakin canım 10.5 çekti :(