Düğün Fotoğrafçılığı

28/09/2009, 02:15

Geçenlerde New Orleans’ın tanınan düğün fotoğrafçılarından Scott Myers benimle bağlantıya geçip bir takım kurma hazırlığı yaptığını, katılmayı düşünüp düşünmeyeceğimi sordu. Ne zamandır istediğim ekipmanları alabilmek için fotoğraftan para kazanmak gibi düşünceler dolaşıyordu aklımda, bu yüzden “eh, neden olmasın” dedim.

Çok ileri görüşlü ve zeki bir adam olduğunu gördüğüm Scott ile bu mevzu üzerine konuşmak için buluştuğumuzda aklından geçenin şu şekilde özetlenebilecek bir şey olduğunu anladım:

Bir sürü düğün fotoğrafçısı var, basma kalıp fotoğraflar çekiyorlar. Ben de uzun süredir bu işi yapan birisi olarak yaratıcılığımı yitirmeye başladım. Farklı alanlarda başarılı olan fotoğrafçılardan oluşan bir ekip kurup düğünlere bu şekilde gitmeyi düşünüyorum.

Hazır hissedene kadar onun çekim için gittiği düğünlere misafir olup bu düğün hadisesinin nasıl bir şey olduğunu öğrenecek, istersem fotoğraf çekip deneyim kazanacak ve ekipman eksiklerimi görecektim. İlkine dün gittim. Hemen gözlemlerimi aktarayım:

  • Düğün fotoğrafçılığı hiç de kolay ve keyifli bir şey değil. Zaten düğün denen hadise kolay ve keyifli bir şey değil, bir stres konservesi. Fotoğrafçı da bundan payını alıyor elbette. Daha önce gönüllü olarak fotoğrafladığım ve ardından bir photo-essay’e dönüştürdüğüm düğünde hiç bu şekilde hissetmemiştim. Fakat bir düğünü profesyonel şekilde fotoğraflamanız için insanlar size binlerce dolar veriyorsa, işler gerçekten çok değişiyor.
  • Önce ekipman sahibi oluyorsunuz, sonra düğün fotoğrafçısı, tersi değil. Açıkçası ben saf saf tersinin de olabileceğini düşünüyordum. Ama “önce düğün fotoğrafçılığı yapmaya başlayayım, kazandığım para ile ekipman alırım” diye bir şey yokmuş, onu gördüm. Adam gibi bir yatırım yapmadan bu işe girişip bu gerçeğe sağlam bir rezaletin ardından vakıf olmak da pekalâ bir yöntem olabilirdi tabi :)
  • Düğüne gidip fotoğraf çekmek belki de işin en kolay kısmı. Çünkü düğünden aylar öncesinde başlayan istişareler var. Örneğin Scott’ın bir yıl sonrası için tarihi netleşmiş olan işleri var. Öncelikle “kesin para” olarak görülebilecek bu rezerve tarihler, bu durumun bir yan etkisi olarak görülebilecek “0 özgürlük” durumunu satın alabilir mi, gerçekten tartışılır (benim için hiç de tartışılır değil aslında). Ayrıca düğünden önceki iletişimin üstüne düğünden sonra o fotoğrafların düzenlenmesi, DVD’dir, online galeridir uğraşılması hiç azımsanacak bir iş değil. Çünkü her hafta uğraşılacak 7-8 fotoğraftan değil, 700-800 fotoğraftan bahsediyoruz. Bir de sizin için sıradanlaşmış bu işlerin her birinin gelin ve damat için ne kadar özel olduğunu ve bunun beraberinde getirdiği kaprisleri düşünün. Hatta kaynanalar ve kayınpederlerin, sağdıçların ve misafirlerin kaprislerini düşünün.

Düğün fotoğrafçılığı işi yatırım gerektiren, tam zamanlı bir iş. En azından bu işi gerçekten layığı ile yapmak isteyenler için. “Layığı ile yapmak” çok geniş bir çerçeve tabi, fakat ne kastettiğimi anlamak isterseniz işini layığı ile yaptığını düşündüğüm Scott’ın portfolyosuna bir bakabilirsiniz.

Düğün fotoğrafçılığı için tam, değişmez bir ekipman listesi yapmak elbette saçma olur. Fakat Nikon kullanan bir fotoğrafçı için şöyle bir yatırım yerinde bir başlangıç olabilir bence:

  • İki adet mono ışık, bu ışıklar için ayaklar, şemsiyeler, radyo vericiler, grid’ler, elektrik kaynağı olmadığı durumda yararlanmak üzere iki adet pil (~4000 dolar).
  • Bir adet Nikon D700, bir adet Nikon D300 gövde, iki adet DB-10 (~4500 dolar).
  • Nikon 24-70 f/2.8 lens (~1800 dolar)
  • Nikkor 70-200 f/2.8 VR lens (~2000 dolar)
  • İki adet SB-900 flash (~1000 dolar)
  • Bunları ve geriye kalan tüm ıvır zıvırı oradan oraya taşımak için sağlam bir çanta (çanta derken ekipmanı taşımak için özel çantalardan bahsediyorum, 500 dolar bir şey olsa iş görür).

Böyle bakınca 14000-15000 dolarlık bir ekipman yatırımından bahsediyoruz. Yüzlerce fotoğrafı işlemek için gereken bilgisayar, vergi numarası, şirket olma süreci, web sitesi, avukat masrafları, yayın anlaşmaları, telif anlaşmaları hazırlanması gibi külfet ve ekstralardan bahsetmiyorum bile. Onlar için de ikinci etapta bir 10000 doları gözden çıkarmak abartılı olmaz sanırım. Rakamlar gözünüzde büyümesin, bu bir iş kurmak gibi. Eğer biraz fotoğrafa yetenekli iseniz bir yıl içerisinde ayda bir-iki düğün fotoğraflayan birine dönüşmeniz, hem fotoğrafa hem de iş adamlığına yetenekli iseniz ayda 5-6 düğün fotoğraflayan birisine dönüşmeniz işten bile değil. Bir düğünden 2000-2500 dolar kazanabileceğinizi düşünürsek bunun nasıl bir iş modeli sunduğu aşikar. Bu kadar paranız yoksa ne yaparsınız? Alırsınız 40000 dolarlık bir banka kredisi, girişirsiniz bu işe (30000 dolar ekipman vs., 10000 dolar da “akmasa da damlıyor” noktasına gelene kadar açlıktan ölmemek için). Her şey yolunda giderse 3-4 yıl içerisinde borcunuzun tamamını kapatmış olursunuz.

Fakat yolculuğunuz boyunca bir zamanlar sizin kendinizi ifade etmek için kullandığınız, sanatsal güdülerinizi gerçeklediğiniz ya da hobi olarak icra ettiğiniz bir şey olan fotoğrafın, tamamen sentetik, hiç bir keyif vermeyen, basmakalıp bir tam zamanlı işe dönüşüşüne tanık olabilirsiniz. Çünkü artık işin şakası kalmayacak.

Bunu stüdyo fotoğrafçıları için de söyleyebiliriz belki. Bunu French Quarter’da turistlere caz çalan, genç yaşlarında müziğin insanın yüzüne yerleştirdiği eşsiz tebessümü kaybetmiş olan müzisyenler için de söyleyebiliriz belki. Ya da orada burada insanların kara kalem portrelerini çizen ex-ressamlar için de. Bana kalırsa Scott sırf kendisine dışarıdan bakıp bunu görebildiği için bile saygın bir fotoğrafçı.

Scott, gelin, damat ve ailesi birbirlerine ve sevdiklerine düğünde neler olup bittiğini anlatabilsinler, yıllar sonra dönüp bakabilsinler diye 1500′den fazla fotoğraf çekti. Benim için ise bu evlilik şundan ibaretti ve ebediyen öyle kalacak:

Gelin bir heyecan ile kiliseye girdi.

Olan bitene tüm davetliler şahitti.

İşler yolunda gitti, herkes “evet” dedi.

Gelin, az önce rahibin huzurunda bekârlığı ile değiş tokuş ettiği beyefendiyle beraber kiliseyi terk etti.

Scott bu evlilik hikayelerin “kaçırılmaması gereken” anlarını bir düğün fotoğrafçısı olarak belgelerken, benim görevim, eğer tabi yapabileceğimi hisseder ve kabul edersem, her bir hikaye içerisindeki kendine özgü detayları bulup ortaya çıkarmak ve bu sayede bir fark yaratmak.

Neler olacağını ilerde göreceğiz (yarın bir gün çıkıp “ben düğün fotoğrafçısı olmaya karar verdim, kikirt” derim diye korkmuyor da değilim).


“Düğün Fotoğrafçılığı” için 27 yorum yapılmış.

  1. Mert Dikmen

    Su adam da ilginc isler cikariyor.

  2. UfukCRY

    Neden olmasın, işini iyi yaptıktan sonra -ki senden güzel fotoğrafsal hikayeler çıkacağına eminim.
    Başarılar …

  3. Volkan Uygun

    Kolay bir iş değil ! Evet, en başta insanların bu çok özel bir olarak düşündükleri bir zaman üzerine çalışmak gerçekten yorucu ve özen isteyen bir durum. Bu güne kadar yaptığım yaklaşık 6-7 çekim tecrübeme dayanarak bunu söyleyebiliyorum. Sadece düğün günü onlarla 10 saate yakın birlikte ve ayakta olmanız gerekiyor, öncesi ve sonrası yapılacak çalışmalar hariç. Türkiye\’de yeni yeni evlenecek çiftlerin bu özel çekimleri düşünmesi yaygınlaşıyor. Bu işi yapan, yapmak isteyenlerde çoğalıyor. Farklı olmak, bunu iyi bir teknik donanım ve görsel yetenekle sunmak ilerisi için referans olacaktır. Çekimlerden örnekleri şu an malesef gösteremiyorum. Kısmetse yeni yılda. :)
    Senin fotoğrafa olan ilgin bu işi de yapacağını söylüyor bana. Şimdiden başarılar. Türkiye\’ye gelecek çiftlere burada hizmet verebilirim :)

  4. Emrah Özesen

    Ekipmanı alması, fotoğrafları çekmesi, edit, büdüt, şirket kurmak bunların hepsi bi şekilde oluyor da…o iş alma kısmı yok mu…

  5. Haluk Enacar

    4. fotoğraf.

    Bir “düğünün”, tek bir kare ile en güzel özeti.

    Düğünün başrolünde gelin vardır. Düğün boyunca her an, her aksiyon, her karar işte o fotoğraftaki gibi ona odaklanır. Gerisi flu olsa da olur.

    Gelin olsam onu büyütür, çerçeveletir ve evimin başköşesine koyardım.

    Her zamanki gibi bir solukta okudum. Paylaşım için teşekkürler.

  6. Kayhanoviç

    Bizim burada bu işi yapmak daha basit olsa gerek:) Eş, dost, akraba düğünlerinde görüyoruz. Adam eline alıyor makinayı çat, çat, çat. Kapının girişine asıyor. tanesi 5 lira. Ahada benim bildiğim Düğün Fotoğrafcılığı.

  7. Düygü

    O son fotoğraftaki derinlik, ve bu dört fotoğrafın Japonca bir minimalistlikle anlattığı öykü bana zat-ı alilerinizin ne kadar yetenekli bir insan olduğunu söylüyor bir kez daha mösyö, tebrik ederim.

  8. Sina

    Bak sennn.
    Bir bu eksikti adamım! :) Önüne geçer engel olurum çektirmem :P

    Açıkçası karelerini begendim. İlk aşama için aslında bildik ama eminim gelin ve damat için sıra dışı kadrajlar – pan ve geniş teknikler olacak. Ve sen bu konuya eğildikçe daha iyi şeyler çıkarırsın, eminim…

    Ama tarzın kesinlikle bir ton çanta dolusu ekipman ile teknik harikalar yaratmak olmasın zaten yapmasın da biliyorum. O yuzden ekipman eksikliği bence dezavantaj değil senin tarzın olabilir eheh :))

    Cmtesi bir düğün çektim. eve geldim baktım 1500 kare var. Ve aralardan seçki oluşturmaya kalktım sabah 110 tane fotoğraf var. Şu an bakıyorum listeye napsam etsem de azaltsam bunu diye. Bundan önceki düğün ise çok kısır geçmişti. 500 fotoğraf içinden 30 kare zor çıkmıştı. Yani düğünden düğüne, mekana, geline damada kadar hakikaten çok fark ediyor ve bunu yaşadıkça daha iyi idrak ediyorum.

    Benim yanımda sadece kuru bir reflektör var.
    50mm 1,4
    135mm f2 lensleri benim zor ışık şartlarında işimi görüyor. Zaten çoğu kişi de arka planın delice soyutlanıyor olmasını çok seviyor. Benim de tarzımı yansıtıyor…

    Hikayeyi fotoğraflarken düğün öncesi katalog tarzı birşey cekmek için küçük mizansenler yaratmaya çalıştıkça şunu farkediyorum bir de; karşımdakilr sonuçta profesyonel değil ve o an sadece guzel anılarının kalmasını istiyorlar. Ben bu konuda çok politik davranıyorum. Şöyle ki;

    Mizanseni anlatıyorum. Yapılacak şeyleri söylüyorum. Önce (asistanım) çekecek diyorum. Onlara yardım ediyorum duruş bakış vs… Sonra tamamdır deyip asistanıma bırakıyorum ve uzaklşıyorum. Asistanım da çekmiyor ve bi sn bi sn deyip; oyalıyor gelinle damadı. O sırada gelin ile damat çok stresli değillerse kendi aralrında şakalaşıp eğlenmeye başlıyorlar, ve ben o sırada biraz uzaktan onları fotoğraflıyorum. Sonra geliyorum ve bu sefer mizanseni fotoğraflıyorum. Karşılaştırma yaptığımda yüzde vermek çok doğru olmasa da %60-70 doğal karelerin daha fazla samimi ve düğün fotoğrafı böyle olmalı yahu diyorum ve onları seçmeye özen gösteriyorum.

    Epey yazdım. Yoruldum…

    Ben şu 110 fotografa geri döneyim en iyisi…

    :))

  9. Fatih Sert

    Selamlar

    Düğün fotoğrafçılığı yapmış biri olarak açıklamak isterimki işin zorluk ve kolaylık kıstası gelin ve damadın nedenli bu fotoları istediğidir eğer onlar uyumluysa tek sorun ekipmandır ki bence liste biraz daha sadeleştirilebilir dış çekimler de 85 mm ve 135 mm lensler le çok ii sonuçlar alabilirsin fakat ülkede düğün fotoları için ayrılan bütçe bütün düğün alışverişleri yapıldıktan sonra yapıldığı için fiyat konusunda sıkıntı yaşayabilirsin yinede denemekte fayda vardır diye düşünüyorum bol şans…

  10. A. Murat Eren

    Yorumlar için teşekkürler (Ufuk ve Haluk iltifat etmişler, böyle cesaret veriyorsunuz bana işi gücü bıraktıracaksınız ;)).

    Max Wanger süper adammış.

    Emrah, şu anda iş alma aşamasında isen bol şans diliyorum. Belki de Google aramaları ile buraya gelecek kişileri Türkiye’deki alternatif düğün fotoğrafçılarından haberdar etmek için bir liste hazırlayabilirim. Bağlantı vermekten çekinmeyiniz ;)

    Kayhanoviç, tek alternatifin o olmadığına eminim. Öte yandan aslına bakarsan sen söyledikten sonra ben de bu işlerin büyük kısmının o tip bir iş modeli üzerinden yürüdüğünü hayal meyal hatırladım.

    Sina, bu işi ciddi ciddi yapmaya niyetim yok vallahi. Dediğin gibi belki de ekipman eksikliği benim avantajım olacak (öyle olsa iyi olur çünkü zaten kapanacak gibi değil) :p Sana çekim / çekim sonrası işlerde kolay gelsin. Bitirince haber ver de görelim neler çıktığını.

    Fatih, o üç noktayı sonda harcayacağına aralara serpiştirseydin keşke (smiley). Şans dilekleri için teşekkür ederim. Belli ki Türkiye’de olup düğün fotoğrafçılığı işine girişmeye niyetli olsaymışım şansa gerçekten ihtiyacım olacakmış. Bu vesileyle bu işle meşgul olanlara kolay gelsin diyeyim.

    Selamlar.

  11. Aziz Saltık

    Çok güzel fotoğraflar. Özellikle ikinci kare ile üçüncü arasında ciddi bir depar olması gerek :) Fotoğraftan (hakkını vererek) ekmek yiyebilmek çok zor ama sizin bu işi yapabileceğinizden şüphem yok. Bu işten para kazanıp parayı ekipmana yatırmak sanırım herkesin hayali ama gerçekleşmesi çok zor. Mesela ben şimdi tutup gövde değiştirmeye kalksam bunun bana maliyeti 5-7K Dolar, gövde parası, housing parası, port parası vesaire. Sırf bu nedendendir ki Kaş’ta kaplumbağa kovalarken taşa çaktığım dome portumu değiştiremiyorum tüm geniş açı fotoğraflarımın ortasında trademark gibi çizikler var.

    Başarılar ve Selamlar.

    Aziz

  12. A. Murat Eren

    Aslında sizin gibi spesifik alanlarda fotoğraf çeken insanların ekipman sıkıntılarını aşmak için değerlendirebileceği ekstra bir takım fırsatlar olduğunu düşünüyorum. Örneğin bir PayPal butonu koysanız, bir “eksik ekipmanlarım” listesi hazırlasanız belki de bir gün birisi çıkıp “bunca şey öğrendiğim kişiye yardım edeyim, daha iyilerini çeksin” diyecek :) Daha önce çalışan örneklerine rastladım. Çok başarılı bir günlüğünüz var bence, denemeye değer.

    Siz bağlantı vermemişsiniz fakat ben not düşeyim hemen potansiyel okuyucularınız için. Aziz Saltık’ın http://azizsaltik.com/ adresindeki web sayfasının altında “Sualtı Seyir Defteri” isimli bir günlüğü var: http://azizsaltik.com/blog/.

    Selamlar.

  13. Aziz Saltık

    Teşekkür ederim, Onlar sizin iyi düşünceleriniz ama birilerinin (bu işten anlayan birilerinin) beğenmesi önemli tabii. Elimdekileri daha iyi kullanıp yatırımı seyahate yapmaya karar verdim. Küresel ısınma resifleri tarumar etmeden görmem ve fotoğraflamam gereken çok tür ve yer var :) PayPal butonunu düşünmeye değer sanırım, belki bastırmayı planadığım küçük kitap için işe yarayabilir. Çok selamlar.

    Aziz Saltık

  14. kültür mantarı

    Benzer bir deneyimi hafta sonu bende yaşadım. bir arkadaşımın nikahı öncesi ve sonrasında fotoğraflar çektim. tabi ki bu eylemin şakası boldu. yani iş değildi. o yüzden bende keyif aldım, onlarda aldı. 40d+sigma 17-70 ikilisi ile 500 kare falan çektim. Ama daha onları toparlayıp bir dvd yapamadım. Raw çektiğim için olduğu gibide veremiyorum. Tek tek açmam lazım. Uygun bir zamanda yapmam lazım.

    Dediğinde çok haklısın ekipman olmadan ve tek başına bu iş çok zor. Mutlaka 2 kişi mümkünse 3 kişi olmak lazım. Çünkü düğün ortamında çok fazla insan oluyor ve her an her yerden güzel kareler çıkabiliyor. Ben geçen hafta sonu kendimce şöyle bir planlama yapmıştım.

    1. kişi 50mm ile portre çalışacak
    2. kişi geniş açı ile genel çekimler yapacak.
    3. kişi 200 mm üzeri bir lens ile detay çalışacak.

    nikah anında ve takı sırasında istanbul daki nikah salonlarında fotoğtaf çekemiyorsunuz. (cep telefonlarıyla bile). hemen bir mafyatik tipli (ama elinde nikon d300 olan) iri bir arkadaş gelip o makinayı kapatırmısınız diyor. Ben bildiğim için makinamı salonda hiç çıkarmadım. Geçen yıl şişli evlendirme dairesinde kimseyi takmamış ve bir sürü fotoğraf çekmiştim de sonra zoom lenslerle ve nikon bodylerle bir temiz sopa yemekten son anda kurtulmuştum. O yüzden artık akıllandım :) Elinde nikon olan adamdan uzak duracaksın ..:) Benim için şartlı reflesk olmuşsun diyenler var ama kulak asmıyorum..

    kareler çok güzel.. ben 3 numarayı beğendim

  15. FeRHaD

    Keşke Türkiye’de de o işler böyle olsa. :)

    Birkaç fotoğrafı çektirdikten sonra bile onları iyice eleyip birkaçı ile işi bitirmek istiyorlar. Bu işe çoğu pek önem vermediği için ancak birkaç poz çekip gelinle damadın arkasında farklı arkaplanlarla birkaç farklı fotoğraf çoğaltılıp bu işler bitiyor burada.
    Bahsettiğiniz türde ise çektirecek ancak kültür seviyesi yüksek insanların olduğu ortamlarda olur.

    Geçen burada bir fabrikatörün oğlunun düğünü vardı, video çekimi bile el kamerası ile yapılmış, açıkta yapılması planlanan düğün yağmur nedeniyle kahvede yapılmış, fotoğrafçı falan da kimse tutulmamış; anlayın durumun ehemmiyetini. :)

    Böyle olunca da fotoğrafçı da zamanla aşınıp yeteneklerini kaybediyor, çünkü çalışacak bir objesi yok, obje olsa da paraya kıymaya niyeti yok.

    Sonuç gelinle damat fotoğraflar çektirir, çekilenler elenir geri birkaç fotoğraf bırakılır. Bir tanesi büyük boy yapılır, diğerleri orta boy vs. albümlenir. Düğünde de dakı esnasında fotoğraflar çekilir, çekilen fotoğraf 5 TL’ye çekilen davetlilere satılır. Onlar da gelip indirim için kıvranır durur. Ya da çok güzel çıkmışım der fiyatını sorar; 5 TL. dersin pahalı gelir. Böyle fotoğrafa böyle para dersin mal mal bakar. :D Eskiden bir de baskı düğün salonundan ayrı yerde yapılırdı, bir dilm dolunca alır koşar fotoğrafları basar yine koşar getirirdik salona. :) Teknoloji sayesinde kablosuz ağ ile çekildiği an basıyoruz salonda fotoğrafları da koşturmaya bari gerek kalmıyor. :)

  16. FeRHaD

    Ha bir de yukarıdaki fotoğrafları bizim gelin damatlara göstersek bunlar bulanık çıkmış der bastırmazlar. :D

  17. zmrs

    nikahını istanbul da, düğününü izmir de yapmış biri olarak biraz deneyimim var. tabi çevremdeki insanların düğün fot.larından dolayıda bi görgüm var.
    nikah salonlarında ihaleyle alıyorlar çekim işini. sonra şipşak çekiyorlar. daha kötüsü kendilerinden başkasının çekmesine izin vermiyorlar. ruhsuz, monoton, patlamış ışıklar, detaysız gelinlikler …
    ben nikah öncesinde ki çekimlerimi arkadaşıma yaptırdım. gelin odasında da çekimlere devam etti. odaya giren şipşakçı bu duruma bozuldu ancak kendilerinin böyle bir hizmeti yoktu. görevi olan çekimleri becerememesi de ayrı bir konu.

    düğüne gelince; düğün mekanının fot.çısı sadece 34 kare çekmiş. bunlarıda cd de teslim etti. oysa albüm diye konuşulmuştu. düğünden sonra konuştuğumuzda dış mekanda çekim yapmadığımız için albüm veremeyeceğini söyledi. ben düğünden aylar öncesinde mekanla anlaştım. arkadaşım çekim yapacak dedim. kabul ediyoruz dediler. fakat düğün sırasında fot.çı yanıma gelip, \\"pasta kesiminde pek çekilecek bişey olmaz zaten şuana kadar da bişey olmadı çekilecek, arkadaşınız çeksin\\" demez mi?
    uzun lafın kısası; bu adamlar sevdikleri işi yapmayan ve dolayısı ile işlerini iyi yapamayan tipler.
    her mekanın sabit fot.çısı olması mantığı artık bitmeli veya en azından kendi fot.çısı olana engel olmamalılar.
    fot.dan anlamayan mekan sahiplerine bu anlatılmalı bir şekilde. ama nasıl? bilmiyorum.

  18. custo

    Scott’un teklifini mutlaka değerlendirmelisin. Ancak kesinlikle Türkiye’de değil Amerika’da devam etmelisin.

    Fotoğraflarından bu iş kıvırabileceğin anlaşılıyor.

    Alet edevat listesini de o kadar gözünde büyütme üstelik..

    Önemli olan bu kıvraklığa sahip olabilmektir.

    Ben Amerikalı bir düğün fotoğrafçısının yanında bir süre çalışmayı hep istemişimdir.

    Ama bunu yapmak için gerekli bağlantıları gerek dil problemi gerekse de başka nedenlerle kuramamışımdır.

    1995′ten beri bunun için Türkiye’de uğraşıp duruyorum.

    Ne yazık ki yukarıda bahse geçen mafya kılıklılardan dolayı bir türlü gerektiği şekilde işimi yapamadım.

    Bir de tabii ki en büyük problem ülkemizde fotoğraf kültürü meselesinin olmayışı..
    Bu konuda (düğün fotoğrafçılığı) hazırladığım bir kitap yaklaşık 8 aydır çalışma masamda basılmayı bekliyor…

    En önemli mesele şudur: Türkiye’de herkes Beymen’den giyinmeyi, fakat Mahmutpaşa fiyatını ödemek ister…

    Selamlar

  19. A. Murat Eren

    Eğer kitabınızın en azından bir kısmını Internet’ten yayınlamayı düşünürseniz tanıtım, duyuru için elimden geleni yapmak isterim. Aklınızda bulunsun.

    Bununla beraber Türkiye’deki düğün fotoğrafçılığı anlayışının değişmesi zaman ve enerji isteyen bir süreç belli ki. Fakat -hiç bir şeyin olmadığı gibi- imkânsız değil bence.

    Belki yeni nesil bir şeyler yapar bu konuda, kendi mafyalarını kurarlar ;)

  20. Armağan Aygençer

    Alelade gün içerisinde rastladığım bir bloğun bu derece kendime yakın duygular hissederk okuyacağımı itiraf etmeliyim ki hiç beklemiyordum.Tüm başlıklarınızın altında emin olun “hah” , “hakikatten” “yuh bu kadar mı olur?” demekten gerçekten çok büyük bir haz duydum.Naçizane kendi halinde fotoğraf ve türevleriyle uğraşmakta olan naçiz bir adam olarak bu düğün fotorafçılığı işinde asistanlık işleri yaptıktan sonra ilk gerçek deneyimimi haftasonu yasayacağım,
    Lakin sevgili büyüklerim dediğim birkaç isim vermekte isterim.
    İlk başlarda mevzu bahis adı geçen Scott Beyin adaşı Scott Kellby
    ardındanda bu sefer Scott Kellby’ninde takibe şayan gördüğü David Ziserin blogunu itinayla öneririm.
    Yazının ve diğerleri için tekrardan teşekkürleri borç bilirim.
    Sevgiler

  21. Çağdaş Sözer

    Düğün fotoğrafçılığı gerçekten zor zanaat.. Işığın az olduğu ortamlarda “anı yakalama” meselesi beni her zaman germiştir ki para alarak bu işi yapan düğün fotografçısını düşünmek bile istemiyorum. Böyle fotoğrafçıların bloglarını takip etmeyi gerçekten çok seviyorum, bir tavsiye de benden:

    http://www.laurencekimblog.com/index.php

    Amca harika biri.. Elinden geldiğince de tekniklerini ve yorumlarını bizim gibi amatörlere paylaşmakta pek bir sakınca görmüyor. Tavsiye edile!

  22. A. Murat Eren

    Merhaba Çağdaş,

    Aslına bakarsan şu ana kadar Scott ile beraber gittiğim düğünlerin her birinde ışık, en kolay çözülen problemimiz idi.. Tabi Scott işini iyi yapan, ışıktan anlayan bir düğün fotoğrafçısı olduğu için öyle sanırım :) Işıkları zekice yerleştirmek 15-20 dakika sürüyor, sonra bir daha bir şeylerin yerini değiştirmen pek gerekmiyor. Radyo vericiler ile bir ışık problemin kalmıyor, gerektiğinde ışık şiddetini istediğin gibi makine üzerinden değiştirebiliyorsun.

    Rastgele iki örnek:

    Loş iç mekan: http://clients.scottmyersphotography.com/Weddings/Claire-and-Adam/Portraits/9828639_Qz4bp#672938359_tLvsf

    Bildiğin karanlık: http://clients.scottmyersphotography.com/Weddings/Jessyca-and-Casey/Portraits/10046041_U9FWR#688451906_NELk3

    Ben de bu işi biraz daha iyi öğrendiğimi hissettiğimde ışık mevzusunda arada bir bir şeyler yazmayı düşünüyorum :) Fakat ışıklandırma konusunda gerçekten yetkin bir adres istiyorsan orası, tartışmasız, burası:

    http://www.strobist.blogspot.com/

    Strobist’i sadece Google Reader üzerinden takip edenlerin sayısı 21.000. Laurence amcanın da takip ettiğine eminim ;) Sağ taraftaki arşivlere ve ödev arşivlerine bakmayı ihmal etme.

    Burası da fena değil: http://www.flashflavor.com/

    Selamlar.

  23. Çağdaş Sözer

    :) Verdiğin bilgiler/siteler ilaç gibi geldi. Tabi bunları uygulamak için komponentlerin de ona göre olması gerekiyor, Amerikadan bi kaç parça getirirsin artık :P

    Blogunu severek okumaya devam ediyorum, sevgiler, saygılar..

  24. Riggs

    Bu isin dunyada sayilan isimlerinden biri; Jeff Ascough un Canon icin yaptigi su videoyu izlemeni/zi tavsiye ederim.
    http://tinyurl.com/m6h3sv

    Roportaj stilinde dugun fotograflamak bir suredir Turkiye’de de trend haline geldi ki bence de en guzel yolu bu, lakin su kalibrede isler cikaran birine Turkiye’de rastlamadim. Yok var oyle birileri deniyorsa, islerini gormek isterim belki ben rastlamamisimdir. Bunun yaninda, yine bu iste adi gecen adamlardan birinin yazmis oldugu bir e-bookda ; Vintage tonlamanin son derece kotu bir tercih oldugundan bahsediliyordu. Acikcasi vintage tonlari seven ve kendi fotograflarimda da ( hayir, dugun cekimlerimde degil ) zaman zaman tercih eden biri olarak “niye ki?” dedim ve fakat dugun soz konusu oldugunda imajlarin 20 yil da guncelligini yitirmemesi, sonra ciftin veya cocuklarinin tekrar acip baktiginda imjlari komik bulmamasi adina vintage/retro tonlamanin manasiz olduguna ikna oldum. Nasil anne babalarimizin eski fotogfalarinda o gunun modasi asiri bir Vignette kullaniliyor, low opacity imajlar ghost effektle blend ediliyorsa ve bu duzenleme du an komik gorunuyorsa- guncel degilse, agir Lomo efekt yedirilmis Dugun fotograflari da aynen bu sekilde degerlendirilecek. En guzeli, dogalligi bozmayan renkli tonlamalar ve siyah beyaz kullanmak gibi geliyor bana yoksa suphen mi var?

  25. nikah şekeri

    “Bir düğünden geriye elimizde ne kalıyor” sorusuna verilecek tek cevap var herhalde..O da düğün fotoğraflarımız..Kesinlikle bu işi profesyonel ellere teslim etmekte fayda var..Yazı ve tavsiyeler için çok teşekkürler..

  26. hulya

    Emegine, kalemine saglik..Son derece keyifli kareler.. Gulumseten, dusunduren.. Espri anlayisin, anlatimin.. Her sey cok ama cok keyifli site içerisinde.. Fotograflar benim çizgime cok yakin.. Food and drink ve close up eğitimleri aldim.. Detay seviyorum ve dogallik..  Bunlari görebilmek beni mutlu etti.. basarilarinin devamini dilerim. Custo’da cok güzel soylemis ve de cok doğru.. 

  27. düğün şekeri

    Çok güzel fotoğraflar. Özellikle ikinci kare ile üçüncü arasında ciddi bir depar olması gerek :) Fotoğraftan (hakkını vererek) ekmek yiyebilmek çok zor ama sizin bu işi yapabileceğinizden şüphem yok. Bu işten para kazanıp parayı ekipmana yatırmak sanırım herkesin hayali ama gerçekleşmesi çok zor. Mesela ben şimdi tutup gövde değiştirmeye kalksam bunun bana maliyeti 5-7K Dolar, gövde parası, housing parası, port parası vesaire. Sırf bu nedendendir ki Kaş’ta kaplumbağa kovalarken taşa çaktığım dome portumu değiştiremiyorum tüm geniş açı fotoğraflarımın ortasında trademark gibi çizikler var.
    Başarılar ve Selamlar.
     
    http://Www.hayallerdukkani.com

Bir yorum bırakın, şanınız yürüsün